Türk Mikrobiyoloji Cemiyeti Dergisi Sayı-4 2014

 http://www.tmc-online.org/

    
Orijinal Araştırma
Kan Kültürlerinden İzole Edilen Acinetobacter baumannii ve Pseudomonas aeruginosa Suşlarının Antibiyotik Duyarlılık Profilleri (2012-2014)
Şule ÇOLAKOĞLU1, Hikmet Eda ALIŞKAN1, Jülide Sedef GÖÇMEN2
Anahtar Kelimeler: Acinetobacter baumannii, antibiyotik direnci, Pseudomonas aeruginosa
Amaç: Pseudomonas aeruginosa ve Acinetobacter baumannii, hastanede yatan hastaların klinik örneklerinden en sık izole edilen fermenter olmayan bakteri türleridir. Bu çalışmada 16 Şubat 2012-31 Aralık 2014 tarihleri arasında Başkent Üniversitesi Adana Uygulama ve Araştırma Merkezi Mikrobiyoloji Laboratuvarı'na gelen kan örneklerinden izole edilen P. aeruginosa ve A. baumannii suşlarının antibiyotik duyarlılık profili değerlendirilmiştir.

Gereç ve Yöntem: Çalışmaya alınan kan örnekleri BACTEC 9240 (BioMeriéux, Fransa) sisteminde inkübe edilmiştir. Mikroorganizmaların tanımlanması klasik yöntemlerle ve antibiyotik duyarlılıkları Kirby-Bauer disk difüzyon yöntemiyle yapılmıştır. Antibiyotik duyarlılık sonuçları Clinical Laboratory Standards Institute standartlarına göre yorumlanmıştır. İstatistiksel analiz için Pearson ki-kare testi kullanılmıştır.

Bulgular: Çalışmamızda, A. baumannii suşlarının antibiyotik duyarlılık oranları amikasin için %31.9, gentamisin için %25.9, ampisilin/sulbaktam için %11.1, sefoperazon/sulbaktam için %22.2, piperasilin/tazobaktam için %17.8, imipenem için %20, meropenem için %17.7, siprofloksasin için %17, levofloksasin için %17.8, sefepim için %17.8, sefotaksim için % 4.4 ve seftazidim için ise %13.3 olarak saptanmıştır. P. aeruginosa suşlarının antibiyotik duyarlılık profili ise amikasin için %98.3, gentamisin için %96.6, piperasilin/tazobaktam için %94.8, sefaperazon/sulbaktam için %87.9, imipenem için %93.1, meropenem için %93.1, siprofloksasin için %91.4, levofloksasin için %91.4, sefepim için %96.6 ve seftazidim için ise %98.3 olarak bulunmuştur.

Sonuç: Çalışmamızın sonuçları göz önüne alındığında 2012-2014 yılları arasında kan kültürlerinden izole edilen A. baumannii suşlarında çoklu ilaç direnci saptanırken ve P. aeruginosa suşlarında direnç oranlarının düşük olduğu görülmektedir.


Nozokomiyal Kökenli Pseudomonas aeruginosa İzolatlarında Metallo-Beta-Laktamaz Sıklığı
Görkem YAMAN1, Aytekin ÇIKMAN2, Mehmet PARLAK3, Hüseyin GÜDÜCÜOĞLU3, Mustafa BERKTAŞ4
Anahtar Kelimeler: Nozokomiyal infeksiyon, Pseudomonas aeruginosa, metallo-beta-laktamaz
Amaç: Bu çalışmada nozokomiyal infeksiyon etkeni olarak izole edilen P. aeruginosa izolatlarında Metallo-Beta-Laktamaz (MBL) üretimi ile bu bakterilerin antibiyotiklere duyarlılıklarının belirlenmesi amaçlandı.

