Ana Sayfa ›› Dergiler ›› Çocuk Dergisi Aralık 2013 ›› Çocuk Dergisi Aralık 2005


Çocuk Dergisi Aralık 2005

http://www.cocukdergisi.org/
    
Çocuk Dergisi 5(4):234-236, 2005 
Beslenmenin Evrimi ve Kronik Dejeneratif Hastalıklar
Ahmet AYDIN, Ayşe Çiğdem AKTUĞLU ZEYBEK
ÖZET
    On bin yıl önceki tarım devriminden beri genlerimizde çok az değişiklik olmasına rağmen, hayat tarzımız ve beslenme şeklimiz çok büyük oranda değişmiştir. Paleolitik genler ile yiyecekler arasındaki bu evrimsel uyumsuzluk hali şişmanlık, hipertansiyon, diyabet, osteoporoz, depresyon, kanser ve aterosklerotik kalp hastalığı gibi son yıllarda müthiş artış gösteren çok sayıda kronik hastalığa neden olmaktadır. Bu makalede kronik hastalıklardan korunmada değiştirilmiş taş devri diyetinin temel ilkeleri tartışılacaktır. 
      Anahtar kelimeler: Evrim, kronik hastalıklar, taş devri diyeti

 

Çocuk Dergisi 5(4):237-238, 2005 
Aile İçi Tüberkülozda Tanı ve Tedavi Yaklaşımları
Işık YALÇIN, Nevin HATİPOĞLU
ÖZET
       Tüberküloz halen en önde gelen infeksiyon hastalıklarından biridir ve dünyadaki olguların çok büyük bir kısmı gelişmekte olan ülkelerdedir. Aile içi temas, çocuklara bulaşmada en önemli yoldur. Aile içi bir bireyde tüberküloz varlığında yenidoğan bebekler, beş yaş altı ve HIV infeksiyonu bulunan çocuklara yaklaşım, infeksiyonun gelişimini önleme açısından belirleyicidir. 
      Anahtar kelimeler: Aile içi temas, korunma, tüberküloz

 

Çocuk Dergisi 5(4):239-243, 2005 
Koruyucu Hekimlikte D Vitamininin Önemi: Kronik Hastalıklardan Korunma
Yasemin GÖKDEMİR, Mübeccel DEMİRKOL
ÖZET
         D vitamini (D vit) 750 milyon yıldır evrende bulunan en eski hormonlardan biridir. Doğumdan ölüme kadar büyüme, gelişme ve sağlıklı bir iskelet sisteminin sağlanması için gereklidir. D vit eksikliği çocuklarda raşitizm, erişkinlerde ise osteoporoz ve osteomalazi nedenidir. Çok sayıda epidemiyolojik çalışma, güneş ışınının deride D vit üretimiyle iskelet sistemi dışında da etki göstererek prostat kanseri ve meme kanseri gibi bazı kanserler, tip I diyabet, romatoid artrit, multipl skleroz, hipertansiyon vb. çeşitli kronik hastalıkları önlemede önemini desteklemektedir. D vit eksikliğinin önlenmesinde en kolay yol "orta derece" güneş ışını alımı, gereksiniminin güneş ışınıyla karşılanamaması durumunda ise D vit desteğidir. Serum 25(OH)D düzeyinin kontrolu ile D vit eksikliğinin izlemi kronik hastalıklardan korunma için önemlidir. 
      Anahtar kelimeler: D vitamini, D vitamini eksikliği, serum 25(OH)D düzeyi, kronik hastalıklardan korunma

 

Çocuk Dergisi 5(4):244-248, 2005 
Kanserli Çocuklarda Mutlak Nötrofil, Monosit ve Lenfosit Sayılarının Değerlendirilmesinde Otomatik Sayım ve Periferik Yayma Yöntemlerinin Karşılaştırılması
Erdem GÖNÜLLÜ, Funda ÇORAPÇIOĞLU, Gülcan TÜRKER, Nazan SARPER
ÖZET
      Kanserli Çocuklarda Mutlak Nötrofil, Monosit ve Lenfosit Sayılarının Değerlendirilmesinde Otomatik Sayım ve Periferik Yayma Yöntemlerinin Karşılaştırılması 
      Amaç: Kanserli çocuklarda otomatik kan sayımı ve periferik yayma değerlendirmelerinde belirlenen mutlak nötrofil (MNS), monosit (MMS) ve lenfosit sayılarının (MLS) uygunluğunun karşılaştırılması. 
      Yöntem: Bu çalışmada kanser tanısıyla izlenen remisyondaki çocuklarda otomatik tam kan sayımları ve aynı gün yapılan periferik yayma değerlendirmeleri prospektif olarak incelendi. Mutlak nötrofil, monosit ve lenfosit sayılarının iki sayım yöntemi arasındaki uygunluğu Pearson korelasyon ve lineer regresyon analizi ile değerlendirildi. 
      Bulgular: Yirmi dokuz hastadan elde edilen ardışık 100 kan örneği değerlendirildi. Mutlak nötrofil, monosit ve lenfosit sayımları yönünden otomatik kan sayımı ile periferik yaymada belirlenen değerler arasında korelasyon olduğu saptandı (sırasıyla; R2: 0.97, p<0.001, R2: 0.31, p<0.01, R2: 0.84, p<0.001). Toplam lökosit sayısı >2000/mm3 olan örneklerde MNS, MMS ve MLS için her iki yöntemin korelasyon ilişkisinin daha güçlü olduğu belirlendi. 
      Sonuç: Kemik iliği remisyonda olan kanserli çocuklarda otomatik kan sayımlarındaki MNS, MMS, MLS değerleri PY'deki değerler ile korelasyon göstermektedir. Lökopenisi olan hastalarda PY değerlendirmesi ideal yapılamadığından otomatik kan sayımı değerlerinin tedavi kararlarını almada daha yönlendirici olduğu düşünülebilir.
      Anahtar kelimeler: Mutlak nötrofil sayısı, mutlak monosit sayısı, mutlak lenfosit sayısı, otomatik kan sayımı, periferik yayma

