Ana Sayfa ›› Dergiler ›› Çocuk Dergisi Aralık 2013 ›› Çocuk Dergisi Haziran 2006


Çocuk Dergisi Haziran 2006

http://www.cocukdergisi.org/
    
Çocuk Dergisi 6(2):89-94, 2006 
Çocukluk ve Ergenlik Döneminde Büyüme Hormonu Eksikliği Tanı ve Tedavisi Uzlaşı Raporu (Bölüm 2) 
Büyüme Hormonu Eksikliği Tedavisi
Ulusal Pediatrik Endokrinoloji Derneği adına Feyza DARENDELİLER, Şükran DARCAN
ÖZET
    Büyüme hormonu eksikliğinde büyüme hormonu (BH) tedavisi ile nihai boyun normal sınırlar içine geldiği çeşitli çalışmalarda gösterilmiştir. Ancak, büyüme hormonu tedavisinin etkin olabilmesi için çeşitli faktörlerin (BH dozu, başlama yaşı, verilme sıklığı gibi) göz önüne alınması ve değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu yazıda çocukluk ve adolesan döneminde büyüme hormonu eksikliğinin tedavisi ile ilgili olarak kanıtlara ve uzmanların görüşlerine dayanarak Türkiye’deki Ulusal Pediyatrik Endokrinoloji Derneği’nin önerileri sunulmuştur. 
      Anahtar kelimeler: Büyüme hormonu eksikliği, büyüme hormonu tedavisi, çocukluk dönemi, Ulusal Pediyatrik Endokrinoloji Derneği, uzlaşı

 

Çocuk Dergisi 6(2):95-99, 2006 
Dünyada ve Türkiye’de Çocuk Sağlığı: Kanıta Dayalı Çocuk Sağlığı Uygulamaları
Emrah CAN, Gülbin GÖKÇAY
ÖZET
       Çocuk sağkalımı gelişen dünyanın önemli bir sorunudur ve bu alanda yapılan çalışmalara her geçen gün yenisi eklenmektedir. Dünya’da her yıl 10 milyondan fazla çocuk önlenebilir nedenlerden yaşamını kaybetmektedir. Kanıta dayalı uygulamalar yapılan araştırmalarla etkinliği kanıtlanmış uygulamalardır. Mevcut kaynakların verimli kullanılması, sağkalım çalışmalarında kanıta dayalı uygulamalara öncelik verilmesiyle çocuk ölümleri önlenebilir. 
      Anahtar kelimeler: Ölüm, çocuk, sağkalım

 

Çocuk Dergisi 6(2):100-103, 2006 
Çocukların Yas Süreci ve Psikiyatri Hemşiresinin Yaklaşımları
Gülseren KESKİN, Ayça GÜRKAN
ÖZET
          Ölüm, çocuk ve ailesi için temel stres etkenidir. Çocuklar ölüme beklenmeyen şekilde reaksiyon verebilmektedir. Bu travmatik olay çocuk ve ailesine ciddi psikolojik ve sosyal distres getirebilmektedir. Çocukluk çağı, yas sürecine farklı bir yaklaşımın getirilmesinin gerektiği bir dönemdir. Yasın erken döneminde desteklenmeyen çocuk bazı temel psikiyatrik bozukluklara kadar varabilen emosyonel ve davranışsal problemler geliştirebilmektedir. Çocuk ve ebeveyne uygulanacak erken dönem önleme destek programları ile çocuğun ve ebeveynin kayba karşı uygun adaptasyon geliştirilmelerine yardımcı olunabilinir. Hemşire terapist çocuğun yasa adaptasyon sürecinde önemli bir role sahiptir. Erken dönem hemşirelik önleme girişimleri, aile ve çocuğa psiko-eğitimsel destek gruplarını içerir. Bu yapılandırılmış hemşirelik programları kaybı yaşamış olan çocuk ve ebeveynlerin komplike yas riskini azaltabilir. 
      Anahtar kelimeler: Yas süreci, çocukluk çağı yas dinamikleri, dinamik hemşirelik yaklaşımı

 

