Ana Sayfa ›› Dergiler ›› Çocuk Dergisi Aralık 2013 ›› Çocuk Dergisi Haziran 2008


Çocuk Dergisi Haziran 2008

http://www.cocukdergisi.org/
    
Çocuk Dergisi 8(2):77-80, 2008
Çocukların Cinsel İstismarı
Fatih YAĞMUR *, Didem Behice ÖZTOP **, Haşim ASİL ***
ÖZET

Son 30 yılda dünyada çocukların cinsel istismarının önemli bir sorun olduğu görülmüş ve bu konuda ciddi çalışmalar yapılmaya başlanmıştır. Yeterli çalışma olmamakla birlikte, ülkemizde de cinsel istismarın bir sorun olarak var olduğu bilinmektedir. Çocuklarda cinsel istismarın önlenmesi multidisipliner bir yaklaşımla mümkün olacaktır. Bu displinler içinde özellikle istismarın tanınması ve önlenmesinde sağlık çalışanlarına önemli görevler düşmektedir. Bu yüzden sağlık çalışanları “Cinsel istismar nedir? Aileye ve çocuğa ait risk faktörleri nelerdir? Cinsel istismara uğramış bir çocukta fizik ve ruhsal muayene bulguları nelerdir? Cinsel istismara uğramış bir çocuğa yaklaşım nasıl olmalıdır?” sorularına yanıt verebilmelidir. Bu derlemede sağlık çalışanlarının cinsel istismarın önlenmesinde cinsel istismar vakalarını tanımasının önemi üzerinde durulmaya çalışılmıştır.

Anahtar kelimeler: Cinsel istismar, tanı, yaklaşım tarzı

 

Çocuk Dergisi 8(2):81-86, 2008
Dünyada ve Türkiye’de Yoksulluk/Eşitsizlik ve Çocuklar

Saliha ALTIPARMAK

ÖZET

Yoksulluk az gelismiş ülkelerin kalkınamamaları ve yine bu ülkelerde nüfus artış oranının yüksek olması nedeniyle bireylerin fizyolojik, sosyal ve fiziki ihtiyaçlarını karşılayamamalarının bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Dünya Bankası raporuna göre dünyada her beş bireyden biri yoksulluk sınırı altında yaşamaktadır. Yoksulluktan en çok etkilenen grup çocuklardır. Dünyada, çoğunluğu kız çocuklar olmak üzere 121 milyon çocuk okula gidememektedir. Her yıl aşı ile önlenebilir hastalıklar sebebiyle 2 milyondan çok sayıda çocuk ölmektedir. On beş yaşından küçük 2 milyonu aşkın çocukta HIV infeksiyonu vardır. Yoksulluk çocuk hastalık ve ölümlerinin yüksek düzeyde olmasının temel nedenidir. Gelişmekte olan ülkeler söz konusu olduğunda her 3 çocuktan biri yeterli barınaktan yoksundur, her 5 çocuktan biri de en temel sağlık hizmetlerine ulaşamamaktadır.

Anahtar kelimeler: Yoksulluk, eşitsizlik, çocuk

 

Çocuk Dergisi 8(2):87-92, 2008
Preterm Doğan Çocuklarda Prepubertal Dönemde İnsülin Direncinin Değerlendirilmesi †

Feyza DARENDELİLER *, Firdevs BAŞ **, Rüveyde BUNDAK *, Asuman ÇOBAN ***, Nilay BAŞ ****, Özlem SANCAKLI ****, Sema KABATAŞ ERYILMAZ ****, Banu KÜÇÜKEMRE ****, Rian DİŞÇİ *******, Gülbin GÖKÇAY *****, Semih AKI ******, Zeynep İNCE ***, Nurten ESKİYURT ******

ÖZET
Amaç: Bu çalışmada preterm doğan ve doğum ağırlığı gestasyon yaşına göre normal (AGA) veya düşük (SGA) olan çocuklarda insülin direncinin değerlendirilmesi hedeflendi.

