Ana Sayfa ›› Dergiler ›› Çocuk Dergisi Aralık 2013 ›› Çocuk Dergisi Mart 2010


Çocuk Dergisi Mart 2010

http://www.cocukdergisi.org/
    

Çocuk Dergisi 10(1):6-12, 2010
Tüberkülin Cilt Testi

Gülbin GÖKÇAY *
* İstanbul Üniversitesi Çocuk Sağlığı Enstitüsü, İstanbul Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Sosyal Pediatri Bilim Dalı, Prof. Dr

ÖZET

Tüberkülin Cilt Testi (TCT) Latent tüberküloz enfeksiyonunun çocuklarda saptanmasında önemli bir tarama aracı olarak kullanılmaktadır. Ancak uygulanmasında ve yorumlanmasında çeşitli tartışmalar süregelmektedir. Bu yazıda PPD olarak da bilinen TCT konusundaki güncel çalışmalar ve öneriler değerlendirilmiştir.

Anahtar kelimeler: Tüberkülin cilt testi, çocuklar, BCG aşısı

Çocuk Dergisi 10(1):13-23, 2010
Çocuklarda Kurşun Zehirlenmesi, Oksidatif Stres ve Tiyol Bileşiklerin Antioksidan Etkisi

Emrah ÇAYLAK *
* Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyokimya ve Klinik Biyokimya Anabilim Dalı, Dr.

ÖZET

Kurşun, endüstride yaygın olarak kullanılmasından dolayı büyük bir çevresel sorun oluşturmaktadır. Kronik kurşun zehirlenmesi ise dünya ülkeleri ve ülkemizde çocuklar için en önemli sağlık sorunlarından biridir. Çocuklar kolayca inhibisyona ve hasara uğrayabilen hücre farklılaşması ve büyümesine sahip, gelişen bir sisteme sahiptir. Kurşun zehirlenmesine karşı daha fazla miktarda kurşun absorbe ettikleri için de yetişkinlere göre daha duyarlıdırlar. Bununla birlikte, çok düşük miktarlardaki kurşun maruziyetinin sinirsel hasar, kavrama bozukluğu, nörodavranışsal hastalıklar, hipertansiyon ve böbrek yetmezliğine yol açtığı gösterilmiştir. Kurşunun tüm mekanizması oksidatif hasarla gelişmektedir. Kurşunla uyarılan oksidatif stres başlıca eritrositlerde görülür; hem ve hemoglobin (Hb) sentezinin önlenmesi, eritrosit morfolojisinin ve ömrünün değiştirilmesi ana etkilerdir. Sonuçta, biriken aminolevülinik asit (ALA) ise, reaktif oksijen türlerinin meydana gelmesine yol açar. Buna ilaveten kurşun fonksiyonel -SH grubu taşıyan birçok enzimi inhibe ederek ve oksidatif hasara neden olarak hücrelerin pro-oksidan/antioksidan dengesinde bir bozulma da meydana getirir.

Deneysel çalışmalarda tiyollerin tek başlarına veya şelatör ajanlarla birlikte kurşunun zararlı etkilerine karşı yararlı olduğu gözlenmiştir. Bu ajanlar kurşunun bazı zehirli etkilerine karşı koyar ya da kurşun maruziyeti sonrası pro-oksidan/antioksidan oranındaki bozulmayı dengeler. Sülfür taşıyan metiyonin, N-asetilsistein (NAC), ?-lipoik asit ve homosistein gibi antioksidanların endüstriyel ortamda çalışan çocuk işçilerin ya da hava kirliliğinde yaşayan çocukların kurşun zehirlenmesine karşı korunmasındaki stratejilerde kullanılması yeni bir yaklaşımdır.

Anahtar kelimeler: Kurşun, oksidatif stres, antioksidan, ?-lipoik asit, homosistein

Çocuk Dergisi 10(1):24-28, 2010
Pubertal Yaştaki Juvenil İdiyopatik Artritli Hastalarda Kemik Yaşının Değerlendirilmesi

Müferet ERGÜVEN *, Elif Yüksel KARATOPRAK **, Öznur Yılmaz HAMZAH ***
*İstanbul Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Kliniği, Pediatri Klinik Şefi, Uzm. Dr.
** İstanbul Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Kliniği, Ass. Dr.
*** Yakacık Doğumevi ve Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi, Çocuk Kliniği, Uzm. Dr.