Çocuk Dergisi 6(2):104-108, 2006 
Hastane İçi ve Hastane Dışı Gündüz Bakımevlerine Devam Eden Çocuklarda Faringeal Haemophilus influenzae Tip B Kolonizasyonu ve Risk Faktörlerinin Araştırılması
Duygu GÜR, Müjgan SIDAL, Olca TAŞYÜREK, Ahmet BIÇAKÇI, Meltem ÖZEL KARATAŞ, Nezahat GÜRLER
ÖZET
     Amaç: Önemli hastalıklara neden olabilen ve aşıyla korunulabilen Haemophilus influenzae tip b (Hib)'nin hastane içi ve hastane dışı gündüz bakımevlerine devam eden çocuklarda kolonizasyonu ve risk faktörlerini belirlemek. 
      Yöntem: 3 aylık dönemde farklı gündüz bakımevlerinden, aileleri izin veren 0-5 yaş arası toplam 288 çocuk çalışmaya alındı. Her çocuk için ailelerinin iznini içeren onam formu ve anket formu dolduruldu ve boğaz kültürleri alındı. 
      Bulgular: 141 kız (% 49), 147 erkek (% 51) toplam 288 çocuk çalışmaya alındı. 137 çocuk (% 47.6) hastane içi, 151 çocuk (% 52.4) hastane dışı gündüz bakımevine devam etmekteydi. Gündüz bakımevlerine giden çocuklarda faringeal Hib kolonizasyonu % 1.39 saptandı. 
      Sonuç: Hib kolonizasyonu için risk faktörü olabileceğini düşündüğümüz cinsiyet, anne sütü alım süresi, pasif sigara içiciliği, kardeş varlığı, gündüz bakımevine devam süreleri ve aşılama durumlarının Hib kolonizasyonuna etkisinin olmadığı görüldü. Anne babanın sağlık personeli olmasının kolonizasyona etkisi saptanmadı. 
      Anahtar kelimeler: Gündüz bakımevi, Haemophilus influenzae tip b, kolonizasyon

 

Çocuk Dergisi 6(2):109-113, 2006 
Yenidoğan Döneminde Pnömoni
Füsun OKAN, Asuman ÇOBAN, Zeynep İNCE, Gülay CAN
ÖZET
      Amaç: Solunum güçlüğü nedeniyle yatırılan yenidoğanlarda pnömoni sıklığını, klinik özelliklerini ve sonuçlarını araştırmak. 
      Yöntem: Neonatoloji bilim dalına 5 yıllık sürede solunum güçlüğü nedeniyle sevk edilerek yatırılan bebeklerin kayıtları retrospektif olarak incelendi. 
      Bulgular: Solunum güçlüğü olan 230 yenidoğanın 64'ü (% 27.8) neonatal pnömoni tanısı aldı. Bebeklerin 115'i (% 50) term, 110'u preterm (47.8), 6'sı postterm (% 2.2) doğmuştu. Term bebeklerde en sık solunum sıkıntısı nedeni pnömoni (% 43.5), preterm bebeklerde respiratuvar distres sendromu (% 23.4) bulundu. Bebeklerin ortalama gebelik yaşı (±standart sapma) 38.2±2.4 hafta, doğum ağırlığı 2975±173 g hastaneye yatırılma zamanı 20.5±8.0 gündü. Pnömonili vakaların 29'unda (% 45) etken belirlendi: 20'sinde (% 31.2) nazofarengeal aspiratta Respiratuar sinsisyal virus antijeni, 8'inde (% 12.5) hemokültürde bakteri, 1'inde (% 1.5) Mycoplasma pneumonia IgM (+) saptandı. Hemokültürde üretilen bakterilerin 5'i trakeal aspirat kültüründe de izole edildi. Hastanede yatış süresi 9.3±7.7 gündü. Mekanik ventilasyon 11 (% 17) bebeğe uygulandı. Pnömonisi olan 2 pretem bebek (% 3.1) kaybedildi. 
      Sonuç: Solunum sıkıntısı nedeniyle yatırılma nedenleri arasında pnömoni birinci sıradaydı. Mortalitenin düşük olmasına karşın pnömonisi olan bebeklerin % 17'sine mekanik ventilasyon uygulanması, neonatal pnömonilerin yenidoğan döneminde ciddi bir morbidite nedeni olduğunu göstermektedir. 
      Anahtar kelimeler: Pnömoni, solunum sıkıntısı, yenidoğan

 

