Türk Anesteziyoloji ve Reanimasyon Derneği Dergisi Temmuz - Ağustos 2008

 Temmuz - Ağustos 2008

    

Türk Anest Rean Der Dergisi 2008; 36(4):213-221
Multiple Skleroz ve Anestezi

Şennur Uzun, Oğuzhan Arun, Altan Şahin, Ülkü Aypar
Hacettepe Üniversitesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, Ankara

 
ÖZET
 

Multipl skleroz (MS) özellikle 30-40 yaşlarında kadınları etkileyen santral sinir sisteminin kronik demiyelinizan bir hastalığıdır. Hastalık, pek çok organ sistemini etkileyebilir ve bu sistemlerde yetmezlik oluşturması durumunda hastaya verilecek anesteziyi de etkiler. MS hakkında anımsanması gereken en önemli nokta, çok çeşitli semptomlarının olması ve semptomlarının ağırlığının değişik derecelerde görülebilmesidir. Bütün anestezik teknikler hastalık semptomlarının alevlenmesi ile ilişkili olsa da, genel anestezi ve düşük konsantrasyonda lokal anestezikle uygulanacak epidural anestezinin, spinal anesteziden daha güvenli olabileceği bildirilmektedir.

Hastalar, MS semptomlarının cerrahi ve anestezi sonrası alevlenebileceği konusunda bilgilendirilmeli ve uygulanacak anestezi tekniğinin olası yararları, riskleri ve komplikasyonları anlatılmalıdır. Preoperatif ve postoperatif nörolojik ve solunum sisteminin değerlendirilmesinin yapılıp bulguların kaydedilmesi, anestezi ve cerrahinin MS üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi açısından önemlidir. Hastaların kullandığı farmakolojik tedavi incelenmeli ve gerekli ise replasman tedavileri yapılmalıdır. Hastaların vücut ısıları sürekli monitorize edilmeli ve hipertermiden kaçınılmalıdır. Bu derlemede, multipl sklerozun etiyolojisi, ilerlemesi ve anestezik açıdan dikkat edilmesi gereken konular anlatılmaya çalışılmıştır.

Anahtar kelimeler: Multipl Skleroz, anestezi

 

Türk Anest Rean Der Dergisi 2008; 36(4):222-229
Düşük ve Yüksek Akımlı Desfluran Anestezisinin Hemodinami ve Anestezik Gaz Tüketimi Üzerine Etkilerinin Karşılaştırılması

Gamze Çukdar, Işıl Özkoçak Turan, Hilal Ayoğlu, Volkan Hancı, Serhan Yurtlu, Yetkin Özer
Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, Zonguldak, *Kocaeli Özel Konak Hastanesi, Kocaeli

 
ÖZET
 

Çalışmada, düşük ve yüksek taze gaz akımları ile uygulanan desfluran anestezisinin hemodinami ve desfluran tüketimi üzerine etkileri araştırıldı.

Etik Kurul onayı alındıktan sonra, çalışmaya, ASA I-II risk grubundaki 60 olgu alındı. Tüm olgularda anestezi indüksiyonundan sonra, anestezi uygulaması, ilk 10 dk. taze gaz akımı 4,4 L dk-1 ve % 4-6 desfluran ile sürdürüldü. Randomize olarak iki gruba ayrıldıktan sonra taze gaz akımı Grup N’de 4,4 L dk-1, Grup D’de ise 10. dk.’dan sonra 1 L dk-1’ya indirildi. Kalp atım hızı (KAH), ortalama arteriyel basınç (OAB), periferik O2 satürasyonu (SpO2), inspiratuvar desfluran (FiDes), ekspiratuvar desfluran (ETDes), inspiratuvar O2 (FiO2), inspiratuvar CO2 (FiCO2), ekspiratuvar O2 (ETO2), inspiratuvar N2O (FiN2O), ekspiratuvar N2O (ETN2O), soluk sonu karbondioksit (ETCO2) konsantrasyonları ve hava yolu plato basıncı (Pplato) değerleri entübasyon sonrası 0., 2., 5., 7., 10. dk.’larda ve sonrasında 5’er dk. arayla ve 60. dk.’dan sonra 15 dk. arayla kaydedildi. Ayrıca fentanil, desfluran, N2O ve O2’nin toplam tüketim miktarları da kaydedildi.

KAH, OAB, FiDes, ETDes, ETCO2, Pplato değerleri ve fentanil tüketimi açısından gruplar arasında fark yoktu. Grup D’de O2, N2O ve desfluran tüketiminin Grup N’ye göre daha düşük olduğu saptandı (p<0.05). Grup N’de saatlik desfluran tüketimi 78 mL h-1, Grup D’de ise 26 mL h-1 idi. Grup D’de saatlik desfluran tüketimindeki azalma % 67 oranındaydı.

