Ana Sayfa ›› Dergiler ›› Çocuk Dergisi Aralık 2013 ›› Çocuk Dergisi Aralık 2006


Çocuk Dergisi Aralık 2006

http://www.cocukdergisi.org/
    
Çocuk Dergisi 6(4):238-243, 2006 
Çocuklarda Renal Osteodistrofi
Harika ALPAY, Nihal ÖZDEMİR
ÖZET
    Çocuklarda renal osteodistrofi (ROD), kalsiyum, fosfor metabolizmasında değişiklikler ile paratiroid hormonu ve D vitamini arasındaki karmaşık ilişki sonucu gelişen bir komplikasyondur. Erişkinlerden farklı olarak, böbrek yetersizliği olan çocuklarda görülen ROD, büyüme geriliği ve kalıcı kemik deformiteleri ile birlikte ileride fiziksel özürlere neden olabilir. Bu derlemede, böbrek yetersizliği olan çocuklarda ROD’de yaklaşım ve tedavi sunulmuştur. 
      Anahtar kelimeler: Çocuk, renal osteodisrofi, tedavi

 

Çocuk Dergisi 6(4):244-250, 2006 
Prematür Adrenarş ve Günümüzdeki Önemi
Nesibe ANDIRAN, Nurşen YORDAM
ÖZET
       Adrenal androjen üretiminin aktivasyonuna bağlı olarak, kızlarda 8, erkeklerde 9 yaş öncesi aksiller kıllanmanın da eşlik edebileceği, pubik kıllanmanın erken oluşumu “prematür adrenarş” olarak adlandırılır. Kızlar, erkeklerden bundan çok daha sık olarak etkilenir ve kesin tanısı, pubik kıllanmanın diğer olası nedenlerinin elimine edilmesi ile konulur. Prematür adrenarş, spesifik bir endokrin tedavi gerektirmeyen, selim bir durum gibi görünmekle birlikte; özellikle son yıllarda üzerinde durulan ve burada detaylı olarak tartışılan metabolik ve endokrin etkileri nedeni ile önem taşımaktadır. Bu nedenle bu hastaların, puberte ve sonrasına kadar yakın izlenmesi gereklidir. 
      Anahtar kelimeler: Endokrin ve metabolik etkiler, kardiyovasküler hastalık, prematür adrenarş

 

Çocuk Dergisi 6(4):251-255, 2006 
Çocuk ve Adolesanlarda Gerilim Tipi Başağrılarının Tanısındaki Yenilikler
Aycan ÜNALP
ÖZET
          Başağrısı çok sayıda nedeni olan bir semptomdur. Primer başağrılarının altında yatan bir neden yoktur. Gerilim tipi başağrıları en sık rastlanan primer başağrılarındandır. Klinik ve temel bilime ilişkin araştırma çalışmalarında başağrılarının tanımlanmasında tek bir standart kriterin olmaması farklı çalışmalardan farklı sonuçların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Uluslararası Başağrısı Derneği ilk kez 1988’de başağrılarının sınıflandırılma kriterlerini yapmıştır. Bugün için geçerliliğini koruyan, 2004 yılında 2. kez düzenlenerek yayınlanan 2004 kriterleridir. Bu makalenin amacı gerilim tipi başağrılarının tanısındaki yeniliklerin gözden geçirilmesidir. Erişkinlerde olduğu gibi çocuk ve adolesanlarda da okula devamsızlık ve ilaç aşırı kullanımına yol açabileceğinden çocuk hekimlerinin gerilim başağrılarının tanısı ve tipleri hakkında bilgi sahibi olmaları gerekmektedir. 
      Anahtar kelimeler: Adolesan, çocuk, gerilim tipi başağrısı, tanı

 

