Ana Sayfa ›› Dergiler ›› Çocuk Dergisi Aralık 2013 ›› Çocuk Dergisi Mart 2007


Çocuk Dergisi Mart 2007

http://www.cocukdergisi.org/
    
Çocuk Dergisi 7(1):11-15, 2007 
Otizm ve Aşılar
Nalan KARABAYIR, Gülbin GÖKÇAY
ÖZET
   Otizm beyin işlevlerinde biyolojik veya organik bozukluğun bulunduğu ömür boyu süren bir yaygın gelişimsel bozukluktur. Üç yaşında sonra kesin tanı konabilen bu hastalığın sıklığının son yıllarda on beş kat arttığı bildirilmektedir. Otizm etiyolojsi tam olarak bilinmemekle beraber genetik, çevresel, nörolojik ve immünolojik faktörlerin rol oynayabileceği ileri sürülmektedir. Son yıllarda bazı çalışmalarda aşırı civa alımının, özellikle de bir çok aşı ve ilacın içerisinde bulunan timerosalin otizme neden olduğu bildirilmektedir. Otizm ile timerosal içeren aşılar arasında ilişki olduğunu gösteren az sayıda araştırma vardır. Aksine yapılan pek çok çalışmada timerosal ile otizm arasında ilişki saptanmamıştır. Tüm dünyada halen aşı ile önlenebilen hastalıklardan ölen ya da sakat kalan çocukların olduğu göz önüne alınırsa, bu konudaki tartışmaların bilimsel verilerin ışığında yapılmasının önemi daha da belirginleşmektedir. 
      Anahtar kelimeler: Otizm, timerosal, aşı

 

Çocuk Dergisi 7(1):16-21, 2007 
Kreş ve Yuvalarda Çocuk Sağlığı
Nalan KARABAYIR, Fatma OĞUZ
ÖZET
        Kadınların ekonomik yaşamda giderek daha çok yer alması ve şehirleşmenin hızlı artışıyla kreş ve anaokullarının önemi artmıştır. Kreşe devam eden çocuklarda gitmeyen çocuklara göre mental ve motor gelişim daha iyi olduğu bilinmektedir. Ancak, bu çocuklar için infeksiyonlar önemli bir risk oluşturmaktadır. Bu yazıda kreş ve yuvaların taşıması gereken özellikler, karşılaşılabilecek infeksiyonlar ve bunlardan korunma yöntemleri literatür ışığında tartışılmıştır. 
      Anahtar kelimeler: Çocuk, infeksiyon, yuva

 

Çocuk Dergisi 7(1):22-27, 2007 
Pübertede Gonadal Steroid ve Lipoproteinlerin Değişim ve Etkileşimleri
Betül ERSOY, Dilek YILMAZ ÇİFTDOĞAN, Cevval ULMAN, Pınar ERBAY DÜNDAR, Fatma TANELİ
ÖZET
         Amaç: Püberte, insan yaşamında dramatik değişikliklerin oluştuğu dönemdir. Bu çalışmada, pübertal gelişim sırasında, gonadal steroidler, lipoprotein düzeyleri ve antropometrik ölçümlerdeki değişim ve etkileşim belirlenmeye çalışıldı. 
      Gereç ve Yöntem: Bu kesitsel bir çalışmadır. Çalışmaya 10-15 yaş arası elli dokuz kız ve altmış dokuz erkek okul çocukları dahil edildi. Çocukların püberte evreleri Tanner evrelerine göre değerlendirildi. Boy ve kiloları ölçüldü. Vücut kitle indeksi (VKİ) hesaplandı. Gonadal steroidler (östradiol, serbest ve total testosteron), lipid ve lipoprotein düzeyleri belirlendi. 
      Bulgular: Kızlarda erken pubertede total kolesterol ve HDL-Kolesterol (HDL-K) düzeyleri anlamlı artış gösterdi (p<0.05). Apolipoprotein A-I (ApoA-I), Apolipoprotein B (ApoB), Lipoprotein a (Lip a) ve LDL-Kolesterol (LDL-K) düzeylerinde püberte boyunca anlamlı değişiklik olmadı (p>0.05). Erkeklerde erken pübertede LDL-K’de anlamlı artış saptandı (p<0.05). Püberte sonunda tüm lipoprotein düzeyleri anlamlı arttı (p<0.05). Püberte öncesinde kızlarda LDL-K erkeklere göre anlamlı yüksekti. Püberte sonunda erkeklerde LDL-K, Lip a ve trigliserid düzeyleri kızlara göre anlamlı yüksek bulundu (p<0.05). Kızlarda östradiol düzeyleri ile tüm lipid düzeyleri arasında anlamlı ilişki olmasına karşın, en güçlü ilişki HDL-K ile saptandı (r=0.58). Erkeklerde de östradiol ile tüm lipid parametreleri arasında ilişki vardı. Testosteron ve aterosklerotik lipidler arasında anlamlı ilişki vardı (p<0.05). VKİ ile LDL-K arasında orta dereceli anlamlı ilişki belirlendi (r=0.28, p<0,05). Erkeklerde VKİ ile trigliserid, LDL-K ve Apo-B arasında orta dereceli anlamlı ilişki belirlendi (r=0.34, r=0.31, r=0.29, p<0.05). 
      Sonuç: Pübertal gelişim sırasında kızlarda antiaterosklerotik, erkeklerde aterosklerotik lipid düzeyleri artar. Östradiol kızlarda antiaterosklerotik lipidleri arttırırken, erkeklerde tüm lipidlere etki eder. Testosteron erkeklerde aterosklerotik lipidleri arttırır. VKİ artışı her iki cinste de aterosklerotik lipidleri ve özellikle LDL-K’yi arttırır. 
      Anahtar kelimeler: Püberte, lipoproteinler, HDL-K, Apo A-I, LDL-K

