Çocuk Dergisi Haziran 2017

    
DERLEME
1.
Pediyatrik tuberkuloz: Bir üniversite hastanesinin 5 yıllık deneyimi
Pediatric tuberculosis: A 5-year experience from a Turkish tertiary pediatric hospital
doi: 10.5222/j.child.2017.043  Sayfalar 43 - 52
İbrahim Kamer, Murat Sütçü, Manolya Acar, Oğuz Bülent Erol, Selda Hançerli Törün, Nuran Salman, Ayper Somer

GİRİŞ ve AMAÇ: Bu çalışmanın amacı 2008-2013 yılları arasında merkezimizdeki pediatrik tüberküloz ve latent tüberküloz olgularının; klinik, radyolojik, mikrobiyolojik, laboratuvar sonuçlarını içeren demografik özelliklerini ve tedavi karakteristiklerini değerlendirmek olarak belirlenmiştir.

YÖNTEM ve GEREÇLER: Çalışmaya alınan 236 çocuğun yaş ortalaması 94,39±58,73 ay olan olguların klinik özellikleri ve laboratuvar sonuçları retrospektif olarak incelendi. Tüberküloz hastalığı veya latent tüberküloz tanısı TDT, IGRA, PA akciğer grafisi, toraks BT, ARB ve kültür duyarlılık testleri kullanılarak konuldu.

BULGULAR: Yetmiş altı (33 kız/43 erkek) TB olgusunun 34’ü (%44,7) akciğer TB’u, 26’sı (%33,8) akciğer dışı TB ve 16’sı (%21,5) hem akciğer hemde akciğer dışı TB tanısı aldı. Akciğer grafisi ve toraks BT görüntülemelerinde en sık görülen imajlar sırasıyla %30 ve %64 olarak lenfadenopatiydi. En yaygın akciğer dışı tutulum 12 (%15,8) olgu ile lenf nodu TB’ydu. Temas öyküsü vakalarının 24’ünde (%31,6) tespit edildi. Mikrobiyolojik örnek alınabilen %54 olgunun %21’inde ARB ve %34’ünde kültür pozitifliği saptandı. İlaç dirençi ise olguların 6’sında (%7,9) mevcuttu. Takibi tamamlanan TB olgularının tedavisi başarı ile tamamlandı ancak izleminde %11,8’inde sekel gelişti.
Yüz altmış (63 kız/ 97 erkek) latent TB tanısı alan olgunun %20’sinde aile taraması pozitif saptandı. TDT pozitifliği %91,9 saptanırken IGRA testi %19,4 idi. Belirsiz IGRA sonuçları %0,6 saptandı.

TARTIŞMA ve SONUÇ: TB olgularından temas öyküsü sıklığı LT olgularından daha fazlaydı. Ev teması ve yapılan taramalar TB'un kontrolu için çok önemlidir. Mikrobiyolojik tanı oranı dünya ile benzer şekilde düşük saptandı ve ilaç direnci açısından çocukluk TB'u hakkında sınırlı veri elde edilebildi. Bu konu ile ilgili daha çok çalışmaya ihtiyaç vardır.

Anahtar Kelimeler: Tüberküloz, çocuk, Latent Tüberküloz, IGRA

2.
Eski soruna yeni bakış: Infantil Kolik
New looking to the old problem: Infantile Colic
doi: 10.5222/j.child.2017.053  Sayfalar 53 - 60 
Nalan Karabayır, Gülbin Gökçay