Gereç ve Yöntem: Laboratuvarımızda izole edilen ve CDC kriterlerine göre hastane infeksiyonu etkeni olarak tanımlanan, imipenem dirençli 62 P. aeruginosa izolatı çalışmanın gerecini oluşturdu. MBL varlığını belirlemek için kombine disk testi uygulandı. Çalışmaya alınan imipenem dirençli P. aeruginosa izolatlarının antibiyotik duyarlılık testlerinde BD Phoenix otomatize mikrobiyoloji sisteminden (Becton Dickinson, ABD) yararlanıldı.

Bulgular: Hastane infeksiyonu etkeni imipenem dirençli P. aeruginosa izolatlarının kombine disk testi ile 53 (%85)'ünde MBL varlığı belirlendi. İmipenem dirençli izolatların diğer antibiyotiklere direnç oranları; amikasin %10, siprofloksasin %53, seftazidim %65, levofloksasin %68, aztreonam %84, gentamisin %90, piperasilin-tazobaktam %92, sefepim %97, piperasilin %100 olarak bulundu.

Sonuç: Nozokomiyal kökenli P. aeruginosa suşlarında MBL üretimi giderek artmaktadır. Dirençten sorumlu olan bu enzim, her laboratuvarda uygun bir fenotipik yöntemle rutin olarak saptanmalı ve rapor edilmelidir. Bu uygulama direnç yayılımının önlenmesinde ve infeksiyonların tedavisinde önemli yararlar sağlayacaktır.


Kolistin dirençli Acinetobacter baumannii suşlarına vankomisinin in-vitro etkisi
Deniz GAZEL1, Özlem ZANAPALIOĞLU GAZEL2, Alper AKÇALI3, Müşerref TATMAN OTKUN3
Anahtar Kelimeler: Acinetobacter baumannii, kolistin, vankomisin
Amaç: Acinetobacter baumannii suşları normalde vankomisine dirençlidir. Çalışmamızda, vankomisinin kolistine dirençli hale gelmiş A. baumannii suşlarına karşı in-vitro etkinliğini araştırmayı amaçladık.

Gereç ve Yöntem: Standart ATCC (American Type Culture Collection) 19606 A. baumannii suşu, aynı hastanın bir kolistin duyarlı ve bir kolistin dirençli A. baumannii suşu çalışıldı. Önce, kolistin duyarlı kan izolatı ve ATCC suşunun MİK (minimum inhibitör konsantrasyon) değerleri E-test (Oxoid, Birleşik Krallık) kullanılarak saptandı. Sonra, Li'nin yöntemi kullanılarak suşlar artan konsantrasyonlarda kolistine maruz bırakılarak kolistin dirençli klonlara dönüştürüldü. Vankomisin ve kolistin için yeni MİK değerleri saptandı. Kolistin dirençli BOS izolatı için de vankomisin ve kolistin MİK değerleri saptandı.

Bulgular: Başlangıçta MİK değerleri, ATCC suşu ve kolistin duyarlı kan izolatı için 0.4 µg/ml iken, kolistin maruziyeti ile dirençli forma dönüşüm sonrasında kolistin MİK değerleri sırası ile 48 ve 32 µg/ml düzeyine yükseldi. Başlangıçta her iki suş da vankomisine karşı tamamen dirençli iken (>256 µg/ml), dönüşüm sonrasında vankomisin MİK değerleri azaldı ve sırası ile 0.5 ve 3 µg/ml düzeyine indi. BOS izolatı için vankomisin ve kolistin MİK değerleri sırasıyla 128 ve 12 µg/ml olarak saptandı.

Sonuçlar: Dönüşüm sonrasında, kolistin için MİK değerleri yüksek düzeylere çıkarken, vankomisin için MİK değerleri düşmüştür. Bu nedenle vankomisin ve kolistin MİK değerleri arasında ters orantı olabileceği öngörülebilir. MİK değerleri 32 µg/ml üzerinde olan A.baumannii suşları için vankomisin inhibitör aktiviteye sahip olabilir. Bu çalışmada, kolistine direnç geliştiren suşların vankomisin MİK değerinin düştüğü gösterilmiştir. Vankomisin-kolistin kombine kullanımının, kolistin dirençli suşların seçilimini engellediğini göstermek için in-vitro sinerjik etki çalışması yapılmalıdır.