Sonuç olarak, desfluranın, düşük akımlı anestezide yeterli anestezi derinliği, hemodinamik stabilite ve güvenli solunum parametrelerini sağlayabileceği kanısına varıldı. Bu kanı yanında, desfluran ile yapılan düşük akımlı anestezi uygulamasının, yüksek akımlı uygulamaya göre anestezik gazların tüketim miktarlarını azaltarak anestezi maliyetini de düşüreceği değerlendirildi.

Anahtar kelimeler: Düşük akım anestezi, desfluran, anestezik gazların tüketimi, maliyet

 

Türk Anest Rean Der Dergisi 2008; 36(4):230-237
İki Farklı Taze Gaz Akımı İçinde Sevofluranın Anestezisi Maliyeti, Karaciğer ve Böbrek Fonksiyonlarına Etkisi

Recep Aksu, Elvan Tercan, Kudret Doğru, Cihangir Biçer, Adem Boyacı
Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, Kayseri

 
ÖZET
 

Amaç: Volatil anesteziklerden sevofluran ile anestezi uygulanan olgularda, taze gaz akımının 6 L dk-1’dan 3 L dk-1’ya düşürülmesi ile maliyete ve bu akım oranlarında karaciğer ve böbrek fonksiyonlarına etkisinin araştırılması.

Gereç ve Yöntem: Çalışma, orta süreli elektif cerrahi uygulanan, 18-50 yaş arası 90 olguda gerçekleştirildi. Anestezide yarı-kapalı solunum devresi kullanıldı. Olgular rasgele randomize edilerek 2 gruba ayrıldı. Olgulara ilk 5 dk.’da 6 L dk-1 taze gaz akımı (2 L dk-1 O2 + 4 L dk-1 N2O) içinde %1-2 konsantrasyonda sevofluran ile anestezi uygulamasına başlandıktan sonra, Grup I olgularda (n=45) 3 L dk-1 (1 L dk-1 O2 + 2 L dk-1 N2O); Grup II olgularda (n=45) 6 L dk-1 (2 L dk-1 O2 + 4 L dk-1 N2O) taze gaz akımı içinde %1-2 konsantrasyonda sevofluran inhalasyonu ile anestezi uygulaması sürdürüldü. Ameliyat sırasında her 15 dk.’da bir kalp atım hızı (KAH), sistolik kan basıncı (SKB), diyastolik kan basıncı (DKB), periferik oksijen satürasyonu (SpO2), end-tidal karbondioksit (ETCO2), end-tidal sevofluran (ETsevo) kaydedildi. Arteryel kan gazı için arteriyel kan ve kan üre azotu (BUN), kreatinin, aspartat amino transferaz (AST), alanin amino transferaz (ALT), gama glutamil transferaz (GGT) ve total bilirubin için ise venöz kan örnekleri alındı. Her olgunun sevofluran tüketimi hesaplandı ve kaydedildi.

Bulgular: Olguların KAH, SKB, DKB, SpO2, EtCO2, ETSEVO, arteryel kan gazı SaO2, PO2, PCO2, pH ve serum AST, ALT, GGT, BUN, total bilirübin, kreatinin düzeylerinde gruplar arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı değildi (p>0.05). Sevofluran tüketimi ise grup II olgularda istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha fazla idi (p<0.05).

Sonuç: Yarı kapalı anestezi sisteminde taze gaz akımının 3 L dk-1’ya düşürülmesi ile sevofluran tüketiminde % 51 oranında azalma sağlanırken karaciğer ve böbrek fonksiyonlarında değişiklik olmadığı saptanmıştır.

Anahtar kelimeler: Farklı akımlı anestezi, karaciğer, yarı kapalı sistem, sevofluran

 

Türk Anest Rean Der Dergisi 2008; 36(4):238-243
Elektrokonvülsif Tedaviye Yönelik Anestezi Uygulamalarımızın Geriye Dönük Olarak Değerlendirilmesi

Zekine Begeç, Ahmet Köroğlu, Ender Gedik, Aytaç Yücel, Hüseyin İlksen Toprak, Rıfat Karlıdağ*, M. Özcan Ersoy
İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon  ve Psikiyatri* Anabilim Dalları, Malatya

 
ÖZET
 

Amaç: Elektrokonvülsif tedavi (EKT); bazı psikiyatrik hastalıkların tedavisinde elektriksel uyarı yoluyla konvülsiyon oluşturmaya dayanan bir yöntemdir. Geriye dönük olarak yapılan bu çalışmada; kliniğimizde EKT uygulanan hastalarda kullanılan anestezik ajanlar, konvülsiyon ve derlenme süreleri, hemodinamik değişiklikler ve oluşan komplikasyonların değerlendirilmesi amaçlandı.

