Ana Sayfa ›› Dergiler ›› Çocuk Dergisi Aralık 2013 ›› Çocuk Dergisi Haziran 2007


Çocuk Dergisi Haziran 2007

http://www.cocukdergisi.org/
    
Çocuk Dergisi 7(2):89-93, 2007 
Konjenital Hepatit C İnfeksiyonu
Nazan DALGIÇ
ÖZET
   Hepatit B’ye karşı aşılama programlarının başlanmasından sonra Hepatit C (HCV) çocukluk yaş grubu içinde infeksiyon kaynaklı kronik karaciğer hastalığına neden olan başlıca etken olmuştur. HCV açısından kan ürünlerinin rutin taranmaya başlanması ile çocukların bu virus ile infekte olmasına neden olan en sık bulaşma yolunu anneden çocuğa vertikal geçiş oluşturmaya başlamıştır. Anneden çocuğa virus geçişini etkileyen en önemli risk faktörlerini konakçı ve virusun kendisi ile ilgili faktörler oluşturmaktadır. HCV’ye bağlı karaciğer hastalığı yenidoğan dönemi ve çocukluk çağında orta derecede bir hastalık olarak karşımıza çıkmasına rağmen, bu çocukların çoğunda ileriki dönemlerde kronik karaciğer hastalığı gelişebilmektedir. HCV ile enfekte çocukların tedavisi konusunda geniş kapsamlı araştırmalar mevcut değildir. HCV’nin perinatal geçişini engelleyebilecek yeni metodlara ve bu çocukların tedavisinde kullanılabilecek daha etkili ve daha az toksik ilaç tedavilerine gereksinim vardır. 
      Anahtar kelimeler: Hepatit C, konjenital infeksiyon, tanı, tedavi, izlem

 

Çocuk Dergisi 7(2):94-99, 2007 
Çocuklarda Hangi Parenteral İdame Sıvıları Kullanılmalı?
Suat BİÇER, Esra ŞEVKETOĞLU, Metin KARABÖCÜOĞLU
ÖZET
       İdame sıvı tedavisi uygulanan hastalarda en sık gelişen elektrolit bozukluğu hiponatremidir. İntravenöz tedavide kullanılan sıvıların hacmi ve içeriği akut hiponatremi gelişmesine katkıda bulunur. Hastanede hiponatremi gelişimi için en önemli faktör hipotonik intravenöz sıvıların kullanılmasıdır. Çocuklarda kullanılan idame sıvılarındaki fazla miktarda serbest su hiponatremi gelişmesini kolaylaştırabilir. Hipotonik idame sıvıları antidiüretik hormon üretiminin fazla olduğu vakalarda fatal hiponatremiye neden olabilir. İzotonik ya da az hipotonik idame sıvılarının uygulanması, parenteral sıvı alan çocuklarda, hiponatremi sıklığını azaltabilir. 
      Anahtar kelimeler: Hiponatremi, parenteral sıvı, antidiüretik hormon, idame sıvısı

 