Yara Kültürlerinden İzole Edilen Aerop Bakteriler ve Antibiyotik Duyarlılıkları
Osman Sezer CİRİT1, Tuba MÜDERRİS2, Ayser UZALA MIZRAKLI3, Yalçın VURUPALMAZ3, Ayşe BARIŞ4
Anahtar Kelimeler: Antibiyotik direnci, GSBL, kültür, yara enfeksiyonu
Amaç: Bu çalışmada, hastanemizde yara enfeksiyonlarına en sık neden olan aerobik bakterilerin dağılımı, antibiyotik duyarlılıklarının belirlenmesi, üç yıllık bir süreçte antibiyotik direnç ve genişletilmiş spektrumlu ß-laktamaz oranlarındaki değişiklikler ve nedenlerinin tartışılması amaçlanmıştır.

Gereç ve Yöntem: 2010-2012 yılları arasında çeşitli servis ve polikliniklerden gönderilen yara örneklerinden izole edilen bakteriler bu retrospektif değerlendirmeye alındı. Konvansiyonel yöntemler (Gram boyama, katalaz, koagülaz, PYR testi, eskülin hidrolizi,% 6.5 NaCl toleransı, oksidaz testi ile TSI, Simmon Sitrat, Christensen üre, indol ve haraket gibi çeşitli agar reaksiyonları ve VITEK 2 (BioMérieux, Fransa) tanımlama için kullanıldı. Bu bakterilerin antibiyotik duyarlılık testleri Kirby-Bauer disk difüzyon ve VITEK 2 protokolleri ile saptandı.

Bulgular: Toplam 4447 yara örneği değerlendirilmiştir. İzole edilen 1093 bakterinin; 417 (%38.1)'si gram pozitif, 676 (%61.9)'si gram negatif bakteriler olarak tespit edilmiştir. Bakterilerin 168 (%15.3)'i poliklinik, 925 (%84.6)'i yatan hastalara ait örneklerden izole edilmiştir. İzole edilen tüm bakteriler içerisinde ilk sırada koagülaz negatif stafilokokların (KNS) yer aldığı, KNS'ları Escherichia coli, Staphylococcus aureus, Pseudomonas aeruginosa, Acinetobacter baumannii ve diğer enterik bakterilerin izlediği tespit edilmiştir. Metisilin direnci S. aureus'da %27.3 ve KNS'lerde %54.6 olarak bulunmuştur. Rifampisin, kotrimaksazol, linkozamid ve aminoglikozidlerin stafilokoklara, karbapenemler ve aminoglikozidlerin enterik bakterilere en etkili antibiyotikler olduğu saptanmıştır. Ayrıca E. coli ve Klebsiella pneumoniae izolatlarında kinolon etkinliği düşük saptanmış olmasına rağmen bu türlerin dışındaki enterik bakterilere kinolonların etkili antimikrobiyaller olduğu belirlenmiştir. Genişletilmiş spektrumlu ß laktamaz (GSBL) yapma oranlarının 2010, 2011 ve 2012 yıllarındaki yüzdeleri sırasıyla E. coli izolatlarında %61,62 ve 68; K. pneumoniae izolatlarında %40, 37 ve 40; diğer enterik bakteriler de ise %8, 7 ve 16 olarak belirlenmiştir.

Sonuç: İncelenen stafilokok izolatlarında metisilin direnci yüksek bulunurken, rifampisin, kotrimaksazol, linkozamid ve aminoglikozidlerin etkili antimikrobiyaller olduğu saptanmıştır. Enterik bakterilerden E. coli ve K. pneumoniae izolatlarında oldukça yüksek GSBL pozitiflik oranları belirlenmiştir. Bununla birlikte GSBL pozitifliği 3 yıl boyunca neredeyse sabit kalmıştır. Belirli zaman aralıklarında enfeksiyon etkenleri ve bunların antibiyotik duyarlılıklarının belirlenmesi, hem direnç oranlarının azalmasına hem de tedavi maliyetinin düşmesine katkı sağlayacaktır.


