Çocuk Dergisi Aralık 2014

    
DERLEME
1.
Adölesanlarda Anormal Uterin Kanamaya Jinekolog Gözüyle Yaklaşım
Gynecologic Approach to Abnormal Uterine Bleeding in Adolescents
doi: 10.5222/j.child.2014.131  Sayfalar 131 - 137
Cenk Yaşa, Özlem Dural

Bu makale adölesanlarda görülen anormal uterin kanamada güncel yaklaşımı ve yönetimi derlemektedir. Okuyucular orta ve şiddetli uterin kanamanın değerlendirmesi ve tedavisine pratik yaklaşımı bulacaklardır. Anormal uterin kanama adölesanlarda sık görülmekle birlikte hayat kalitesini önemli miktarda bozan bir durumdur. Bu dönemde anovulatuar sikluslar sık görülmekte ve anormal uterin kanamanın en sık sebebini oluşturmaktadır. Değerlendirmede hikayeye bakılmaksızın öncelikli olarak gebelik, travma ve cinsel yolla bulaşan hastalıklar dışlanmalıdır. Hafif kanamalarda sadece izlem yeterliyken akut ve hayatı tehdit edici kanamalarda yüksek doz kombine oral kontraseptiflerin kullanımı, intravenöz östrojen verilmesi gerekebilmekte, hatta dirençli durumlarda cerrahi girişimlere kadar gereklilik duyulabilmektedir.

Anahtar Kelimeler: Adölesan, anormal uterin kanama, menstrüel bozukluklar

2.
Anneden bebeğe HIV geçişinin önlenmesi
Prevention of mother to child transmisson of HIV infection
doi: 10.5222/j.child.2014.138  Sayfalar 138 - 142
Murat Sütçü, Ayper Somer

Türkiye’de insan immün yetmezlik virüs (HIV) enfeksiyonu çok sık görülmemesine karşın, vaka sayısı giderek artmaktadır. Çocuklarda HIV enfeksiyonununda en önemli bulaş perinatal geçiş yoluyla olmaktadır. Anneden bebeğe perinatal geçişi, doğum öncesi, sırası ve sonrasında alınacak önlemler ile azaltmak mümkündür. Bu önlemler gebelik boyunca antiretroviral tedavi alma, doğumun 38. haftada sezaryen ile yapılması, bebeğe doğum sonrası antiretroviral profilaksi verilmesi ve anne sütü almama şeklinde özetlenebilir. Perinatal HIV enfeksiyonu bulaş oranı hiç tedavi almayan annelerde %12-40 iken standart perinatal profilaksi ile %3’ten, tam viral baskılanma sağlandığında da %1’den daha az oranlara iner. Bu derlemede, bir pediyatrik HIV merkezindeki anneden bebeğe perinatal geçişi önleme stratejilerinden bahsedildi.

Anahtar Kelimeler: HIV, perinatal geçiş, HIV ile temaslı bebek

3.
Çocuk Sağlığı İzleminde Kanserden Sağ Kalanlar
Follow-up of Cancer Survivors in Child Health Clinical
doi: 10.5222/j.child.2014.143  Sayfalar 143 - 147
Esra Devecioğlu, Gülbin Gökçay, Serap Karaman

Modern tıptaki en önemli ilerlemelerden biri çocukluk çağı kanserlerinin etkin bir şekilde tedavi edilmesi olmuştur. Hasta sayısının da gitgide arttığı düşünülecek olursa bir çoçuk hekiminin çocuk sağlığı açısından kanserden sağkalan bir çocukla karşılaştığında dikkat etmesi gereken konuları bilmesi ve gerektiğinde ilgili merkezlere yönlendirmesi önem taşımaktadır.

Anahtar Kelimeler: Çocukluk çağı kanserleri, izlem, aşılama, çocuk hekimi

4.
Çocukluk çağı büyüme hormonu eksikliğinde büyüme hormonu tedavisinin optimizasyonu
Optimizing growth hormone threapy in chilhood growth hormone defiency
doi: 10.5222/j.child.2014.148  Sayfalar 148 - 155
Feyza Darendeliler

Büyüme hormonu eksikliğinde (BHE) tanı ve tedavi süreci oldukça zorlu olup, gerek tanı kriterleri gerekse hangi çocuklara tedavi verilmesi gerektiği konusunda henüz tam bir görüş birliği yoktur. Büyüme bozukluklarının optimal tedavisi etiyolojinin doğru tanılanması ve gerçekçi tedavi hedeflerinin belirlenmesi ile mümkün olup, tedavi altındaki hastaların etkililik ve güvenlilik açısından yakın izlemi, izlem sürecinde tedavi yanıtı değerlendirilerek yetersiz yanıt durumunda ilgili faktörlerin belirlenmesi ve uygun doz ayarlamalarının yapılması BH tedavisinin optimizasyonunun kritik bileşenlerindendir. Bu derleme yazısında, büyüme hormonu (BH) yerine koyma tedavisi hedefleri ve tedavi yanıtını etkileyen faktörler, büyüme yanıtı öngörü modelleri, yetersiz tedavi yanıtının değerlendirilmesi, BH tedavisi izlemi, ve BH tedavisinin kesilmesi açısından değerlendirilmektedir.

