Çocuk Dergisi Haziran 2015

    
DERLEME
1.
Çocuklarda astım ve obezite ilişkisi
The relationship between asthma and obesity in children
doi: 10.5222/j.child.2015.043  Sayfalar 43 - 50
Şükrü Çekiç, Yakup Canıtez, Nihat Sapan

Obezlerde astım sıklığı, obez olmayanlara göre genellikle daha yüksek oranlarda bildirilmektedir. Obezitenin astım gelişimi için predispozan bir faktör olabileceği düşünülse de, neden olan mekanizmaların ve onların etkileri henüz yeterince açıklanamamıştır. Obezite ve astım arasındaki etkileşim multifaktöryel olduğu ve bireyler arasında değişkenlikler gösterdiği düşünülmektedir. Astım ve obezite ilişkisini ortaya koyan; epidemiyolojik, immünolojik, solunum fizyolojisi ve mekaniği, genetik ve çevresel faktörler ile ilgili çok sayıda çalışmanın varlığı ile birlikte, aksi yönde sonuç bildiren çalışmalarda bulunmaktadır. Son yıllarda obezite ilişkili astımın farklı bir fenotip olduğu düşünülmüş ve “obezite ile ilişkili astım fenotipi” kavramı önerilmiştir. Bu fenotipin göz önüne alınmasının obez astımlı hastalarda tedavi yaklaşımını daha spesifik hale getireceği düşünülmektedir.

Anahtar Kelimeler: Astım, obezite, çocuk

ARAŞTIRMA
2.
Akut gastroenteritli çocuklarda Norovirüs,Rotavirüs ve Adenovirüs sıklığı
The Incidence of Norovirus, Rotavirus and Adenovirus in Children with Acute Gastroenteritis
doi: 10.5222/j.child.2015.051  Sayfalar 51 - 55
İlker Yılmaz, Nuran Salman, Murat Sütçü, Manolya Acar, Metin Uysalol, Hayati Beka, Ali Ağaçfidan, Ayper Somer

GİRİŞ ve AMAÇ: Acil çocuk polikliniği’ne başvuran akut ishalli çocuklarda rotavirüs, nörovirüs ve adenovirüs sıklığı araştırıldı.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Ekim 2012-Ocak 2013 döneminde, Çocuk Acil Polikliniği’ne ishalle başvuran, 164 hastadan dışkı örneği alınabilen 126 hasta çalışma grubunu oluşturdu. ELISA yöntemiyle üç virüs tipinin belirlenmesi çalışıldı. Hastaların ishal sayısı ve süresi, kusma sayısı ve süresi ateş düzeyi, ishal etkenlerinin düzeyi ve yaş ile klinik ağırlık arasındaki ilişki değerlendirildi.
BULGULAR: Hastaların 23’ünde (%18.2) rotavirüs, 13’ünde (%10.3) adenovirüs, 11’inde (%8.7) ise nörovirüs pozitif saptandı. Üç ishal etkeninin de en çok görüldüğü yaş dilimi 1-5 yaştı. Nörovirüs daha küçük yaş gurubunda tespit edildi. Rotavirüs enfeksiyonu ocak ayında en fazla görülürken adenovirüs ve nörovirüs hem aralık hem de ocak ayında saptandı. Üç ishal etkeninin de klinik ağırlık skorlamasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmadı. Buna karşın adenovirüsün klinik skorlaması daha yüksekti.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Ülkemizde rotavirüs, adenovirüs antijen taramaları kolaylıkla yapılırken nörovirüs için hızlı güvenilir tanı tekniklerinin yaygınlaşması gerekmektedir. Rotavirüs aşısının uygulanabilirliğini artırmaya ve aşısının etkinliğine yönelik çalışmalar yapılmalıdır.

