Ana Sayfa ›› Dergiler ›› Çocuk Dergisi Aralık 2013 ›› Çocuk Dergisi Haziran 2010


Çocuk Dergisi Haziran 2010

http://www.cocukdergisi.org/
    

Çocuk Dergisi 10(2):62-68, 2010
doi:10.5222/j.child.2010.062
Çocuklarda Alerjik Rinit

Handan DUMAN *, Emine DİBEK MISIRLIOĞLU *, Tayfur GİNİŞ *, İlknur BOSTANCI **

ÖZET

Allerjik rinit en sık rastlanan allerjik hastalıktır. Prevalansı astım prevelansının 3 katıdır ve dünya çapında giderek artış göstermektedir. Tip 1 aracılıklı reaksiyon olup IgE bağımlı nazal mukozanın enflamasyonudur. Hayatı tehdit eden bir hastalık olmamasına rağmen hayat kalitesini düşürmekte, insanların iş ve okul başarılarını etkilemektedir. Doğrudan ve dolaylı olarak sağlık giderlerinde artışa yol açmaktadır. Bunun yanı sıra astımla birlikteliği sık olup zayıf astım kontrolüne ve artmış atak riskine yol açmaktadır. Tüm bu nedenlerden dolayı tanı ve tedavisi önem arz etmektedir. Bu yazıda güncel bilgiler eşliğinde allerjik rinit kliniği, patofizyolojisi, tanı ve tedavisi gözden geçirilmiştir.

Anahtar kelimeler: Alerjik rinit, çocuk, tanı, tedavi

Çocuk Dergisi 10(2):69-74, 2010
doi:10.5222/j.child.2010.069
Yenidoğan Ünitemizde İndirekt Hiperbilirubinemi Tanısı ile Yatırılan Term Yenidoğan Bebeklerin Değerlendirilmesi

Fatih BOLAT *, Sinan USLU **, Ali BÜLBÜL **, Serdar CÖMERT *, Emrah CAN *, Asiye NUHOĞLU ***

ÖZET

Çocuk Dergisi 10(2):75-81, 2010
doi:10.5222/j.child.2010.075
Okul Öncesi Çocuklarında İdrar Kaçırmanın Değerlendirilmesi

Mustafa ÖZÇETİN *, Nihat ULUOCAK **, Resul YILMAZ *, Doğan ATILGAN **, Fikret ERDEMİR **, Erhan KARAARSLAN *

ÖZET

Amaç: Çocuklarda üriner inkontinans organik ve fonksiyonel olarak sınıflandırılabilir. Sıkışma inkontinansı, tembel mesane ve disfonksiyonel işeme gibi fonksiyonel işeme bozukluklarının etiyolojisinde pek çok teori ileri sürülmüştür. Bununla birlikte fonksiyonel üriner inkontinansın etiyolojisi tam olarak anlaşılamamıştır. Tuvalet eğitimi ve yaşam biçiminin okul öncesi çocuklarında idrar kaçırma etiyolojisinde rol oynayabileceği düşünülebilir. Bu çalışmanın amacı 5-6 yaş grubu çocuklardaki işeme özelliklerinin değerlendirilmesidir.

Gereç ve Yöntem: Mayıs 2010 ve Ağustos 2010 tarihleri arasında yaşları 5 ile 6 arasında olan toplam 271 çocuk çalışmaya alındı. Etik Kurul onayı ile bilgilendirilmiş onam formu alındı. Çocuklar işeme bozuklukları semptom skoru formu ile değerlendirildiler. Sık idrar yolu infeksiyonu, vezikoüreteral reflü ve nörojen mesane öyküsü olan çocuklar çalışma dışı bırakıldı.

Bulgular: Üriner inkontinans 107 (39.5%) çocukta tespit edildi.. İdrar kaçırması olan ve olmayan çocukların ortalama yaşları sırası ile 5.81±0.39 yıl ve 5.88±0.33 yıl olarak tespit edildi (p=0.142). İdrar kaçırması olan çocuklar ile idrar kaçırması olmayan çocuklar arasında boy, vücut kitle indeksi (VKİ), anne ve baba yaşı ile anne sütü alma süresi açısından istatistiksel olarak anlamlı fark tespit edilmedi (p>0.05). İdrar kaçırması olan çocukların %64.5’inde (n=69) yaşam kalitesi olumsuz olarak etkilenmişti. Buna karşın idrar kaçırması olmayanların yalnızca % 15.2’sinde (n=25) hayat kalitesi etkilenmişti. Buna göre idrar kaçırma yakınması olan çocukların yaşam kalitesinin idrar kaçırma yakınması olmayan çocuklara göre 12.05 kat daha kötü olduğu tespit edildi.