Çocuk Dergisi 6(2):114-117, 2006 
Sütçocuklarında DTB ve OPV Aşılanması Sonrası Ortaya Çıkan Reaksiyonlar
Demet DEMİRKOL SOYSAL, Gülbin GÖKÇAY, Ayşen BULUT
ÖZET
     Amaç: Bu çalışma, difteri-tetanoz-boğmaca ve oral polio aşılaması sırasında ortaya çıkabilen bölgesel ve sistemik yan etkilerin sıklığının belirlenmesi amacıyla hazırlanmıştır. 
      Yöntem: Çalışma 2-6 ay arasındaki sağlıklı bebeklerde prospektif olarak yapıldı. İkinci, üçüncü ve dördüncü aylarda yapılan difteri-tetanoz-boğmaca ve oral polio aşılamalarından sonra ilk bir hafta içinde gelişen yan etkiler kaydedildi. Yan etkiler bölgesel ve sistemik olarak iki gruba ayrıldı. Bölgesel olarak kızarıklık, şişlik ve ağrı kaydedildi. Sistemik bulgular ise ateş, ishal, kusma, kabızlık, öksürük, huzursuzluktan oluşmaktaydı. 
      Bulgular: Çalışma sırasında 62 sütçocuğuna 169 doz aşı uygulandı. Birinci, ikinci ve üçüncü doz aşılanmalardan sonra sırasıyla sütçocuklarının % 87, % 91 ve % 72'sinde bölgesel ya da sistemik yan etkiler belirlendi. DBT'ye ait bölgesel yan etkilerden kızarıklık, şişlik ve injeksiyon yerinde hassasiyet tüm dozların sırasıyla % 69, % 61 ve % 62'sinde vardı, bu yan ekler en fazla ilk 48 saatte gözlendi. İlk doz aşılamada bölgesel yan etki gelişenlerde diğer dozlarda bunun tekrarlama olasılığı arasında korelasyon belirlendi (p<0.05). Sistemik yan etkiler arasında en sık huzursuzluk ve ateş reaksiyonu (sırasıyla % 64 ve % 30) vardı. İlk doz aşılamada ateş reaksiyonu olanların tekrarlanan dozlardan sonra ateşlenme olasılığının yüksek olduğu görüldü. Hiçbir vakada ciddi yan etki gelişmedi. 
      Sonuç: Aşıya bağlı ciddi olmayan yan etkiler sık olmasına karşın ciddi reaksiyonlara rastlanmamıştır. 
      Anahtar kelimeler: DTB, rutin aşılanma, sütçocukları, yan etki 
 

 

Çocuk Dergisi 6(2):118-122, 2006 
Ateşli Üst Solunum Yolu İnfeksiyonlu Yuva Çocuklarında Etiyoloji
Fatma OĞUZ, Ayşe KILIÇ, Atilla ÖNAL, Meltem Ö. KARATAŞ, Hakan A. GEDİK, Emin ÜNÜVAR, Müjgan SIDAL
ÖZET
         Akut üst solunum yolu infeksiyonları (ÜSYİ) çoğunluğu viral veya antibakteriyel tedavi gerektirmeyen bakterilerle oluşmasına ve kendiliğinden iyileşmesine karşın yanlış olarak çok sık antibiyotik yazılma nedenidir. Özellikle ateş anneleri huzursuz eden ve doktorların antibiyotik yazma konusunda baskı altına alınmalarına neden olan bir semptomdur. 
      Amaç: Akut ÜSYİ nedeni ile en sık antibakteriyel ilaç kullanılan grubu oluşturan yuva çocuklarında, ateşli ÜSYİ’de (tonsillit, tonsillofarenjit, nazofarenjit) etiyolojik araştırma yapılarak antibakteriyel tedavi gerektirmeyen virusların çoğunlukla etken olduğunu göstererek ailelerin eğitilmesi amaçlandı. 
      Gereç ve Yöntem: Ekim 2004-Ocak 2005 tarihleri arasında genel pediatri polikliniğinde ateşli ÜSYİ tanısı konan Sevda Sabancı Kreş ve Anaokulu çocukları ile çalışma yürütüldü. Vakalar tek bir pediatri uzmanı tarafından değerlendirildi ve influenza aşılanma durumunun da kaydedildiği vaka izlem formu dolduruldu. Vakaların nazofaringeal sürüntü kültürlerinde grup A beta hemolitik streptokok (GAS) ve nazal kültürlerinde influenza A, B, parainfluenza, Respiratuvar Sinsisyal Virus (RSV) ve adenovirus araştırıldı. 
      Bulgular: Dört aylık dönemde izlenen çocukların yaş ortalaması 3.3±1.5 yıl (1-6 yaş)’dı. 16’sı (% 64) kız, 9’u (% 36) erkek 25 çocuk 38°C ve üzerinde ateşle birlikte ÜSYİ tanısı aldı. Etken olarak vakaların 7’sinde (% 28) influenza A, 7’sinde (% 28) RSV ve nazofarengeal sürüntüden yalnızca bir vakada (% 4) GAS izole edildi. İnfluenza A vakalarının tümü Aralık-Ocak aylarında görüldü. Aşısızların % 36.8’inde influenza A izole edilirken, aşılıların hiçbirinde influenza A saptanmadı. 
      Sonuç: Ateşli ÜSYİ’li çocukları antibiyotik ile tedavi etmek yerine özellikle yuva çocuklarını influenza aşılaması ile korumak ve yalnızca GAS pozitif vakaları antibiyotikle tedavi etmek ailelere ve birinci basamak hekimlerine benimsetilmelidir. 
      Anahtar kelimeler: Çouk, etiyoloji, üst solunum yolu infeksiyonu

