Çocuk Dergisi Mart 2015

    
DERLEME
1.
Bilimsel bir makale nasıl hızlı okunur ve anlaşılır?
How to read and understand a journal article?
doi: 10.5222/j.child.2015.001  Sayfalar 1 - 2
İsmail Yıldız, Muhammet Ali Varkal, Emin Ünüvar

Bilimsel bir makale başlık, özet, giriş, yöntem, bulgular, tartışma ve kaynaklar kısımlarından oluşur. Bir makaleyi hızlı değerlendirmek için “üçlü geçiş” sistemini kullanabiliriz.

Anahtar Kelimeler: makale, hızlı okuma, üçlü geçiş sistemi

2.
Nötropeniye Yaklaşım
How to Approach Neutrophenia
doi: 10.5222/j.child.2015.003  Sayfalar 3 - 9
Selime Aydoğdu, Ahsen Çelik, Zeynep Karakaş

Mutlak nötrofil sayısının 15000/mm3’ün altına düşmesi olarak tanımlanan nötropeni çocukluk çağında sık rastlanan ve etyopatogenezinde birçok mekanizmanın rol aldığı bir tablodur. Konjenital ve akkiz nedenlerle ortaya çıkabilir. Klinik yelpazesi oldukça geniştir. Çok ağır ölümcül olabilen enfeksiyonlarla seyredebildiği gibi, semptom vermeden sadece laboratuvar tanısı almış vakalar da mevcuttur. Nedene bağlı olarak değişen klinik bulgular nedeniyle klinisyenler tanı koyma ve tedavi yaklaşımında bazen güçlükler yaşayabilmektedir. Nötropenik bir hastada değerlendirme yaparken ateşin öncelikle varlığı dikkate alınmalıdır. Ateş varsa ayırıcı tanı için değerlendirme yapmadan hızlı bir şekilde hastanın tedavisine başlamak sonrasında, detaylı değerlendirmeleri yapmak uygun yaklaşımdır. Bu yazıda nötropenik hastanın tanısı ve tedavi yaklaşımları üzerine derleme yapılmıştır.

Anahtar Kelimeler: Nötropeni, çocuk, tanı, tedavi

ARAŞTIRMA
3.
Yenidoğanda Galen Veni Anevrizmal Malformasyonlu Vakaların Radyolojik ve Klinik Özellikleri, Endovasküler Tedavi Yönetimi: 10 Yıllık Deneyim
Radiological and Clinical Features of Vein of Galen Aneurysmal Malformation In Newborn, Endovascular Interventional Treatment Management: 10 Years Experience
doi: 10.5222/j.child.2015.16  Sayfalar 16 - 23
Sinan Tüfekci, Asuman Çoban, Beril Yaşa, Meltem Bor, Mehmet Barburoğlu, Serra Sencer, Zeynep İnce

Amaç: Galen veni anevrizmal malformasyonu (GVAM) tanısı ile 2005-2015 yılları arasında izlenen yenidoğanların klinik özellikleri, tanı, tedavi yaklaşımı ve sonuçlarını değerlendirmek.
Yöntem: GVAM tanısı alan 8 hastanın klinik başvuru, izlem, tanı ve tedavi yaklaşımı retrospektif olarak dosya kayıtlarından elde edilddi. Yaşayan 4 hastadan 3’ünün nörolojik izlemi değerlendirildi, diğer vaka ile ilgili bilgiler ailenin başka şehire taşınmasından dolayı telefon ile görüşülerek elde edildi. 
Bulgular: Merkezimizde tedavi edilen sekiz hastadan yedisinin (erkek 7, kız 1) antenatal tanısı vardı. Vakaların klinik izleminde ilk günlerde ağır kalp yetersizliği ve pulmoner hipertansiyon sık olup, daha sonra hipotansiyon, çoklu organ yetersizliği, hidrosefali ve konvülsiyon geliştiği görüldü. Hastalarda MR görüntüleme ve MR anjiyografi ile GVAM ve besleyici damar haritası gösterildi. Dört vaka transarteriyel embolizasyon tedavisi ile başarılı olarak tedavi edildi. Benzer tedavi metodlarına rağmen üç vaka kaybedildi, bir hasta embolizasyon işlemi yapılamadan kaybedildi. 
Sonuç: GVAM karmaşık anatomi, patofizyoloji, ciddi nörolojik sekele yol açan özelliği ile yüksek mortalite ve morbiditeye sahiptir. Agresif tıbbi destek ve erken endovasküler embolizasyon tedavisi ile yüksek riskli yenidoğanlarda da prognoz iyileştirilebilir.