Sonuçlar: Her ne kadar bu çalışmada idrar kaçırma oranlarının okul öncesi çağdaki çocuklarda literatüre göre nispeten daha yüksek olduğu ortaya konulsa da bu konuda geniş vaka sayısına sahip, kontrollü ve randomize çalışmaların yapılmasına gerek olduğu söylenebilir.

Anahtar kelimeler: Çocuk, idrar kaçırma, etiyoloji, sıkışma

Çocuk Dergisi 10(2):82-85, 2010
doi:10.5222/j.child.2010.082
Bir Yenidoğan Ünitesinde Annelerin Anne Sütü ile Beslenme Bilgi Düzeyleri

Sinan USLU *, Emrah CAN *, Hamuş ÖZDEMİR **, Ali BÜLBÜL *

ÖZET

Amaç: Bu çalışma bölgemizde referans hastane olan hastanemizin yenidoğan kliniğine yatan bebeklerin annelerinin, anne sütü ve emzirme hakkındaki bilgi düzeylerini ve bu bilgi düzeylerini etkileyen faktörleri belirlemek amacıyla yapıldı.

Yöntemler: Diyarbakır Çocuk Hastalıkları Hastanesi Yenidoğan Kliniği’ne Aralık 2009-Ocak 2010 tarihleri arasında yatırılan bebeklerin çalışmaya katılmayı kabul eden anneleri çalışma grubu olarak değerlendirildi. Annelerin demografik karakteristikleri ve bilgi düzeylerine ait veriler 10 sorudan oluşan anket formlarına yüz yüze görüşme tekniği uygulanarak kaydedildi. Bilgi düzeyleri; en az 8 soruyu doğru olarak yanıtlayanlar için “Yüksek”, 5-7 soruyu doğru yanıtlayanlar için “Yeterli” ve 5’in altında doğru sayısı olanlar için ise “Yetersiz” olarak tanımlandı.

Bulgular: Çalışma grubundaki annelerin (n=318) ortanca yaş değeri 25 (16-41) olup, % 14.5’i 20 yaş altında % 6.9’u 35 yaş üstünde idi. Ailelerin % 72’si şehir merkezinde yaşamakta ve % 24.2’sinin geliri asgari ücretin altında idi. Annelerin % 81.8’i çalışmıyor, % 33.9’u eğitimsiz, % 37.1’i anne sütü hakkında doğum öncesi ve sonrası bilgi almamış olup, % 22.6‘sının daha önce emzirme deneyimi yoktu. Annelerin bilgi düzeyleri; % 34’ünün yüksek, % 34.9’unun yeterli ve % 31.1’inin yetersiz olarak saptandı.

Sonuç: Çalışmamızda sonuç olarak; anne sütü bilgi düzeyinin; annenin eğitimsiz olması, çalışmaması, gebelik takibinin olmaması ve emzirme ile ilgili bilgiye ulaşamaması gibi faktörlerden negatif olarak etkilendiği saptandı.

Anahtar kelimeler: Anne sütü, anne eğitimi, yenidoğan

Çocuk Dergisi 10(2):86-89, 2010
doi:10.5222/j.child.2010.086
Kawasaki Hastalığı Tanısı Almış Hastalarımızda Epidemiyolojik, Klinik, Laboratuvar, Prognostik Özelliklerinin ve Ekokardiyografik Bulgularının Değerlendirilmesi

Müferet ERGÜVEN *, Olcay YASA **, Asuman KRAL **, Özgül BULUT ***

ÖZET

Amaç: Kawasaki hastalığı, genellikle beş yaş altında sık görülen ateş, döküntü, servikal lenfadenopati, eksüdatif olmayan konjunktival konjesyon, ağız içi ve el-ayak değişiklikleri ile karakterize bir multisistemik hastalıktır. En önemli komplikasyonu koroner arter anevrizmasıdır. Çalışmamızda, Kawasaki hastalığı olan çocuklar sunulmakta ve diğer vaka serileri ile kıyaslanmaktadır.

Gereç ve Yöntem: Bu çalışma EULAR/PRESS kriterlerine göre Kawasaki hastalığı tanısı almış 34 çocuğun geriye dönük olarak incelenmesidir. Hastalarımızda klinik, laboratuvar, prognostik özellikler ve ekokardiyografik bulgular değerlendirildi.