Anahtar Kelimeler: Akut viral gastroenterit, Norovirüs, Rotavirüs ve Adenovirüs

3.
Çocuk sağlığı izlem polikliniğinde takip edilen 9 ve 12 aylık bebeklerde tamamlayıcı beslenme uygulamaları ve besin ögesi alımlarının belirlenmesi
Feeding Practices and Determination of the Energy and Nutrient Intakes of 9-12 Month- old Infants Followed-Up at Well Child Clinic
doi: 10.5222/j.child.2015.056  Sayfalar 56 - 64
Şule Aktaç, Muazzez Garipağaoğlu, Gülbin Gökçay, Zeynep Akman

YÖNTEM ve GEREÇLER: Yöntem: Bu çalışma, İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı’nın, Çocuk Sağlığı İzlem Polikliniği’nde 1 Şubat-30 Eylül 2011 tarihleri arasında ardı sıra başvuran 9 ve 12 aylık toplam 243 bebekle yürütüldü. Bebeklerin antropometrik ölçümleri alındı, 24 saatlik besin tüketimleri kaydedildi. Bebeklere ve ailelere ilişkin demografik bilgilerin saptanmasında yapılandırılmış anket formu yüz yüze görüşülerek dolduruldu. Ağırlık ve boy ölçüleri, Türk çocukları için geliştirilen standartlara göre değerlendirildi. Günlük alınan enerji ve besin ögeleri BEBİS bilgisayar ortamında besin analiz programı kullanılarak saptandı. 
BULGULAR: Bulgular: Bebekler arasında 4. ve 6. aylarda sadece anne sütü (SAS) alma oranı sırasıyla %83.1, %58.0; 9 ve 12. aylarda anne sütüne devam etme oranları sırasıyla %79.0, % 72.6 olarak bulundu. Besin ögeleri açısından demir, iyot ve D vitamini alımı yetersizdi. Süt grubu ve meyve en çok tüketilen besinler iken, et, yumurta en az tüketilen besinler arasında yer alıyordu. 
TARTIŞMA ve SONUÇ: Sonuç: Çocuk sağlığı izlem polikliğinde verilen önerilere karşın bebeklerin beslenmesinde saptanan bu sorunlar, ailelerin bebek beslenmesi konusunda daha etkin eğitime gereksinimleri olduğunu göstermektedir. 

Anahtar Kelimeler: Anne sütü, besin ögesi, tamamlayıcı beslenme, süt çocuğu

4.
Bir üniversite hastanesinde pediyatrik sağlık bakımı ile ilişkili enfeksiyon sürveyansı: Altıaylık prospektif izlem
Surveillance of Pediatric Health Care Associated Infection in a University Hospital: Six-Years of Prospective Follow-up
doi: 10.5222/j.child.2015.065  Sayfalar 65 - 73
Hülya Maraş, Ayper Somer, Murat Sütçü, Manolya Acar, Nuran Salman

GİRİŞ ve AMAÇ: Sağlık bakımı ile ilişkili enfeksiyon (SBİE) hastalarda artmış morbidite, mortalite ve maliyete neden olur ve hastanede yatan hastalarda en sık görülen komplikasyondur. Bu çalışmada SBİE epidemiyolojisini, etken mikroorganizmaları ve direnç özelliklerini saptamak amaçlandı.
YÖNTEM ve GEREÇLER: İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı servislerinde 1 Ocak 2010 - 30 Haziran 2010 tarihleri arasında yatan hastalar değerlendirmeye alındı. Dosya kayıtları, hemşire gözlemleri, radyoloji, mikrobiyoloji ve diğer tanı yöntemlerine ait raporlar incelenerek elde edilen veriler prospektif olarak toplandı. 
BULGULAR: Çalışma süresi olan altı aylık dönemde 1900 hasta değerlendirilmiş olup 176 hastada SBİE saptanmıştır. SBİE sıklığı tüm servislerde %9.3 (%0.9-%28.1), insidans yoğunluğu 10.86 (0.82-24.86) / 1000 hasta günü saptandı. SBİE en sık sırasıyla yenidoğan yoğun bakım ünitesi, çocuk yoğun bakım ünitesi, hematoloji-onkoloji servisi & kemik iliği transplant ünitesi ve nöroloji servisinde görüldü. En sık görülen SBİE sırasıyla kan dolaşımı enfeksiyonu, pnömoni ve gastrointestinal sistem enfeksiyonlarıydı. Hastane enfeksiyonu yaşla ters ilişkili bulundu. Diğer risk faktörleri hastanede yatış süresi, girişimsel işlemler, ko-morbid hastalıklar, transfüzyon, antiasit kullanımı olarak belirlendi. Etken mikroorganizma 2 saptanan hastane enfeksiyonu olgularının %53’ünden gram-negatif bakteriler, %28’inden gram-pozitif bakteriler sorumluydu.
TARTIŞMA ve SONUÇ: SBİE sürveyansı; problemlerin tanınması ve analiz edilmesi, enfeksiyon kontrol önlemlerinin hedefe yöneltilmesi ve geri bildirim yapılmasını sağlayan, SBİE azaltılmasında önemli bir basamaktır. 