İnfantil kolik, iyi gelişen sağlıklı bebeklerde, daha çok akşam saatlerinde görülen, ataklar halinde ortaya çıkan, etyolojisi tam olarak aydınlatılamamış aşırı ağlama durumudur. İlk kez 1954 yılında Wessel tarafından tanımlanan infantil kolik Rome IV kriterlerine göre yaşamın ilk 5 ayında büyüme geriliği olmayan bebeklerde, görünen bir neden olmadan başlayan ve biten, huzursuzluk/ağlama ile birlikte görülen, bir haftadan daha uzun süren, haftada en az 3 gün günde an az 3 saat devam eden irritabilite nöbetleridir. Kolik prevalansı % 10-40 olarak bildirilmektedir. İnfantil koliğin etyolojisi tam olarak aydınlatılamamış olup, multifaktöryel olduğu düşünülmektedir. İnfantil kolik ile cinsiyet, doğum tartısı, doğum şekli, beslenme biçimi ilişki saptanmamıştır. Olası risk faktörleri maternal sigara kullanımı, ileri anne yaşı ve ilk bebektir. Son yıllarda intestinal floradaki dengesizliğin koliğe neden olabilecegi konusundaki çalışmalar giderek artmaktadır. Koliğin kesin nedeni bilinemediği için standart bir protokolün oluşturulamaması nedeniyle birçok seçenek uygulanmış ancak halen etkili bir tedavi biçimi bulunamamıştır. İnfantil kolik tedavisinde davranışssal uygulamalarının diğer yöntemlerden daha etkin olduğu bildirilmektedir. Diurnal ritmin olgunlaştığı dönemde spontan olarak kaybolan infantil kolikli bebeklerde migren, atopi, hiperreaktivite gibi sorunların daha sık olduğu bilinmektedir.

Anahtar Kelimeler: ağlama, infantil kolik, inflamasyon, intestinal disbiyozis, süt çocuğu

3.
Beslenme Durumunun Değerlendirilmesinde Sıra Dışı Bir Yöntem: BİA
An Uncommon Method of Evaluating Nutritional Status: BIA
doi: 10.5222/j.child.2017.061  Sayfalar 61 - 66
Mustafa Özçetin, Fidan Khalilova, Ayşe Kılıç

Vücut kompozisyonunun doğru bir tahmini beslenme değerlendirilmesinde ve izleminde önemlidir. Çocukların normal büyüme temposunun bilinmesi, hastalıkların erken tanısında yardımcı olur ve gereksiz tetkikleri azaltır. Vücut kompozisyonlarının değerlendirmesinde farklı ve etkin yöntemler son yıllarda geliştirilmiştir. Vücut kompozisyonunun etkin bir şekilde ölçümü klinik bilimlerinin farklı dallarında sağlıkla ilgili önemli kararların alınmasında hayati rol oynamaktadır. BIA güvenli olması, indirekt bir yöntem olması, kısmen düşük maliyeti içermesi, etkili bir değerlendirme yöntemi olması gibi nedenler sonucunda kliniklerde, hastaların vücut kompozisyonlarının değerlendirilmesinde sık kullanılan bir yöntem haline gelmiştir.

Anahtar Kelimeler: beslenme durumu, biolektriksel impedans analizi, vücut kompozisyonu.

ARAŞTIRMA
4.
Primer immun yetersizliklerin tanısında farkındalığı arttıracak klinik özelliklerin değerlendirilmesi
The Evaluation of the Clinical Features That Will Increase the Awareness While Making the Diagnosis of Primary Immunodeficiencies
doi: 10.5222/j.child.2017.067  Sayfalar 67 - 71
Çiğdem Aydoğmuş, Erkut Öztürk, Funda Çipe, Arzu Babayiğit Hocaoğlu, Rengin Şiraneci

GİRİŞ ve AMAÇ: İmmün yanıtın ortaya çıkmasında etkin olan her basamak, bir primer immün yetmezlik hastalığı için potansiyel yaratmaktadır. X'e bağlı agamma-globulineminin tariflendiği 1952'den bu yana 150’den fazla primer immünyetmezlik (PIY) hastalığı tanımlanmıştır. Çoğunlukla hastaların ortak bulgusu enfeksiyonlara karşı hassasiyetin artışı olmakla birlikte hangi hastalarda PİY düşünülmesi ve devamında hangi ileri inceleme yöntemlerinin uygulanması gerekliliği hala tartışma konusudur.

