Ana Sayfa ›› Dergiler ›› Çocuk Dergisi Aralık 2013 ›› Çocuk Dergisi Eylül 2008


Çocuk Dergisi Eylül 2008

http://www.cocukdergisi.org/
    
Çocuk Dergisi 8(3):145-151, 2008
Surrenal Yetersizlik
Hülya GÜNÖZ *
ÖZET

Adrenal yetersizlik göreceli olarak çocukluk ve ergenlik döneminde nadirdir, primer ve sekonder, konjenital ve edinsel olarak gruplandırılabilir. Primer adrenal yetersizlik nedenleri arasında konjenital adrenal hiperplazi, otoimmün adrenal yetersizlik, Wolman, triple A, Zellweger gibi bazı sendromlar sayılabilir. Sekonder adrenal yetersizliğe ise glukokortikoid tedavinin kesilmesi, adrenal süpresyon durumunda stres ortaya çıkması ve  primer ACTH eksikliğine bağlı ortaya çıkabilir. Glukokortikoid ve mineralokortikoid yerine koyma tedavisi gereklidir.

Adrenal kriz adrenal yetersizliği olan çocuklarda hastalıklar sırasında yetersiz glukokortikoid tedaviye bağlı olarak ortaya çıkabilir. Adrenal yetersizliğin erken tanınması ve tedavi edilmesi önemlidir. Adrenal krizin önlenmesi için sağlık görevlilerine ve ailelere öneriler yapılmalıdır.

Anahtar kelimeler: Surrenal yetersizlik, çocuk, glukokortikoid

 

Çocuk Dergisi 8(3):152-159, 2008
Okullarda Beslenme Uygulamaları

Muazzez GARİPAĞAOĞLU * Necla ÖZGÜNEŞ **

ÖZET

Okul yıllarındaki sağlıklı beslenmenin çocukların büyüme-gelişmelerini desteklediği, okul başarılarını olumlu etkilediği ve ileri yıllarda ortaya çıkan kronik hastalıkların riskini düşürdüğü bilinmektedir. Okula başlayan çocukların sosyal yaşamları ve buna bağlı olarak da beslenme alışkanlıkları değişmektedir. Çünkü çocuklar, özellikle de büyük şehirlerde tam gün okula giden çocuklar, günün en az bir ya da daha fazla öğününü, ev yerine okulda yerler. Okullar, sağlıklı bir yaşam için, yalnızca eğitimin geliştirilmesi değil, beslenme ve fiziksel aktivite konularında da olumlu değişikliklerin yapılabileceği, geliştirilebileceği ortamlardır. Son yıllarda, okulların eğitim alanında en iyiyi yapmaya çalıştıkları, buna karşın beslenme ve fiziksel aktiviteye aynı özeni göstermedikleri ve çocuklar arasında şişmanlığın arttığı bildirilmektedir. Şişmanlığın artışından, birçok faktör yanında okul yemekleri de sorumlu tutulmakta ve şişmanlığın önlenmesinde ise aileden önce okulların etkili olacağı belirtilmektedir. Bu makalede, okullardaki mevcut yemek/beslenme uygulamalarına ve yapılması gerekenlere yer verilmiştir.

Anahtar kelimeler: Çocuk, beslenme, okul yemekleri

 

Çocuk Dergisi 8(3):160-165, 2008
Ebeveynlerin Sosyal, Ekonomik ve Kültürel Düzeylerinin Çocukları Güneşin Zararlı Etkilerinden Koruma Üzerine Etkileri

Nurten TURHAN-HAKTANIR *, Serap YAZICI **

ÖZET
Amaç: Bu araştırmanın amacı ebeveynlerin sosyal, kültürel ve ekonomik seviyelerinin çocuklarını güneş kaynaklı ultraviyole ışınlarının zararları etkilerinden koruma davranışları üzerine etkilerini incelemektir.

Yöntem: Araştırma Dr. Behçet Uz Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne başvuran ebeveynlerden 300 gönüllü ile gerçekleştirilmiştir. Veri toplamak için ebeveynlerin sosyal, demografik, kültürel ve ekonomik özelliklerini saptamaya, çocukların tanıtıcı özelliklerini belirlemeye ve ebeveynlerin bilgi ve uygulamalarını incelemeye yönelik soruları içeren anket formu kullanılmıştır. Verilerin analizi SPSS 13.0 paket programı ile gerçekleştirilmiştir. Yüzdelik ve ki-kare (c2) testi kullanılmış olup, istatistiksel anlamlılık “p<0.05” ile tanımlanmıştır.