Gereç ve Yöntem: Preterm doğan doksan üç çocuk, prematüre SGA (n=30) ve prematüre AGA (n=63) olarak gruplandı. Kronolojik yaşları sırasıyla 4.6±0.2 ve 4.7±0.1 yıl olan gruplarda glukoz, insülin ve IGFBP-1 düzeyleri değerlendirildi. Bulgular vücut kitle indeksi (VKİ) benzer, 4.5±0.2 yaşındaki term SGA (n=42) ve 3.8±0.1 yaşındaki term AGA (n=44) çocukların değerleri ile karşılaştırıldı. Tüm çocukların boyu hedef boyuna uygundu. İnsülin direnci, bazal insülin değeri ve insülin duyarlılık indeksi (HOMA-IR) ile değerlendirildi.

Bulgular: Bazal insülin değeri VKİ’leri benzer olan preterm AGA (4.3±1.4 pmol/l) ve term AGA (7.9±6.4 pmol/l) çocuklarda benzerdi. Preterm SGA çocukların insülin değeri (5.0±3.6 pmol/l) preterm AGA çocuklara benzerdi, ancak term SGA çocuklardan belirgin olarak düşüktü (p=0.001). HOMA-IR sonuçları benzerdi. Term SGA çocukların IGFBP-1 düzeyleri de anlamlı olarak düşüktü.

Sonuç: VKİ’leri normal ve büyümede yakalamasını yapmış, prematüre doğan AGA ve SGA çocuklarda, term doğanlar ile karşılaştırıldığında insülin direnci saptanmadı. Preterm SGA va preterm AGA çocuklarda benzer insülin değerleri saptanırken term SGA çocuklarda insülin değerlerinin artmış olarak bulunması, yaşamın ileri dönemlerinde olumsuz metabolik sonuçların ortaya çıkmasında üçüncü trimesterdeki intrauterin olumsuz etkilerin rolüne işaret etmektedir.

Anahtar kelimeler: Preterm, insülin direnci, büyüme

 

Çocuk Dergisi 8(2):93-95, 2008
Yoğun Bakım Dışında Mekanik Ventilasyon Uygulamaları

Perran BORAN *, Gülnur TOKUÇ **, Pınar UYGUR ***

ÖZET

Amaç: Mekanik ventilasyon; solunum yetmezliği, kardiyovasküler yetmezlik, santral sinir sistemi hastalığı ve septik şoka bağlı solunum depresyonu olan hastalarda uygulanır. Kliniğimizde pediatrik yoğun bakım ünitesi olmadığından, yatış sırasında hava yolu desteği gereksinimi gösteren, yoğun bakım ünitesine sevk edilemeyen hastalarda mekanik ventilatörle solunum desteği uygulanmaktadır. Bu çalışmada solunum desteği verdiğimiz hastalarımızın sunulması amaçlandı.

Yöntem: Kasım 2004-Aralık 2006 tarihleri arasında Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi II. Çocuk Kliniğimizde mekanik ventilatörle solunum desteği uyguladığımız 27 hastanın dosyaları geriye dönük olarak incelendi.

Bulgular: Yaş ortalaması 12.25±21.2 ay (min 9 gün, maks. 7 yaş) idi. Ortalama hastanede kalış süresi 10±9 gün, entübe kalış süresi ise ortalama 4±5 gün idi. Mortalite % 51.8 olarak hesaplandı. Etiyolojiye bakıldığında 14 hastanın pulmoner nedenlere bağlı, 9 hastanın kraniyal, 4 hastanın ise kardiyak nedenlere bağlı solunum yetmezliği gösterdiği görüldü.

Sonuç: Pediatrik yoğun bakım ünitelerinin yetersiz oluşu nedeniyle ülkemizde çocuk kliniklerinin çoğu mekanik ventilasyonu yoğun bakımdan bağımsız olarak uygulamak zorunda kalmakta, bu da artmış mortaliteye neden olmaktadır. Mekanik ventilasyon desteği yoğun bakım şartları oluşturulmuş, yoğun bakım ekiplerinin bulunduğu merkezlerde uygulanmalıdır.