Anahtar Kelimeler: Büyüme hormonu eksikliği, büyüme hormonu tedavisi, tedavi optimizasyonu

OLGU SUNUMU
5.
Meningokoksemiye bağlı purpura fulminanslı çocuk hastada hiperbarik oksijen tedavisi
Hyperbaric oxygen treatment for purpura fulminans in a child with meningococcemia
doi: 10.5222/j.child.2014.156  Sayfalar 156 - 159
Manolya Acar, Murat Sütçü, Ayper Somer, Emel Ekşi Alp, Kübranur Baş, Hacer Aktürk, Nezahat Gürler, Nuran Salman

Giriş
Meningokosemi, hızla tanı konulup tedavi edilmediği takdirde purpura fulminans (PF), çoklu organ yetersizliği ve ölüme neden olmaktadır. PF’a sekonder gelişen cilt lezyonlarının tedavisinde son yıllarda hiperbarik oksijen (HBO2) tedavisi başarılı bir biçimde uygulanmaktadır. Bu yazıda, PF sonrası gelişen cilt lezyonları HBO2 tedavisi ile belirgin düzelme gözlenen bir hasta sunulmaktadır.
Olgu sunumu
Öncesinde sağlıklı 6 ay 20 günlük kız hasta, kliniğimize ateş ve saatler içinde gelişen purpurik döküntü nedeniyle getirildi. Fizik muayenede, bilinci açık ancak ajite ve septik görünümlü idi. Glasgow Koma skoru: 13; KTA, 160/dk; DSS, 42; KB,77/45 mmHg; oda havasında oksijen saturasyonu %96 ve ateşi 38.5°C (timpanik) idi. Laboratuvar incelemesinde anemi, beraberinde prokalsitonin ve CRP yüksekliği mevcuttu. Yoğun bakım ünitesinde izleme alınan hastaya agresif sıvı tedavisi, antibiyoterapi, hipotansif seyretmesi nedeniyle vazopresör desteği ve hidrokortizon uygulandı. Anemi, trombositopeni ve hipoalbuminemi gelişmesi nedeniyle transfüze edildi. Her iki alt ekstremite, ayak sırtında gelişen nekrotik cilt lezyonlarına HBO2 tedavisi uygulandı. Kan kültüründe Neisseria meningitidis W 135 üremesi bildirilen hastanın klinik bulguları giderek düzeldi ve yatışının 28. gününde taburcu edildi. Kraniyal manyetik rezonans görüntülemesinde kanamada regresyon izlenen hastanın cilt bulgularında belirgin iyileşme gözlendi.
Sonuç
Fulminan meningokoksemide mortalite ve morbiditeyi azaltmak için erken ve uygun yaklaşım esastır. Purpura fulminans lezyonlarının tedavisinde HBO2 kuvvetle önerilmektedir

Anahtar Kelimeler: Meningokoksemi, purpura fulminans, hiperbarik oksijen tedavisi

6.
Ventriküler Taşikardi ile Başvuran Bir Kardiyak Fibroma Olgusu ve Uzun Dönem İzlemi
A Case with Cardiac Fibroma Presenting with Ventricular Tachycardia and Long-Term Follow-up
doi: 10.5222/j.child.2014.160  Sayfalar 160 - 164
Serra Karaca, Özge Umur, Gafur Doğdu, Kemal Nişli, Rukiye Eker, Oğuz Bülent Erol, Aygün Dindar

Çocuklarda primer kardiyak tümörler nadir görülür. Primer tümörlerin % 70’ini rabdomiyomlar oluşturur. Daha sonra teratoma, fibroma ve hemangioma gelir. Kardiak tümörler, obstrüksiyona bağlı göğüs ağrısı, nefes dalığı ve senkop gibi bulgulara ve yerleşim yerine bağlı olarak da aritmilere neden olabilmektedir. Kardiyak fibromalar genellikle sabit halde kalır ancak nadiren spontan regresyonlar bildirilmiştir. Bu yazıda ventriküler taşikardi ile semptomatik olan bir kardiyak fibroma olgusu ve uzun dönem izlemi sunulmaktadır. Olgunun ekokardiografik incelmesinde interventriküler septum apikal bölgeden başlayan 7*3cm boyutlarında kardiak tumor saptanmıştır. Kardiak MRI ile tumor boyut ve yerleşimi doğrulanmış, histopatolojik inceleme kardiak fibroma ile uyumlu bulunmuştur. Olgumuzda cerrahi eksizyon lokalizasyon ve tümör boyutu nedeni ile uygulanamayıp, zorunlu olarak antiaritmik tedavi altında izlenmiştir ve zaman içinde aritminin spontan rezolüsyonu izlenmiştir.

