Çocuk Dergisi Aralık 2017

    
DERLEME
1.

Anafilakside Adrenalin Kullanımı: Ne Kadar Biliniyor?
How much we know?: Use Of Adrenaline İn Anaphylaxis
doi: 10.5222/j.child.2017.139 Sayfalar:139-145
Sevgi Sipahii, Zeynep Ülker Tamay

Anafilaksi hayatı tehdit eden acil bir durumdur, hızla tanı konulup tedavisine başlanmalıdır. Anafilaksi tedavisinde ilk seçenek adrenalindir; ölüm ve hastaneye yatışı önleyen tek ilaçtır. Anafilaksinin ne zaman ortaya çıkacağı öngörülemediğinden tedavisi kadar önlenmesi de çok önemlidir. Bu nedenle anafilaksi geçiren ve anafilaksi riski yüksek olan bireylere adrenalin oto-enjektörleri (AOE) reçete edilmeli, hangi durumlarda ve nasıl kullanacakları hakkında bilgilendirilmelidirler. Genel olarak anafilakside adrenalin kullanımı, çocuklarda ve erişkinlerde, yetersiz kalmakta, AOE risk altındaki hastalarda düşük oranda reçetelenmektedir.

Anahtar Kelimeler: Anafilaksi, adrenalin oto-enjektörü, tedavi, eğitim


2.

Çocuklarda Subkutan İmmünglobülin Kullanımı
Subcutaneous Immunoglobulin Use in Children
doi: 10.5222/j.child.2017.146 Sayfalar:146-150
Manolya Acarr, Ayper Somer

İnsan plazma kaynaklı immünglobülinler başta primer immün yetersizlik hastalıkları olmak üzere pek çok hastalığın tedavi seçenekleri arasında yer almaktadır. İmmünglobülin preparatları; intravenöz (IVIG), subkutan (SIG) ya da intramüsküler (IMIG) yolla verilebilir. Son yıllarda SIG uygulaması, hasta konforunun daha yüksek olması, maliyetinin ve yan etki insidansının düşük olması sebebiyle tercih edilmektedir. Bu yazıda çocuk hastalarda SIG kullanımı ile ilgili güncel bilgiler özetlenmiştir.

Anahtar Kelimeler: Subkutan immünglobülin, çocuk, tedavi


3.

Term ve preterm yenidoğanlarda doğum odası bakımında yenilikler
Novel approaches in the delivery room care of term and preterm newborns
doi: 10.5222/j.child.2017.151 Sayfalar:151-157
Beril Yaşa, Asuman Çoban, Elmas Zeynep İnce

Yenidoğan bebeklerin sağkalımlarının iyileştirilmesi için annelerine iyi bir antenatal bakım verilirken bebeğe de doğru postnatal yaklaşımda bulunulmalıdır. Doğum odası yönetiminde en önemli zaman “ilk altın dakika” olarak adlandırılan, doğum sonrası ilk bir dakikalık süredir. Bu süre içerisinde bebeğin ısı kontrolü sağlanmalı, hava yolu açıklığı, solunumu ve kalp atım hızı değerlendirilmeli, ihtiyaç varlığında ilk solunumu başlatılmış olmalı ve satürasyon değerleri nabız oksimetre ile objektif olarak takip edilmelidir. Doğum sonrası zamana göre belirlenen hedef satürasyon değerleri göz önünde bulundurularak fazla ve gereksiz oksijen tedavisinden kaçınılmalıdır. Yapılan son çalışmalar kordon klemplenmesinin en az 30-60 sn geciktirilmesinin bebeklerin daha yüksek hemoglobin değerleri ve demir deposu ile doğduklarını göstermekte, bebeklerin transfüzyon ihtiyaçlarının azaldığını bildirmektedir. Solunum desteği ihtiyacı olabilecek preterm bebeklerde daha ilk nefesten itibaren sürekli pozitif havayolu basıncı (CPAP) uygulanması bebeklerin entübasyon ihtiyacını ve surfaktan uygulamalarını azaltmaktadır. Preterm bebeklerde profilaktik surfaktan uygulanması günümüzde terk edilmeye başlanmış bir uygulama olup sadece ihtiyacı olan preterm bebeklere surfaktan verilmelidir. Günümüzde daha az invazif yöntemlerle surfaktan uygulanması denenmektedir. Canlandırma ihtiyacı varlığında gestasyon yaşı 35 hafta ve üzerinde olan bebeklere %21 oksijen ile, gestasyon yaşı 35 hafta altında olan bebeklere ise %21-30 oksijen ile destek başlanmalı, hedef satürasyon değerlerine ulaşana kadar oksijen desteği kontrollü olarak arttırılmalıdır.

Anahtar Kelimeler: Term, preterm, yenidoğan, doğum odası bakımı


ARAŞTIRMA
4.