Anahtar kelimeler: Mekanik ventilasyon, yoğun bakım, çocuk

 

Çocuk Dergisi 8(2):96-101, 2008
Bir Çocuk Sağlığı İzlem Polikliniğinde İzlenen Bebeklerin ve Ailelerinin Özellikleri

Emrah CAN *, Banu KÜÇÜKEMRE *, Şükran POYRAZOĞLU **, Gülbin GÖKÇAY ***, Serpil UĞUR BAYSAL***

ÖZET

Amaç: Çocuk sağlığı izlem polikliniğinde doğumdan itibaren düzenli olarak izlenen, çocukların ve ailelerinin özelliklerinin değerlendirilmesi.

Yöntem: Bu tanımlayıcı çalışma Ocak-Mart 2006 tarihleri arasında yürütüldü. Çocuk sağlığı izlem polikliniğinde bebekler doğumdan itibaren düzenli olarak izlenmektedir. Her çocuk için özel bir dosya bulunmakta ve aile bilgileri, kontroller, bulgular dosyaya ve bilgisayara işlenmektedir. Kontrollerde emzirme ve beslenme danışmanlığı yapılmakta, aşılar uygulanmaktadır. Tüm çocuklara 6. ayda kan sayımı kontrolü yapılmaktadır. Çoğunluğu İstanbul Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniğinde doğan bebekler oluşturmaktadır. Doğum yılı 2002 olan ve en az 7 kez kont-role gelmiş olan 374 çocuğun kayıtları incelendi.

Bulgular: Çocukların % 50’sı erkek; annelerin yaş ortalaması 28.2±5.5 yıl, babaların ise 31.9±5.1 idi. Annelerin % 34.2’si üniversite mezunuydu ve babalarda bu oran % 40.6 idi. Annelerin % 36’sı çalışıyordu ve % 62’sinin tek çocuğu vardı. Doğumların % 59.3’ü normal spontan yolla gerçekleşmişti ve % 4’ü makat gelişiydi. Çocukların % 6'sı preterm doğumdu. Preterm doğumların % 45.8’i normal spontan yolla gerçekleşmişti. İlk dört ay yalnız anne sütü alma oranı term bebeklerde % 73.6, preterm bebeklerde % 41.7 iken, ilk altı ay yalnız anne sütü alma oranı term bebeklerde % 29.6, pretermlerde % 12.5 idi. Term bebeklerin % 79.7’si, pretermlerin ise % 68.2’si 12 aydan fazla emzirilmişti. Bebeklerin yalnızca % 9.2’si, 24 ay anne sütü almıştı. Term bebeklerin % 4.9’u, preterm bebeklerin % 25‘i bir yıl içinde beş ya da daha fazla akut infeksiyon geçirmişti. Doğumlar arasındaki süre, % 62.5 ailede 2 yılın üzerindeydi. Bebek dokuz aylık iken kullanılan belli başlı aile planlaması yöntemleri kondom (% 52.6) ve geri çekme (% 23.1) idi. Term bebeklerin % 18.3’ü, pretem bebeklerin % 25’i 6. aydaki değerlendirmede anemik bulundu. Term bebeklerin % 1.7’si raşitizm tanısı alırken, pretemlerde raşitizm saptanmamıştı. Sağlık Bakanlığı Aşı Takvimine göre hepsi tam aşılı idi. Bebeklerin % 94.2’sine üç doz Hib aşısı, % 8.6’sına suçiçeği aşısı uygulanmıştı.

Sonuç: Düzenli çocuk sağlığı izleminin, anne sütü ile beslenmeyi, aşılanma durumunu ve aile planlaması uygulamalarını olumlu yönde etkilediği düşünülebilir. Ancak, bu hizmeti alan ailelerin eğitim durumlarının da toplum ortalamasının üstünde olduğu unutulmamalıdır. Bu hizmetlerin toplumun tüm kesimlerine ulaştırılması sağlanmalıdır.