Çocuk Dergisi 7(2):100-104, 2007 
Isparta’daki Çocuk ve Adolesanlarda Obezite Sıklığı ve Obeziteyi Etkileyen Faktörler
Hasan Tahsin TOLA, Pınar AKYOL, Erdal EREN, Nihal DÜNDAR, Bumin DÜNDAR
ÖZET
         Amaç: Isparta’daki çocuk ve adolesanlarda obezite prevalansını ve obeziteyi etkileyen faktörleri belirlemek. 
      Yöntem: Isparta’daki sosyoekonomik düzeylerine göre seçilmiş 7 ilköğretim okulu ve 3 liseden çalışmaya katılmaya onay veren, yaş ortalaması 11.8±0.04 (5.8-19.4) toplam 5,026 vaka (2,579 erkek (% 51.3), 2,447 kız (% 48.7)) çalışmaya alındı. Tüm vakalara anket formları dağıtıldı ve anne-baba ağırlıklarını ölçerek kaydetmeleri istendi. Vakaların antropometrik ölçümleri aynı ölçüm cihazları ve eğitimli aynı ekip tarafından yapıldı. Vücut kitle indeksleri (VKİ) hesaplandı ve fazla kilolu ve obezite sırasıyla VKİ 85-95 arasında olanlar ve 95’in üzerinde olanlar olarak belirlendi. 
      Bulgular: Obezite ve fazla kiloluların sıklığı sırasıyla % 11.6, % 12.2 olarak saptandı. On yaş altı vakalardaki obezite sıklığı 10 yaş üstü vakalarla benzer bulundu. Obez vakaların anne ve baba ağırlıkları, ekonomik düzeyleri ve eğitim düzeyleri anlamlı olarak yüksek saptandı (p < 0.05). Fast-food türü yiyeceklerle beslenme sıklığı, televizyon izleme sıklığı ve bilgisayar başında zaman harcama obez vakalarda anlamlı olarak yüksek saptandı (p < 0.05). 
      Tartışma: Bu çalışma obezite sıklığının Türkiye’de çocuklarda özellikle küçük yaş grubunda artmakta olduğunu; Türk çocuklarında obezitenin vakaların beslenme alışkanlıkları ve sedanter yaşam biçimleri yanında, ailelerin vücut ağırlığı, eğitim düzeyi ve ekonomik durumları ile yakından ilişkili olduğunu göstermiştir. 
      Anahtar kelimeler: Çocuk, adolesan, obezite, sıklık

 

Çocuk Dergisi 7(2):105-111, 2007 
Jüvenil İdiopatik Artrit İzleminde HLA Doku Gruplarının ve Hastalık Aktivitesinin Değerlendirilmesi
Müferet ERGÜVEN, Nevin AĞAÇHAN AKSU, Nurcan CEBECİ, Mehmet MALÇOK
ÖZET
      Amaç: Poliartiküler, oligoartiküler Juvenil İdiopatik Artritlerin (JİA) izleminde HLA gruplarını ve hastalık aktivitesini yansıtan laboratuvar verilerini değerlendirmek, kıyaslamak, tedaviye yanıtsız hastalıkla en iyi örtüşen laboratuvar verilerini araştırmaktı. 
      Yöntem: Aralık 1996 - Ocak 2002 tarihleri arasında hastanemiz çocuk romatoloji polikliniğine başvuran en az 2 yıl izlenmiş olan yaşları 3-14 arasında değişen, 16’sı kız, 9’u erkek toplam 25 hasta çalışma kapsamına alındı. Uluslararası Romatizma ile Savaş Birliği (ILAR) tanı kriterlerine göre hastalık başlangıç yaşı 16’dan küçük olup, en az 2 yıldır düzenli olarak her 3 ayda bir kontrole gelen 17 oligoartritli, 8 seronegatif poliartritli hasta çalışmaya katıldı. Tüm hastaların yaşı, cinsiyeti, hastalık başlangıç yaşı, hastalık süresi, klinik bulguları hazırlanan forma kaydedildi. HLA doku grupları, tam kan sayımı, akut faz reaktanları (C-Reaktif protein ve Eritrosit sedimentasyon hızı), biyokimyasal verileri, serum immünglobulin değerleri istendi. Ayrıca, hastaların tedaviye verdiği cevaplar Avrupa Romatizma ile Savaş Birliği (EULAR) aktivite kriterlerine göre 3 ayda bir değerlendirildi. 
      Bulgular: HLA doku antijeni taşıma açısından 2 grup kıyaslandığında anlamlı fark vardı. (p<0.05) Oligoartiküler artritli hastalarda % 41.2’sinde HLA-A2 pozitif olarak bulundu. Her 2 hastalık tipindede başlangıç, 3 ay, 6 ay ve 1 yıl sonunda hemoglobin değerleri yükselirken, lökosit değerleri, ESH değerlerindeki düşüşlere ek olarak CRP değerlerindeki (başlangıç ve 1. yıl) düşüşler istatiksel olarak anlamlı bulunmuştur (p<0.05). Oligoartrit ve poliartrit hastalık tipleri laboratuvar verileri açısından kıyaslandığında, (gerek başlangıç gerekse 3 ay, 6 ay, 12 ay değerleri) yalnzca CRP değerleri ve trombosit başlangıç ve 1. yıl değerlerinde anlamlı farklılık mevcuttu (p<0.05). Laboratuvar verileri ile Avrupa Romatizma ile Savaş Birliği (EULAR) aktivasyon kriterleri ilişkisi incelendiğinde CRP değerleri, ESH değerleri ve trombosit değerleri aktif ve stabil hasta grubunda istatistiksel anlamlı şekilde yüksek seyrettiği gözlendi. 
      Sonuç: HLA-A2 doku grubu antijn i taşıyıcılığı oligoartiküler hastalık grubunda litaratür ile uyumlu olarak yüksek bulundu. Juvenil İdiopatik Artritin her iki alt tipinin izleminde gerek hemogram değerleri gerekse CRP değerleri ve eritrosit sedimentasyon hızı değerlerinde hastalık aktivitesini yansıtan anlamlı değişimler gözlendi. Oligoartiküler JİA’ya göre poliartiküler JİA’da daha yüksek CRP değerleri ve trombosit değerleri enflamasyon ciddiyetinin en iyi göstergesiydi. Tedaviye yanıtsız aktif hastalıkla en iyi örtüşen laboratuvar verileri trombosit, CRP ve ESH değerlerinde ki artışlardı. 
      Anahtar kelimeler: Juvenil idiopatik artrit, akut faz reaktanları, hastalık aktivitesi