Gereç ve Yöntem: Ekim 2002-Nisan 2007 tarihleri arasında kliniğimizde yapılan 460 EKT uygulamasının anestezi kayıtları geriye dönük olarak incelendi. Olgular uygulanan anestezi yöntemine göre deksmedetomidin (1 µg kg-1 sa-1, 10 dk.) premedikasyonu sonrası 1 mg kg-1 propofol (Grup 1); premedikasyon yapılmaksızın 1,2 mg kg-1 propofol (Grup 2); 1,5 mg kg-1 propofol (Grup 3); % 7 sevofluran (Grup 4) ile indüksiyon uygulananlar olarak gruplandırıldı.

Bulgular: Ortalama motor konvülsiyon süresi, Grup 4’de 39.06±10.79 sn. olup, Grup 1 ve 3’ten istatistiksel olarak anlamlı uzundu. Grup 3’te 29.78±7.85 sn. olup Grup 2’den anlamlı kısa idi (p<0.05). Sözel uyaranlara yanıt verme süresi Grup 3 ve 4’te Grup 1ve 2’ye göre uzundu (p<0.05).

Kalp atım hızı; Grup 1’de konvülsiyon sonrası 1. ve 10. dk.’da bazal değere göre düşüktü (p<0.05). Ortalama arteryel basınç Grup 1 ve 3’te konvülsiyon sonrası 10. dk.’da, Grup 4’te 1. ve 10. dk.’da düşüktü (p<0.05).

Sonuç: Sevofluran (% 7), 1,2-1,5 mg kg-1 dozda propofol veya propofol öncesi 1 µ kg-1 sa-1 (10 dk.) deksmedetomidin premedikasyonu uygulamalarının nöbet süresini kısaltmaksızın EKT’ye akut hemodinamik yanıtı önlediği saptandı. Ancak, deksmedetomidinin EKT’de kullanımını önermeden önce; güvenilirliği ve diğer ilaçlarla etkileşimini kapsayan ileri kontrollü çalışmalara gereksinim olduğu kanısına varıldı.

Anahtar kelimeler: Elektrokonvülsif tedavi, propofol, sevofluran, deksmedetomidin

 

Türk Anest Rean Der Dergisi 2008; 36(4):244-249
Topikal Nikotinat Katkılı Etofenamat Kullanılmasının Periferik Venöz Kanülasyon Başarısına Etkisi

Nebahat Gülcü, Kazım Karaaslan, Fahrettin Yılmaz*, Hasan Koçoğlu
Abant İzzet Baysal Üniversitesi Tıp Fakültesi, Anesteziyoloji ve Kulak Burun Boğaz* Anabilim Dalları, Bolu

 
ÖZET
 

Amaç: Periferik venöz kanülasyon, hospitalize olgularda sıklıkla uygulanan tıbbi işlemlerden biridir. Çalışmada, nikotinat katkılı etofenamatın (Thermo-Rheumon® Cream) pediyatrik olgularda venöz kanülasyon başarısı ve işlem ağrısı üzerindeki etkilerinin araştırılması amaçlandı.

Gereç ve Yöntem: Elektif adenoidektomi ve/veya tonsillektomi ameliyatı planlanan, yaşları 7-12 arasında değişen, ASA fiziksel durumu I-II, 60 olgu iki grup halinde çalışmaya alındı.

Etofenamat grubunda (n=30), topikal ajan (Thermo-Rheumon® Cream) non-dominant el sırtına uygulanıp, üzeri şeffaf örtü kapatıldıktan sonra 10 dk. beklendi. EMLA (eutectic mixture of local anesthetics) grubunda (n=30) ise girişim sahasına krem, işlemden 1 saat önce uygulanarak şeffaf örtü ile kapatıldı. Her iki grupta da venöz kanülasyon, 22 G kanül ile yapıldı. Kanülasyon zorluğu 4 dereceli bir skala ile işlem ağrısı, fasiyal ağrı skalasının (0-10 puan) yanı sıra, gözlemcinin davranışsal yanıtı değerlendirdiği 0-3 puan aralığında bir skala ile belirlendi.