Anahtar Kelimeler: Hastane enfeksiyonu, çocuk, sürveyans, risk faktörleri.

5.
The ability of children to use dry powder inhalers
The Ability of Children to Use Dry Powder Inhalers
doi: 10.5222/j.child.2015.074  Sayfalar 74 - 77
Zeynep Tamay, Deniz Özçeker, Nermin Güler, Ülker Öneş

GİRİŞ ve AMAÇ: Dry powder inhalers (DPIs) are used in children with increased frequency, since no coordination between actuation and inhalation is required and the devices can easily be carried around.
YÖNTEM ve GEREÇLER: The aim of this study was to measure the peak inspiratory flow (PIF) in 20 asthmatic (5F, 15M) and 39 (15 F, 24 M) healthy school children aged 6 to 8 years to evaluate the applicability of DPI in this age group. 
Children with mild to moderate asthma were included in the study. PIF was performed by means of In-Check Dial (Clement Clarke International, UK). Pulmonary function tests including FEV1 and PEF were measured. 

BULGULAR: For the asthmatic group median FEV1, PEF and PIF and percentages were 91.6 28.5 %, 82.4 21.1 % and 78.8 26.4 l/min, respectively. For the healthy controls, the respective measurements were 89.5 14.7 %), 81.7 16.0 %) and 81.2 20.2 l/min. Ranges for the asthmatics were 40L/min to 120 L/min, and 45 to 120 for the healthy controls A positive correlation between PIF and FEV1 ( p<0,001, r=0.492) was observed in both groups. 

TARTIŞMA ve SONUÇ: Since a PIF of at least 15 L/min is required for the use of most DPI devices, we concluded that children aged 6 years or more with mild to moderate asthma can use DPIs with efficacy and ease. Furthermore, because of the correlation between PIF and PEF, it may be useful to measure PIF during an asthma attack with relatively low PEF, before prescribing a DPI device.

Anahtar Kelimeler: Astım, çocuk, kuru toz inhaler

OLGU SUNUMU
6.
Aplastik Anemili Hastada Proflaksi Altında Gelişen Pnomosistis Jirovejii Enfeksiyonu
Pneumocytis jiroveci Infection Developed in Aplastic Anemia Patients Under Prophylaxis
doi: 10.5222/j.child.2015.078  Sayfalar 78 - 81
Selime Aydoğdu, Serap Karaman, Deniz Tuğcu, Hacer Aktürk, Zeynep Karakaş