Anahtar kelimeler: Çocuk sağlığı, sağlam çocuk kliniği, çocuk sağlığı izlemi, anne sütü ile beslenme, aşılanma, aile planlaması

 

Çocuk Dergisi 8(2):102-107, 2008
İlköğretim Okulu Ortaöğretim Dönemindeki Çocuklarda Sosyal Fobinin Araştırılması

Fadime ÜSTÜNER TOP *, Barış KAYA *, H. Sibel GÜNDÜZ **

ÖZET

Amaç: Bu çalışma, ortaöğretim dönemindeki çocuklarda sosyal fobiyi ve bu dönemdeki çocukların davranışları üzerindeki etkilerini saptamak amacıyla planlanmıştır.

Gereç ve Yöntem: Araştırmada yer alan 279 öğrenciye veri toplamak amacıyla anket formları hazırlanmış ve yüz yüze görüşme yöntemiyle öğrencilere uygulanmıştır. Anket sonuçlarından elde edilen veriler SPSS programına aktarılmıştır. Sonuçlar ortalama±standart sapma ve yüzde şeklinde ifade edilmiştir. Verilerin karşılaştırılmasında ki-kare testi yapılmıştır.

Bulgular: Elde edilen bulgulara göre araştırma kapsamında yer alan bazı öğrencilerin sosyal fobi yönünden birtakım belirtiler gösterdiği, % 3.9’unun arkadaşının bulunmamasından dolayı bu kesimin risk altında olabileceği saptanmıştır. Ayrıca sosyal fobinin belirtilerinden olan, başkalarının düşüncelerine fazla önem verme de bu araştırma grubunda % 78.5 gibi yüksek bir oranda tespit edilmiştir. Araştırma grubunda kız öğrencilerin % 25’i, erkek öğrencilerin ise % 21.3’ünün faaliyetlere katılmaması öğrencilerin sosyal fobi belirtisi gösterdiklerini desteklemektedir.

Sonuç: Toplumun sosyal fobi hakkında bilgi sahibi olması ve risk altında olan çocukların dikkatle gözlenmesi sosyal fobi yaygınlığını azaltacaktır.

Anahtar kelimeler: Sosyal fobi, çocuk, okul başarısı

 

Çocuk Dergisi 8(2):108-113, 2008
Prematüre Bebekleri Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesinde Yatan Ebeveynlerde Ortaya Çıkan Stresörler

Nevin HOTUN ŞAHİN *, Ümran OSKAY

ÖZET

Amaç: Prematüre bebeği Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi’nde (YYBÜ) yatan ebeveynlerin stresörlerini ve sorunlarını belirlemek.

Gereç ve Yöntem: Bu tanımlayıcı çalışma, kalitatif araştırma yöntemlerinden biri olan “Derinlemesine görüşme yöntemi” ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın evrenini, Eylül-Aralık 2002 tarihleri arasında İstanbul’da bir Tıp Fakültesi Hastanesinin Kadın-Doğum Kliniği’nde doğan ve 7 gün ve daha fazla hospitalize edilen tüm prematüre ebeveynleri, örneklemini ise çalışmaya katılmayı kabul eden toplam 21 ebeveyn (14 anne ve 7 baba) oluşturmuştur. Görüşmeler, özel bir odada, yaklaşık 40-60 dk., aynı görüşmeci tarafından, baş başa yürütülmüştür. “Bebeği YYBÜ’de yatan bir ebeveyn olmayı anlatır mısınız?” şeklinde görüşmeler başlatılmış, ebeveynlere herhangi bir soru sorulmamıştır. İzin alınarak kayıt tutulmuştur. Görüşme notları kodlanarak Pearlin’in “Stres süreci modeli”ne göre sınıflanmıştır.

Bulgular: Ebeveynlerin deneyimlediği en önemli stres kaynakları, bebek sağlığı ile ilgili kaygılar, hastanede uzun süreli kalmak, birimler arasındaki koordinasyonsuzluk ve bürokratik işlemler, evdeki eş ve çocukların özlemleri ve bakım sorunları, sosyal güvencesi olmayanlarda hastane faturası ve evde bebek bakımı konusunda bilgi ve beceri eksikliği ile ilgiliydi. Hastanede en fazla desteği hemşirelerden aldıklarını bildiren ebeveynlerin stresle baş etmede en çok kullandıkları stratejiler eş ve aile desteği alma, dua etme, ağlama, dert dökme-sohbet etme ve yeterince tıbbi bakım aldığına inanma idi.