 

Çocuk Dergisi 7(2):112-116, 2007 
Çocuk Hastalıkları Kliniği Acil ve Genel Polikliniğine Getirilen Yenidoğan Bebeklerin Değerlendirilmesi
Ali BÜLBÜL, Füsun OKAN, Petek GENÇ KAYIRAN, Asiye NUHOĞLU
ÖZET
      Amaç: Çocuk hastalıkları kliniği acil ve genel polikliniğine getirilen yenidoğan bebeklerin getiriliş nedenleri ve sonuçlarının değerlendirmesi. 
      Yöntem: Gebelik yaşı 35 hafta ve üzerinde olan, yaşamın ilk 4 haftası içinde hastanemize getirilen bebeklere ait bilgiler poliklinik dosyaları ve hastanenin bilgisayar kayıtlarından retrospektif olarak incelendi. 
      Bulgular: Bir yıllık sürede (1 Ocak - 31 Aralık 2005) 1063 yenidoğan çalışmaya alındı. Bebeklerin % 91.3’ü bir sorun nedeniyle getirilirken, % 8.7’si kontrol muayenesi için getirilmişti. Getirilme şikâyetleri: sarılık (% 37.7), ağlama ve huzursuzluk (% 14.2), öksürük-hırıltı-zor nefes alma (% 7.3), emmeme (% 6.2), kusma (% 5.1), göbekte lekelenme tarzında kanama (% 4.7), ateş (% 3.4), eritem-pişik-soyulma gibi cilt sorunları (% 1.9), ishal (% 1.7), morarmaydı (% 1.2). Tanılar; % 29.6 (n:315) yenidoğan sarılığı, % 15.8 (n:168) sağlıklı bebek, % 11.4 (n:121) beslenme bozukluğu-yetersiz beslenme, % 8.4 (n:89) hiperbilirubinemi, % 7.7 (n:82) infantil kolik, % 5.5 (n:59) sepsis ve sepsis şüphesi, % 4.3 (n:46) viral üst solunum yolu infeksiyonu, % 3.5 (n:37) pnömoni, % 2.1 (n:22) cilt sorunları, % 1.9 (n:20) konjenital anomali, % 1.7 (n:18) doğum travması, % 1.6 (n:17) idrar yolu infeksiyonu ve % 6.5 (n:69) diğer tanılar şeklindeydi. Bebeklerin % 20’sinin (n:206) yatırılarak tedavisine karar verildi. 
      Sonuç: Çalışmamızda yenidoğan döneminde en sık hastaneye getirilme nedenlerinin sarılık ve beslenme sorunları olduğu saptanmıştır. Hastaneye yatma oranının yüksek olması, bu dönemdeki morbiditenin yüksekliğini ve poliklinikte yenidoğan ile ilgili karar veren hekimin yenidoğanın normal ve anormal durumları konusunda, özellikle sarılık ve beslenme sorunlarına yaklaşımda tecrübeli olması gerektiğini göstermektedir. 
      Anahtar kelimeler: Yenidoğan, çocuk polikliniği, acil sorunlar

