Ana Sayfa ›› Dergiler ›› Çocuk Dergisi Aralık 2013 ›› Çocuk Dergisi Eylül 2006


Çocuk Dergisi Eylül 2006

http://www.cocukdergisi.org/
    
Çocuk Dergisi 6(3):161-166, 2006 
Preterm Bebeklerde Tiroid Fonksiyonları
Öznur KILIÇ, Ayça VİTRİNEL, Serdar CÖMERT, Feza AKSOY, Yasemin AKIN
ÖZET
    Amaç: Preterm bebeklerdeki tiroid fonksiyonlarını incelemek, hasta ve sağlıklı pretermler ile zamanında doğan sağlıklı bebeklerin düzeylerini karşılaştırmak. 
      Yöntem: Nisan 2003-Nisan 2004 tarihleri arasında hastanemiz yenidoğan servisine muayene için gönderilen 23 term sağlıklı, 12 preterm sağlıklı ve 18 preterm hasta bebek çalışmaya dahil edildi. Çalışmaya alınan tüm vakalardan 1. gün (0-24 saat), 5. gün ve 10. gün venöz kanları alınarak TT3 (total T3), TT4 (total T4), FT3 (serbest T3), FT4 (serbest T4) ve TSH (tiroid stimulan hormon) değerleri çalışıldı. 
      Bulgular: Sağlıklı bebeklerde gestasyon yaşı ve doğum ağırlığı azaldıkça TT3, TT4, FT3, FT4 düzeylerinin azaldığı, term bebeklerde meydana gelen fizyolojik değişikliklerin pretermlerde meydana gelmediğini ve hasta pretermlerde term bebeklere göre TT3, TT4, FT3, FT4 düzeylerinin anlamlı düşük olduğu saptandı. Sağlıklı preterm ve hasta pretermler arasında tiroid hormon düzeyleri açısından istatistiksel bir farklılık yoktu. TSH düzeyi açısından sağlıklı preterm, hasta preterm ve term bebekler arasında istatistiksel farklılık saptanmadı. 
      Sonuç: Pretermlerde belirgin hipotiroksinemi saptanmakta ve bu durum tiroid hormon tedavisini akla getirmektedir. Tiroid hormon tedavisinin bebeklerde mortalite ve morbiditenin azaltılmasında önemli etkileri olabileceği düşünülebilirse de bunun için daha geniş çaplı yeni çalışmalara gereksinim duyulmaktadır. 
      Anahtar kelimeler: Yenidoğan, preterm, tiroid hormonları

 

Çocuk Dergisi 6(3):167-171, 2006 
Çocuk Acil Ünitesine Trafik Kazası Nedeniyle Başvuran Vakaların Değerlendirilmesi
Ahmet GÜZEL, Serap KARASALİHOĞLU, Yasemin KÜÇÜKUĞURLUOĞLU, Hakan AYLANÇ
ÖZET
       Amaç: Trafik kazalarına bağlı pediatrik travma vakalarını değerlendirmek, toplumu trafik kazalarının önlenmesi konusunda bilinçlendirmek, trafik kazalarının azaltılmasına yönelik yeni yasal düzenlemelerin yapılması ve çocuk acil ünitelerinin pediatrik travmalı hastalara yaklaşım açısından yeniden yapılandırılması konularına dikkat çekmektir. 
      Yöntem: Bu çalışmanın verileri Ocak 2004-Aralık 2005 tarihleri arasında çocuk acil ünitemize başvuran travmalı vakaların retrospektif olarak dosyalarının taranması sonucunda elde edildi. Vakalar cinsiyet, yaş, mevsimlere göre dağılım, başvuru saatleri, nakil şekilleri, klinik bulgular, kaza şekli, travma tipleri, istenilen radyolojik görüntülemeler ve servislere yatış oranları açısından değerlendirildi. 
      Bulgular: Acil servisimize trafik kazası nedeniyle başvuran 227 vakanun 151 (% 66.5)'i erkek, 76 (% 33.5)'sı ise kızdı. Yaş ortalaması 7.54±3.48 (dağılımı: 1-14 yaş) yıl idi. Vakaların 49 (% 21.6)'u bisiklet ve 178 (% 78.4)'i motorlu taşıt kazasıydı. Vakaların 176 (% 77.5)'sında kafa travması, 141 (% 62.1)'inde ekstremite travması, 195 (% 85.9)'inde yumuşak doku travması, 17 (% 7.5)'sinde abdominal travma, 12 (% 5.3)'sinde toraks travması ve 3 (% 1.3)'ünde spinal ve ürogenital travma mevcuttu. Vakalarda birden fazla travma birlikteliği mevcuttu. Tüm vakalardan istenilen 1244 radyolojik görüntüleme yöntemlerinden sadece % 8.3'ünde patolojik bulgu saptanmıştı. Vakaların 65 (% 28.6)'i ilgili servislere yatırılırken, 145 (% 63.9)'i ayaktan tedavi görmüş ve 17 (% 7.5)'si servisten kendi isteği ile ayrılmıştı. 
      Sonuç: Çocukluk çağında trafik kazalarının azaltılması için topluma yönelik eğitim kampanyaları başlatılmalı, trafikteki kazaları önleyici gerekli önlemler alınmalı ve acil ünitelerinde travmalı hastalara yaklaşım konuları yeniden gözden geçirilmelidir. 
      Anahtar kelimeler: Trafik kazası, çocuk, acil servis