Bulgular: Ebeveynlerin güneşten korunma davranışları eğitim ve aylık gelir düzeyleri, çocuk sayısı, çocuk yaşı ile anlamlı olarak değişmektedir. Eğitim düzeyi arttıkça güneş ışınlarının zararlı etkileri konusundaki sorulara doğru yanıtlar ile güneşten koruyucu ürün (GKÜ) kullanım oranının arttığı belirlenmiştir. Ailede çocuk sayısı arttıkça GKÜ kullanım oranı azalmaktadır. Güneşte kalma süresi kısa olan çocukların ebeveynleri daha çok GKÜ kullanmaktadır. Güneş yanığı öyküsü olanlar içinde koruyucu ürün kullanım oranı daha fazla bulunmuştur.

Sonuç: Ebeveynlerin güneş ışınlarının zararlı etkileri, korunma yöntemleri ve uygulamaları konusunda bilgilerinin eğitim düzeyleri ile doğrudan ilgili olduğu bulunmuştur. Bu sonuç konuyla ilgili ailelere yönelik daha fazla eğitimin gerekliliğini ortaya koymaktadır.

Anahtar kelimeler: Çocukluk çağı, deri kanseri, ebeveyn, eğitim, ultraviyole ışınları
 

 

Çocuk Dergisi 8(3):166-171, 2008
Giresun İlindeki Ailelerin Sünnet Konusundaki Bilgi, Tutum ve Davranışları

Fadime ÜSTÜNER TOP *, Yeliz ESÜNTİMUR **, Leyla UYKAN **, 
Emine AYDIN PEKDEMİR *

ÖZET

Amaç: Bu çalışma anne-babaların sünnet konusundaki bilgi, tutum ve davranışlarının saptanması amacıyla planlanmıştır.

Yöntem: Tanımlayıcı kesitsel tipteki bu araştırmanın evrenini Giresun ilinde sünnet olan erkek çocuklar ve onların aileleri oluşturmuştur. Örneklem grubu, rastgele örneklem yöntemi ile seçilen Giresun ili merkez ilköğretim okullarındaki erkek (n=473) öğrenciden oluşmaktadır. Veriler ailelere öğrenciler aracılığıyla ulaştırılan bir anket formu ile toplanmıştır.

Bulgular: Öğrencilerin % 13.5’i 3 yaş altı, % 42.2’si 3-6 yaş arası ve % 44.3’ü altı yaş ve üzeri dönemde sünnet ettirilmiştir. Çocuklarını üç yaş altı dönemde sünnet ettirenlerin ailelerin büyük çoğunluğu gerekçe olarak sünnet yarasının daha çabuk iyileşeceğini, üç-altı yaş arası ile altı yaş ve üzeri dönemde sünnet ettirenler ise çocuğun korkmayacağını düşündükleri için bu yaş döneminde sünnet ettirmeyi tercih ettiklerini ifade etmişlerdir. Ailelerin % 42.9’u üç-altı yaş arasını, % 4.1’i ise doğumdan hemen sonrasını çocukların sünnet ettirilme yaşı için uygun dönem olarak belirtmiştir.

Sonuç: Ailelerin erkek çocukların sünnet konusundaki bilgi tutum ve davranışlarında eksikliklerin olduğu belirlenmiştir.

Anahtar kelimeler: Sünnet, aile, çocuk, tutum ve davranış

 

Çocuk Dergisi 8(3):172-178, 2008
Ergenlerde Kızamık, Kızamıkçık, Kabakulak ve Suçiçeği Seroprevalansı

Dilek DİLLİ *, Yıldız DALLAR **, Ufuk ÖNDE ***, Fahrettin DOĞAN ****, Serap YAĞCI ***

ÖZET

Amaç: Çocuk polikliniğine başvuran ergenlerde bu infeksiyonların seroprevalansının araştırılması.

Gereç ve Yöntem: Çalışmaya alınan 255 vakanın yaşı, cinsiyeti ve sosyoekonomik düzeyi hazırlanan formlara kaydedildi. Ergenlerin kızamık, kızamıkçık, kabakulak ve suçiçeği aşıları hakkındaki bilgiler aşı kartlarından, doktor tanılı infeksiyon geçirme öyküleri ise ailelerinden öğrenildi. Tüm vakaların serum örneklerinden kızamık, kızamıkçık, kabakulak ve su çiçeği virüslerine spesifik IgG düzeyi bakıldı.