Bulgular: Başlangıç yaşı 1-12 yıl (ortalama 7 yıl) arasındaydı. Hastaların % 62.5’i erkek, % 37.5 kız ve % 63.3’ü beş yaş altındaydı. En çok Ocak ayında, en az Aralık ayında başvuru oldu. Bir hastamızda Leptospira infeksiyonu Kawasaki hastalığı başlangıcı ile ilişkili bulundu. Bütün hastalarda ateş saptandı. İkinci en sık görülen bulgu oral mukoza değişiklikleriydi ve hastaların % 80’inde vardı. El-ayak değişiklikleri, servikal lenfadenopati, konjunktival konjesyon azalan sıklıkla saptandı. Yedi vakada koroner arter anevrizması gözlendi. Hastalarımızın hiçbirinde miyokard infarktüsü ve ölüm görülmedi.

Sonuç: Hastalarımızın hiçbirinde Kawasaki hastalığına bağlı ciddi komplikasyon gelişmediği görüldü. Bu durumun erken tanı ve tedaviye bağlı olduğu kanısına varıldı.

Anahtar kelimeler: Kawasaki hastalığı, EULAR/PRES ölçütleri, EKO bulguları


Çocuk Dergisi 10(2):90-93, 2010
doi:10.5222/j.child.2010.090
Ateş ve Döküntü Birlikteliğinin Ender Nedeni: Bir Riketsiyöz Vakası

Olcay YASA *, Müferet ERGÜVEN **, Sinem KARACA ATAKAN ***, Şükran EMMUNGİL ****

ÖZET

Çocuklarda infeksiyöz nedenli döküntülü hastalıkların en sık etkeni viruslar, daha ender olarak bakteri ve parazitlerdir. Son 20 yılda ülkemizde erişkinlerde, özellikle yaz aylarında benekli humma grubundan riketsiyozların (Marsilya Humması) giderek arttığı bildirilmektedir. Kliniğimizde Riketsiyoz tanısı alan bir vakayı, uzayan ateş ve döküntü hastalarda riketsiyozun düşünülmesi gerektiğini vurgulamak için sunduk. Bir haftadır ateş ve 5 gündür döküntü nedeniyle yatırılan 12 yaşındaki erkek hastanın öyküsünde yakın zamanda kırsal bir yerde yaşadığı ve hayvanlarla teması olduğu öğrenildi. El ve ayak tabanı, kol ve bacaklarda makülopapüler, daha sonra vaskülite benzer görünüme dönüşen döküntüler vardı. Sağ kasıkta 4-5 mm krutlanmış bir lezyon mevcuttu. Hemoglobin 12 g/dL, lökosit sayısı 8,900/mm³, trombosit sayısı 136,000/mm³, yaymada polimorf nüveli lökosit hakimiyeti, eritrosit sedimantasyon hızı 35 mm/saat, CRP:11.8 mg/dL, AST:98 U/L ALT:55 U/L idi. Hepatit belirteçleri, HIV, Toxoplazma IgM, EBV VCA IgM, Rubella IgM, CMV IgM negatif bulundu. Hemokültür, idrar kültürü ve boğaz kültüründe üreme olmadı. Bakteriyel sepsis ön tanısı ile seftriakson tedavisi başlandı, hastanın ateş yüksekliğinin devam etmesi üzerine tedaviye teikoplanin eklendi. İkinci hafta ateş ve döküntü sürdüğü için ileri tetkiklere geçildi. Mycoplasma pneumoniae IgM (-), Parvovirus B 19 IgM (-), Brusella lam agglutinasyon testi Rose Bengal (-), monotest (-), salmonella tüp agglutinasyonu (Gruber Widal) (-), Borrelia burgdorferi (lyme) IgM (-), Leptospira karanlık alan mikroskopisinde bakteri görülmedi. ANA (-), RF<20.0 anlamlı bulunmadı. Ekokardiyografi normal olarak değerlendirildi. Kalın damla negatif, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi PCR negatif bulundu. Weil Felix testi sonucu OX2 1/80 (+), OX19 1/320 (+), OXK 1/160 (+) olarak bulundu. Marsilya Humması tanısıyla doksisiklin tedavisiverilen hastanın ateşi ikinci gün düştü, döküntüleri düzeldi. On günlük tedavi sonrası kontrolde serolojik titrelerin normale döndüğü saptandı.