 

Çocuk Dergisi 6(3):172-178, 2006 
Gelişimsel Kalça Displazisi ve Kadınların Bu Konudaki Bilgi Düzeyi
Ayşegül BURSALI, Ayşen BULUT, Gülbin GÖKÇAY
ÖZET
          Amaç: Gelişimsel kalça displazisi (GKD) hakkında Türkiye'de toplumun bilgi düzeyini saptamak; bilgi düzeyi farklılıklarına göre eğitim faaliyetlerinin ve GKD önleme stratejilerinin belirlenmesine aracı olmaktır. 
      Yöntem: Bu kesitsel çalışmada Türkiye'de 17 merkezde 2384 anneden yarı yapılandırılmış bir bilgi formu ve yüz yüze görüşme aracılığıyla bilgi toplandı. 
      Bulgular: Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da yaşayan annelerin bu konudaki bilgi düzeylerinin yetersiz olduğu saptandı. Genel olarak, annelerin çoğunluğu GKD'nin aileden gelen bir sorun olduğunu bilmemekte; GKD'nin çocuğun yürümesinden sonra belli olacağını ve tedavisinin sadece cerrahi olabileceğini düşünmektedirler. 
      Sonuç: Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde annelerin konuyla ilgili bilgilendirilmeleri sağlanmalıdır. Öncelikle sağlık personeli GKD konusunda eğitilmelidir. Genelde, gebeliğin izlem ziyaretleri ve erken doğum dönemi, GKD konusunda annelere konuyla ilgili temel bilgilerin verilmesi için en uygun zamanlardır. 
      Anahtar kelimeler: Gelişimsel kalça dizplazisi, erken tanı, koruyucu hekimlik

 

Çocuk Dergisi 6(3):179-185, 2006 
Eritrosit Sedimentasyon Hızına Göre Hastalıklar
Saadet AKARSU, Abdullah KURT, A. Neşe ÇIKAR KURT
ÖZET
     Amaç: Eritrosit sedimentasyon hızı (ESH) hastalığın hızlı tanı ve prognozunu belirlemede kullanılmaktadır. Kliniğimizde tanısı kesin olarak konulmuş hastalarımızdaki ESH değerlerini tespit etmek istedik. 
      Yöntem: Çalışma prospektif olarak, 12 aylık sürede ve toplam 758 hastada yapıldı. Kan örnekleri hastaneye yatırılış sırasında alındı ve taburcu edilme sırasında tanıları tekrar kontrol edilerek değerleri kaydedildi. 
      Bulgular: İnfeksiyöz nedenli 472 (% 73.9) ve infeksiyöz olmayan nedenli 286 (% 26.1) vaka vardı. İnfeksiyöz nedenlilerin 256 (% 54.2)'sı bakteriyel ve 216 (% 45.8)'sı viral kaynaklıydı. İnfeksiyöz nedenlilerde 26.0 mm/h (bakteriyel 32.1, viral 18.6) ve infeksiyöz olmayan nedenlilerde 15.1 mm/h olarak saptandı. İnfeksiyöz nedenliler ile infeksiyöz olmayan nedenliler arasında istatistiksel olarak arasında istatistiksel anlamlı fark saptandı (p< 0.001). İnfeksiyöz nedenlilerden bakteriyal ve viral etkenler arasında istatistiksel fark vardı (p< 0.001). ESH bronkopnömoni-lober pnömoni grubunda 28.8, idrar yolu infeksiyonu-piyelonefritlerde 27.3, akut bronşiolitte 14.6, menenjitte 30.8, akciğer tüberkülozunda 74.9, akciğer ampiyeminde 90.2 ve viral döküntülü hastalıklarda 6.0 mm/h olarak saptandı. Anemilerde 10.9, kollajenözlerde 41.5, lösemi-lenfomada 68.3 ve allerjik hastalıklar-astımda 12.6 mm/saat olarak saptandı. 
      Sonuç: İnfeksiyöz nedenli hastalıklardan, özellikle bakteriyel nedenlilerde; en yüksek ESH değerleri saptanmaktadır. 
      Anahtar kelimeler: Çocukluk dönemi, eritrosit sedimentasyon hızı, hastalık