ÖZET

Amaç: Kronik hastalıklarda büyümenin ve iskelet maturasyonunun geri kaldığı bilinmektedir. Kronik sistemik bir hastalık olan ve uzun süre yüksek doz NSAİİ, steroid ve immunsupresif ilaçların kullanıldığı Juvenil İdiyopatik Artrit’in (JİA) büyüme üzerine olumsuz etkisi mevcutur. Büyümeyi sağlayan en önemli faktör iskelet büyümesidir. Kemik yaşı iskelet maturasyonunun bir göstergesi olup, kronolojik yaşa göre ±2 yıl farklılık gösterebilir. Bu çalışmada JİA’li hastalarda kemik yaşının nasıl etkilendiği araştırmak amaçlanmıştır.

Yöntemler: Çalışmamıza S.B. İstanbul Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Romatoloji Polikliniği’nde, hastalığın başlangıcından itibaren izlenip düzenli kontrolleri yapılan, ILAR teşhis kriterlerine göre JİA tanısı almış en az iki yıl takipli hastalar çalışma gurubuna alındı.

Bulgular: Çalışmaya 50 JİA’li çocuk, (22 erkek, 28 kız) dahil edildi. Hastaların sol el bilek grafileri çekilip Greulich-Pyle atlası kullanılarak kemik yaşları tespit edildi. Hastaların ortalama takvim yaşı 12.11±2.05 yaş, ortalama kemik yaşı ise 12.3±2.19 yaş saptandı. Aralarında istatiksel olarak anlamlı fark saptanmadı. Hastaların 47’sinde (% 94) kemik yaşı ±2 yıl içinde saptandı. Hastaların 3’ünde (% 6) kemik yaşı ileri (2 yıldan fazla) saptandı. Hiçbir hastada kemik yaşı geri saptanmadı.

Sonuç: Sonuç olarak, bulgular JİA’te hastalığın iskelet maturasyonuna olan etkisinin somatik büyümeden daha az olduğunu düşündürdü.

Anahtar kelimeler: Juvenile idiyopatik artrit, kemik yaşı, kronik hastalık


Çocuk Dergisi 10(1):29-32, 2010
Turner Sendromlu 40 Vakanın Klinik Özellikleri

İhsan ESEN *, Mehmet Sadi VİDİNLİSAN **, Fatma DEMİREL ***, Halil İbrahim YAKUT ****
* Ankara Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hematoloji Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Endokrinoloji Kliniği, Uzm. Dr.
** Ankara Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hematoloji Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Kliniği, Doç. Dr.
*** Ankara Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hematoloji Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Endokrinoloji Kliniği, Doç. Dr.
**** Ankara Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hematoloji Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Kliniği, Uzm. Dr.

ÖZET

Amaç: Turner sendromlu hastaların fiziksel özellikleri, sitogenetik bulguları ve otoimmün hastalıklardan Has-himoto tiroiditi ve çölyak hastalığının sıklığını araştırmak amaçlandı.

Gereç ve Yöntem: Turner sendromu tanılı 40 hastanın (yaş ortalaması 13.9±3.9 yıl (5.2-20.2)) dosyası geriye dönük olarak tarandı. Hastalar klinik ve sitogenetik özellikleri yönünden değerlendirildi. Ayrıca otoimmün hastalıklardan Hashimoto tiroiditi ve çölyak hastalığı araştırıldı. Final boyuna ulaşmış hastaların boylarının ebeveyn boyları ile olan ilişkisi irdelendi.