 

Çocuk Dergisi 7(2):117-123, 2007 
Hastanede Yatan Çocuklarda ve Hastane Kreş veya Yuvasında Bakılan Çocuklarda Nazal MRSA Taşıyıcılığı
Emrah CAN, Nuran SALMAN, Nezahat GÜRLER, Ayper SOMER, Fatma OĞUZ
ÖZET
     Amaç: Bu çalışmada İstanbul Tıp Fakültesi Sevda Sabancı Kreş-Anaokulu’ndaki anne ve /veya babası hastane personeli olan 0-6 yaş grubundaki 120 çocukta ve aynı yaş grubundan hastanede en az 6 gün süreyle yatmış olan 60 çocukta nazal Staphylococcus aureus ve metisilin dirençli S.aureus (MRSA) taşıyıcılığının araştırılması ve MRSA pozitif saptanan vakalarda antibiyotik duyarlılığının belirlenmesi amaçlandı. 
      Yöntem: 120 kreş çocuğu ve 60 hastanede yatan çocuktan alınan burun sürüntü örnekleri % 5 koyun kanlı agara ekilerek 35-37 derecede 24-48 saat inkübe edildi. İnkübasyon sonrası petri kutularında üreyen kolonilerden önce Gram yöntemi ile boyanmak üzere preparasyon hazırlandı. Gram pozitif küme yapan koklar görüldüğünde katalaz deneyi yapıldı. Katalaz, DNAaz pozitif koloniler S.aureus olarak kabul edildi. S.aureus kolonilerinin metisiline ve bazı antibiyotiklere direnci disk diffüzyon yöntemi ile araştırıldı. 
      Bulgular: Çalışmaya dahil edilen hastane kreşindeki yaşları 0-6 yaş arası değişen 120 çocuğun burun sürüntü örneklerinin 18’inde (% 15) S.aureus üretildi; ancak hiçbirinde metisiline direnç saptanmadı. Kreş çocuklarında S.aureus pozitif vakalarla negatif vakalar arasında yaş ve cinsiyet açısından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık saptanmadı (p>0.05). Hastanede yatan 60 hastanın 8’inde (% 13) S.aureus üretildi. Üretilen stafilokokların 2’si MRSA idi (% 3). Hastane grubunda da S.aureus pozitifliği ile hastaların yaş ve cinsiyetleri açısından istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmadı (p>0.05). MRSA suşlarının hepsi vankomisin, klindamisin, fusidik asid, teikoplanin, kotrimoksazol ve mupirosine duyarlıydı. 
      Sonuç: Kreş ve hastane grupları arasında nazal S.aureus pozitifliği ve MRSA pozitifliği açısından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık saptanmadı (p>0.05). Kreş ve hastane gruplarında cinsiyet ve yaş bakımından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmadı (p>0.05). 
      Anahtar kelimeler: Çocuk, MRSA, nazal taşıyıcılık, S.aureus 
 

 