Anahtar Kelimeler: yüksek debili kalp yetersizliği, endovasküler tedavi, Galen ven anevrizmal malformasyonu, yenidoğan

4.
Yenidoğan sarılıklarının doğum saati ile ilişkisinin değerlendirilmesi
Evaluation of relation between neonatal hyperbilirubinemia and time of birth
doi: 10.5222/j.child.2015.024  Sayfalar 24 - 29
Ersan Acar, Önal Hasan, Servet Erdal Adal

GİRİŞ ve AMAÇ: Yenidoğan sarılığı yenidoğan bebeklerin en sık karşılaşılan klinik sorunlarından biridir. Çoğu kez çeşitli tedavi yöntemleri ile iyileşip düzelen bu klinik durum, erken tanı ve tedavi gerektiği durumlarda geç kalınırsa fatal sonuçlar doğurabilecek nörolojik komplikasyonlara yol açabilir.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Çalışmamızda yenidoğan servisine indirekt hiperbilirubinemi nedeniyle yatırılan 103 bebek ile ayaktan yenidoğan polikliniğine kontrole gelen ve sarılığı saptanmayan 102 bebek değerlendirilmiştir. 
BULGULAR: Çalışmaya alınan bebeklerin tamamı 37 ve üstü gestasyonel haftadaydı. Sarılık nedeniyle yatırılan bebeklerden 62’si (%60.2) erkek, 41’ i (%39.8) kız idi. Bu bebeklerden 70’ i (%68) NSD ile, 33’ ü (%32) sezaryen doğum ile doğmuştur. Bebekler en yüksek oranda (%28.2) 4. günlerinde hastaneye yatırılmışlardır. Doğum saatleri en kısa aralıklarla karşılaştırıldığında sarılık nedeniyle hastaneye yatırılan bebeklerden %33’ ünün (n=34) 08: 01 ile 12: 00 saatleri arasında, %7.8’ inin de (n=8) 04: 01 ile 08: 00 saatleri arasında doğduğu saptandı.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Multi-faktöryel bir klinik durum olan yenidoğan sarılığı ile bebeklerin doğum saati arasında anlamlı bir ilişki gösterilememektedir.

Anahtar Kelimeler: Yenidoğan, yenidoğan sarılığı, doğum saati.

5.
Çocukluk çağı akut ensefalopati vakalarında beyin omurilik sıvısı nöron spesifik enolaz düzeyleri
Evaluation of neuron spesific enolase levels in cerebrospinal fluid analysis of pediatric acute encephalopathy patients
doi: 10.5222/j.child.2015.030  Sayfalar 30 - 37
Ayper Somer, Manolya Acar, Murat Sütçü, Selçuk Apak