Bulgular: Yirmi bir hastanın 45,X (% 52.5), 8 hastanın mozaik tipte (% 20.0) olduğu geriye kalan 11 hastanın (% 27.5) ise X kromozomuna ait değişik anomaliler taşıdığı görüldü. Vakaların boy standart sapmalarının ortalaması -4.41±1.10 idi. Final boyuna ulaşmış dokuz hastanın boy ortalaması 141.7±5.8 cm (133.5-151.6), boy SDS ortalaması -3.61±1.00 [(-5.04)-(-1.93)] olarak saptandı. Bu hastaların boyları ile hedef boyları ve anne boyları arasında korelasyon saptanmadı [Sırası ile r = 0.486 (p=0.129) ve r=0.461 (p=0.153)]. Dört hastada anti TPO, üç hastada anti Tg pozitifliği saptandı. Subklinik hipotiroidisi olan bir hasta dışında tüm hastaların tiroid fonksiyon testleri normal sınırlardaydı. Hem anti Tg hem anti TPO pozitifliği olan bir hastanın subklinik hipotiroidisi olduğu gözlendi. On iki hastada (% 30) anti gliadin IgA ve/veya anti endomisyum antikor pozitifliği saptandı ve çölyak hastalığı yönünden biyopsi ile değerlendirildi. Hastalarımızın biyopsi örneklerinde patoloji bulgu saptanmadı.

Sonuç: Vakaların fenotipik bulguları, taşıdıkları sitogenetik anomaliler ile korele bulundu. 45,X karyotipine sahip hastalarda klinik bulguların daha belirgin olduğu saptandı. Otoimmün hastalık sıklığının yaşla arttığı göz önünde bulundurularak Turner sendromlu hastaların otoimmün hastalıklar açısından periyodik aralıklarla taranmasının uygun olacağı düşünüldü.

Anahtar kelimeler: Çölyak hastalığı, Hashimoto tiroiditi, Turner sendromu


Çocuk Dergisi 10(1):33-37, 2010
Renal Hiperkalsiürili Çocuklarda Osteoporoz Sıklığı

Dicle ŞENER *, Şeyma EKMEKÇİ **, Ahmet NAYIR ***, Sema CANTEZ ****
* İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Uz. Dr.
** İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Nükleer Tıp Anabilim Dalı, Uz. Dr.
*** İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Prof. Dr.
** İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Nükleer Tıp Anabilim Dalı, Prof. Dr.

ÖZET

Amaç: Renal hiperkalsiürili çocuklarda sessiz olarak seyreden, fazla önemsenmeyen osteoporoz sıklığını araştırmak amacıyla İTF Çocuk Nefroloji BD’de renal hiperkalsiüri tanısıyla takipli, 3-10 yaş arası 20 çocuk çalışmaya kabul edildi.

Yöntemler: Kemik mineral yoğunlukları DEXA cihazı ile ölçüldü. Vakaların böbrek fonksiyon testleri, serum elektrolitleri, serum alkalen fosfataz, kalsiyum, fosfor, parathormon, osteokalsin, kalsitriol düzeyleri, idrar kalsiyum/kreatinin, 24 saatlik idrar kalsiyum atılımları incelendi.

Bulgular: Çocukların 5’i (% 25) osteoporotik, 4’ü (% 20) osteopenik bulundu. Kemik mineral yoğunlukları ile 24 saatlik idrar kalsiyum atılımları, spot idrar kalsiyum/kreatinin oranları arasında negatif yönde güçlü ilişki saptandı (r= -0.587, p= 0.007), (r= -0.629, p= 0.03).

Sonuç: Sonuçlar şimdiye kadar yapılan benzer çalışmalarla karşılaştırıldı.Sonuçlarımız renal hiperkalsiürili hastalarda osteoporozun önemli bir sorun olduğunu göstermektedir.

Anahtar kelimeler: Hiperkalsiüri, osteoporoz, kalsiyum, fosfor, sodyum, urolithiazis


Çocuk Dergisi 10(1):38-40, 2010
Doğumsal Rahitis: İki Vaka Sunumu

Mehmet MUTLU *, Berna SAYGIN **, Emel Gül OKUR ***, Yakup ASLAN ****, Ayşenur ÖKTEN *****
* Karadeniz Teknik Üniversitesi Pediatri Anabilim Dalı, Neonatoloji Bilim Dalı, Yrd. Doç. Dr. 
** Karadeniz Teknik Üniversitesi Pediatri Anabilim Dalı, Neonatoloji Bilim Dalı, Uzm. Dr. 
*** Karadeniz Teknik Üniversitesi Pediatri Anabilim Dalı, Endokrinoloji Bilim Dalı,Uzm. Dr. 
**** Karadeniz Teknik Üniversitesi Pediatri Anabilim Dalı, Neonatoloji Bilim Dalı, Prof. Dr.
***** Karadeniz Teknik Üniversitesi Pediatri Anabilim Dalı, Endokrinoloji Bilim Dalı, Prof. Dr.