 

Çocuk Dergisi 6(3):186-189, 2006 
Düzce ve Çevresinde Hipokrom Mikrositer Eritrositleri Olan Çocuklarda HbA2 Tayini ile Beta-Talasemi Taşıyıcılığı Taraması
Taner YAVUZ, Cihadiye Elif ÖZTÜRK, Özlem YAVUZ, Sabriye KORKUT, Zeynep KARAKAŞ, Kenan KOCABAY
ÖZET
      Amaç: Hipokrom mikrositer eritrositleri olan çocuklarda HbA2 düzey tayiniyle b-talasemi taşıyıcı sıklığını araştırmak. 
      Yöntem: Düzce merkez ve ilçelerinde okuyan 1,148 ilköğretim 8. sınıf öğrencisinden kan örnekleri alındı. Alınan örneklerin 122'sinde eritrosit ortalama volümü (EOV: MCV) < 79 fL veya eritrosit ortalama hemoglobin (EOH: MCH) < 27 pg saptandı ve b-talasemi taşıyıcılığı araştırıldı. Bu örneklerde high-performance liquid chromatography (HPLC) yöntemi ile hemoglobin A2 (HbA2) tayini yapıldı. Ayrıca, hipokromi ve/veya mikrositer örneklerden b-talasemi taşıyıcısı ve taşıyıcı olmayanlar kendi içinde iki gruba ayrıldı ve test sonuçları karşılaştırıldı. 
      Bulgular: HbA2 düzeyi 7 (% 0.6) vakada % 3.5'e eşit veya yüksekti ve b-talasemi taşıyıcısı kabul edildi. b-talasemi taşıyıcı olan grup taşıyıcı olmayanlarla kıyaslandığında; taşıyıcı grubun ortalama MCV (p< 0.001), MCH (p< 0.001), Mentzer indeksinin (p< 0.001) daha düşük, eritrosit sayısı (p< 0.001) ve HbA2 (p< 0.001) değerlerinin ise daha yüksek olduğu saptandı. 
      Sonuç: Batı-Karadeniz bölgesinde yer alan Düzce'de gerçekleştirdiğimiz bu ön çalışmayla, Düzce'de b-talasemi taşıyıcılığı sıklığının Türkiye geneline göre daha düşük olduğu sonucuna varılmıştır. Tarama programlarının etkinliğini arttırmak için, MCV ve MCH değerlerinin yanısıra RBC ve Mentzer indeksi kullanışlı parametreler olabilir. 
      Anahtar kelimeler: b-talasemi, hemoglobinopati, tarama

 

Çocuk Dergisi 6(3):190-195, 2006 
0-72 Aylık Çocuklarda Malnutrisyon Prevalansı: Kırsal Alan Örneği
Saliha ALTIPARMAK
ÖZET
     Amaç: 0-72 aylık çocuklarda malnutrisyon durumunu saptamak. 
      Yöntem: Araştırma tanımlayıcı nitelikte kesitsel bir çalışmadır. Araştırmada herhangi bir örnekleme yöntemi kullanılmayıp 5 nolu Sağlık Ocağı Bölgesi "Bayındırlık mahallesi"ndeki bütün 0-72 aylık çocuklar araştırma kapsamına alınmıştır (n=368). Malnütrisyon değerlendirmesi için çocukların "yaşa göre boy", "boya göre ağırlık" ve "yaşa göre ağırlık" değerleri hesaplanmıştır. 
      Bulgular ve sonuç: Bu çalışmada malnutrisyon prevalansı % 5.2 ile % 24.5 arasında belirlenmiştir. Araştırmanın sonucu malnütrisyonun bu yaş grubu için önemli bir sağlık sorunu olduğunu göstermektedir. 
      Anahtar kelimeler: Bebek, çocuk, malnutrisyon 
 

 

