Çocuk Dergisi Eylül 2017

    
DERLEME
1.
Meningokok Aşıları
Meningococcal Vaccines
doi: 10.5222/j.child.2017.093  Sayfalar 93 - 98
Ayper Somer, Manolya Acar

Meningokok hastalıkları tüm dünyada yaygın görülen ve yaşamı tehdit eden tablolara neden olmaktadır. Polisakkarit meningokok aşıları uzun yıllardır kullanımdadır ve hastalık sıklığında azalma sağlamıştır. Ancak, polisakkarit aşıların sütçocukları ve ufak çocuklarda zayıf immünojenite göstermesi, kısa süreli koruma sağlaması, immünolojik bellek geliştirmemesi, nazofarengeal taşıyıcılığa etki etmemesi ve tekrarlayan dozlarda azalmış yanıt sağlaması gibi önemli sorunları vardır. Polisakkarit aşıların kimyasal olarak konjügasyonu bu sorunları aşılmasını sağlamıştır. Günümüzde konjüge meningokok aşıları olarak kuadrivalan aşılar (MenACWY-DT, MenACWY-CRM ve MenACWY-TT) ve monovalan A ve B aşıları bulunmaktadır. Kuadrivalan konjüge meningokok aşılarından MenACWY-TT (Nimenrix™), tetanoz toksoid proteine konjüge edilmiş serogrup A, C, W ve Y içermektedir veAvrupa’da 12.ayda tek doz olarak onay almış ilk meningokok aşısıdır. Yapılan çalışma sonuçları MenACWY-TT aşısının sütçocuğu, çocuk, adolesan ve erişkinlerde tek doz uygulama sonrası yeterli immünojenisite ve etkinlik profiline sahip olduğunu göstermektedir. Ayrıca güvenilirlik ve istenmeyen etki profili plasebo ile eşdeğerdir ve diğer aşılarla eş zamanlı olarak uygulanabilir.

Anahtar Kelimeler: Meningokok aşıları, konjügasyon, kuadrivalan meningokok aşıları, çocuk.

2.
Pediatrik akut solunum sıkıntısı sendromu
Pediatric acute respiratory distress syndrome
doi: 10.5222/j.child.2017.099  Sayfalar 99 - 102
Gürkan Atay, Kemal Nişli

Akut Solunum Sıkıntısı Sendromu(ARDS) mortalite ve morbitesi yüksek seyreden, dünya genelinde yaygın ve önemli bir klinik tablodur. Diffüz akciğer parankim infiltrasyonu ile karekterize hipokseminin ön planda olduğu ARDS hakkında tanımlandığı 1967 yılından beri oldukça fazla araştırma ve uzlaşı raporu yazılmış ve özellikle yetişkin akciğer hasarı üzerine odaklanmıştır. Risk faktörleri, etiyoloji, patofizyoloji ve veriler göz önüne alındığında çocukluk yaş grubunu tam olarak kapsamadığı anlaşılmış ve Pediatrik ARDS(PARDS) için ayrı uzlaşı raporları düzenlenmiştir. Bu derlemede PARDS tanı ve tedavisi hakkında,güncel bilgiler ışığında bahsedilecektir.

Anahtar Kelimeler: pediatrik akut solunum sıkıntısı sendromu, tanı, tedavi

ARAŞTIRMA
3.
ÇOCUKLARDA KRONİK PERİTON DİYALİZİ: 18 yıllık tek merkez deneyimi
CHRONIC PERITONEAL DIALYSIS in CHILDREN: Single center experience over 18 years
doi: 10.5222/j.child.2017.103  Sayfalar 103 - 106
Sevinç Emre, Zeynep Yürük Yıldırım, Alev Yılmaz, Bağdagül Aksu, Cemile Pehlivanoğlu, Neşe Töle, Ilmay Bilge, Aydan Şirin