YÖNTEM ve GEREÇLER: Kliniğimize tekrarlayan veya derin yerleşimli enfeksiyonla başvuran, Jeffrey Model Foundation Medical Advisory Board tarafından bildirilen, PİY yönünden uyarıcı olabilecek 10 kriterden en az birini taşıyan 100 çocuk değerlendirildi. Olgularda 10 uyarıcı işaret dışında aşılanma durumu, beslenme biçimi, şikayetlerin başlama dönemi, akraba evliliği de sorgulandı. 

BULGULAR: 100 hastanın 25’i PIY tanısı alırken 75 hastada PIY saptanmadı.10 uyarıcı işaretten; ≥2 pnömoni /yıl geçirilmesi ve enfeksiyonların düzelebilmesi için IV antibiyotiğe ihtiyaç duyulması PIY saptanan grupta anlamlı olarak yüksek bulundu. Bunun yanısıra yaş, cinsiyet ve aşılanma öyküsü bakımından anlamlı bir fark bulunmazken akraba evliliği ve formula ile beslenme sıklığı PIY saptanan olgularda anlamlı derecede yüksekti.

TARTIŞMA ve SONUÇ: Jeffrey Model Foundationun belirlemiş olduğu 10 uyarıcı işaret immun yetmezliklerin taranmasında önemli olmakla birlikte tek başına yeterli olmamaktadır. Akraba evliliği, beslenme biçimi gibi ek bilgilerin sorgulanması, yaş grubunun dikkate alınması, ayrıntılı fizik muayene ve temel laboratuvar tetkiklerinin yapılması PİY hastalarının daha erken saptanmasını kolaylaştıracaktır.

Anahtar Kelimeler: Çocuk, primer immun yetersizlik, klinik özellikler

5.
Astımlı çocuklarda tüberkülin yanıtı sağlıklı çocuklardan daha mı düşük?
Tuberculin Response Is Lower In Asthmatıcs Than Healthy Children
doi: 10.5222/j.child.2017.072  Sayfalar 72 - 76
Zeynep Tamay, Deniz Özceker, Ahmet Akçay, Gülbin Gökçay, Ülker Öneş, Nermin Güler

GİRİŞ ve AMAÇ: Alerjik hastalıkların prevelansı tüm dünyada artmaktadır. Astım ve alerjik hastalıklarda Th1/Th2 dengesinin Th2 yönünde değişim hipotezi öne sürülmektedir. Tüberkülin yanıtından da Th1 yanıtı sorumlu olup alerjik çocuklarda sağlıklı çocuklardan farkı ile ilgili çelişkili veriler mevcuttur. Bu çalışmada Türkiye2deki okul öncesi çocuklarda astım-atopi-tüberkülin ilişkisinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır.

YÖNTEM ve GEREÇLER: Yaşları 2-5 yaş arasında olan doğumdan sonra ilk 2 ay içinde BCG aşısı yapılan 200 sağlıklı ve 200 astımlı çocuk çalışmaya alındı. Serum total Ig E, aeroalerjen duyarlılığı, hava yolu direnci, astım ağırlığı ve tüberkülin cilt testi kayıt edildi.

BULGULAR: Astımlı çocuklarda anlamlı olarak sağlıklı çocuklara göre tüberkülin yanıtı daha düşük bulundu (median=0mm ve median=7 mm) (p: 0,0001). Tüberkülin yanıtı havayolu direnci ve atopi belirteçleri ile ilişkili değil idi. Mycobacterium tuberculozis enfeksiyonu astımlı çocuklarda (%5) sağlıklı çocuklara (%1) göre daha sık bulundu.

TARTIŞMA ve SONUÇ: Astımlı çocuklardaki düşük tüberkülin düzeyi ve Mycobacterium tuberculozis enfeksiyonuna artmış eğilim bu çocuklarda Th1 yanıtının daha az olması ile açıklanabilir. Tüberküloz prevelansının yüksek olduğu toplumlada yaşayan astımlı çocuklarda tüberküloz açısından klinik şüphe yüksek tutulmalıdır.