 

Çocuk Dergisi 7(1):28-35, 2007 
Preterm Yenidoğanlarda Analjezi: Sükroz ve Glükozun Karşılaştırmalı Etkileri
Füsun OKAN, Asuman ÇOBAN, Zeynep İNCE, Gülay CAN
ÖZET
      Amaç: Sağlıklı preterm yenidoğanlarda farklı karbonhidrat solüsyonlarının ağrılı uyaran sonrası ortaya çıkan fizyolojik ve davranışsal değişiklikler üzerine etkisinin araştırılması. 
      Yöntem: Çalışma prospektif, randomize, çift-kör olarak planlandı. Çalışma grubundaki topuktan kan alınacak otuz bir sağlıklı preterm bebeğin ağzına topuk delinmesinden 2 dk. önce üç solüsyondan biri verildi: A solüsyonu (2 mL, % 20 sükroz), B solüsyonu (2 mL, % 20 glükoz), C solüsyonu (kontrol solüsyonu, 2 mL distile su). Her bebek ayrı ayrı üç farklı solüsyonla randomize edilerek çalışıldı. Ağrılı uyarana davranış yanıtları ağlama süresi (ilk çığlıkla başlayan ağlama süresi ve toplam ağlama süresi) ölçülerek ve yenidoğan yüz kodlama sistemiyle (YYKS) mimikler puanlanarak; fizyolojik yanıtları ise kalp atım hızı (KAH), dakikadaki solunum sayısı (DSS) ve oksijen satürasyonu değişiklikleri ile ölçüldü. 
      Bulgular: Bebeklerin ortalama (±SS) doğum ağırlığı, 1,401 (406) g gebelik yaşı 30.5 (2.7) hafta; test sırasındaki postmenstrüel yaş 32.3 (1.5) hafta, postnatal yaş yirmi (16) gündü. Sükroz, glükoz ve kontrol gruplarının kan alma süreleri farklı değildi (p=0.669). İlk çığlıkla başlayan ağlama süresi ve toplam ağlama süresi sükroz grubunda en kısa bulunmakla birlikte, glükoz grubu ile anlamlı fark yoktu. Distile su grubunda ise, ağlama süreleri sükroz ve glükoz alan bebeklere göre anlamlı olarak uzundu (p=0.005 ve p=0.007). Ağrılı uyarı sonrası YYKS puanı distile su alan bebeklerde 4. ve 5. dk.’da sükroz ve glükoz alanlara göre anlamlı olarak yüksek bulunurken (p=0.009 ve p=0.046), glükoz ve sükroz alanlar arasında fark yoktu. Ağrılı uyaran sonrası bebeklerin KAH'da ilk 3 dk.’da öncesindeki bazal değere göre anlamlı bir artma oldu, uyarıdan sonraki 1. dk.’da KAH en yüksek değerdeydi. Distile su alan bebeklerde en yüksek KAH, sükroz ve glükoz alanlara göre anlamlı olarak fazlaydı (p=0.007), sükroz ve glükoz alanlar arasında fark bulunmadı. Ağrılı uyarıdan sonra bebeklerin DSS ve SaO2 değişiklikleri açısından üç grup arasında fark yoktu. 
      Sonuç: Çalışmamızda topuk delinmesinden önce oral yolla verilen % 20'lik sükroz ve glükozun preterm ağrı yanıtını azalttığı ve her iki karbonhidratın etkilerinin benzer olduğu gösterildi. 
      Anahtar kelimeler: Prematüre, ağrı, sükroz, glükoz