Pnömosistis Jirovejii (PJ) başta AIDS (Acquired immune deficiency syndrome: AIDS) olmak üzere immun yetmezlikli hastalarda enfeksiyonayol açabilen fırsatçı bir patojendir. Sağlıklı insanlarda görülmesi oldukça nadirdir. Diffüz intertisiyel pnömoni yapar,ciddi hipoksemi yapabilir ve fulminan seyir gösterebilir. Riskli hastalarda Trimetoprim sülfometaksazol (TMP-SMX) proflaksisi önerilir. Bu yazıda anneden haploidentik kemik iliği nakli (KİT) planlanan aplastik anemi tanılı bir hastada gelişen pnömosistis jirovejii pnömonisi (PJP) olgusu sunuldu. Olgu uzun süredir TMP-SMX proflaksisi altındaydıve transfüzyon ihtiyacı dışında hastane yatış öyküsü yoktu. Acil polikliniğe ani gelişen solunum sıkıntısı ile başvurdu, takibinde hipoksi ve hızlı klinik bozulma ile mekanik ventilasyon ihtiyacı gelişti. Alınan bronkoalveoler sıvı örneğinde PnömosistisJirovejii saptadı. Mekanik ventilasyon ve destek tedavilerle klinik iyileşme sağlandı. Antibiyotik proflaksisi altındayken görülmesi proflaksinin etkinliğinin kolonizasyonu her zaman engelleyemediğini düşündürmektedir.

Anahtar Kelimeler: Aplastik Anemi, pnömosistis jirovejii enfeksiyonu, çocuk

7.
Hiperimmünglobulin E sendromu olan iki kardeşte yaygın molloskum kontagiozum: Olgu sunumu
Disseminated Molluscum Contagiosum in Two Siblings with Hyperimmunglobulin E Syndrome
doi: 10.5222/j.child.2015.082  Sayfalar 82 - 85
Ayşegül Doğan Demir, Engin Arı, Selçuk Uzuner, Ahmet Hakan Gedik, Nilüfer Göknar, Ufuk Erenberk, Erkan Çakır

Hiperimmunglobulin E sendromu (HİES), artmış serum IgE düzeyleri, tekrarlayan cilt apseleri ve akciğer enfeksiyonları, egzamatöz dermatit, iskelet ve diş anormallikleri ile karakterize primer immun yetersizlik ve multisistem hastalığı olarak tanımlanır.Ayrıca hastaların bazılarında mukokütanöz kandida enfeksiyonu, molloskum kontagiozum, herpes zoster, herpes simpleks gibi ağır, tekrarlayıcı mantar ve virüs enfeksiyonları gösterilmiştir.

Anahtar Kelimeler: Hiper-IgE sendromu, Job sendromu, molloskum kontagiozum


8.
Kawasaki hastalığı şok sendromu: olgu sunumu
Kawasaki Disease Shock Syndrome
doi: 10.5222/j.child.2015.086  Sayfalar 86 - 88
Nilüfer Göknar, Ayşegül Doğan Demir, Selçuk Uzuner, Ufuk Erenberk, Demet Demirkol

Kawasaki hastalığı (KH), özellikle 5 yaş altı çocuklarda ortaya çıkan bir multistem vaskülitidir. KH’nın klinik karakteristiği 5 günü geçen açıklanamayan ve uzamış ateşe ek olarak yaygın mukoza inflamasyonu, iki taraflı pürülan olmayan konjuktivit, eritematöz deri döküntüleri, el ve ayaklar üzerinde anjiyoödem ve boyunda lenfadenopatidir.
Kawasaki şok sendromu (KŞS), KH’nın nadir ve ciddi bir formudur. Komplikasyonları önlemek için çoçuk sağlığı ve hastalıkları uzmanları ve yoğun bakım uzmanlarının KH’nın bu az görülen başvuru şekli ile ilgili farkındalığı olmalıdır.
Biz burada Kawasaki şok sendromlu 2 yaşında bir erkek hasta sunduk.

Anahtar Kelimeler: Kawasaki hastalığı, Kawasaki şok sendromu, koroner arter dilatasyonu

2019

2018

2017

2016

2015

2014

2013

2012

2011

2010

2009

2008

2007

2006

2005

2004

2003

2002

Logos Tıp Yayıncılığı
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36
D.63-64 Gayrettepe 34349 Istanbul
 
Fax :
(212) 288 0541
(212) 288 5022
(212) 211 6185
  E-mail
logos@logos.com.tr
  Google Maps için tıklayın