Bulgular: Vakaların ortalama yaşı 11.8±1.8, kız oranı % 59.2 idi. Tüm vakaların kızamık, kızamıkçık, kabakulak ve suçiçeği infeksiyonlarını geçirme oranları sırasıyla % 45.1, % 3.9, % 43.5 ve % 55.7 olarak belirtildi. Bu viral infeksiyonlara yönelik aşılanma oranlarının ise aynı sırayla % 96.9, % 2.0, % 0.4 ve % 1.2 olduğu belirlendi. Serum spesifik IgG pozitifliği oranları yine aynı sırayla % 81.6, % 85.5, % 80.0 ve % 71.0 idi. İnfeksiyonu geçirme öyküsü ile seropozitivite arasında korelasyon olup olmadığı incelendiğinde yalnızca kızamık ve suçiçeği geçirme öyküsü ile bu infeksiyonlara özgü seropozitif oranları arasında anlamlı ilişki olduğu belirlendi. Kızamığa karşı seropozitif olan vakaların % 96.6’sında aşı öyküsü olduğu ve seropozitif vakaların sadece % 46.6’sında hem aşı hem infeksiyon öyküsü olduğu dikkati çekti. Suçiçeğine karşı seropozitif vakaların ise hiçbirinde aşı öyküsü olmadığı ve % 80.3’ünde infeksiyonu geçirme öyküsü olduğu belirlendi.

Sonuçlar: Suçiçeği infeksiyonunun erişkin dönemde ciddi komplikasyonlarla seyretmesi nedeniyle seronegatif ergenlere güncel ulusal aşı takviminde yer almayan suçiçeği aşısının yapılması yararlı olabilir.

Anahtar kelimeler: Ergen, seroepidemiyolojik çalışma, kızamık, kızamıkçık, kabakulak, suçiçeği

 

Çocuk Dergisi 8(3):179-182, 2008
Çocuklarda Üst Solunum Yolu İnfeksiyonlarında 2006-2008 Dönemi Viral Etiyoloji Araştırması

Emin ÜNÜVAR *, Ş. Seda ÖZ **, İsmail YILDIZ *, Meral ÇIPLAK ***, Selim BADUR ***, 
Ayşe KILIÇ **, Fatma OĞUZ **, Müjgan SIDAL **

ÖZET

Amaç: Çocuklarda üst solunum yolu infeksiyonlarının viral etiyolojisinin saptanması ve etkenlerin yıllara göre dağılımının gösterilmesi amaçlandı.

Yöntem: Prospektif, klinik bu araştırma İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Polikliniğine 2006-2008 yılları arasında başvuran ve yaşları 1-180 ay olan 380 üst solunum yolu infeksiyonlu vaka ile yürütüldü. Vakaların klinik bulguları kaydedildikten sonra, nazal sürüntü örneği alındı ve 380 örnekte İnfluenza-A, B ve Respiratuar Sinsisyal Virüs araştırıldı.

Bulgular: Nazal sürüntülerden virüs izole edebilme oranımız % 23.1’dir. En sık izole edilen virüsler sırasıyla influenza-A (% 62.5) ve respiratuar sinsisyal virüs (% 28.4) olarak saptandı. İnfluenza A tüm yaş gruplarında en yüksek oranda bulunan virustür. İnfluenza A izolasyon oranı yaşla artmaktadır (0-24 ay arasında % 51.5, 2-5 yaş arasında % 50, > 5 yaşta % 78.1 olarak influenza A virusu izole edildi).

Sonuç: Çocuklarda üst solunum yolu infeksiyonlarında viral etiyoloji % 23.1 oranındadır ve en sık etken influenza tip A’dır.