 

Çocuk Dergisi 7(1):36-41, 2007 
Prematüre Bebeği Olan Annelerde Olumlu Anne-Bebek İlişkisinin Başlatılmasında Hemşirelik Yaklaşımının Önemi
Ayşegül İŞLER, Gülay GÖRAK
ÖZET
      Prematüre Bebeği Olan Annelerde Olumlu Anne-Bebek İlişkisinin Başlatılmasında Hemşirelik Yaklaşımının Önemi 
      Amaç: Araştırma, prematürelik dışında herhangi bir sorunu olmayan yenidoğanlarda anne-bebek ilişkisinin başlatılmasında hemşirelik yaklaşımının etkisini belirlemek amacıyla yarı deneysel olarak gerçekleştirildi. 
      Yöntem: Araştırma, Antalya’da üç hastanenin yenidoğan kliniklerinde, altı aylık sürede, 30 prematüre yenidoğan annesi ile yapıldı. Veriler, “anket formu” ve “anne-bebek ilişkisi gözlem formu” kullanılarak toplandı. Verilerin değerlendirilmesinde yüzdelik, ortalama, standart sapma ve t testleri kullanıldı. 
      Bulgular: Annelerin % 40’ı 18-24 yaşları arasında, % 76’sı ilköğretim düzeyinde eğitimliydi. Bebeklerin % 56.7’si erkek, %5 3.4’ü 24-31 gestasyonel haftalık, % 56.7’si 2000 gr üzerinde diğerlerinin tartıları 1500-2000 gr arasında idi. Annelerin eğitim öncesi gözlem puan ortalamaları 9.06±4,78, eğitim sonrası ise 22.60±7,10 olup aralarındaki fark istatistiksel olarak ileri derecede anlamlı bulundu (t:16.5, p<0.001). 
      Sonuç: Yenidoğan hemşireleri, prematüre bebeği olan annelerde, anne-bebek ilişkisinin olumlu yönde başlatılmasında eşsiz bir konuma sahiptirler. 
      Anahtar kelimeler: anne-bebek ilişkisi, prematüre bebek, hemşirelik yaklaşımı

 

Çocuk Dergisi 7(1):42-45, 2007 
Batı Karadeniz Bölgesinde Çocukluk Çağı Zehirlenmelerinin Retrospektif Değerlendirilmesi
Hakan UZUN, Gültekin MİNDAN, Dursun Ali ŞENSES, Enver ŞİMŞEK, Kenan KOCABAY
ÖZET
     Amaç: Zehirlenmeye yol açan etkenler yaşanılan bölgeye, toplumun gelenek ve göreneklerine, ailenin eğitim düzeyine ve mevsimlere göre değişkenlik gösterebilir. Bu çalışmanın amacı, hastanemizde son iki yıl içinde yatırılarak tedavi edilen zehirlenme vakalarını gözden geçirmektir. 
      Yöntem: Ocak 2003-aralık 2005 tarihleri arasında hastanemizde entoksikasyon tanısı alan yüz on dört hasta retrospektif olarak değerlendirildi. 
      Bulgular: Zehirlenmeler en çok 1-5 yaş grubunda (% 78.9) gözlendi. Erkek/kız oranı 1.23’tü. Zehirlenmelerin en fazla sonbahar mevsiminde (% 28.1) olduğu görüldü. Zehirlenmeye neden olan etkenler sıklıkla ilaçlardı (% 50.9). En sık antipsikotikler ve analjezik-antipretik ilaçların alımı söz konusuydu. 
      Sonuç: Zehirlenmelerin tedavisinde önemli gelişmeler olmakla birlikte, bu sorunun çözümünde en etkin yöntem koruyucu önlemlerin alınmasıdır. 
      Anahtar kelimeler: Zehirlenmeler, etiyoloji, çocukluk çağı 
 