Primer cardiac tumors are rare in childhood. 70% of all cardiac tumors are rhabdomyomas, followed by teratomas, hemangiomas and fibromas. Cardiac tumors can cause chest pain, syncope and arrhythmias. Spontaneous regressions of cardiac fibromas is rare, therefore is necessary for sympyomatic patients. This article reports the case of a cardiac fibroma presented with ventricular tachycardia and her long term follow. Echocardiography revealed a heart tumor measuring 7*3 cm in size in interventricular septum apical segment. The features of tumor is verified with Cardiac MRI. The histopathological examination revealed a cardiac fibroma. Because of the size and localisation of the tumor, only surgical biopsy could be done. The patient was followed with antiarrhythmic treatment and spontaneous resolution of the arrhythmia was documented in the long-term follow up.

Anahtar Kelimeler: Aritmi, Fibroma, Eko, Arrhytmia, Fibroma, Echocardiography

7.
Hiperkalsemi için hemodiyafiltrasyon uygulanan Akut Lenfoblastik Lösemi olgusu
Hemodiafiltration in Treatment of a Patient with Hypercalcemia and Acute Lymphoblastic Leukemia
doi: 10.5222/j.child.2014.165  Sayfalar 165 - 168
Fatih Aygün, Başak Koç, Fatma Deniz Aygün, Gül Nihal Özdemir, Bülent Zülfükar, Halit Çam

Hiperkalsemi çocuklarda yetişkinlere göre daha az görülen, genellikle bulantı, kusma, kilo kaybı, iştahsızlık gibi özgün olmayan belirtiler gösteren acil bir tıbbi durumdur. Şiddetli hiperkalsemi, çocuklarda malignitenin nadir bir komplikasyonudur ve yaşamı tehdit edecek kadar ciddi olabilir. Bu yazıda boynunda kitle şikayetiyle başvuran, biyopsi sonrası kontrol biyokimyasında serum kalsiyum düzeyinin 18,4mg/dl saptanması üzerine yapılan incelemeler sonucu Pre B akut lenfoblastik lösemi (ALL) tanısı alan ve akut hiperkalsemisi için venövenöz hemodiyafiltrasyon uygulanan 11 yaşında kız hasta sunulmuştur. Amacımız çocuklarda hiperkalsemi ayırıcı tanısında malignitenin unutulmaması gerektiğini hatırlatmaktır.

Anahtar Kelimeler: hiperkalsemi, çocuk, akut lenfoblastik lösemi

8.
Çocukluk çağında nadir görülen bir lenfadenopati nedeni: masif lenfadenopatili sinüs histiositozu (Rosai-Dorfman hastalığı)
A Rare Cause of Childhood Lymphanedopathy: Sinus Histiocytoes with Massive Lymphadenopathies
doi: 10.5222/j.child.2014.169  Sayfalar 169 - 172
Ebru Oğultekin Vazgeçer, Serap Karaman, Selime Aydoğdu, Ömer Devecioğlu, Mehmet Ağan, Aykan Özgüven, Ayşegül Ünüver, Sema Anak, Zeynep Karakaş

Sinüs histiyositosizi (Rosai-Dorfman Hastalığı), nadir gözlenen histiyositik bir hastalık olup, etyolojisi tam olarak bilinmemektedir. Lenfosit ve histiyositlerin lenf nodu sinüslerinde birikmesiyle oluşan masif lenfadenopatiler, hastalığın en karakteristik özelliğidir. Servikal lenfatikler en sık tutulan bölge olmasına rağmen diğer lenf nodlarında da tutulum görülebilir. Tanı patolojik olarak konur. Tedavisiz izlenen semptomsuz vakaların yanında, hayatı tehdit edici organ tutulumları nedeniyle immunsupresif tedavi, cerrahi ve radyoterapi uygulanan vakalar da mevcuttur. Boyun bölgesinde masif lenfadenomegalileri nedeniyle, ayırıcı tanıda malin hastalık düşünüldüğü için polikliniğimize gönderilen ve eksizyonel biyopsi örneklerinin histopatolojik incelenmesi ile “Rosai-Dorfman Hastalığı’ tanısı alan iki olgu literatür eşliğinde sunulmuştur.

Anahtar Kelimeler: Lenfadenomegali, çocuk, Rosai-Dorfman

2019

2018

2017

2016

2015

2014

2013

2012

2011

2010

2009

2008

2007

2006

2005

2004

2003

2002

Logos Tıp Yayıncılığı
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36
D.63-64 Gayrettepe 34349 Istanbul
 
Fax :
(212) 288 0541
(212) 288 5022
(212) 211 6185
  E-mail
logos@logos.com.tr
  Google Maps için tıklayın