Bulgular: Etofenamat grubunda ilk girişte kanülasyon başarısı EMLA grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı yüksek bulundu (p<0.05). Kaşıntı, eritem ve rahatsızlık hissi etofenamat grubunda daha yüksek idi (p<0.05). Hem fasiyal hem de davranışsal ağrı skorları, EMLA grubunda etofenamat grubuna kıyasla istatistiksel olarak anlamlı düzeyde düşük gözlendi (p<0.05).

Sonuç: Nikotinat katkılı etofenamatın, pediyatrik popülasyonda venöz kanülasyon başarısını önemli ölçüde artırdığı, ancak işlem ağrısının azaltılması üzerine etkisinin sınırlı olduğu kanısına varıldı.

Anahtar kelimeler: Etofenamat, nikotinat, topikal, venöz kanülasyon

 

Türk Anest Rean Der Dergisi 2008; 36(4):250-252
Malign Hipertermi Öyküsü Olan Çocuk Olguda Genel Anestezi Yönetimi

Arzu Gerçek, Selin Tural*, Deniz Konya, M. Memet Özek
Marmara Üniversitesi Nörolojik Bilimler Enstitüsü Beyin Cerrahisi Kliniği, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniği ve *Academik Hospital, Beyin Cerrahisi, İstanbul

 
ÖZET
 

Malign hipertermi, çizgili kasların volatil anestezikler ve depolarizan kas gevşetici ajanlarla karşılaştıklarında tetiklenen, yaşamsal tehlike arz eden, ender görülen bir genetik duyarlılık durumudur. Vücut sıcaklığında yükselme ile bulgu vermeye başlar ve acil tedavi edilmezse ölüme neden olur. Bu olgu sunumunda, malign hipertermi öyküsü olan ve ventriküloatriyal şant takılması nedeniyle genel anestezi uygulanacak olan 6 yaşındaki bir kız çocuğunda anestezi yönetimimiz anlatılmaktadır.

Anahtar kelimeler: Çocuk, genel anestezi, malign hipertermi, rokuronyum, remifentanil

 

Türk Anest Rean Der Dergisi 2008; 36(4):253-257
Trakeostomili Hastada Servikal Pleksus Bloğu ile Karotid Endarterektomi Uygulaması

Elif A. Akpek, Erdal Aslım, Yasin Alıc, Tankut Akay
Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji (EAA, YA) ve Kalp Damar Cerrahisi (EA, TA) Anabilim Dalları, Ankara

 
ÖZET
 

Kalıcı trakeostomili bir hastada servikal pleksus bloğu ile karotid endarterektomi (KEA) ameliyatı sunulmuştur. Bu olgu, trakeostomi varlığı nedeni ile söz konusu olan, anatomik işaret noktaların bulunması, hava yolunun korunması ile oksijen desteğinin sağlanması ve etkili klinik nörolojik değerlendirme yapılması için iletişim kurulabilmesi gibi olası güçlükler bakımından ele alınmıştır. Servikal blok uygulaması başarı ile gerçekleştirildi, hasta sakin ve koopere idi, ameliyat sorunsuz şekilde tamamlandı.

Anahtar kelimeler: Karotid endarterektomi, servikal pleksus bloğu, trakeostomi

 

Türk Anest Rean Der Dergisi 2008; 36(4):258-260
Faktör VII Eksikliği ve Anestezi

Uğur Göktaş, İsmail Katı, Murat Tekin, M. Bilal Çeğin, Melike Korkut
Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, Van

 
ÖZET
 

Konjenital faktör VII eksikliği olan olgularda, olası kanamayı engellemek amacıyla rekombinant faktör VII konsantresi verilerek sorunsuz ve güvenli bir şekilde anestezi uygulanabileceğini düşünmekteyiz.

Anahtar kelimeler: Faktör VII eksikliği, anestezi

 

Türk Anest Rean Der Dergisi 2008; 36(4):261-265
Kardiyak Kontüzyon

Seval İzdeş, Erdal Özcan, Serpil Taştan, Orhan Kanbak
Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniği, Ankara