 

Çocuk Dergisi 7(1):46-50, 2007 
Demir Eksikliği Anemisi Ağırlık Düzeyine GöreKan Parametrelerindeki Değişimler
Saadet AKARSU, Feyza İNCEKÖY GİRGİN, Abdullah KURT, A. Neşe ÇITAK KURT, Şenol BOZDAĞ, Hatice BOZAT DEMİR
ÖZET
         Amaç: Demir eksikliği anemisi (DEA)’ni diğer anemilerden ayırt edebilmek için tüm kan parametreleri değerlendirilmelidir. Bu yönüyle, DEA’nin ağırlık düzeyine göre; kan parametrelerindeki değişimin varlığı araştırılmak ve talasemi minör (TM) ile karşılaştırılmak istendi. 
      Yöntem: Çalışmaya DEA (n: 217 vaka) ve TM (n: 31 vaka) tanısı alan toplam 248 hasta alındı. Hastalar aneminin ağırlığına göre 3 gruba bölündü. Grup 1, Hb değeri 10.1-11.0 g/dL (hafif anemi), Grup 2, 8.1 ile 10.0 g/dL (orta anemi) ve Grup 3, 8.0 g/dL ya da daha az (ağır anemi) olan çocuklardı. Eritrosit (RBC) sayısının ?5.0x106/µL olması eritrositoz, trombosit sayısı (PLT)’nın ?600.000/mm3 olması trombositoz ve PLT’nin <100,000/mm3 olması trombositopeni olarak belirlendi. 
      Bulgular: Vakaların % 22.2’si hafif, % 30.8’i orta ve % 47.0’ı ağır DEA idi. Hafif DEA grubunda ortalama RBC: 4.5 milyon/mm3, ortalama Hb: 10.3 g/dL, ortalama eritrosit volümü (MCV): 69.3 fl, eritrosit dağılım aralığı (RDW): % 16.6, PLT: 347.000/mm3 ve mentzer indeksi (MI) (MCV/RBC): 15.7, serum demiri (SI): 30.6 µg/dL, total demir bağlama kapasitesi (TIBC): 356.5 µg/dL, transferrin saturasyonu (TS): % 8.7 ve ferritin (F): 5.9 ng/mL olarak bulundu. Orta DEA grubunda ortalama RBC: 4.4 milyon/mm3, Hb: 9.2 g/dL, MCV: 67.0 fl, RDW: % 18.2, PLT: 366.000/mm3, MI: 15.3, SI: 29.4 µg/dL, TIBC: 367.8 µg/dL, TS: % 8.2, F: 6.4 ng/ml ve ağır DEA grubunda ortalama RBC: 3.4±0.6 milyon/mm3, Hb: 6.2 g/dL, MCV: 55.8 fl, RDW: % 25.0, PLT: 501.000/mm3, MI: 16.5, SI: 13.7 µg/dL, TIBC: 417.5 µg/dl, TS: % 3.4 ve F: 2.6 ng/mL olarak bulundu. TM’de RBC: 5.6±0.5 milyon/mm3, ortalama Hb: 10.7±0.9 g/dL, MCV: 59.8±6.7 fl, RDW: % 16.0±1.7, PLT: 386.000±126.000/mm3, MI: 10.7±2.1, SI: 74.4±38.5 µg/dL, TIBC 304.6±60.2 µg/dL, TS: %25.3±14.7 ve F: 69.0±71.9 ng/mL idi. Eritrositoz DEA’da % 11.9 iken TM’de % 93.5 oranında saptanmıştır. Hafif ve orta DEA’da sırasıyla % 22.9 ve % 22.4 seviyesinde eritrositoz saptanmıştır. Trombositoz ağır DEA’da % 28.4 oranında saptanmıştır. DEA’da % 14.3 olan trombositoz oranı, TM’de % 6.4 olarak saptanmıştır. DEA ve TM arasında eritrositoz ve trombositoz oranları farklı saptanmıştır. 
      Sonuç: DEA’nın ağırlık düzeyi arttıkça RBC, Hb, MCV, SI, TS ve F azalmakta oysa RDW, PLT, MI ve TIBC ise artmaktadır. 
      Anahtar kelimeler: Demir eksikliği anemisi, hematolojik parametreler, çocukluk çağı