Türkiye'nin Güney-Batı Anadolu Bölgesindeki Ilgın (Genus: Tamarix L.) Ağaçlarında Cryptococcus neoformans Kolonizasyonu Takibi
Çağrı ERGİN, Mustafa ŞENGÜL, Özgün KİRİŞ SATILMIŞ
Anahtar Kelimeler: Cryptococcus neoformans, Tamarix hispida, ılgın, çevresel
Amaç: Cryptococcus neoformans Dünya'nın çeşitli bölgelerinde çürüyen ağaçlardan ve kovuklardan izole edilebilen bazidiyomiçet bir maya mantarıdır. Anadolu'da yaygın bir cins olan ılgın (Genus: Tamarix L.) ağaçları turistik bölgelerde çevre düzenlemesinde sıklıkla kullanılmaktadır. Bu çalışmanın amacı ılgın ağaçlarında C. neoformans varlığını araştırmak ve varlığı durumunda kolonizasyonunun takibini yapmaktır.

Gereç ve Yöntem: Güney-batı Anadolu'nun Ege ve Akdeniz bölgelerinde 201 ılgın ağacı araştırmaya alındı. Kültür için bifenil ve antibiyotik içeren Staib agar kullanıldı. Çevresel örneklemede kullanılan eküvyonu içeren tüpler, oda sıcaklığında bekletildi ve düzenli olarak sub-kültür işlemi yapıldı.

Bulgular: C. neoformans yalnızca bir (%0.49) Tamarix hispida ağacından 280 koloni/eküvyon yoğunluğunda izole edildi. İlk izolasyonu takiben beş aylık süre boyunca aynı ağaçtan başarılı bir şekilde tekrarlayan izolasyonlar yapıldı. Dört aylık süre boyunca, laboratuvar ortamında bekletilen örneklerden de yoğunluğu giderek düşen sayıda tekrarlayan izolasyonlar yapıldı.

Sonuç: Ilgın ağaçlarının C. neoformans için yeni bir kolonizasyon kaynağı olabileceği düşünüldü. Mayaların, laboratuvar koşullarında, örnekleme tüpleri içinde canlı olarak kalabilmeleri muhtemeldir.


Kan Kültüründen İzole Edilen albicans Dışı Kandidaların Üç Farklı Yöntemle Tiplendirilmesi, Yöntemlerin Uyum ve Maliyet Açısından Karşılaştırılması
Jülide Sedef GÖÇMEN1 , Zeki Ceran ERASLAN2, Serin DOĞAN2, Meryem Didem GÖKTAŞ2, Esra Nur ŞENER2, İrem UZUNSOY2, Şahin AKIN2
Anahtar Kelimeler: Albicans dışı kandida, kan kültürü, kromojenik agar, mısırunu agar, tiplendirme, yarı otomatize sistem
Amaç: Bu çalışmanın amacı, albicans dışı kandida izolatlarının tür tanımlamasını yapmak için, mısırunu agar, kromojenik agar ve yarı otomatize sistem kullanarak bu yöntemler arasındaki uyum, uygulama kolaylığı ve maliyetin karşılaştırılmasıdır.

Gereç ve Yöntem: Ocak 2011-Aralık 2014 tarihleri arasında Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi Laboratuvarı'nda kan kültüründen izole edilen 42 albicans dışı kandida izolatı çalışmaya alınmıştır. Bu izolatların tür tayini; mısırunu agar (mikroskopik morfoloji değerlendirmesi), kromojenik agar (renge göre görsel değerlendirme) ve yarı otomatize sistem (API 20C AUX, BioMérieux, Fransa; karbonhidrat asimilasyonuna göre değerlendirme) kullanılmıştır.