 

Çocuk Dergisi 6(2):123-127, 2006 
İlk Altı Ayda Yalnızca Anne Sütü ile Beslenme ve Anemi Gelişme Riski: Pilot Çalışma
Sevilay NADİR, Hayriye Ertem VEHİD, Murat PATLAKOĞLU, Gökhan YILMAZ, Gülbin GÖKÇAY
ÖZET
        Amaç: İlk 6 ay tek başına anne sütü ile beslenen sağlıklı bebeklerde anemi gelişmesi konusunda yapılmış çok az sayıda çalışma bulunmaktadır. Amacımız sağlam çocuk biriminden düzenli olarak izlenen bebeklerin, yalnızca anne sütü alma sürelerine göre, altıncı aydaki hemoglobin (Hb) düzeylerini değerlendirmektir. 
      Yöntem: Miadında, >2.500 g doğmuş, ilk altı ay boyunca kronik hastalığı saptanmamış, düzenli sağlık kontrollerine gelmiş ve 6. ayında rutin kan sayımı kontrolleri yapılmış 238 bebeğin kayıtları araştırma kapsamına alınmıştır. Anne sütü alımı dışında su ve veya sıvı verilmesi durumları ayrıntılı olarak sorgulanmış, yalnız anne sütü alımı tanımı net yapılmıştır. Emzirme durumuna göre 3 grup tanımlanmıştır: hiçbir zaman tek başına AS almayan (n=59), 4 ay süreyle, tek başına AS alan (n=65) ve 6 ay süreyle, tek başına AS alan. 
      Bulgular: Altı ay tek başına anne sütü ile beslenme süresine göre bebeklerin hemoglobin düzeylerinde belirgin bir farklılık saptanmadı. 
      Sonuç: Anne sütü ile beslenen bebeklerde demir desteğinin ne zaman yapılması gerektiği konusunda beslenme durumu net tanımlanmıştır ve geniş çaplı prospektif çalışmalara gereksinim vardır. 
      Anahtar kelimeler: Hemoglobin düzeyi, sütçocukları, yalnızca anne sütü ile beslenme

 