ÖZET

Yirmi birinci yüzyıla girmemize rağmen, ülkemizde doğumsal rahitis, önemli bir sorun olmaya devam etmektedir. Yenidoğan döneminde doğumsal rahitis vakaları; nöbet, tetani, hipotoni ve ciddi solunum sıkıntısı ile başvurabilir. Doğumsal rahitisin biyokimyasal bulguları; hipokalsemi ve düşük 25 OH vitamin D düzeyidir. Yüksek veya normal serum alkalen fosfataz düzeyi, sekonder hiperparatroidizm, serum fosfat yüksekliği veya düşüklüğü saptanabilir. Bu raporda, hipokalsemik nöbet ve hipotoni ile başvuran iki doğumsal rahitis vakası sunulmaktadır. Hipokalsemik yenidoğanlarda ayrıcı tanıda doğumsal rahitis de düşünülmelidir.

Anahtar kelimeler: Doğumsal rahitis, 25 OH vitamin D, yenidoğan

Çocuk Dergisi 10(1):41-43, 2010
İntravenöz İmmünglobulin Tedavisine Dirençli Kawasaki Vakası

Sinan Mahir KAYIRAN *, Berkan GÜRAKAN **, Aygün DİNDAR ***
* Amerikan Hastanesi Pediatri Kliniği, Uz. Dr.
** Amerikan Hastanesi Pediatri Kliniği, Prof. Dr.
*** Amerikan Hastanesi Pediatrik Kardiyoloji Kliniği, Prof. Dr.

ÖZET

Kawasaki hastalığı nedeni ve patogenezi bilinmeyen akut multisistemik bir vaskülittir. Tanısı klinik bulgulara göre konulur. Bu çalışmada inatçı ateş, karın ağrısı ve ishal yakınmalarıyla başvuran ve intravenöz immünglobulin (IVIG) tedavisine dirençli bir vaka sunulmaktadır. Hastanın yakınmaları puls metilprednizolon tedavisi ile geriledi. Yüksek doz puls steroid tedavisinin, IVIG dirençli vakalarda alternatif bir tedavi yaklaşımı olabilecektir.

Anahtar kelimeler: Kawasaki hastalığı, puls steroid, immünglobulin

Çocuk Dergisi 10(1):44-46, 2010
Down Sendromunun Geçici Miyeloproliferatif Hastalığı: Vaka Sunumu

Mehmet MUTLU *, Erol ERDUMAN **, Yakup ASLAN ***
* Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Neonatoloji Bilim Dalı, Yrd. Doç. Dr.
** Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Hematoloji Bilim Dalı, Prof. Dr.
*** Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Neonatoloji Bilim Dalı, Prof. Dr.

ÖZET

Down sendromlu çocuklar 10 ila 20 kat artmış akut lösemi gelişme riskine sahiptir. Down sendromunun geçici miyeloproliferatif hastalığı (DS-GMPH), Down sendromlu (DS) yenidoğanların % 10-20’sinde görülür. DS-GMPH’lu vakaların yaklaşık % 30’unda ilk üç yılda akut megakaryoblastik lösemi (AML-M7) gelişir. DS-GMPH’nın akut lösemiden ayrıcı bulgusu, kemik iliğindeki blast sayısının periferik kandakinden daha az olmasıdır. Bu vaka raporunda; DS-GMPH tanısı almış bir yenidoğan sunulmuştur. Down sendromlu yenidoğanlarda, özellikle de lökositozu veya trombositopenisi bulunanların periferik kan yayması incelemesinin, akut lösemi veya DS-GMPH yönünden önemi vurgulanmak istendi.