Bulgular: Üç farklı yöntemle test edilen 42 suşun tiplendirme sonuçları arasında; 24 (%57,1) suş her üç yöntem ile, 11 (%26,2) suş kromojenik agar ve mısırunu agar ile (k=0.58); 6 (%14,3) suş yarı otomatize sistem ve mısırunu agar ile (k=0,44); aynı tür bulunmuştur. Yarı otomatize sistem ve kromojenik agar yöntemi ile en yüksek uyum (k=0.73) saptanmıştır. Bir suşun tiplendirilmesinde ise her 3 yöntem de farklı sonuç vermiştir. Tür düzeyinde değerlendirildiğinde C. parapsilosis, C. tropicalis ve C. krusei için her üç yöntem %100 uyumlu çıkmıştır. Yöntemler arasında maliyet etkinliğinde ise en ucuz yöntemin mısırunu agar tiplendirme yöntemi olduğu belirlenmiştir.

Sonuç: Çalışmamızda, 3 farklı yöntemin albicans dışı kandidaların tiplendirilmesinde birebir uyumlu sonuç vermediği ve üç yöntem arasındaki uyumun %57.1 olduğu saptanmıştır. Bununla birlikte, doğal antifungal direnç varlığı nedeni ile tiplendirilmesi gereken C. krusei her üç yöntemle de aynı sonucu vermiştir. Maliyet açısından en ucuz yöntem olan mısırunu agar olmakla birlikte, deneyimli laboratuvar çalışanına gereksinim vardır.

 

Derleme
BCG Aşısı ve Yerine Gelecek Yeni Yaklaşımlar
A. Nedret KOÇ
Anahtar Kelimeler: BCG (Bacillus - Calmette - Guérin) aşısı, Mycobacterium tuberculosis, tüberküloz
Tüberküloz (TB) bulaşıcı bir enfeksiyon hastalığı olup, dünya çapında önemini korumaya devam etmektedir. TB da erken tanı ve tedavideki zorluklardan dolayı bu hastalıktan toplumu korunma da en etkili yol aşılamadır. BCG (Bacillus-Calmette-Guérin) aşısı canlılığı azaltılmış (atenüe) aşıdır. Mycobacterium bovis suşunun pasajları ile virulansını kaybettiği belirlenerek elde edilmiştir.

Aşı geliştirme aşamasındaki pasajlar ile M. bovis suşunun genomunda 16 genomik bölgede (RD1-RD16 artı nRD18) delesyonlar oluşmuştur. Bundan dolayı yıllar içinde BCG nin alt-suşları ortaya çıkmıştır. Bu suşlar dünyada dağılmıştır. Bu suşlardaki temel endişe güvenli koruma sağlayamamasıdır. Aşı çalışmalarında bu durum göz önüne alınmıştır. BCG aşısının TB'un şiddetli formundan çocukları korumakta etkinliği olmasına rağmen BCG etkinliği düşük ve koruma 0 ile %80 arasında değişkendir. Bundan dolayı yeni bir TB aşısının geliştirilmesi yönünde önemli bir çaba vardır.

Bu derlemede literatürde bulunan BCG aşısı ve yerine gelecek yeni yaklaşımlar; genetik modifiye BCG, protein antijenlerine karşı (Ag85, p65, ESAT-6) rekombinant subünit aşılar, konjuge karbonhidrat aşılar, mukozal aşılar ve tedavi amaçlı aşılar tartışılmıştır.

TB için aşı geliştirmek için umut verici adaylarla ile çok çalışmalar yapılmış, ancak çalışmalar hala TB önlenmesi açısından yeterli değildir. Bu çalışmalar halen rutine girebilecek düzeyde değildir. Bu çalışmaların insan modellerinde değerlendirilmesi TB önlenmesinde çok önemli olacaktır.

2019

2018

2017

2016

2015

2014

2013

2012

2011

Logos Tıp Yayıncılığı
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36
D.63-64 Gayrettepe 34349 Istanbul
 
Fax :
(212) 288 0541
(212) 288 5022
(212) 211 6185
  E-mail
logos@logos.com.tr
  Google Maps için tıklayın