Bir Grup Türk Çocuğunda Yürüteç Kullanımı ve Sonuçları
Baby Walker Use and Its Consequences in a Group of Turkish Children
doi: 10.5222/j.child.2017.158 Sayfalar:158-162
Melike Mete, Esra Devecioğlu, Perran Boran, Aylin Yetim, Asilay Pazar, Gülbin Gökçay

GİRİŞ ve AMAÇ: Yürüteçler önerilmemesine rağmen günümüzde pek çok ebeveyn tarafından çeşitli sebeplerle yürüme öncesi dönemde kullanılmaktadır. Bu nedenle, anne babalara kanıta dayalı tavsiyeler sunmak için yürüteçlerin çocuk sağlığı ve gelişimi üzerindeki etkileri hakkında çalışmalara ihtiyaç vardır. Bu araştırmada çocuklarda yürüteç kullanım sıklığının ve yürüteç kullananlarda kaza geçirme sıklığının belirlenmesi, yürüteç kullanımının kaba motor gelişim ve yürüyüş bozuklukları üzerine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Araştırmaya İstanbul Tıp Fakültesi ve Marmara Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Sosyal Pediatri Polikliniklerinden izlenen, miadında doğan, herhangi bir kronik hastalığı olmayan, 8-84 ay arasındaki 193 bebek ve çocuğun ailesi dahil edildi. Yüz yüze uygulanan anketler ile ailelerin sosyodemografik özellikleri, oyun ve oyuncak konusundaki tutumları, bebeğin kaba motor gelişimi, yürüteç kullanma durumu, geçirdiği kazalar ve hastalıklar, yürüyüş biçimi konularında bilgi toplandı. Bir aydan uzun süre ile, günde en az 30 dakika yürüteç kullananlar yürüteç kullanan grubunda değerlendirildi. 
BULGULAR: Çocukların %57,5’inin yürüteç kullandığı saptandı. Ailelerin yürüteç kullanmama nedenleri incelendiğinde en sık “doktor önerisi” nedeniyle kullanmadıkları, kullanma nedenleri incelendiğinde ise en sık “bebeğin oyalanması için” kullandıkları saptandı. Yürüteç kullananların kullanmayanlara göre daha fazla kaza geçirdiği belirlendi. Aradaki fark istatistiksel açıdan anlamlı idi. İki grup arasında motor gelişimsel basamakları kazanma zamanı benzerdi. Yürüteç kullananlarda yürüyüş bozukluklarının görülme oranı daha yüksek bulundu.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Yürüteçlerin ebeveynler tarafından yaygın olarak tercih edildiği görülmüştür. Araştırmamızda yürüteç kullanımının bebeklerde kaba motor gelişim sürecini etkilemediği fakat yürüyüş bozuklukları ile ilişkili olduğu belirlenmiştir. Çocuk gelişimi ve sağlığı açısından, yürüteç kullanımının parmak ucunda yürüme üzerine etkisini inceleyen detaylı araştırmalar yapılması gerekmektedir.

Anahtar Kelimeler: Yürüteç, bebek, çocuk, kazalar, yürüyüş bozuklukları


5.

Yenidoğan Döneminde Supraventriküler Taşikardi: Tanı, Tedavi ve Prognoza Etki Eden Faktörler
Neonatal Supraventricular Tachycardia: Diagnosis, Treatment and Factors Affecting Prognosis
doi: 10.5222/j.child.2017.163 Sayfalar:163-168
Nagehan Katipoğlu, Şebnem Çalkavur, Özgür Olukman, Kıymet Çelik, Timur Meşe 

GİRİŞ ve AMAÇ: Yenidoğanlarda en sık karşılaşılan semptomatik taşiaritmi supraventriküler taşikardi (SVT)’dir. Fetal dönemde başlayabilmesi ve ağır klinik seyri nedeniyle hızlı tanı ve tedavi yaklaşımı önemlidir.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Çalışmamızda Eylül 2009-Ağustos 2013 tarihleri arasında hastanemiz Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi’nde SVT tanısı alan yenidoğanların klinik ve laboratuvar bulguları, eşlik eden hastalıkları, uygulanan tedavi yaklaşımları, tedaviye yanıtlar ve yanıtı etkileyen faktörler retrospektif olarak değerlendirildi.
BULGULAR: SVT tanısı alan 17 hastanın median yaşı 16 saat (2-625) olup, 9 (%52,9)’unda başvuruda kalp yetmezliği bulguları vardı. Dört (%23,5) hastada Wolf-Parkinson-White Sendromu, 4 (%23,5) hastada fetal SVT öyküsü olduğu görüldü. Adenozin tedavisine yanıt 7 (%41,2) hastada görülürken, 5 (%29,4) hastanın kombine ilaç tedavisi ile sinüs ritmine döndüğü görüldü. Medikal tedavilere cevapsız 5 (%29,4) hastaya senkronize kardiyoversiyon yapılması gerekti. Dört (%23,5) hastada ise konjenital kalp hastalığı saptandı. TARTIŞMA ve SONUÇ: Antenatal dönemde başlangıç gösterebilmesi, nonspesifik semptomları olması ve yenidoğan döneminde ağır klinik seyri nedeniyle SVT’li hastaların prenatal ve postnatal dönemde erken tanı ve tedavisi, hastalığın prognozu açısından önemlidir.