Sonuç: Ebeveynler anne ve bebek sağlığı ile ilgili zamanında ve doğru bilgilendirilmeli, mümkün olduğunca erken görsel ve fiziksel temas sağlanmalı, bebeğin durumu uygun olduğunda ebeveynler de bakıma katılmalı, emzirme desteklenmeli ve özendirilmelidir. Hemşireler, bilgi destek ve empati sağlayarak ebeveynlerin streslerini azaltmada önemli bir rol oynamaktadır.

Anahtar kelimeler: Ebeveyn, hemşire, premature yenidoğan, stresör, Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi

 

Çocuk Dergisi 8(2):114-116, 2008
Çocuk Acil Servisine Başvuran Vakaların Değerlendirilmesi

Perran BORAN *, Gülnur TOKUÇ **, Dilek ÇOBAN BÜYÜKKALFA ***, Bahar TAŞKIN ***, Burcu PİŞGİN

ÖZET

Amaç: Acil polikliniklerinde değerlendirilen vakaların sıklıkla diğer kliniklerde de tedavi edilebilecek acil olmayan durumlarla başvurdukları bilinmektedir. Acil servis kullanımının özelliklerinin araştırılması, etkin bir acil sağlık sistemi oluşturulmasına kaynak bilgiyi sağlayacaktır. Bu yazıda bir yıllık süre içerisinde çocuk acil servis başvurularının değerlendirilmesi amaçlandı.

Yöntem: Ocak 2006-Aralık 2006 tarihleri arasında çocuk acil servisimize başvuran 36,864 vaka değerlendirildi.

Bulgular: Başvuru sırasında en sık konulan tanı % 55.7 oranla akut üst solunum infeksiyonuydu. Acil başvurular % 27.7 oranla kış aylarında tepe noktasına ulaşırken, genellikle sabah sekiz ile gece yarısı arasında başvurma eğilimi olduğu görüldü. Hastaların % 3.5’i servise yatırılırken, % 94.5’inin eve gönderildiği saptandı.

Sonuç: Hastaların, hastane acil servisini birinci basamak hizmetlerinde çözümlenebilecek acil olmayan nedenlerle kullandıkları görüldü.

Anahtar kelimeler: Acil servis, çocuk, sağlık hizmetleri

 

Çocuk Dergisi 8(2):117-119, 2008
Hiperimmünglobulin E Sendromlu Sekiz Yaşında Erkek Çocukta Nefrotik Sendrom: Vaka Sunumu

Yılmaz TABEL *, İlke MUNGAN **, Mümtaz AKTAŞ **, Neşe KARADAĞ ***, Hale KIRIMLIOĞLU

ÖZET

Hiperimmünglobulin E sendromu, yüksek serum immün-globulin E seviyeleri, kronik egzema ve tekrarlayan piyojenik infeksiyonlarla karakterize ender bir immün yetmezlik hastalığıdır. Bu makalede; nefrotik sendrom bulguları ile başvuran, Hiperimmünglobulin E sendromu ve minimal lezyon hastalığı tanısı alan, steroid tedavisinden yarar gören sekiz yaşında erkek hasta sunularak, ender görülen bu immün yetmezlik hastalığında ender bir tutulum olan böbrek hastalığı konusunda dikkatli olmayı, gerekirse tanıda böbrek biyopsisi yapılmasını ve tedavide de immünsupresif tedavilerin kullanılmasını vurgulamak amaçlanmıştır.