Çocuk Dergisi 6(2):128-133, 2006 
Nonsteroid Antiinflamatuvar İlaç Kullanan Jüvenil Romatoid Artritli Hastalarda Oksidan ve Antioksidan Sistemlerinin Değerlendirilmesi
Jülide ŞİŞMAN PUNAR, Rukiye EKER ÖMEROĞLU, Naci ÖNER, Kemal NİŞLİ, Zeynep AYDIN, Ayşegül TELCİ
ÖZET
        Giriş: Jüvenil romatoid artrit (JRA) çocukluk çağının en sık görülen, etyolojisi oldukça karmaşık olan romatolojik hastalığıdır. İnflamasyondaki doku hasarına katkıda bulunan serbest oksijen radikalleri (SOD) JRA etyopatogenezinde de önemli rol oynayabilir. Bu çalışmanın amacı non-steroidal antiinflamatuar ilaç (NSAİİ) tedavisi alan JRA’lı çocuklarda, SOD’u indirekt olarak gösteren biyokimyasal parametrelerin değerlendirilmesidir. 
      Yöntem ve Gereçler: Çalışma JRA nedeniyle sadece NSAİİ alan 20 hasta ile aynı yaş grubundaki 20 sağlıklı çocukta yapılmıştır. Hasta ve kontrol grubunda süperoksit dismutaz (SOD), glutatyon peroksidaz (GPx), malondialdehit (MDA), Vitamin E, total sulfidril (T-SH) ve eritrosit deformabilitesi ölçülmüştür. 
      Sonuçlar: Ortalama SOD aktivitesi, gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark göstermedi (p>0.05). Ortalama GSH, MDA, T-SH ve eritrosit deformibilitesi düzeyleri JRA’lı hastalarda daha düşük idi ve aradaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0.01). Ortalama E vitamini düzeyi JRA’lı hastalarda daha yüksekti ve aradaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0.01). 
      Tartışma: Bu çalışma JRA’lı NSAİİ kullanan hastalarda SOR artışı olmadığı, hatta kontrol grubuna oranla baskılanmış olduğunu göstermektedir. Bu baskılanmanın nedeni tüm hastaların siklooksijenazı inhibe ederek SOR yapımını azaltan kronik NSAİİ kullanmaları olabilir. 
      Anahtar kelimeler: Jüvenil romatoid artrit, non-steroidal antiinflamatuar ilaç, serbest oksijen radikalleri

 

Çocuk Dergisi 6(2):134-137, 2006 
Yenidoğanda Sistemik Kandida İnfeksiyonları
Tutku ÖZDOĞAN, Sare G. ÖZLÜ, Serap DEMİR, Müferet ERGÜVEN, Naciye ETİ, Elif YILDIZ, Mavişen İŞCAN
ÖZET
       Yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde (YYBÜ) sistemik kandida infeksiyonları özellikle düşük doğum ağırlıklı bebeklerde nozokomial infeksiyonlar arasında önemli yer tutmaktadır. Endotrakeal entübasyon, santral kateter uygulamaları, parenteral nutrisyon, geniş spektrumlu antibiyotik kullanımı gibi faktörler sistemik kandida infeksiyonlarının gelişmesine yol açmaktadır. Bu çalışmada kliniğimiz YYBÜ'de Ocak 2003-Ocak 2005 tarihleri arasında izlenen 25 sistemik kandida infeksiyonlu vaka klinik özellikler risk faktörleri ve uygulanan tedavi yönünden retrospektif olarak değerlendirilmiştir. 
      Anahtar kelimeler: Kandida, infeksiyon, yenidoğan

 

Çocuk Dergisi 6(2):138-139, 2006 
Hepatit A Virus İnfeksiyonu ile Bağlantılı Nefrotik Sendrom
Yasin ŞAHİN, Derya AYDIN
ÖZET
     Hepatit A tüm dünyada sıkça görülen, hemen her zaman fekal-oral yolla bulaşan bir infeksiyondur. Genellikle gürültülü bir klinik tablo ile başlayarak, hafif bir gidiş gösterir. Hepatit A virus infeksiyonuna bağlı hafif proteinüri ve mikroskopik hematüri görülebilmektedir. Nefrotik sendrom ender olarak bildirilmektedir. 
      Bu makalede hepatit A infeksiyonuna bağlı nefrotik sendrom geliştiği düşünülen sekiz yaşındaki bir kız vaka sunuldu. Hepatit A virus infeksiyonu nefrotik sendroma neden olabilmektedir. Bu nedenle, nefrotik sendromlu vakalarda ayırıcı tanıda düşünülmelidir. 
      Anahtar kelimeler: Çocuk, hepatit A virüsü, nefrotik sendrom

 