GİRİŞ ve AMAÇ: İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesi Çocuk Nefrolojisi Bilim Dalı’nca 1996-2004 ve 2005-2014 yılları arasında kronik periton diyalizi (PD) ile tedavi edilen çocuklarda komplikasyonlar ve prognoz açısından zamanla bir değişiklik olup olmadığını değerlendirmektir. 
YÖNTEM ve GEREÇLER: Çalışma grubu 109 hastadan oluşmaktaydı (54 kız, 55 erkek). Hastalar başvuru yıllarına göre iki gruba ayrıldı. 1996-2004 yılları arasında takip edilenler Grup 1 ve 2005-2014 yılları arasında takip edilenler Grup 2 olarak adlandırıldı. Grup 1’de 65 hasta ve Grup 2’de 44 hasta mevcuttu. Hastalar periton diyalizine bağlı komplikasyonlar ve prognoz açısından karşılaştırıldı. 
BULGULAR: Ortalama periton diyalizine başlama yaşı Grup 1 ve Grup 2’de sırasıyla 9.5±4.2 yıl ve 7.14±5.73 yıldı. İki grupta da en sık kronik böbrek yetersizliği (KBY) nedeni üropatilerdi. Aletli PD yapan hasta sayısı grup 2’de Grup 1’e göre yüksek bulundu (sırası ile %73 ve %60). Grup 1’de kateter kayıp oranı %36.9 iken Grup 2’de bu oran %18’e düşmüştü. Her iki grupta da en sık kateter kayıp nedeni tekrarlayan peritonitti. Peritonit oranları Grup 2’de (1: 22.4 epizot/PD ayı) Grup 1’den (1: 14.3 epizot/ PD ayı) düşüktü. Her iki grupta da en sık peritonit etkeni Staphylococcus aureus olarak saptandı. İki grup arasında en dikkat çekici farklılık renal transplantasyon oranlarıydı. Grup 1’de transplantasyon oranı %7.7 iken Grup 2’de bu oran %43.2’ye yükselmişti. 
TARTIŞMA ve SONUÇ: PD’nin en önemli ve sık komplikasyonu halen peritonittir. PD alanındaki deneyimlerin artması ile peritonit ve kateter kayıp oranları azalmıştır. 

Anahtar Kelimeler: periton diyalizi, peritonit, PD, kateter ilişkili komplikasyon

4.
Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesinde Yatan Prematüre Bebeklerde Ekstrauterin Büyüme Geriliği ve Büyüme Geriliğine Etki Eden Faktörler
Extrauterine Growth Retardation among Preterms hospitalized in Neonatal Intensive Care Unit and Identification of Contributing Factors
doi: 10.5222/j.child.2017.107  Sayfalar 107 - 113
Ebru Şenol, Şükrü Aydemir, Serdar Cömert, Müjde Tuba Çöğürlü, Tutku Özdoğan

GİRİŞ ve AMAÇ: Ekstrauterin büyüme geriliği (EUBG) prematüre bebeklerde görülen en sık morbidite olarak kabul edilmektedir. Bu çalışmada amacımız ünitemizde izlenen prematüre bebeklerde EUBG sıklığını ve etki eden risk faktörlerini saptamaktı.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Çalışmamıza, yenidoğan yoğun bakım ünitesinde izlenen ve taburcu edilen, doğum ağırlığı 1500 gr’ın altında, doğum haftası 33 haftadan küçük olan ÇDDA 108 bebek dahil edildi. Hastaların demografik özellikleri, tartı takipleri, ek morbiditeleri incelendi; günlük kalori alımları, doğum ve taburculuk tartı persentilleri hesaplandı ve değerlendirildi. 
BULGULAR: Hastalarımızın ortalama gestasyonel haftası 29,0±2,4 hafta; ortalama doğum tartıları 1094±279,2 gramdı. Çalışmamızda %26,9 hastada intrauterin büyüme geriliği (IUBG) tespit edildi, EUBG oranı ise %75 olarak saptandı. EUBG olan ve olmayan bebeklerin doğum tartıları veya gestasyon haftaları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık görülmedi ancak EUGG olan bebeklerde IUBG oranı EUGG olmayanlardan anlamlı (p<0,05) olarak daha yüksekti. EUBG olan ve olmayan hastalar arasında cinsiyet, demografik özellikler ve ek morbiditeler açısından istatistiksel anlamlı farklılık saptanmadı. EUBG olmayan hastaların 120 kcal/kg/gün ile beslenme süresi anlamlı olarak (p<0,05) daha uzun saptandı. EUBG olan hastalarda 1. hafta sonunda doğum tartısına göre anlamlı düşüş saptandı.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Çalışmamızda ÇDDA’lı bebekler arasında YBÜ’den taburculuk sırasında EUBG sıklığının halen çok yüksek olduğu ve bu durumun önemli bir problem olarak yerini koruduğu görüldü. Özellikle nutrisyonel hedeflerin tutturulamaması bu durumun nedenleri arasında öne çıkmaktadır. Bu hedeflerin daha iyi tanımlanması, mevcut beslenme stratejilerinin geliştirilmesi ve ekstrauterin büyüme geriliğinin azaltılabilmesi için net kılavuzların ortaya konulması amacına yönelik yeni çalışmalara ihtiyaç vardır.