GİRİŞ ve AMAÇ: Bu çalışma ile çocukluk çağı akut ensefalopati vakalarında BOS’da nöron hasarının işaretleyicisi olarak kabul edilen NSE düzeylerinin saptanması ve prognozun belirlenmesindeki rolü araştırıldı.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Akut ensefalopati ön tanısı ile acil servise yatırılan GKS hesaplanmış ve LP yapılmış 4 ay-13 yaş arası 26 hasta çalışmaya alındı. MSS enfeksiyonu ayırıcı tanısı amaçlı lomber ponksiyon yapılan ve enfeksiyon bulguları saptanmayan 30 hasta kontrol grubu olarak seçildi. Beş vakaya bakteriyel menenjit tanısı konulması üzerine çalışma üç grupta gerçekleştirildi. 
BULGULAR: Akut ensefalopati ön tanısı ile acil servise yatırılan GKS hesaplanmış ve LP yapılmış 4 ay-Akut ensefalopati tanısı konulan 21 vakada BOS NSE düzeyi ortalaması 19.4±37.0 ug/L, serum NSE düzey ortalaması 38.3±42.5 ug/L olarak bulundu. Kontrol grubundaki 30 vakada BOS NSE düzey ortalaması 2.6±1.1 ug/L, serum NSE düzey ortalaması 10.1± 3.4 ug/L olarak saptandı. Menenjit vakalarında ise BOS NSE düzey ortalaması 18.4±12.3 ug/L, serum NSE düzey ortalaması 32±19.8 ug/L olarak belirlendi. Akut ensefalopati ile kontrol grubu arasında BOS ve serum NSE değerleri açısından anlamlı bir fark saptandı (p <0.01). Menenjit vakaları ile kontrol grubu arasında benzer şekilde anlamlı fark saptanırken menenjit vakaları ile akut ensefalopati vakaları arasında yalnızca BOS NSE düzeyleri açısından anlamlı bir fark bulundu. Akut ensefalopati vakarlında geliş GKS ile serum ve BOS NSE değerleri arasında anlamlı negatif korelasyon (p<0.005) mevcuttu. Akut ensefalopati vakalarında BOS NSE düzeyleri ile prognoz ilişkisi anlamlı bulundu (p <0.05).
TARTIŞMA ve SONUÇ: BOS NSE düzeylerinin tayininin çocukluk çağı akut ensefalopati vakalarında nöron hasarının ve kısa dönem prognozunun belirlenmesinde kullanılabilecek bir işaretleyici olduğu düşünüldü.

Anahtar Kelimeler: Nöron spesifik enolaz (NSE), beyin omurilik sıvısı (BOS), akut ensefalopati, çocuk

OLGU SUNUMU
6.
Geç Tanı Alan Metil Malonik Asidemi Olgusu
doi: 10.5222/j.child.2015.038  Sayfalar 38 - 40
Fatih Aygün, Tanyel Zübarioğlu, Deniz Aygün, Çiğdem Aktuğlu Zeybek, Halit Çam

Metilmalonik asidemi (MMA), B12 bağımlı bir enzim olan metilmalonil-KoA mutaz enziminin eksikliğinin yol açtığı bir metabolik hastalıktır. Metilmalonil-KoA’nın süksinil-KoA’ya dönüşümünü sağlayan bu enzimin yokluğu metilmalonil-Koa birikimi, kan ve idrarda belirgin düzeyde artmış metilmalonik asit atılımı ile sonuçlanmaktadır. Hastalığın klinik bulguları farklı yaşlarda ve formlarda ortaya çıkabilir, erişkin döneme kadar asemptomatik olguların olduğu bildirilmiştir. Sık görülen klinik formlar yenidoğan döneminde başlangıç gösteren akut metabolik dekompanzasyon tablosu, ataklar arasındaki dönemde yakınmanın olmadığı akut intermittan form ve hipotoni, gelişme geriliği ve nöromotor retardasyon ile karakterize kronik progresif tablo olarak sayılabilir. 
Bu yazıda nöromotor gelişimi geri olan, nöbet geçirme şikayeti ile başvuran ve metilmalonik asidemi teşhisi konulan 18 aylık bir kız hasta geç tanı alması nedeniyle sunulmuştur.

Anahtar Kelimeler: metilmalonik asidemi, nöromotor retardasyon, geç tanı

7.
Merkürokrom kullanımı sonrası gelişen civa intoksikasyonu: Olgu Sunumu
Mercury intoxication after developing the use of mercurochrome: Case Report
doi: 10.5222/j.child.2015.041  Sayfalar 41 - 42
Sinem Oral Cebeci, Metin Uysalol, Emel Ekşi Alp