 

Çocuk Dergisi 7(1):51-55, 2007 
1998-2005 Yılları Arasında Kızamık ve Komplikasyonlarının Değerlendirilmesi
Nihan UYGUR, Feray GÜVEN, Uğur DEMİRSOY, Asibe ÖZKAN, Emine KAVAS, Aysu SAY
ÖZET
        Amaç: Kızamığa karşı etkili aşının kırk yıldan daha uzun süreden beri kullanılmasına rağmen, kızamık hâlâ dünya çapında çocuklarda ölüme ve ağır hastalık tablosuna sebep olmaktadır. Çalışmamızda kızamık ve komplikasyonları sebebiyle hastaneye yatırılan çocukların epidemiyolojik özellikleri, mortalite ve morbidite durumunu araştırmayı amaçladık. 
      Yöntem: Ocak 1998-aralık 2005 tarihleri arasında hastanemize kızamık ve komplikasyonları sebebiyle yatırılarak tedavi edilen hastalar retrospektif olarak incelendi. Kızamık tanısı standart klinik tablo ve serolojik tetkikler ile konuldu. Çocukların yaş, cinsiyet, aşılanma durumu, diğer sağlık problemleri, laboratuvar ve radyolojik tetkik sonuçları değerlendirildi. 
      Bulgular: Yaşları 2-144 ay arasında değişen yüz elli beş çocuk (doksan erkek, altmış beş kız) çalışmaya alındı. Çocukların % 17’sinde eşlik eden başka sağlık problemleri vardı. 1998, 2001 ve 2005 yıllarında kızamığa bağlı hastaneye yatma oranlarının yüksek olduğu saptandı. Tüm hastaların yatış süresi 6.90±4.67 gündü. Kırk yedi çocuk (% 30.3) hiç aşılanmamıştı, on beş çocuğa (% 9.6) tek doz, altı çocuğa (% 3.9) iki doz kızamık aşısı uygulanmıştı. On sekiz çocuğun aşılanma durumu öğrenilemedi. En sık rastlanan komplikasyonlar pnömoni (% 74.3), akut otitis media (% 10.3), akut gastroenterit (% 4.6)’ti. SSPE, kanama diyatezi, konvulsiyon, akut laringotrakeit, artrit, diğer solunum sistemi hastalıkları ve göz komplikasyonları diğer görülen komplikasyonlardı. Mortalite oranı % 1.9’du. İki çocuk SSPE, bir çocuk solunum ve kalp yetersizliği sebebiyle kaybedildi. Laboratuvar tetkik sonuçları (ortalama± SD): SGOT: 59.83±13.21 IU/mL, SGPT: 48.79±22.21 IU/mL, kalsiyum: 8.87±0.69 mEq/mL lökosit sayısı: 9063.79± 4738.77 /mm3, serum total protein: 6.39±0.60 gr/dL, albumin: 3.45±0.48gr/dL, trombosit sayısı: 328.920± 157.420/mm3 olarak saptandı. % 20.1 çocukta trombositopeni (trombosit sayısı< 200,000/mm3) mevcuttu. 
      Sonuç: Kızamık ve komplikasyonları Türkiye’de hâlâ yüksek mortalite ve morbiteye sebep olmaktadır. Kızamık gibi aşı ile önlenebilir hastalıklarda aşılamaya daha fazla önem verilmesi ve bu hastalıklara bağlı gelişebilecek komplikasyonların bilinmesi gerektiği kanaatindeyiz. 
      Anahtar kelimeler: Kızamık, komplikasyon, aşı

2019

2018

2017

2016

2015

2014

2013

2012

2011

2010

2009

2008

2007

2006

2005

2004

2003

2002

Logos Tıp Yayıncılığı
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36
D.63-64 Gayrettepe 34349 Istanbul
 
Fax :
(212) 288 0541
(212) 288 5022
(212) 211 6185
  E-mail
logos@logos.com.tr
  Google Maps için tıklayın