Çocuk Dergisi 6(3):196-203, 2006 
Çevre ve Çocuk Sağlığı
Bahar BUDAN, Gülbin GÖKÇAY
ÖZET
         Çocuklar küçük yetişkinler olarak düşünülmemelidirler. Doku ve organ sistemleri hızlı büyüme, gelişme ve farklılaşma göstermektedir. Çocukların alışılmadık tüketme ve çevresel kaynaklı kimyasal maddelere maruz kalma özellikleri olmakla birlikte, yetişkinlerden oldukça farklı konularda duyarlılıkları vardır. Çevresel etkenlerle karşılaşma yollarında, bu etkenlerin vücuda emilim şekillerinde, sonrasında dokulara dağılımlarında, kimyasal maddeleri vücuttan elimine etme yeteneklerinde, kimyasal ve radyoaktif maddelere verdikleri yanıtlarda farklılıklar mevcuttur. Bu farklılıklar çocuğun gelişim evresindeki yerine göre de değişkenlik gösterir. Çevrenin çocuk üzerindeki etkileri konusundaki bilgilerimiz hızla artmakla birlikte halen yetersizdir. 
      Çocuklar, evler, okullar, diğer binalar, bahçeler, gıda maddeleri ve kontamine sular, tarımsal uygulamalar, iş ortamlarında toksinlerle temas eden ebeveynlerin kıyafetleri aracılığıyla potansiyel karsinojenik etkisi olan çeşitli kimyasal maddelere maruz kalmaktadırlar. Kurşun, metil civa, arsenik gibi kimyasal maddeler, elektromanyetik alanlar, iyonize radyasyon, televizyon, gürültü ve oyuncaklarla etkileşim sonrası oluşabilecek bedensel ve zihinsel birçok sağlık problemi de bu makalede tartışılmıştır. 
      Çocukların çevresel etkenlere karşı korunması modern toplumun önde gelen sorunlarından bir tanesidir. Çocuk sağlığını koruma amaçlı yapılacak çevresel düzenlemelerde çocuk hekimlerinin katkısı gerekmektedir. Bu makalede önemli bazı çevresel faktörlerin sağlık üzerine etkilerinden söz edilmiş ve bu faktörlere etkili tıbbi önlemler oluşturabilmek için yapılması gerekenlere kısaca değinilmiştir. Çocukların bu çevresel etkenlerle temasının azaltılabilmesi için çaba gösterilmeye devam edilmelidir. 
      Anahtar kelimeler: Çevre sağlığı, çocuk

 

Çocuk Dergisi 6(3):204-211, 2006 
Cıva ve Çocuk Sağlığı
Hasan AHMEDOV, Emin ÜNÜVAR
ÖZET
         Günümüzde çevre kirliliği çocuk sağlığını tehdit eden önemli bir faktördür. Erişkinlere göre çocukların çevre kirliliğinden etkilenme riskleri daha yüksektir. Çocuk sağlığını tehdit eden çevre kirliliği toksik elementlerinden olan civanın kaynakları ve çocuk sağlığına etkileri bu derlemede irdelenmektedir. 
      Anahtar kelimeler: Cıva, çevre, çocuk

 

Çocuk Dergisi 6(3):212-215, 2006 
Kafa Travması Sonrası Tekrarlayan Menenjit Vakası
Emrah CAN, Melike KESER, Nevin HATİPOĞLU, Ayper SOMER, Nuran SALMAN, Işık YALÇIN, Ceren YILMAZ
ÖZET
         Tekrarlayan menenjit çocukluk çağında enderdir ve tanısı oldukça zordur. Vakaların çoğu genellikle konjenital defektler sonucu gelişen beyin omurilik sıvısı fistülüne bağlı olmakla birlikte immunolojik defektlere de bağlı olabilir. Doğuştan gelen ya da sonradan olan anatomik bozukluklarda temel sorun sinüs boşluklarının beyin omurilik sıvısı ile olan iştirakidir. İmmunolojik defektler ise oldukça çeşitli olmakla birlikte en sık rastlanan şekli antikor ve kompleman eksiklikleridir. Hiposplenizm de tekrarlayan menenjite uygun bir zemin yaratabilir. 
      Bu yazıda, 10 yaşında bir çocukta, kafa travması sonrası gelişen beyin omurilik sıvısı fistülüne bağlı tekrarlayan menenjit vakası sunulmuştur. 
      Anahtar kelimeler: Beyin omurilik sıvısı fistülü, haemophilus parainfluenzae, tekrarlayan menenjit

 