Anahtar Kelimeler: Supraventriküler taşikardi, infant, Wolf-Parkinson White


6.

Hastanede yatan çocukların rektal sürüntülerinde karbapenem duyarlı olmayan Bacteroides fragilis grup bakteri taraması
Screening of rectal swabs for carbapenem non-susceptible Bacteroides fragilis group bacteria in hospitalized children
doi: 10.5222/j.child.2017.169 Sayfalar:169-173
Ayşe Karaaslan, Nurver Ulger Toprak, Gülşen Akkoç, Öncü Akgül, Eda Kepenekli Kadayifci, Sevliya Öcal Demir, Nurhayat Yakut, Serkan Atıcı, Ahmet Soysal, Mustafa Bakır, Güner Söyletir

GİRİŞ ve AMAÇ: Bu çalışmanın amacı, Türkiye’de üçüncü düzey bir üniversite hastanesinde yatmakta olan çocuk hastalarda karbapenem dirençli Bacteroides grup (KD-B) bakteriler ile kolonizasyon için risk faktörlerini ve karbapenem direnç profilini araştırmak idi.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Prospektif vaka-kontrol çalışması uygulandı. Hastanede yatmakta olan 680 çocuk hastadan 1361 rektal swab toplandı. Selektif mediumdan izole edilen tüm anaerobik kolonilere identifikasyon için MALDI-TOF (Vitek MS, bioMérieux) otomatize sistem ve meropenem duyarlılığı için e-test uygulandı. cfiA geni PCR yöntemiyle araştırıldı.
BULGULAR: Hastanede yatmakta olan 680 çocuk hastadan 1361 rektal swab toplandı. Tarama süresince MIC>0.125 mg/L olan 80 Bacteroides fragilis group (BFG) bakteri izole edildi. Yedi farklı tür BFG saptandı, sıklık sırasına göre şöyleydi; B. fragilis (n=29; %36, B.ovatus (n=16; %20), B. vulgatus (n=13; %16), P. distasonis (n=12; %15), B.theoiotomicron (n=5; %6), B.uniformis (n=4; %5) ve B.caccae (n=1; %1). 25 izolatda (%31) cfiA geni saptanırken, meropeneme hassas olmama (MIC>2 mg/L) 29 izolatda (%36) tespit edildi.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Çalışmamızda hastanede yatan çocuklarda karbapenem hassas olmayan Bacteroides fragilis grup bakteriler ile kolonizasyon oranları yüksek bulunmuşturki, bu durum ciddi enfeksiyonların oluşması, artmış mortalite açısından önemlidir ve dikkate alınmalıdır.

Anahtar Kelimeler: Bacteroides fragilis grup, karbapenem hassas olmama, çocuklar


7.

Çocuklarda Tamamlayıcı ve Alternatif Tedavi Kullanımı ve Ebeveyn Bilgilerinin Değerlendirilmesi
doi: 10.5222/j.child.2017.174 Sayfalar:174-181
Duygu Akçay, Ayla Yıldırımlar