Anahtar kelimeler: Çocuk, hiperimmünglobulin E sendromu, nefrotik sendrom, steroid tedavisi

 

Çocuk Dergisi 8(2):120-123, 2008
Yenidoğanda Ender Bir Solunum Sıkıntısı Nedeni: Konjenital Lober Amfizem ve Pulmoner İnterstisyel Amfizem Birlikteliği

Levent ELEMEN *, Gökçe GÜNBEY BASLO **, Evrim KIRAY BAŞ **, Feriha ÖZ ***, Ergun ERDOĞAN

ÖZET

Konjenital lober amfizem (KLA), bir akciğer lobunun olması gerekenden daha fazla havalanmasıyla karakterize doğumsal bir hastalıktır. Ender olarak birden fazla akciğer lobu etkilenebilir.

Pulmoner interstisyel amfizem (PİA), genellikle pozitif basınçlı ventilasyon uygulanan prematüre bebeklerde havanın normal hava yollarının dışında birikmesi durumudur.

KLA ve PİA yenidoğan döneminde solunum sıkıntısına yol açmaktadır. KLA’da ender olarak semptomların ortaya çıkışı altı aya kadar gecikebilir. Hafif vakalarda konservatif tedavi tercih edilirken, solunum sıkıntısının düzelmediği vakalarda cerrahi girişim gerekmektedir. Bu makalede yenidoğan döneminde tanısı konularak lobektomi uygulanmış bir KLA-PİA birlikteliği vakası tartışılmıştır.

Anahtar kelimeler: Konjenital lober amfizem, pulmoner interstisyel amfizem, lobektomi, solunum sıkıntısı, yenidoğan

 

Çocuk Dergisi 8(2):124-126, 2008
Konjenital Miyotoni: Becker Varyantı Olan Bir Vaka Sunumu

Aycan ÜNALP *, Saniye GÜLLE **, Demet CAN ***, Mustafa BAK

ÖZET

Konjenital miyotoni ağrısız miyotoni, jeneralize kas hipertrofisi ve ilerleyici olmayan seyir ile karakterize iskelet kasının nadir kalıtsal bir hastalığıdır. Bu makalede miyotoni ve “Herkül benzeri” görünüşü olan, elektromiyografik olarak miyotonik deşarjların saptandığı 4 yaşında bir erkek vaka sunuldu. Hastada meksiletin tedavisine dramatik yanıt alındı. İlaç tedavisiyle kontrol altına alınabilen ve aileye genetik danışma verilebilen bir hastalığa çocuk hekimlerinin dikkatinin çekilmesi amaçlandı.

Anahtar kelimeler: Çocukluk çağı, myotonia congenita, meksiletin

 

Çocuk Dergisi 8(2):127-129, 2008
Tekrarlayan Salmonella Subgrup 1 Septisemisi: Vaka Sunumu

İnci ARIKAN *, Nergiz BATTALOĞLU **, Şeyda BEŞEN **, Yıldız DALLAR

ÖZET

Salmonella infeksiyonu genellikle gastrointestinal sistemi tutan ve kendi kendini sınırlayan bir infeksiyon olmasına karşın bakteriyemi yolu ile fokal komplikasyonlara neden olabilir. Ancak merkezi sinir sistemi infeksiyonları en-derdir.

Ev bulaşı sonrasında salmonella infeksiyonu gelişen ve antibiyotik tedavisine karşın subdural efüzyon ve apse formasyonu görülen iki aylık bir vaka sunulmaktadır. Bu vaka salmonella infeksiyonlarında ev bulaşı ve antibiyotik direncinin önemini vurgulamaktadır.

Anahtar kelimeler: Salmonella infeksiyonu, beyin absesi, sütçocuğu

 

Çocuk Dergisi 8(2):130-132, 2008
Ayın vakası 
Topallama ve İdrar Kaçırma Yakınması Olan Çocuk Hasta

Melike Zeynep TUĞRUL AKSAKAL *, Esra DEVECİOĞLU *, Burak TATLI **, Ayşe KILIÇ

ÖZET

2019

2018

2017

2016

2015

2014

2013

2012

2011

2010

2009

2008

2007

2006

2005

2004

2003

2002

Logos Tıp Yayıncılığı
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36
D.63-64 Gayrettepe 34349 Istanbul
 
Fax :
(212) 288 0541
(212) 288 5022
(212) 211 6185
  E-mail
logos@logos.com.tr
  Google Maps için tıklayın