Civa insan sağlığı için yüksek toksisite özelliği taşır. Günümüzde halen civa içerikli bileşiklerin bilinçsizce kullanılması özellikle çocuk yaş grubunda tehlike yaratmaktadır. Çocuk acil polikliniğimize kusma ve döküntü şikayetleri ile başvuran başvuran 3 yaşında epidermolizis bülloza tanılı hastanın yapılan tetkiklerinde tedavi amaçlı civa içerikli uygunsuz ilaç kullandığı anlaşılmış, kan ve idrar civa düzeyleri yüksek bulunmuştur. Sonuç olarak yaygın olarak kullanılan ve lokal etkili ürünlerin içinde yer alan civanın riskleri, etkisi ve tedavi süreçleri iyi bilinmeli, maruziyet engellenmelidir.
Mercury is high toxic for human health. To use mercury-containing compaunds can be harmful. The 3-year old patient who was diagnosed with epidermolysis bullosa visited the emergency department having vomiting and rash issues. Through examination it was found out that the patient was taking an inappropriate medicine with mercury substance for medical treatment. The blood and urine level of mercury were found high. In conclusion risks, effects and treatment options must be well known for commonly locally used mercury products and exposure must be prevented.

Anahtar Kelimeler: civa zehirlenmesi, organik civa, şelasyon mercury intoxication, organic mercury, chelation

ARAŞTIRMA
8.
Obez çocuklarda metabolik sendrom sıklığı ve bileşenlerinin değerlendirilmesi
Evaluation of metabolic syndrome frequency and its components in children with obesity
doi: 10.5222/j.child.2015.010  Sayfalar 100 - 15
Samet Özer, Ergün Sönmezgöz, Şeyma Ünüvar, Resul Yılmaz, Osman Demir

GİRİŞ ve AMAÇ: Bu çalışmanın amacı obez çocuklarda metabolik sendrom ve bileşenlerinin ne sıklıkta olduğunu ortaya koymaktır. 

YÖNTEM ve GEREÇLER: Bu çalışmaya ocak 2013-aralık 2014 tarihleri arasında Gaziosmanpaşa Üniversitesi Tıp Fakültesi çocuk sağlığı ve hastalıkları polikliniğine başvuran obez çocuklar dahil edilmiştir. Beden kitle indeksi (BKİ) yaşa ve cinsiyete göre > 95p olan hastalar obezite tanısı aldı. Bu çalışmaya kliniğimizde takip edilen 372 hasta dahil edilmiştir. Hastaların yaşları 10-17 arasında değişmektedir. Tüm hastaların antropometrik ölçümleri, beden kitle indeksleri, kan basıncı değerleri, açlık insülin düzeyleri, total kolesterol, HDL kolesterol ve trgiliserid verileri hastane kayıtlarından elde edilmiştir. Tüm hastalarda insülin direnci varlığı homeostatic model assessment-insulin resistance (HOMA-IR) yöntemi ile hesaplanmıştır. Aterojenik indeks log (TG/HDL-C) formülü ile hesaplandı. Hastalara metabolik sendrom tanısı çocuklar için modifiye edilmiş WHO kriterlerine göre konmuştur.

BULGULAR: Obez çocuklarda metabolik sendrom %22.04 (n: 82), dislipidemi %38.98 (n: 145), hipertansiyon %16.40 (n: 61) ve insülin direnci %55.12 (n: 205) sıklığında görülmüştür. Cinsiyetlere göre ayrıldığında metabolik sendrom bileşenleri arasında istatistiki anlamlı farklılık görülmemiştir. Ancak prepubertal çocuklarda kan basıncı düzeyleri daha düşük ve insülin direnci ortalamaları daha düşük saptanırken HDL düzeyleri de anlamlı şekilde daha yüksek saptandı (p<1,001). Aterojenik indeks metabolik sendromu olan obez hastalarda daha yüksek saptandı (p<0,001). 

TARTIŞMA ve SONUÇ: Obez çocuklarda en sık görülen metabolik sendrom bileşeni insülin direncidir. İnsülin direncinin engellenmesi metabolik sendrom sıklığını beraberinde de kardiyovasküler hastalık risklerini azalacaktır.

Anahtar Kelimeler: Obesite, insülin rezistansı, metabolik sendrom

2019

2018

2017

2016

2015

2014

2013

2012

2011

2010

2009

2008

2007

2006

2005

2004

2003

2002

Logos Tıp Yayıncılığı
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36
D.63-64 Gayrettepe 34349 Istanbul
 
Fax :
(212) 288 0541
(212) 288 5022
(212) 211 6185
  E-mail
logos@logos.com.tr
  Google Maps için tıklayın