Anahtar kelimeler: Üst solunum yolu infeksiyonu, çocuk, RSV, influenza

 

Çocuk Dergisi 8(3):183-186, 2008
Çocukluk Çağında Ender Görülen Pıhtılaşma Faktör Eksiklikleri Saptanan Ondört Vakanın Değerlendirilmesi

Mustafa TAŞKESEN *, Nilüfer OKUR **, Nurettin OKUR **, Selahattin KATAR ***, 
Sultan ECER MENTEŞ *, Murat SÖKER ****

ÖZET

Amaç: Kanama bozukluğuna yol açan ender pıhtılaşma faktör eksiklikleri toplumda 1/500,000-2,000,000 oranında görülmektedirler. Klinik olarak asemptomatik olabildikleri gibi epistaksis, ekimoz, hematom, mukozal veya intrakraniyal kanama bulgularıyla başvurabilirler. Bu çalışmanın amacı ender görülen pıhtılaşma faktör eksikliği saptanan hastaların klinik ve laboratuvar bulgularını irdelemektir.

Yöntem: Bu çalışmada 2002-2008 yılları arasında Dicle Üniversitesi Çocuk Hematoloji Ünitesinde ender görülen faktör eksikliği tanısı ile izlenen 14 vakanın dosyaları retrospektif olarak incelendi. Hastaların demografik bulguları, fizik muayene bulguları, tam kan, kanama zamanı, pıhtılaşma zamanı, protrombin zamanı, aktive parsiyel tromboplastin zamanı, INR değerleri, fibrinojen, faktör düzeyleri ve klinik izlem sonuçları kaydedildi.

Bulgular: Pıhtılaşma bozukluğu nedeniyle izlenen vakaların % 4.7’sinde (14/292) ender görülen faktör eksiklikleri bulundu. Hastaların sekizi (% 57) kız, altısı (% 43) erkek, tanı anında yaş ortalaması 40.8 ay idi. Çalışmada 14 vakanın yedisinde (% 50) faktör X, dördünde (% 29) faktör VII, ikisinde (% 14) faktör V, birinde (% 7) faktör XII eksikliği saptandı. Vakaların dokuzunda (% 64) anne baba akrabaydı. Vakaların en sık başvuru yakınmaları ekimoz (% 71) ve burun kanaması (% 43) idi. Faktör X eksikliği olan iki vakada intrakraniyal kanama saptandı.

Sonuç: Ender görülen faktör eksiklikleri ciddi kanama bozukluklarına yol açabilirler. Kanama diyatezi olan hastalarda aile anamnezinin önemli olduğu ve özellikle akraba evliliğinin çok olduğu bölgelerde halkın bilgilendirilmesi ve hekimlerin bu durumu göz önünde tutmaları önemlidir.

Anahtar kelimeler: Ender faktör eksikliği, çocuk, akraba evliliği

 

Çocuk Dergisi 8(3):187-190, 2008
Sekonder Adrenal Yetmezliğe Bağlı Kolestazis: Vaka Sunumu

Enver ŞİMŞEK *, Rukiye ÜNSAL SAÇ **, Ülkü TIRAŞ ***, Ayça ÖZTÜRK ****, Yıldız DALLAR *****

ÖZET

Yenidoğan kolestaz nedenleri geniş bir hastalık spektrumunu içine alır. Bu spektrum içinde yer alan hastalıklar ekstrahepatik safra yolları tıkanıklığı, infeksiyonlar, metabolik hastalıklar ve panhipopituitarizm gibi hastalıklardır. Sekonder adrenal yetmezliğe bağlı yenidoğan kolestaz vakası çok az sayıda bildirilmiştir. Burada 29. gestasyon haftasında doğan ve “respiratuar distress” sendromu nedeniyle izlemi sırasında direkt hiperbiluribinemisi ortaya çıkan bir vaka sunulmuştur. Vaka neonatal kolestaz ayırıcı tanısına giren hastalıklar yönünden araştırıldı ve sekonder adrenal yetmezlik tanısı konuldu. Hastanın direkt hiperbilirubinemisi fizyolojik dozda (15 mg/m2/gün) hidrokortizon tedavisi ile iki hafta içerisinde tamamen düzeldi. Sekonder adrenal yetmezlik, neonatal kolestaz nedenleri arasında ender görüldüğünden ayırıcı tanıda akılda tutulması gereği vurgulandı.