Anahtar Kelimeler: Tüberkülin, atopi, astım, mycobacterium tuberkülozis enfeksiyonu

6.
Lupus nefritli çocuklarda intravenöz siklofosfamid tedavisinin etkinliğinin değerlendirilmesi
Evaluation the effectiveness of intravenous cyclophosphamide treatment in children with lupus nephritis
doi: 10.5222/j.child.2017.077  Sayfalar 77 - 83
Işık Odaman Al, Sevinç Emre, Ilmay Bilge, Alev Yılmaz, Bağdagül Yavaş Aksu

GİRİŞ ve AMAÇ: Sistemik lupus eritematozus seyrinde renal tutulum önemli morbidite ve mortalite nedenidir. Lupus nefriti tedavisinde siklofosfamid yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu çalışmadaki amacımız çocuklardaki lupus nefritinde intravenöz siklofosfamid tedavisinin etkinliğini değerlendirmektir.

YÖNTEM ve GEREÇLER: İstanbul Tıp Fakültesi Çocuk Nefrolojisi Bilim Dalı tarafından 1991-2011 yılları arasında intravenöz siklofosfamid tedavisi alan 28 lupus nefritli hasta retrospektif olarak değerlendirildi. Tüm hastalarda öykü, başvuru sırasındaki bulgu ve belirtiler, laboratuvar tetkikleri, renal biyopsi sonuçları, tedavi ve prognoza ait veriler kaydedildi. 

BULGULAR: Başvuru sırasında 27 hastada (%96.5) proteinüri, 4 hastada (%14.3) makroskopik hematüri, 15 hastada (%53.5) hipertansiyon, 11 hastada (%39.2) ise böbrek yetersizliği saptandı. En sık saptanan ekstrarenal klinik bulgular artrit/artralji (%67.9), konstitüsyonel bulgular (%64.3) ve cilt bulguları (%60.7) idi. Hastalarımızda histopatolojik bulgu olarak en sık Class 4 (%53.5), daha sonra sırasıyla Class 2 (%21.6), Class3 (%10.7) ve Class 5 (%3.5) lupus nefriti saptandı. Çalışma grubunda toplam 62.7 ± 49 aylık (6-204 ay) izlem boyunca 21 hastada (%75) renal remisyon sağlandı. On dokuz hasta (%67.8) hem renal, hem de ekstrarenal bulgular açısından remisyonda idi. Son dönem böbrek yetersizliği gelişme oranı %14.2 ve mortalite oranı %3.5 olarak belirlendi. Lupus nefriti olgularında SDBY ve ölüm başlangıçtaki serum kreatinin yüksekliği ile istatistiksel olarak ilişkili bulundu (p: 0.047). Çalışma grubundaki hastaların %39.2’sinde intravenöz siklofosfamide bağlı yan etki görülürken, en sık görülen yan etki nötropeni (%21.4) idi.

TARTIŞMA ve SONUÇ: Bu çalışmamızda pediyatrik lupus nefriti olgularında intravenöz siklofosfamid tedavisinin minimal yan etki ile renal ve ekstrarenal remisyon sağlanmasında etkin ve güvenilir olduğu gösterilmiştir. Başlangıçtaki serum kreatinin yüksekliği kötü prognostik faktör olarak bulunmuştur.

Anahtar Kelimeler: Sistemik lupus eritematozus, çocuk, siklofosfamid, lupus nefriti.