Anahtar kelimeler: Riketsiya, ateş, döküntü

Çocuk Dergisi 10(2):94-97, 2010
doi:10.5222/j.child.2010.094
Ensefalopati Tablosuyla Gelen Leigh Sendromu

Atiye FEDAKAR *, Belma HALİLOĞLU **

ÖZET

Leigh sendromu mitokondriyal respiratuvar enzim zincirindeki kusur veya piruvat dehidrogenaz kompleksindeki yetersizlik sonucu beyin, beyin sapı ve omurilikte demyelinizasyon, gliozis, nekroz ve kapiller proliferasyonla karakterize bir subakut nekrotizan ensefalomyelopati tablosudur. Çoğunlukla infantil tipi görülmekle beraber çocukluk ve erişkin tipleri de bulunmaktadır. Genetik geçiş biyokimyasal defekte göre heterojenite gösterir. Klinik bulguları arasında artmış laktata bağlı letarji, beslenme azlığı, taşipne gibi nonspesifik bulgular, gelişme geriliği, hipotoni, intermittan ataksi, anormal göz hareketleri ve nöbetler yer alır. Bu yazıda ensefalopati tablosuyla başvuran Leigh sendromu tanısı alan 3 aylık bir vakamızda olduğu gibi özellikle sütçocukluğu döneminde metabolik tarama normal gelse bile doğumsal metabolik hastalıkların akıldan çıkarılmaması gerektiğini vurgulamak istedik.

Anahtar kelimeler: Leigh’s sendromu, ensefalopati, metabolik hastalık

Çocuk Dergisi 10(2):98-99, 2010
doi:10.5222/j.child.2010.098
Çocuklarda Ender Bir Senkop Nedeni: Postural Ortostatik Taşikardi Sendromu: Vaka Sunumu

Sadettin SEZER *, Sertaç Hanedan ONAN *, Ali BAYKAN **, Murat CANSEVER ***,
Kazım ÜZÜM ****, Nazmi NARİN ****

ÖZET

Sıklıkla genç kadınlarda görülen postural ortostatik taşikardi sendromu (POTS) nonkardiyak senkop nedenleri arasında, ortostatik intolerans grubu başlığı altında tanımlanan ender bir senkop nedenidir. Burada tilt testi ile provoke olan senkopu ve ortostatik hipotansiyonu olmamakla birlikte ortostatik taşikardisi bulunan 14 yaşında bir kız vaka sunulmuştur. POTS’a ve çocuklarda senkopun provoke edilmesi için tilt testinin önemine dikkat çekilmiştir.

Anahtar kelimeler: Senkop, taşikardi, ortostatik, çocuk

Çocuk Dergisi 10(2):100-102, 2010
doi:10.5222/j.child.2010.100
Yenidoğanda Solunum Sıkıntısının Ender Bir Nedeni: Vasküler Ring Anomalisi

Nalan  KARABAYIR *,  Selvinaz  EDİZER **,  Erdal  ADAL ***,  Güldemet  KAYA **, Sultan KABA **

ÖZET

Embriyolojik olarak fetal yaşamda bronşial ark sisteminin anormal regresyonu sonucu ortaya çıkan aortik ark anomalileri trakea ve/veya özofagusu tam ya da inkomplet olarak sararak solunum sistemi semptomlarına neden olabilir. Bu anomaliler doğumdan hemen sonra ortaya çıkan ağır solunum sıkıntısına neden olabileceği gibi yaşam boyu asemptomatik de olabilir. Ancak, vasküler ring anomalisi olan pek çok çocuk dispne, öksürük, yineleyen akciğer infeksiyonları, stridor ya da disfaji ile gelir. İki günlük term erkek bebek solunum sıkıntısı ve emmeme yakınmalarıyla yenidoğan servisine yatırıldı. Fizik muayenede hışıltısı olan vakanın akciğer grafisinde infiltrasyon görülmesi ve infeksiyon göstergelerinin pozitif olması nedeniyle pnömoni tanısı konarak antibiyoterapi başlandı. İlerleyen günlerde hışıltı yanında özellikle beslenmeden sonra belirginleşen inspiratuar stridor ve siyanozu ortaya çıktı. Laringeal anomalileri dışlamak amacıyla yapılan KBB muayenesi normal olan vakanın ekokardiyogramında aortik ark anomalisi olabileceği düşünüldü. Baryumlu grafide özofagus basısının görülmesi üzerine çekilen HRCT’de “double aortik ark” tanısı kesinleştirilen hasta operasyona verildi. Operasyon sonrası semptomları ortadan kalkan hasta halen ayaktan izlenmektedir. Yenidoğanda özellikle stridor varlığında vasküler ring anomalisi ayırıcı tanıda düşünülmelidir.

Anahtar kelimeler: Solunum sıkıntısı, vasküler ring, yenidoğan

2019

2018

2017

2016

2015

2014

2013

2012

2011

2010

2009

2008

2007

2006

2005

2004

2003

2002

Logos Tıp Yayıncılığı
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36
D.63-64 Gayrettepe 34349 Istanbul
 
Fax :
(212) 288 0541
(212) 288 5022
(212) 211 6185
  E-mail
logos@logos.com.tr
  Google Maps için tıklayın