Anahtar kelimeler: Kolestaz, sekonder adrenal yetmezlik, yenidoğan

 

Çocuk Dergisi 8(3):191-193, 2008
Bez Dermatiti Nedeniyle Kullanılan Lokal Steroide Bağlı Gelişen İatrojenik Cushing Sendromlu Beş Vaka

Ali ATAŞ *, Alpay ÇAKMAK *, Dost ZEYREK *, Salih DURAK **

ÖZET

Bez dermatiti, sütçocuklarında en yaygın görülen hastalıklarından biri olup, en sık 9-12. aylarda rastlanır. Bez dermatitinin hafif formları kendiliğinden düzebilirken daha ciddi formları tıbbi tedaviye gereksinim duyar. Diğer topikal ajanlara yanıt alınamayan orta ve ciddi bez dermatitlerinde kısa süreli, düşük potensli kortikosteroidler yararlı olabilir. Kullanılan kortikosteroid potent olduğunda veya uzun süreli kullanıldığında iatrojenik Cushing sendromuna neden olabilir. Bu çalışmada bez dermatiti tedavisi sırasında, topikal potent kortikosteroid olan klobetazol 17 propionat (Dermovate % 0.05 krem) kullanımı sonucu, iatrojenik Cushing sendromu gelişen beş kız vaka sunulmuştur.

Anahtar kelimeler: Cushing, iatrojenik, bez dermatiti

 

Çocuk Dergisi 8(3):194-196, 2008
Milroy Hastalığı: Vaka Sunumu

Mustafa KÖMÜR *, Ayfer İNAL **, Esra KIRIM ***, Ali ANNAGÜR *

ÖZET

Milroy hastalığı; lenfatik damarların konjenital gelişimsel anomalisine bağlı olarak ortaya çıkan ve her iki ayak sırtından başlayıp alt ekstremiteye doğru ilerleyen ödem ile karakterizedir. Yedi aylık kız hasta doğumundan itibaren her iki ayak ve bacak bölgesinde şişlik yakınması ile poli-kliniğimize getirildi. Fizik muayenesinde her iki ayak sırtı ve bacaklarda gode bırakan ödem mevcuttu. Alt ekstremite lenfosintigrafisinde enjeksiyon bölgesi proksimalinde lenfatik klerens izlenmeyen vakaya Milroy hastalığı tanısı konuldu. Doğumda alt ekstremitelerde ödemi olan vakalarda ayırıcı tanıda Milroy hastalığının düşünülmesi gerektiği vurgulandı.

Anahtar kelimeler: Primer lenfödem, lenfosintigrafi, ekstremitede ödem, Milroy hastalığı

 

Çocuk Dergisi 8(3):197-199, 2008
İki Yaşında Bir Çocuğa Sığır (İnek) Salyasından Tularemi Bulaşımı: Uzun Erimli İzlemi ile Vaka Sunumu

Zafer BIÇAKÇI *, Barış ÖZTÜRK **

ÖZET

Ekonomileri tarım ve hayvancılığa bağlı olan toplumların kemirgenler ve evcil hayvanlarla temasları fazladır. Bu toplumların yiyecek ve içecekleri vektörlere, hayvan ve atıklarına karşı genellikle iyi bir şekilde korunamamaktadır. Bu nedenle birçok zoonotik hastalığa maruz kalmaları kaçınılmazdır. Tulareminin orofarengeal formu, özel bir belirti veya bulgusu olmadığından üst solunum yolu infeksiyonu ayırıcı tanısında göz önünde bulundurulmaz ise rutin poliklinik hizmetleri sırasında sporadik vakalar tanı ve tedavi alamamaktadır. Yüksek ateş, ağızda ülsere lezyonlar, farenjit ve submandibuler lenfadenopati nedeniyle, yanlışlıkla tonsillofarenjit tanısı ile tedavi edilmiş iki yaşında bir erkek çocukta, sığırdan (inek) geçen orofarengeal form tularemi hastalığını sunmayı amaçladık.

Anahtar kelimeler: Orofarengeal form tularemi, çocuk, zoonoz, antikor düzeyi

 

Çocuk Dergisi 8(3):200-202, 2008
KORUYUCU ÇOCUK SAĞLIĞINDA BESLENME VE ALTERNATİF TIP UYGULAMALARI SEMPOZYUMU SONUÇ BİLDİRGESİ

6-8 Kasım 2008, Kırıkkale

ÖZET

2019

2018

2017

2016

2015

2014

2013

2012

2011

2010

2009

2008

2007

2006

2005

2004

2003

2002

Logos Tıp Yayıncılığı
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36
D.63-64 Gayrettepe 34349 Istanbul
 
Fax :
(212) 288 0541
(212) 288 5022
(212) 211 6185
  E-mail
logos@logos.com.tr
  Google Maps için tıklayın