Çocuk Dergisi 6(3):216-218, 2006 
Hemitrunkus: Ender Bir Doğumsal Kalp Hastalığı
Kemal NİŞLİ, Aygün DİNDAR, Şeref OLGAR, Naci ÖNER, Rukiye Eker ÖMEROĞLU, Türkan ERTUĞRUL, Atıf AKÇEVİN
ÖZET
        Pulmoner arter dallarından birinin çıkan aortadan kaynaklanması hemitrunkus arteriozus (HA) olarak adlandırılır. Bu doğumsal kalp hastalığı çok ender olarak görülür. Bu yazıda sağ pulmoner arteri çıkan aortadan kaynak alan ve bir aylıkken ekokardiyografi ile tanı konan bir HA vakası sunulmuştur. Vakada, hemiturunkus ile beraber patent duktus arteriozus, patent foramen ovale ve sağ arkus aorta da tespit edilmiş. HA tanısı kardiyak kateterizasyon ile doğrulanmıştır. Bu ender doğumsal kalp hastalığında erken tanı ve cerrahi düzeltme zorunluluğu vurgulanmıştırs. 
      Anahtar kelimeler: Aortik kökenli pulmoner arter, hemitrunkus arteriozus, pulmoner arteriyel hipertansiyon

 

Çocuk Dergisi 6(3):219-221, 2006 
Sistemik Lupus Eritematozus Yüz Felci Nedeni Olabilir mi?
Yelda TÜRKMENOĞLU, Yeşim COŞKUN, Özgül YİĞİT, Mustafa BABALIOĞLU, Nedim SAMANCI
ÖZET
     Sistemik lupus eritematozus birçok sistemi tutabilen immunolojik bir hastalık olup, nöropsikiyatrik belirtileri arasında kişilik değişiklikleri, serebrovasküler olaylar, psikoz, paraparezi, hemiparezi, konvülziyonlar, periferik nörit, otonom bozukluklar ve kafa çiftlerinin tutulumları sayılmaktadır. Abdusens ve okulomotor sinir tutulumu daha sık görülmekle beraber yedinci sinir tutulumu ender bir durumdur. Bu makalede sistemik lupus eritematozus seyrinde yüz felci gelişmiş olan bir vaka sunulmaktadır. 
      Anahtar kelimeler: Nörolojik bozukluklar, sistemik lupus eritematozus, yüz felci

 

Çocuk Dergisi 6(3):222-224, 2006 
Otoimmun Hemolitik Anemi ve Atopik Dermatit Birlikteliği Olan Vaka
Fadime YÜKSEL, Semra KARA, Hayri B. TOKSOY, Derya BÜYÜKKAYHAN, Nurullah ÇELİK
ÖZET
        Otoimmun hemolitik anemi (OİHA), eritrosit antijenlerine karşı sıcak ya da soğuk antikorların oluşması sonucu eritrositlerin yıkılması ile karakterize bir hastalıktır. 
      Literatürdeki vaka sunumlarında, OİHA ile herpetiform pemfigus, dermatomiyozit, dermatitis herpetiformis, astım bronşiale ve anjioödem birlikteliği rapor edilmiştir. Bu yazıda ise otoimmun hemolitik anemi ile atopik dermatit birlikteliği, ilk kez gözlenen bir vaka olarak sunulmaktadır. 
      Dört yaşında kız hasta, halsizlik, cildinde kızarıklık ve döküntü yakınması ile kabul edildi. Fizik muayenede cilt soluk görünümdeydi, yüz ve kollarında papüler lezyonları mevcuttu. Karaciğer 2 cm, dalak 4 cm ele geliyordu. Laboratuvarında Hb: 4.1 g/dL, Hct: % 12 MCV: 105.5 fL, BK: 7,800/mm3, PLT: 191,000/mm3, Retikülosit: % 12 idi. Kemik iliği aspirasyonunda normoblast % 70, myelositer seri normal, megakaryositler (+) idi. LDH: 1529 IU/L, AST: 46 IU/L, IgE: >400 IU/ml, direkt Coombs testi (+) idi. Cilt biyopsisi atopik dermatit ile uyumluydu. Bu bulgularla OİHA tanısı konulan hastaya prednizolon tedavisi başlandı. Tedavinin 7. gününde Hb: 7.0 g/dL'ye yükseldi ve cilt lezyonlarında düzelme gözlendi. 
      Anahtar kelimeler: Otoimmun hemolitik anemi, atopik dermatit

2019

2018

2017

2016

2015

2014

2013

2012

2011

2010

2009

2008

2007

2006

2005

2004

2003

2002

Logos Tıp Yayıncılığı
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36
D.63-64 Gayrettepe 34349 Istanbul
 
Fax :
(212) 288 0541
(212) 288 5022
(212) 211 6185
  E-mail
logos@logos.com.tr
  Google Maps için tıklayın