Anahtar kelimeler: Down sendromu, geçici miyeloproliferatif hastalık, akut megakaryoblastik lösemi


Çocuk Dergisi 10(1):47-50, 2010
Yenidoğan Döneminde Karbonmonoksit İntoksikasyonu: Vaka Sunumu

Fatih BOLAT *, Sinan USLU **, Ali BÜLBÜL **, Serdar CÖMERT *, Emrah CAN *,
Asiye NUHOĞLU ***
* Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı, Yenidoğan Kliniği
** Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yenidoğan Uzmanı, Yenidoğan Kliniği
*** Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yenidoğan Uzmanı, Yenidoğan Kliniği Prof. Dr

ÖZET

Karbonmonoksit gazı ülkemizde hâlâ yüksek mortalite ve morbiditeye yol açan, kış mevsiminde sık görülen önemli bir zehirlenme nedenidir. Her yaş grubunu etkileyebileceği öngörülse de neonatal dönemde literatürde bildirilmiş bir vaka sunumu yoktur. Bu makalede 3 günlük yenidoğan bir bebekte karbonmonoksit zehirlenme vakası literatür bilgileri eşliğinde sunuldu. Yakınları tarafından annesi ile birlikte evde derin uyku halinde bulunan 3 günlük erkek bebeğin karbonmonoksite maruziyeti düşünülerek bakılan karboksihemoglobin düzeyi % 15 bulundu. Muayenesinde taşipne dışında başka bir özellik yoktu. Normobarik oksijen ile 48. saatinde karboksihemoglobin düzeyi % 3’e düştü. Karbonmonoksit intoksikasyonu öntanılı yenidoğanlarda karboksihemoglobin düzeyi istenmeli ve erken oksijen tedavisine başlanmalıdır.

Anahtar kelimeler: Karbonmonoksit, yenidoğan, tedavi, izlem


Çocuk Dergisi 10(1):51-54, 2010
Yenidoğanda Supraventriküler Taşikardi Vakası: Güncel Tedavi Yaklaşımı

Fatih BOLAT *, Sinan USLU **, Serdar CÖMERT *, Aygün DİNDAR ***, Ali BÜLBÜL **, 
Asiye NUHOĞLU ****
* Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı, Yenidoğan Kliniği
** Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yenidoğan Uzmanı, Yenidoğan Kliniği
*** İ. Ü. İstanbul Tıp Fakültesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Çocuk Kardiyoloji Bilim Dalı, Prof. Dr.
**** Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yenidoğan Uzmanı, Yenidoğan Kliniği Prof. Dr

ÖZET

Supraventriküler taşikardi çocukluk çağının ve yenidoğan döneminde en sık karşılaşılan kardiak aritmidir. Sıklığı 1967’lerde 1:25,000 olarak bildirilirken, tanı yöntemlerinde iyileşme ile günümüzde bütün çocukluk yaşlarında 1:100, yenidoğan döneminde 1:200-250 sıklıkta tanımlanmaktadır. Yenidoğanlarda klinik bulgular çocukluk çağındaki supraventriküler taşikardiye göre daha ağır seyretmektedir. Kalp yetersizliği ve hidrops fetalis şeklinde klinik bulgularla karşımıza çıkabilir. Acil tedavisi gerekli olup; bazen ilaçlara dirençli ve yineleyebilen ataklar nedeniyle yenidoğan döneminde morbidite ve mortaliteye neden olabilir. Bu makalede yenidoğan döneminde kalp yetersizliği ile başvuran ve amiadaron tedavisi ile taşikardisi kontrol altına alınan supraventriküler taşikardili bir vaka sunulmuştur.

Anahtar kelimeler: Supraventriküler taşikardi, yenidoğan, tedavi

2019

2018

2017

2016

2015

2014

2013

2012

2011

2010

2009

2008

2007

2006

2005

2004

2003

2002

Logos Tıp Yayıncılığı
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36
D.63-64 Gayrettepe 34349 Istanbul
 
Fax :
(212) 288 0541
(212) 288 5022
(212) 211 6185
  E-mail
logos@logos.com.tr
  Google Maps için tıklayın