Çocuk Dergisi 7(2):124-129, 2007 
Isparta İlinde Annelerin Bebeklerini Besleme Özellikleri ve Beslenme Bilgi Düzeyleri
Ersin USKUN, Mürşide ÇINAR, Mustafa ÖZTÜRK, A. Nesimi KİŞİOĞLU, Ertan UZUN
ÖZET
         Amaç: Annelerin bebek beslenmesi ve emzirmeye ilişkin bilgi ve uygulamalarını belirlemek. 
      Yöntem: Araştırma Isparta il merkezinde 2004 yılında yapıldı. Araştırmanın örneklemini 670 anneden oluşturdu. Veri toplamada anket formu kullanıldı. Veriler kadınlarla yüz yüze görüşülerek toplandı. Verilerin analizinde yüzdelik ve ki-kare, bağımsız iki grup ortalamaları t testi, Pearson korelasyon ve lineer regresyon analizleri kullanıldı. 
      Bulgular: Annelerin tamamının bebeğini emzirdiği belirlendi. Doğumdan sonra ilk 2 saat içinde emzirenlerin oranı % 65.8'di. Annelerin % 63.3'ü çocuk beslenmesi konusunda bilgi almıştı. Çoklu analizlerde annelerin beslenme bilgi düzeyi ile eğitim düzeyi arasında anlamlı ilişki olduğu belirlendi. 
      Sonuç: Annelere doğum öncesi ve sonrasında bebek beslenmesi, anne sütü ve emzirmeye yönelik bilgi verilmesi yanlış uygulamaları önleyebilir. 
      Anahtar kelimeler: Bebek beslenmesi, bilgi düzeyi, anne sütü, emzirme

 

Çocuk Dergisi 7(2):130-132, 2007 
Yenidoğanda Spontan Açılan İmperfore Himen
Yeşim COŞKUN, Taner ÇELİKEL, Emin ÖZKAYA, Ayşe SEYHAN, Uğur ATEŞ, Nedim SAMANCI
ÖZET
        Konjenital imperfore himen dış genital sistemin ender görülen bir anomalisidir. Genellikle adet kanamasının olmaması yakınması ile pubertede tanı konur. Yenidoğanda tanı konması nadirdir. Özellikle üriner sistem olmak üzere diğer sistemlerin anomalileri ile beraber görülebilir. Bu makalede interlabial kitlesi olan bir günlük bir yenidoğanda imperfore himen vakası sunulmuştur. İmperfore himen tanısı vajinaya kateterin yerleştirilememesi ve hidrokolpos varlığı ile konan vaka, hidrokolposun spontan rezorbsiyonu ve yenidoğanda ender görülen bir dış genital anomali olması nedeniyle bildirilmiştir. 
      Anahtar kelimeler: İmperfore himen, hidrokolpos, yenidoğan, spontan açılma

 

Çocuk Dergisi 7(2):133-136, 2007 
Çift Aort Arkı: Vaka Sunumu
Nihan UYGUR, Feray GÜVEN, Uğur DEMİRSOY, Ayşenur CERRAH CELAYİR, Aysu SAY
ÖZET
         Çift aort arkı (Arcus Aorta) embriyonik involüsyon evresindeki kusur sonucu aort arkının çift olarak gelişmesidir. Pek çok hastada yaşamın ilk yıllarında hava yolu basısı semptomları ve/veya yutma güçlüğü, tekrarlayan solunum yolu infeksiyonları ve inatçı öksürüğe neden olabilir. Erken tanı ve cerrahi girişim, hava yolu basısını azaltarak vakaların semptomlarında belirgin düzelme sağlar. 
      Boğmaca belirtileri ile yatırılan 4 aylık erkek vakanun sebat eden sesli solunum ve tekrarlayan akciğer infeksiyonlarının etiyolojisinde çift aort arkı anomalisi olduğu saptanmış ve çocuk hekimlerinin pratikte sık rastladığı semptomların ender de olsa karşılaşılan bir nedenini hatırlatmak amacıyla vakamız sunulmuştur. 
      Anahtar kelimeler: Çift aort arkı, boğmaca, stridor

 