Çocuk Dergisi 6(4):256-261, 2006 
Çocuklarda Vazoaktif Tedavide Kullanılan İlaçların Karşılaştırılması ve Mortalite Belirteçlerinin Saptanması
Demet DEMİRKOL, Metin KARABÖCÜOĞLU, Agop ÇITAK, Raif ÜÇSEL, Nedret UZEL
ÖZET
     Amaç: Yoğun bakım ünitemizde vazoaktif ilaç uygulanan hastaların tedavi etkinliği açısından değerlendirilmesi ve etkinlik yönünden ilaçların karşılaştırılmasıdır. İkinci amacı ise vazoaktif ilaç kullanılan hastalarda prognostik faktörleri belirlemektir. 
      Yöntem: İstanbul Tıp Fakültesi Çocuk Yoğun Bakım Ünitesi’nde Ocak 2004- Ocak 2005 tarihleri arasında yatırılan hastaların kayıtları geriye dönük olarak değerlendirildi. 
      Sonuçlar: Çalışmanın yapıldığı dönemde toplam 63 hastada vazoaktif ilaç (dobutamin ve/veya dopamin, epinefrin) kullanıldı. Hastaların yaş ortancası 96.5 (1–192) aydı; %52.4’ü (n=33) erkekti. Hastaların %28.6’sı (n=18) öldü. Epinefrin tedavisi uygulanan gruptaki hastalar daha ağırdı; gruplar arasında mortalite açısından fark bulunmadı. Epinefrin tedavisi uygulanan grupta pH ve baz açığı dopamin ve/veya dobutamin tedavisi alanlardan daha hızlı düzeldi. Laktat düzeyi, epinefrin tedavisi uygulanan grupta arttı, sekizinci saatte başlangıç değerine indi. Ölen hastalarda başlangıçta ve izlemde kalp tepe atımı yaşayanlardan yüksekti, istatistiksel anlamlı bulunmadı. Laktat düzeyi artışı mortalite açısından yol gösterici tek değişken olarak bulundu (p<0.01). 
      Sonuç: Septik şok gelişen çocuklarda epinefrin tedavisinin erken başlanması yararlı olabilir. Epinefrin uygulanan hastalarda laktat düzeyleri geçici süre artabilir. Tedaviye yanıtı değerlendirmede kalp tepe atımının azalması ve laktat düzeyinin düşmesi yol göstericidir. Laktat düzeylerinin artması mortaliteyi ön görmesi açısından değerlidir. 
      Anahtar kelimeler: Çocuk, dobutamin, dopamin, epinefrin, laktat, şok

 

Çocuk Dergisi 6(4):262-268, 2006 
Birinci Basamaktan Okullara Ergen Sağlık Eğitimi
Çiğdem APAYDIN KAYA, A. Sami YAZAR, Gülçin ALDIRMAZ, Mehmet BOZOK, Pemra C. ÜNALAN
ÖZET
      Amaç: Bu çalışmada, birinci basamak sağlık kurumları için örnek oluşturabilmek amacıyla, ilköğretim 2. kademe öğrencileri için, ergen sağlığı ile ilgili en çok merak edilen konular belirlenerek hazırlanan eğitim programının içeriği ve sonuçları sunulmuştur. 
      Yöntem: Tanımlayıcı nitelikte olan bu araştırma İstanbul Alemdar beldesindeki iki ilköğretim okulunun 6., 7. ve 8. sınıflarında gerçekleştirilmiştir. Öğrenciler ergenlik hakkında genel olarak bilgilendirildikten sonra, yapılacak eğitimin ana başlıkları açıklanmıştır. Daha sonra, her sınıfa konulan kapalı sandıklara öğrencilerin bu eğitimde en çok öğrenmek istedikleri konuları, kâğıtlara isim yazmadan belirtip atmaları istenmiştir. Ardından, kızlar ve erkeklerin ayrı sınıflarda olduğu 50-60 kişilik gruplara haftada bir, 1 saat süren toplam 6 haftalık bir eğitim planlanmıştır. Kızlar kadın, erkekler de erkek hekim tarafından eğitilmişlerdir. Eğitimlerde, etkileşimli yöntemler kullanılmıştır. Eğitimlerin ardından hekimler tarafından, 208 veli ile öğretmenler, yapılan eğitim ve ergen sağlığı konusunda bilgilendirilmişlerdir. On üç soruluk bir test ile eğitim değerlendirilmiştir. Bulgular “ki-kare” ve “student’s t” testleri ile analiz edilmiştir. 
      Bulgular: Çalışmada 517 öğrenci, toplam 673 soru yöneltmiştir. En fazla sorulan 5 konu fiziksel değişiklikler (% 24), mensturasyon (% 17), genel olarak ergenlik (% 12), cinsellik (% 11), gebelik ve doğum (% 6) ile ilgiliydi. Okullar ve sınıflar arasında sorular açısından herhangi bir fark yoktu. Yapılan eğitim değerlendirildiğinde öğrencilerin % 54’ü ortalama bilgili bulundu, kızların erkeklerden daha bilgili oldukları gözlendi (p<0.05). Öğrencilerin % 93.8’i eğitimden çok şey öğrendiğini ve yararlandığını söyledi. 
      Sonuç: Bu çalışmada, ergenlerin eğitimden memnun olduklarını ifade etmelerine rağmen, ergen sağlığı konusunda, daha fazla temel bilgiye gereksinim duydukları saptanmıştır. Ergen sağlığı eğitimlerinin hekim, öğretmen, veli işbirliği ile süreklilik içinde sunulması eğitimin etkinliğini artırabilir. 
      Anahtar kelimeler: Birinci basamak, ergen sağlığı, okullarda ergen sağlığı eğitimi