Anahtar Kelimeler: Preterm, ekstrauterin, büyüme geriliği

5.
Yatırılarak Tedavi Edilen Çocukluk Çağı Üriner Sistem Enfeksiyonunda Antibiyotik Duyarlılık Profili, Tek Merkez Deneyimi
Antibiotic Susceptibility Profile In The Chıldhood Urinary Tract Infection Treated By Hospitalization, One Center Experience
doi: 10.5222/j.child.2017.114  Sayfalar 114 - 121
Rabia Nur Temiz, Gamze Özgürhan, Duygu Övünç Hacıhamdioğlu

GİRİŞ ve AMAÇ: Hastanemizde yatırılarak tedavi edilen çocukluk dönemi üriner sistem enfeksiyonu etkenlerinin, antibiyotik duyarlılıkları ve direnç oranlarının saptanmasıdır.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Çalışmada 2014-2015 yıllarında hastanemizde üriner sistem enfeksiyonu tanısı ile yatırılan ve idrar kültüründe üremesi olan 1 ay-18 yaş arası 105 hasta retrospektif olarak incelendi. Hastaların dosyaları bilgisayar otomasyon sistemi üzerinden geriye dönük olarak tarandı. 
BULGULAR: Hastaların 76’sı (%72,4) bir yaş altı, 29’u (%27,6) bir yaş üstü olarak saptandı. Üriner sistem enfeksiyonu tanısı konulmuş hastaların idrar kültürlerinde en sık izole edilen bakteri Escherichia coli (%70,5), 2. sıklıkta Klebsiella spp. (%23,8) olarak saptandı. Bu mikroorganizmalarda en fazla ampisilin direnci (%70,5), 2. sıklıkta amoksisilin klavulanik asit direnci (%55,2) saptandı. Karbapenem grubuna karşı direnç en düşük orandaydı (%1,9). Daha önce hastanede yatış öyküsü olan grupta, amikasin, gentamisin, trimetoprim-sülfamethoksazol (TMP/SMX), amoksisilin klavulanik asit, sefoksitin, sefuroksim, sefiksim, ampisilin, piperasilin tazobaktam direnci daha yüksek bulundu (p<0.05). Önceden herhangi bir nedenle antibiyotik kullanan grupta amoksisilin klavulanik asit, sefoksitin, sefiksim direnci yüksek bulundu (p<0.05). Hastaneye herhangi bir nedenle yatış öyküsü olan grupta genişletilmiş spektrumlu beta laktamaz (ESBL) direnci yüksek saptandı (p<0.05). 
TARTIŞMA ve SONUÇ: Çalışmamızda üriner sistem enfeksiyonu nedeni ile hastanemize yatırılarak tedavi verilen hastalardan izole edilen bakteriler olasılıkla önceden antibiyotik kullanımı ya da hastaneye yatış nedeni ile sık tercih edilen (amoksisilin klavulanik asit, TMP/SMX, sefiksim, sefuroksim aksetil, seftriakson) antibiyotiklere yüksek oranda dirençli olarak saptandı. Çalışmamızın sonucuna göre bölgemizde hastaneye üriner sistem enfeksiyonu tanısı ile yatırılan hastalarda ampirik olarak parenteral tedavide seftriakson, sefotaksim, sefuroksim, oral tedavide ise TMP/SMX, sefiksim tercih edilebileceği düşünülmektedir. 