Çocuk Dergisi 6(2):140-142, 2006 
Konjenital Rubella İnfeksiyonu Olan Bir Yenidoğanda Geçici Psödotrombositopeni
Zeynep İNCE, Aslı SAĞLAM, Zeynep KARAKAŞ, Asuman ÇOBAN, Murat PALABIYIK, Gülay CAN
ÖZET
        Bu yazıda daha önce bildirilmeyen bir ilişki olarak konjenital rubella infeksiyonu ile birlikte geçici psödotrombositopenisi (PTCP) olan bir yenidoğan sunulmuştur. Yüzde peteşi, kalpte sistolik üfürüm ve splenomegali ile başvuran term bebeğin laboratuvar incelemelerinde EDTA'lı alınan kan örneğindeki trombosit sayısı 67,000Ğmm3, antirubella IgM pozitif bulundu, pıhtılaşma testleri normaldi. Ekokardiyografide ASD, PDA ve mitral yetmezlik, beyin manyetik rezonans görüntülemede periventriküler hiperintens nodüler bölgeler saptandı. Tekrarlanan kan sayımında EDTA'lı alınan örnekte trombosit sayısı 28,000Ğmm3 iken, aynı anda yapılan periferik yaymada çok sayıda trombosit kümeleri görüldü ve trombosit sayısı >100,000Ğmm3 olarak bildirildi. Tekrarlanan sayımlarda da benzer uyumsuzluk devam ettiğinden psödotrombositopeni olarak değerlendirildi. Bebek 2 aylık olduğunda otomatik kan sayımı ile trombosit sayıları normale döndü, bu da PTCP'nin geçici olduğunu gösterdi. Yenidoğanlarda EDTA'lı kan örneklerinde trombosit sayısı düşük saptandığında, bu vakada olduğu gibi trombositopeniyi açıklayacak bir neden olsa bile, PTCP mutlaka dışlanarak gereksiz incelemeler önlenmelidir. 
      Anahtar kelimeler: Konjenital rubella infeksiyonu, psödotrombositopeni, yenidoğan

 

Çocuk Dergisi 6(2):143-145, 2006 
Hematüri Başlangıçlı Thiococlchicoside Zehirlenmesi: Vaka Sunumu
Yeşim COŞKUN, Muhammet GEYİK, Emin ÖZKAYA, Nedim SAMANCI
ÖZET
       Thiocolchicoside kolşisin yapısında olan ve erişkinlerde kullanılan bir kas gevşeticidir. Toksik dozlarda alındığında kolşisin zehirlenmesinde görülebilen ciddi ishal, damar hasarı, hematüri ve oligüri ile seyreden böbrek sorunları görülebilir. Çocuklarda kullanımı uygun değildir. Bu nedenle çocuklarda thiocolchicoside kullanımına bağlı yan etkiler ve toksik dozda alındığında ortaya çıkan etkiler bilinmemektedir. Bu yazıda thiocolchicoside zehirlenmesi sonucu ortaya çıkan hematüri ve kanama diatezi gelişmiş bir vaka sunulmuştur. 
      Anahtar kelimeler: Hematüri, kanama diatezi, thiocolchicoside zehirlenmesi

 

Çocuk Dergisi 6(2):146-148, 2006 
Akrodermatitis Enteropatika: Yeni Milenyumda Eski Bir Hastalık
Selim GÖKÇE, Ayşe KILIÇ, Özlem DURMAZ SÜOĞLU, Ayper SOMER, Günay SANER, Semra SÖKÜCÜ
ÖZET
        Primer akrodermatitis enteropatika bağırsaklardan çinko emiliminin bozuk olduğu, ender görülen, otozomal resesif kalıtılan bir hastalıktır. Hastalarda iştahsızlık, ishal ve ağır büyüme-gelişme geriliği, ayak, el, perineal ve oral bölgelere lokalize dermatit ve total alopesi görülür. Serum çinko ve çinko bağımlı metalloenzim olan alkalen fosfataz düzeyleri düşüklüktür. Tanıda gecikme ölüme yol açabilir. Tipik klinik ve laboratuvar bulguları ile geç yaşta tanı almış bir akrodermatitis enteropatika vakası sunulmaktadır. Aile öyküsünden hastamızın benzer klinik bulguları olan büyük erkek kardeşinin 18 aylıkken kaybedildiği öğrenilmiştir. Sunumdaki amacımız, bu ender görülen hastalığı dermatolog ve pediatristlere yeniden hatırlatmak ve erken tanı ve tedavinin önemini vurgulamaktır. 
      Anahtar kelimeler: Akrodermatitis enteropatika, çocuk, çinko

2019

2018

2017

2016

2015

2014

2013

2012

2011

2010

2009

2008

2007

2006

2005

2004

2003

2002

Logos Tıp Yayıncılığı
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36
D.63-64 Gayrettepe 34349 Istanbul
 
Fax :
(212) 288 0541
(212) 288 5022
(212) 211 6185
  E-mail
logos@logos.com.tr
  Google Maps için tıklayın