 

Çocuk Dergisi 6(4):269-272, 2006 
Akut Gastroenteritli Çocuklarda Rotavirus ve Adenovirus Prevalansı
Candan ÇİÇEK, Tuba KARATAŞ, Altınay BİLGİÇ, Güldane KOTUROĞLU, Zafer KURUGÖL
ÖZET
     Amaç: Akut gastroenteritli çocuk hastalarda rotavirus ve  adenovirus  prevalansını araştırmak. 
      Yöntem: 0-5 yaş arasındaki toplam 65 akut gastroenteritli hasta çalışma kapsamına alındı. Klinik örneklerden rotavirusun saptanmasında Vero, adenovirusun saptanmasında HEp-2 hücre dizisi kullanılarak, etkenler “shell-vial” hücre kültürü yöntemi ile izole edildi. Klinisyenler tarafından her hastada gastroenetritin şiddeti Vesikari skorlaması ile sınıflandırıldı. 
      Bulgular: Toplam 65 dışkı örneğinin 37’sinde rotavirus (% 56.9), 3’ünde adenovirus (% 4.6) pozitif bulundu. Rotavirus en fazla aralık ayında (% 66.6) gelen örneklerde pozitifti. Vesikari skorlamasına göre skoru 9 ve üzerinde olan hastaların % 93.1’inde rotavirus pozitifliği saptandı. 
      Sonuç: Rotavirus kış aylarında görülen çocukluk çağı gastroenteritlerinde önemli bir role sahiptir. “Shell-vial” hücre kültürü yöntemi rotavirus ve adenovirusun dışkı örneklerinden izole edilmesinde rutin tanı testi olarak güvenle kullanılabilir. 
      Anahtar kelimeler: Adenovirus, prevalans, rotavirus 
 

 

Çocuk Dergisi 6(4):273-277, 2006 
Çocukluk Çağında Sık Görülen Komplikasyonsuz Viral İnfeksiyonlarda Akut Faz Reaktanlarının Yeri
A.Nurcan CEBECİ
ÖZET
         Amaç: Bu çalışmada viral infeksiyonların seyrinde akut faz reaktanlarının düzeylerinde anlamlı yükselme olup olmadığı saptanarak komplikasyonsuz viral infeksiyonlarda akut faz reaktanlarının tanısal değerlerini belirlemek amaçlanmıştır. 
      Yöntem: Hastanemiz çocuk polikliniğinde 2000-2001 yılları arasında kabakulak, suçiçeği, kızamık tanısı alan 23 kız, 19 erkek toplam 42 hasta çalışmaya alındı. Hastalık tanısı klinik bulgulara dayanılarak konuldu, virus izolasyonu yapılmadı. Veriler, anlamlı yükselme olup olmaması ve korelasyon açısından değerlendirildi. 
      Bulgular: Çalışma grubundaki 42 hastanın 22'si (% 52.4) kabakulak, 16'sı (% 38.1) suçiçeği, 4'ü (% 9.5) kızamık tanısı aldı. Hastalık grupları arasında yaş açısından farklılık yoktu. Çalışma grubunun tümünde ölçülen reaktanlardan yalnızca eritrosit sedimentasyon hızı (ESH) ve C3'te anlamlı yükselme saptandı. Akut faz reaktanlarının kendi aralarında anlamlı korelasyon kurulamadı. 
      Sonuç: Komplikasyonsuz viral infeksiyonlarda ESH ve C3 daha belirgin olmak üzere CRP ve a2 globulin düzeylerinde de hafif artış görülebileceği saptanmıştır. Viral ve bakteriyel infeksiyon ayırımında akut faz reaktanlarının ölçümü tek başına tanısal değer taşımayıp tanı mutlaka klinik ile de desteklenmelidir. 
      Anahtar kelimeler: Akut faz reaktanları, çocuk, viral infeksiyonlar