Anahtar Kelimeler: Üriner sistem enfeksiyonu, çocuk, antibiyotik

6.
PFAPA sendromunda prokalsitonin düzeyleri
Procalcitonin Levels in PFAPA Syndrome
doi: 10.5222/j.child.2017.122  Sayfalar 122 - 126
Nalan Karabayır, Serdar Al, Tijen Alkan Bozkaya, Ali Demirhan, Meliha Aksoy Okan

GİRİŞ ve AMAÇ: PFAPA sendromu tanısı konan çocuklarda febril atak sırasında prokalsitonin (PCT) düzeylerinin araştırılması
YÖNTEM ve GEREÇLER: Çalışmaya 91 ateşli atak geçiren toplam 39 olgu ile bakteriyel septisemi tanısı konan 35 olgu kontrol grubu olarak alındı. Demografik, klinik ve laboratuar bulguları kaydedildi. Her iki grupta hemogram, CRP ve PCT değerleri araştırıldı. 
BULGULAR: Çalışma grubunda atak süresi ort 4.6 ±0.45 gün olup atak sıklıkları arasındaki süre ort 25.06 ± 9.76 gün olarak saptandı. Çalışma grubunda ortalama lökosit, CRP and PCT değerleri sırasıyla 15,959 ± 5,737/mm3, 76,88 ±47,63 mg/L ve 0.0,18± 0,10 ng/mL bulundu. PFAPA sendromlu hastalarda boğaz kültürlerinde üreme saptanmadı. Kontrol grubundaki olguların 20’si kız, 15’i erkekti. Ortalama lökosit sayısı 16,700 ± 5,820/mm3 saptanırken, CRP değeri ise 34,64±18,61mg/L, PCT düzeyi 2,12 ±1,95 ng/mL ölçüldü. Lökosit değerleri açısından iki grup arasında fark bulunamazken (p > 0.05), PCT değerleri kontrol grubunda anlamlı düzeyde yüksekti(p < 0.001).
TARTIŞMA ve SONUÇ: PFAPA sendromunda ateşli epizodlar sırasında PCT değeri yükselmemektedir. Tanı kriterlerine ek olarak CRP ile eş zamanlı PCT düzeyinin bakılması febril atağın bakteriyel infeksiyonlardan ayıredilmesinde kullanılabilir.

Anahtar Kelimeler: ateş, CRP, PFAPA, prokalsitonin

OLGU SUNUMU
7.
Astimli bir olguda tekrarlayan influenza enfeksiyonu
Rekurren influenza infections with an asthmatic children.
doi: 10.5222/j.child.2017.127  Sayfalar 127 - 130
Deniz Özçeker, Selda Hançerli, Özge Umur, Nermin Guler, Ayper Somer, Nuran Salman, Zeynep Tamay

Influenza viral enfeksiyonlar arasında en sık gözlenenlerden birisidir. Mevsimsel influenza olarak adlandırılan bu enfeksiyon özellikle 2 yaşın altındaki çocuklarda, 65 yaşın üzerindeki kişilerde ve altta yatan astım gibi kronik hastalığı bulunanlarda yüksek oranda atak hızına, komplikasyonlara ve ölüm oranlarına neden olur. İnfluenza enfeksiyonunun toplumda yayılımı ve bulaşıcılığının önemli kaynağı çocuklardır ve en önemli koruyucu tedavi de aşıdır.
Burada mevsimsel influenza aşısına rağmen 3 kez influenza enfeksiyonu geçirmiş15 yaşında astımlı bir erkek hasta sunulmuştur.