GİRİŞ ve AMAÇ: Araştırmada; kronik hastalığı olmayan çocuklarda tamamlayıcı ve alternatif tedavilerin kullanımı ve ebeveyn bilgilerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Araştırma, 16.05.2016 ile 27.05.2016 tarihleri arasında tanımlayıcı tipte yapılmıştır. Araştırmanın evrenini, Antalya Devlet Hastanesi Hüseyin Savaş Semt Polikliniği çocuk sağlığı ve hastalıkları bölümüne başvuru yapan kronik bir hastalığı olmayan çocukların ebeveynleri (n=696) oluşturmuştur. Bu grup içinde çalışmaya gönüllü olarak katılan toplam 125 ebeveynden konuya ilişkin veri toplanmıştır. Araştırma verilerinin toplanmasında konu ile ilgili literatür taranarak araştırmacılar tarafından oluşturulan, ailelerin tanımlayıcı özellikleri ve araştırma konusu ile ilgili sorulardan oluşan bir form kullanılmıştır.
BULGULAR: Görüşülen ebeveynlerin %97.6’sı anne olup, %63.2’si 35-44 yaş arasındadır. Ailelerin %51.2’si destek, %38.4’ü rahatlama amaçlı çocuğu için TAT kullandığını bildirmiştir. Ailelerin tamamı çocuğu için TAT türlerinden en az birini kullandığını, kullandığı yöntemleri de %72.8’i sıklıkla kullandığını ifade etmiştir. TAT kullanırken %56’sının çocuğunda herhangi bir yarar, %97.6’sının zarar gözlemlemediği tespit edilmiştir. Ailelerin en fazla bildiği ve kullandığı yöntemlerin sırasıyla bitkisel tedavi ile dini yöntem olduğu saptanmıştır. Ekonomik durumlarını orta ve yüksek seviyede (sırasıyla %71.9, %94.4) olduğunu bildiren aileler çocuğu için sıklıkla TAT kullandığını bildirmiştir. Ebeveynlerin eğitim durumu, yaş aralığı ile çocuğu için TAT kullanım sıklığı arasında istatistiksel olarak bir fark bulunamamıştır.
TARTIŞMA ve SONUÇ: Araştırma grubumuzun tamamının çocuğu için TAT yöntemlerinden en az birini kullandığı, kullandığı yöntemleri sıklıkla kullandığı ve en fazla kullanılan dığı yöntemin bitkisel tedavi olduğu tespit edilmiştir. Sağlık profesyonelleri, TAT yöntemlerinin etkinliği, dozajları, yan etkileri, toksisiteleri ve potansiyel ilaç etkileşimlerinden haberdar olmalıdır. Aileleri TAT kullanımı hususunda sorgulamalı, eğitim ve danışmanlık hizmeti sunmalıdır.

Anahtar Kelimeler: Çocuk, geleneksel tıp, tamamlayıcı tedaviler


OLGU SUNUMU
8.

Altı Aylık Çocukda Salmonella choleraesuis’e Bağlı Bakteriyemi: Olgu Sunumu
Bacteremia due to Salmonella choleraesuis in six-month-infant: Case report
doi: 10.5222/j.child.2017.182 Sayfalar:182-185
Ayşegül Dokutan, Ayşe Karaaslan, Özlem Hamança, Işıl Eser Şimşek, Yasemin Akın

Giriş: Gastrointestinal sistem enfeksiyonlarına bağlı gelişen ishal sağlık kurumlarına başvurunun en sık nedenlerinden olup, özellikle pediatrik hastalarda ciddi morbidite ve mortalite nedenlerindedir. Bu yazıda akut gastroentrit nedeniyle hastaneye yatırılan altı aylık kız çocukda Salmonella choleraesuis’e bağlı gelişen bakteriyemi olgusu sunulmuştur.
Olgu: 6 aylık kız hasta hastanemiz acil servisine bulantı, kusma ve ishal şikayetleri ile getirildi. Gelişinde patolojik fizik muayene bulguları olarak, düşkün görünümü, ateşi ve 2/6 üfürümü mevcuttu, diğer sistem muayeneleri doğaldı. Laboratuvar tetkiklerinde; CRP 34.4 mg/L, WBC: 10.4 /mm3, Hb: 10.5, Trombosit: 221000 /mm3, ALT 73 U/L,AST 61 U/L saptanırken diğer biyokimyasal değerleri normal sınırlarda idi. Gaita tetkiklerinde bakılan adenovirus ve rotavirus antijen testleri negatif olarak geldi. Hastanın kan, idrar ve gaita kültürleri de gönderilerek intravenöz sefotaksim (doz: 200 mg/kg/gün 4 doza bölünerek) tedavisi başlandı. Alınan kan kültüründe Salmonella choleraesuis üremesi olduğu bildirildi. Salmonella choleraesuis antibiyogramda seftriaksona duyarlı olarak gözlendi. Hasta izole edildi, temas izolasyon önlemleri alındı, 3 kez tekrarlanan gaita kültürlerinde üreme olmadı. İntravenöz sefotaksim tedavisinin 3. gününde kontrol kan kültürü gönderildi ve üreme olmadı. Sefotaksim tedavisi sonrası hiç ateşi olmayan, takibinde genel durumu iyi olan, ishali ve kusması gerileyen hastanın sefotaksim tedavisi 14 güne tamamlandı.
Sonuç: Salmonella enfeksiyonları halen ülkemiz için önemli bir hastalıktır, özellikle çocuklarda hastalığa bağlı mortalite ve morbidite gelişimini azaltan en önemli faktör erken tanı ve tedavidir.

Anahtar Kelimeler: Salmonella choleraesuis, bakteriyemi, çocuk


2019

2018

2017

2016

2015

2014

2013

2012

2011

2010

2009

2008

2007

2006

2005

2004

2003

2002

Logos Tıp Yayıncılığı
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36
D.63-64 Gayrettepe 34349 Istanbul
 
Fax :
(212) 288 0541
(212) 288 5022
(212) 211 6185
  E-mail
logos@logos.com.tr
  Google Maps için tıklayın