 

Çocuk Dergisi 6(4):278-281, 2006 
Nöbet ve/veya Akut Ensefalopati ile Başvuran Hastalarda Nörometabolik Hastalıklar: 
Üç Vaka Sunumu
Nihal ÖZDEMİR, Canan KOCAMAN, Tolunay BAYKAL, Mustafa BERBER, Yüksel YILMAZ
ÖZET
         Nörometabolik hastalıklar (defektif) özgün bir enzimin eksikliği sonucu santral sistemine ait çeşitli bulgu ve belirtilerle seyreden genetik geçişli bir grup hastalıktır. Çok çeşitli klinik belirti ve bulgularla seyredebilen nörometabolik hastalıklarda mortalite ve morbiditeyi önlemek için erken tanı ve tedavi esastır. Etiyolojisi açıklanamayan santral sinir sistemine ait belirtilerle başvuran çocuklarda ayırıcı tanıda nörometabolik hastalıkları düşünmek tanı açısından en önemli adımdır. Acil pediatri ünitesine nöbet veya ensefalopati ile başvuran ve nörometabolik hastalık tanısı alarak tedavi edilen 3 vaka sunularak, pediatri kliniklerinde bu hastalıkların öneminin tartışılması amaçlandı. 
      Anahtar kelimeler: Biotinidaz eksikliği, ensefalopati, nöbet, nörometabolik hastalıklar, ornitin transkarbamilaz eksikliği, 3-HL eksikliği

 

Çocuk Dergisi 6(4):282-283, 2006 
Joubert Sendromlu Bir Vaka Sunumu
Nükhet ALADAĞ, Serap KARASALİHOĞLU, Ülfet VATANSEVER, Naci ÖNER, Coşkun ÇELTİK, Ercüment ÜNLÜ, Ufuk UTKU
ÖZET
         Serebelloparenkimal hastalık tip IV, Joubert- Boltshauser sendromu veya serebellookulorenal sendrom tip I olarak da isimlendirilen Joubert sendromu kinik olarak düzensiz solunum, ataksi, okulomotor anormallikler, gelişme geriliği, hipotoni, optik kolobom, kistik-displastik böbrek, karaciğer nekrozu, dilde hamartom ve polidaktili ile karakterizedir. Beyin görüntülemelerindeki serebellar vermis hipoplazisi ve beyin sapında molar diş görüntüsü ile teşhis edilmektedir. Bu vaka sunumunda Joubert sendromlu 26 aylık erkek çocuğunun klinik ve beyin görüntülemesindeki özellikler sunulmuştur. 
      Anahtar kelimeler: Joubert sendromu, molar diş görünümü, serebellar vermis hipoplazisi

 