Anahtar Kelimeler: astım, aşı, influenza

8.
Periyodik Ateş, Aftöz Stomatit, Farenjit ve Adenit (PFAPA) Sendromu: Dört Olgunun Sunumu
Periodic Fever, Aphthous Stomatitis, Pharyngitis and Cervical Adenitis Syndrome: Report of Four Cases
doi: 10.5222/j.child.2017.131  Sayfalar 131 - 135
Emine Yurdakul Ertürk, Abdullah Dağlı, Abdullah Erdil

Periyodik ateş, aftöz stomatit, farenjit, adenit (PFAPA) sendromu, periyodik yüksek ateş dönemleri, aftöz stomatit, farenjit, ve servikal adenit ile karakterize, etiyolojisi bilinmeyen bir hastalıktır. Nadir görülmekle birlikte sıklığının bildirilenden fazla olduğu düşünülmektedir. Bu yazıda altı ay-bir yıldır üst solunum yolu enfeksiyonu semptomlarının eşlik ettiği tekrarlayan ateş atakları nedeni ile defalarca antibiyotik tedavisi alan ancak sadece oral kortikosteroid tedavisine dramatik cevap veren PFAPA sendromlu dört çocuk hasta sunuldu. Tekrarlayan ateş, antibiyotik ve antipiretiklere dirençli tonsillit ile başvuran çocuklarda PFAPA sendromu düşünülmelidir.

Anahtar Kelimeler: Çocukluk, periyodik ateş, PFAPA sendromu

9.
B12 Vitamini Eksikliği Olan Bir Sütçoocuğu
The Infant with B12 deficiency
doi: 10.5222/j.child.2017.136  Sayfalar 136 - 138
Nalan Karabayır, Zeynep Arı, Pınar Yamaç Dilaver

İki aylık erkek bebek şuur kaybı nedeniyle acil polikliniğimize getirildi. Fizik muayenesinde şuuru açık ve soluk olan bebeğin etrafla ilgisi azdı. Sistem bulgularında hipotoni dışında özellik saptanmayan bebeğin laboratuar tetkiklerinde WBC: 7130, RBC: 3.17 10 6, HGB: 10.6 gr, HCT: % 29.9, MCV: 94.3, MCH: 33.4, PLT: 480 bin/ml, kan şekeri: 108mg/dl, Ca: 10,2 mg/dl, Mg: 2,1mg/dl Na: 136 mEq/l, K: 3,7mEq/l, amonyak: 55.8µgr/dl ve tandem mass testi normal saptandı. Yatışının ilk gününde tüm vücüdunda kasılma olan hastanın çekilen kranial USG ve EEG normal bulundu. Kardiolojik açıdan değerlendirilen hastanın ekokardiografisinde VSD ve PFO saptanırken, holter EKG özellik saptanmadı. B12 düzeyi 219.9 pg/dl, homosistein: 9.2 µmol/ml (N: 3.3-8.3) saptanan hastann annesinin B12 düzeyi de 186 pg/dl bulunması üzerine 100 mcg/kg/gün B12 IM başlandı. Tedavi başlandıktan sora atakları kaybolan bebek, tedavisi düzenlerek yatışının 7. gününde taburcu edildi. 1 hafta sonra yapılan kontrolünde nöbet geçirmediği, 1 ay sonraki kontrolünde ise hipotonisitesinin azaldığı saptandı.

Anahtar Kelimeler: Anemi, B12 vitamini, konvülziyon

2019

2018

2017

2016

2015

2014

2013

2012

2011

2010

2009

2008

2007

2006

2005

2004

2003

2002

Logos Tıp Yayıncılığı
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36
D.63-64 Gayrettepe 34349 Istanbul
 
Fax :
(212) 288 0541
(212) 288 5022
(212) 211 6185
  E-mail
logos@logos.com.tr
  Google Maps için tıklayın