Çocuk Dergisi 7(2):137-139, 2007 
Glukoz-Galaktoz Malabsorpsiyonu: Vaka Sunumu
Selim GÖKÇE, Özlem Durmaz SÜOĞLU, Ayşen AYDOĞAN, Coşkun ÇELTİK, Günay SANER, Semra SÖKÜCÜ
ÖZET
        Glukoz-galaktoz malabsorpsiyonu yenidoğan döneminde başlayan, glukoz ve/veya galaktoz içeren standart karbonhidratlarla beslenme sonrası ağır, sulu asidik ishal ile karakterizedir. Geç tanı ve tedavi ölüme yol açabilir. Bu yazıda sunulan 3 aylık vaka yenidoğan döneminde sepsis, hiperreninemik hiperaldosteronizm, hipernatremik dehidratasyon tanısı almış ve kronik ishal nedeniyle sevkedilmişti. Tek başına anne sütü ya da laktozsuz formüla ile ishalleri devam eden hastanın asidik ve sulu dışkılaması vardı. Oral alımı kesildiğinde ishali durdu. Laktoz ve glukoz-galaktoz tolerans testleri bozuk olan hastada glukoz-galaktoz malabsorpsiyonu düşünüldü. Fruktoz bazlı formüla başlanan hastanın ishali geriledi ve yeterli tartı alımı gözlendi. Glukoz-galaktoz malabsorpsiyonu olan bu vaka, ender görülmesi ve özellikle yaşamın ilk günlerinde sepsis, metabolik ve endokrinolojik hastalıklarla karışabileceğinin vurgulanması nedeniyle sunuldu. 
      Anahtar kelimeler: Glukoz-galaktoz malabsorpsiyonu, kronik ishal, sepsis, hipernatremik dehidratasyon, hiperreninemik hiperaldosteronizm

 

Çocuk Dergisi 7(2):140-142, 2007 
Yenidoğan Uzamış Sarılığının Ender Bir Nedeni: Duodenal Duplikasyon Kisti
Uğur DEVECİ, Filiz GÖKCAN
ÖZET
        Yenidoğan uzamış sarılığı değişik nedenler sonucu gelişebilir. Duodenal duplikasyon kisti ender doğumsal bir anomali olup, 100,000 canlı doğumda bir görülür. Yirmi beş günlük erkek bebek yenidoğan uzamış sarılığının ender bir nedeni olan duodenal duplikasyon kistinin vurgulanması amacıyla sunuldu. Bağırsak obstrüksiyonuna yol açabilen ve bu nedenle cerrahi müdahale ile tedavi edilmesi gereken duodenal duplikasyon kistleri de yenidoğan uzamış sarılığı nedenleri arasında düşünülmelidir. 
      Anahtar kelimeler: Uzamış sarılık, yenidoğan, duodenal duplikasyon kisti, cerrahi tedavi

 

Çocuk Dergisi 7(2):143-145, 2007 
Kronik Kabızlık Nedeni Olarak İntestinal Nöronal Displazi Tip B
Murat ÇAKIR, Hasan Ali YÜKSEKKAYA, Gökhan TÜMGÖR, Çiğdem ARIKAN, Sema AYDOĞDU, Orkun ERGÜN
ÖZET
        Kabızlık çocukluk çağında sık görülen bir sorunudur ve vakaların az bir kısmında organik nedenler bulunmaktadır. Bu makalede kronik ve inatçı kabızlık problemi olan bir vaka sunduk Radyolojik ve histolojik incelemeler sonucunda intestinal nöronal displazi tip B tanısı kondu. Konservatif tedaviye yanıtsız olan vakalarda organik nedenler araştırılırken intestinal nöronal displazi akılda tutulmalıdır. 
      Anahtar kelimeler: Kronik kabızlık, organik, intestinal nöronal displazi

2019

2018

2017

2016

2015

2014

2013

2012

2011

2010

2009

2008

2007

2006

2005

2004

2003

2002

Logos Tıp Yayıncılığı
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36
D.63-64 Gayrettepe 34349 Istanbul
 
Fax :
(212) 288 0541
(212) 288 5022
(212) 211 6185
  E-mail
logos@logos.com.tr
  Google Maps için tıklayın