Çocuk Dergisi 6(4):284-286, 2006 
Karbonmonoksit Zehirlenmesinin Geç Nörolojik Bulguları: Bir Vaka Sunumu
Nilüfer ELDEŞ, Gonca ÜSTÜNDAĞ, Ebru KUTSAL, Cumhur AYDEMİR, Tunç TUNCER,Emine AMİROVA
ÖZET
         Karbonmonoksit; akut ya da kronik zehirlenmeye neden olabilen renksiz, kokusuz bir gazdır. Karbon monoksit zehirlenmesine bağlı beklenmeyen ölümler özellikle kış aylarında artmaktadır. Karbon monoksit dokulara oksijen sunumunu azaltır. Zehirlenmeden günler veya haftalar sonra görülen geç nörolojik bulgular karbonmonoksit zehirlenmesinin en önemli komplikasyonlarıdır. On üç yaşında kız çocuğu ajitasyon, gözlerde sola kayma, kol ve bacaklarında istemsiz hareketler, idrar kaçırma şikâyetleri ile çocuk acil polikliniğine başvurdu. Öyküsünden, beş gün önce şofbenden zehirlendiği öğrenildi. Yapılan ayrıntılı değerlendirmeler sonucu karbon monoksit zehirlenmesinin geç komplikasyonu olarak değerlendirilen hastanın bulguları uygun destek tedavisinden sonra düzeldi. 
      Anahtar kelimeler: Çocuk, geç komplikasyonlar, karbonmonoksit, zehirlenme

 

Çocuk Dergisi 6(4):287-288, 2006 
Floating-Harbor Sendromunda Yeni Bir Bulgu: Lineer Pigmentasyon
Abdurrahman GÜL, Bayram ÖZHAN, Mehmet TAŞTAN, Ali Rahmi BAKİLER
ÖZET
     Floating Harbor sendromu kısa boy, kemik gelişiminde gecikme, karakteristik yüz görünümü ve dil gelişiminde gecikme ile seyreden ender görülen genetik bir hastalıktır. 
      Sekiz yaşında kız hasta morarma, konuşma bozukluğu ve büyüme geriliği yakınmaları ile hastanemize başvurdu. Fizik bakıda; üçgen yüz, küçük ve derin gözler, ince dudaklar, basık ve kalkık burun kökü, deforme kulak kepçesi, kısa boyun, tuhaf ve hiperkinetik davranışlar, çığlık atma, kasıklarda, boyunda ve koltuk altında lineer pigmentasyon saptanan hastada Floating-Harbor sendromu düşünüldü. Ender görülen bir sendrom olması ve lineer pigmentasyonun yeni bir bulgu olması nedeniyle sunuldu. 
      Anahtar kelimeler: Floating-Harbor sendromu, lineer pigmentasyon

 

Çocuk Dergisi 6(4):289-292, 2006 
Kronik Monoartrit Tablosuyla Seyreden Brusella Vakası
Müferet ERGÜVEN, Atiye FEDAKAR, Osman SAÇAR, Nevin AKSU, Sevliya ÖCAL, Fatma KESKİN
ÖZET
        Brusellozis; brusella grubu bakterilerle oluşan, temelde hayvanlarda görülen bir hastalıktır. Esas olarak infekte hayvanlarla doğrudan temas ile veya pastörize edilmeden tüketilen süt ve süt ürünleriyle insanları da infekte eden mikroorganizmalar karakteristik olarak retiküloendotelyal sistemi tutarak kronik seyirli bir hastalık oluştururlar. “Akdeniz Ateşi”, “Malta Humması” ve “Ondülan Ateş” olarak da bilinen brusella infeksiyonları genelde nonspesifik semptomlarla seyreder, klasik ölçüsü; ateş, artrit/atrralji ve hepatosplenomegalidir. 
      Bu makalede tek bulgusu sağ dizde artrit olan ve brusellozis tanısı alan 5 yaşında bir erkek hasta sunulmuş ve tanısı zor olan ve temelde şüpheci yaklaşımla tanıya varılabilen brusellozisin artrit ayırıcı tanısında düşünülmesi gerektiği vurgulanmıştır. 
      Anahtar kelimeler: Brusella, monoartrit, sinovyal sıvı

2019

2018

2017

2016

2015

2014

2013

2012

2011

2010

2009

2008

2007

2006

2005

2004

2003

2002

Logos Tıp Yayıncılığı
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36
D.63-64 Gayrettepe 34349 Istanbul
 
Fax :
(212) 288 0541
(212) 288 5022
(212) 211 6185
  E-mail
logos@logos.com.tr
  Google Maps için tıklayın