OLGU SUNUMU
7.
Laparoskopi ile tanı konulan tüberküloz peritonitli çocuk olgu
A case of tuberculous peritonitis diagnosed by way of laparoscopy
doi: 10.5222/j.child.2017.084  Sayfalar 84 - 88
Manolya Acar, Cemile Ayşe Odacılar, Selda Hançerli Törün, Murat Sütçü, Başak Erginel, Emine Çalışkan, Hüseyin Özbey, Nuran Salman, Ayper Somer

Giriş: Tüberküloz peritonit (TBP) nadir bir akciğer dışı tüberküloz formudur. Bununla birlikte, TBP tanısı koymak, çocuklarda bilhassa zordur. Burada batında asit saptanıp, laparoskopik olarak TBP tanısı konulmuş çocuk olgu sunulmuştur. 
Olgu sunumu: Öncesinde yakınmasız 3 yaşında kız hasta yeni gelişen ateş ve karın ağrısı nedeniyle getirildi. Fizik muayenede batın distansiyonu, yaygın hassasiyeti ve perküsyonla yer yer matite mevcuttu. Batın ultrasonografi incelemesinde multipl septasyonlar içeren yaygın sıvı saptanması üzerine yapılan parasentez mayii eksuda vasfında saptandı. Mikroskobik incelemesinde bol polimorfnüveli lökosit gözlendi. Antibiyoterapi sonrası kontrol periton sıvısında lenfosit hakimiyetinde hücre sebat etmekteydi. Periton sıvısında aside dirençli bakteri (ARB) görülmedi, tüberküloz (TB) polimeraz zincir reaksiyonu negatif sonuçlandı, sıvı kültürü steril kaldı. Sitopatolojik incelemesinde malinite düşündürecek bulgu saptanmadı. Diagnostik laparoskopi, ön planda TB lehine değerlendirildi. Batın sıvısında adenozin deaminaz düzeyi yüksek bulunan hastaya izoniazid, rifampisin, pirazinamid ve etambutol içeren 4’lü antitüberküloz tedavi başlandı. Antitüberküloz tedavisinin ikinci ayında karın çevresinde belirgin gerileme saptanan hastanın tedavisi izoniazid ve rifampisin olarak planlanıp, hasta izleme alındı.
Sonuç: Tüberküloz peritonit tanısında eksploratif laparoskopi ve ek olarak periton sıvısında adenozin deaminaz (ADA) yüksekliği oldukça değerlidir.

Anahtar Kelimeler: Tuberküloz peritonit, laparoskopi, adenozin deaminaz

8.
Kompleman faktör H antikoru ilişkili atipik hemolitik üremik sendrom ve Ekulizumab tedavisi
Complement factor H antibody-associated atypical hemolytic uremic syndrome and eculizumab treatment
doi: 10.5222/j.child.2017.089  Sayfalar 89 - 92 
Zeynep Yürük Yıldırım, Alev Yılmaz, Sevinç Emre, Ilmay Bilge, Bağdagül Yavaş Aksu, Aydan Şirin

Atipik hemolitik üremik sendrom, sıklıkla son dönem böbrek yetersizliğine ilerleyen nadir görülen kronik bir hastalıktır. Bu hastaların çoğunda alternatif kompleman yolağının bozulmasına neden olan genetik veya edinsel bozukluk vardır. Kompleman Faktör H otoantikorları aHÜS’lü vakaların %6-11’inde bildirilmiştir. Plazma değişimi ve immunsupresif tedaviye rağmen relapsları önlenemeyen ancak Ekulizumab kullanımı ile remisyon sağlanan bir anti-FH antikor ilişkili aHÜS vakasını sunmayı amaçladık.

Anahtar Kelimeler: Atipik hemolitik üremik sendrom, kompleman faktör H antikorları, Ekulizumab tedavisi

2019

2018

2017

2016

2015

2014

2013

2012

2011

2010

2009

2008

2007

2006

2005

2004

2003

2002

Logos Tıp Yayıncılığı
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36
D.63-64 Gayrettepe 34349 Istanbul
 
Fax :
(212) 288 0541
(212) 288 5022
(212) 211 6185
  E-mail
logos@logos.com.tr
  Google Maps için tıklayın