 
ÖZET
 

Künt göğüs yaralanmasıyla oluşan kardiyak kontüzyon, klinik bulguların geç dönemde ortaya çıkması ve tanı konulmasındaki güçlükler nedeniyle yaşamı tehdit edebilen bir komplikasyondur. Bu makalede; künt göğüs yaralanmasından 12 saat sonra klinik tanısı konulan bir kardiyak kontüzyon olgusu sunulmaktadır. Yaklaşık 20 metreden düşen, 25 yaşında erkek hasta acil servise başvurmuş. Bilateral sekizinci ve dokuzuncu kostalarında kırık ve pnömotoraks olduğu belirlenen olguya çift taraflı göğüs tüpü yerleştirilmiş. Uyanık, entübe olmayan, vital bulguları stabil, ilk laboratuvar değerleri ile elektrokardiyografisi normal olan olgu, tedavi edilme ve izlenme için yoğun bakım ünitesine kabul edildi. Kazadan 12 saat sonra hemodinamisi bozuldu ve elektrokardiyografisinde sinüs taşikardisi, D2, D3, aVF’de ST segment depresyonu oluştu. Daha sonra troponin I seviyelerinin belirgin olarak yükseldiği belirlendi. Transtorasik ekokardiyografisinde kardiyak kontüzyonu işaret eden değişiklikler olduğu gözlendi. Bu olgu sunusunda, künt göğüs yaralanması olan olgularda sürekli monitorizasyonun önemi ve kardiyak kontüzyon tanısı tartışıldı.

Anahtar kelimeler: Künt göğüs yaralanması, kardiyak kontüzyon, tanı yöntemleri

 

Türk Anest Rean Der Dergisi 2008; 36(4):266-270
Peripartum Kardiyomiyopatisi Olan Bir Gebede Epidural Anestezi Uygulaması

Emine Aysu Şalvız, Başak Ceyda Orbey, Ali Abbas Yılmaz, Çiğdem Denker
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı, Ankara

 
ÖZET
 

Giriş: Peripartum kardiyomiyopati; gebeliğin son bir ayı ile postpartum ilk beş ay arasında görülebilen, nedeni bilinmeyen ve insidansı canlı doğumlarda 1/1.300 ile 1/15.000 arasında değişen ciddi bir ventriküler yetmezlik tablosudur. Göğüs ağrısı, dispne, ortopne ve pretibiyal ödem ile seyreder. Akciğer grafisinde kardiyomegali veya plevral effüzyon, elektrokardiyografide (EKG) de düzensiz atımlar gözlenebilir. Tanı, ekokardiyografide (EKO) pompa fonksiyonunda bozulmanın veya ejeksiyon fraksiyonunda (EF) azalmanın saptanmasıyla konur. Bu makalede, peripartum kardiyomiyopati gelişen ve acil sezaryen planlanan gebedeki sedasyon ve epidural anestezi uygulaması deneyimimizi sunuyoruz.

Olgu: Otuz dört yaşında hasta, nefes darlığı ve bacaklarda şişlik yakınmaları ile dış merkezde gebeliğinin 253. haftasında gestasyonel hipertansiyon (HT) tanısı almış. Ortopne gelişen ve kan basıncı 180/120 mmHg olan hastanın EKG’sinde sol dal bloğu ile birlikte anteroseptal ve inferiyor miyokard enfarktüsü saptanmış. Akciğer grafisinde de sağ bazalde plevral effüzyon gelişen hasta üniversitemize 255 haftalık gebe iken sevk edildi. EKO’sunda; EF % 40 ve sol atriyum ile ventrikül boyutu büyük olarak saptandı. Dilate kardiyomiyopati tanısı alan hastaya medikal tedavi planlandı ve acil doğum önerildi. Olguya ameliyathanede standart monitorizasyondan sonra 2 mg midazolam iv yapıldı, maske ile 6 L dk-1 O2 verildi. Sol radiyal arter ve sağ internal juguler ven kateterizasyonu uygulandıktan sonra L4-5 intervertebral aralık seviyesinden epidural kateter yerleştirildi. Kırk mg % 2’lik lidokain ile test yapıldı ve 25 mg % 0.25’lik bupivakain ile yeterli anestezi düzeyi (T4) sağlandı. Vital bulgular stabil seyretti. Cerrahi işlem 60 dakikada komplikasyonsuz tamamlandı. Postoperatif dönemde semptomları gerileyen olgu, 15. günde medikal tedavi ile taburcu edildi.

Sonuç: Epidural anestezi, peripartum dilate kardiyomiyopati tanısı alan ve sezaryen operasyonu planlanan hastalarda kullanılabilecek güvenilir bir yöntemdir.

Anahtar kelimeler: Peripartum kardiyomiyopati, anestezi, epidural, sezaryen, tedavi

2012

2011

2010

2009

2008

2007

2006

2005

2004

2003

Logos Tıp Yayıncılığı
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36
D.63-64 Gayrettepe 34349 Istanbul
 
Fax :
(212) 288 0541
(212) 288 5022
(212) 211 6185
  E-mail
logos@logos.com.tr
  Google Maps için tıklayın