 

Çocuk Dergisi 5(4):249-253, 2005 
Henoch-Schönlein Purpuralı Vakalarımızın Değerlendirilmesi
Mustafa AYDIN, Mustafa DEMİROL, Abdullah KURT, A. Neşe ÇITAK KURT, Erdal YILMAZ
ÖZET
       Amaç: Henoch-Schönlein purpurası, etiyolojisi kesin olarak bilinmeyen sistemik küçük damarların lökositoklastik vaskülitidir. Henoch-Schönlein purpuralı hastalarımızın klinik ve epidemiyolojik özelliklerinin incelenmesi amaçlandı. 
      Yöntem: Ocak 2000 ile Aralık 2004 tarihleri arasında kliniğimize başvuran ve Henoch-Schönlein purpurası tanısı alan 50 hasta retrospektif olarak incelendi. 
      Bulgular: Vakaların yaş ortalaması 7.5±3.1 yıl idi. Bunlardan 28 (% 56)'i erkek, 22 (% 44)'si kızdı. İnfeksiyon öyküsü hastaların 19 (% 38)'unda, ilaç alımı 8 (% 16)'inde vardı. Mevsimlere göre değerlendirildiklerinde 17 (% 34)'sinin sonbahar, 15 (% 30)'nin kış aylarında başvurdukları görüldü. Hastaların 31 (% 62)'inde purpura, 11 (% 22)'inde artralji, 6 (% 12)'sında GİS tutulumu ve 2 (% 4)'sinde artrit başvuru sırasındaki ilk bulgu veya yakınmaları oluşturmaktaydı. Genel olarak purpura hastaların tümünde (% 100), gastrointestinal tutulum 34 (% 68), eklem tutulumu 31 (% 62) ve renal tutulum 15 (% 30) hastada belirlendi. Skalp ödemi 2, skrotal ödem 3 hastada vardı. Akut batın tablosu 4 (% 8) vakada bulunurken, bunlardan birine cerrahi uygulanmıştı. Laboratuvar değerlerinden beyaz küre sayısı ortalama 14,224±7246/mm3, trombosit sayısı 411,080±114,769/mm3 ve eritrosit sedimentasyon hızı 22.1±17.7 mm/h idi. İmmunoglobulin A (IgA) düzeyi hastaların 11 (% 22)'inde yüksek bulundu. Bir hastada kronik böbrek yetmezliği gelişmişti. Vakaların 24 (% 48)'üne steroid tedavisi uygulanmıştı. 
      Sonuç: Klinik özellikler ve laboratuvar verilerine dayanarak Henoch-Schönlein purpurası tanısının düşünülmesi, gereksiz tetkik ve girişimi önleyeceği gibi hastanın erken takibe alınmasına da olanak sağlayacaktır. 
      Anahtar kelimeler: Çocuk, Henoch-Schönlein purpurası, vaskülit

 

Çocuk Dergisi 5(4):254-258, 2005 
Kızamık Vakalarının Aşılanma Durumları
Ayşe KILIÇ, Gülsen G. SÖNMEZER, Emin ÜNÜVAR, Fatma OĞUZ, Müjgan SIDAL
ÖZET
     Amaç: Kızamık ülkemizde sık görülen ve komplikasyonlara neden olabilen bir hastalıktır. Bu çalışmanın amacı 2000-2002 tarihleri arasında kızamık tanısı alan çocukların aşılanma oranlarını ve özelliklerini belirlemektir. 
      Yöntem ve Gereç: Bu retrospektif tanımlayıcı araştırmada klinik olarak kızamık tanısı konulan hastaların poliklinik kartları incelenerek klinik bulguları, aşılama durumları ve serum örneklerinde kızamık IgM sonuçları değerlendirildi. 
      Bulgular: Klinik olarak kızamık tanısı alan yaşları 9-120 ay arasında değişen 39'u kız, 34'ü erkek 73 vaka araştırma kapsamına alındı. Kızamık klinik tanısında şüphe duyulan 57 vakanın (% 78) serum örneklerinde kızamık IgM antikorları araştırılmıştı ve % 87.7'inde (n=50) pozitifti. Klinik olarak kızamık tanısı düşünülen vakaların % 68.4'ünde (50/73) kızamık IgM pozitif saptandı. Kızamık Ig M pozitif bulunanların % 76'sına en az bir doz kızamık aşısı uygulandığı ve % 64'ünün ulusal aşı takvimine göre tam aşılı olduğu saptandı. Serolojik olarak kesin tanı konulan 50 vakanın 30'una (% 60) 9. ayda bir doz, 7'sine (% 14) 9. ve 15. ayda, 1 (% 2) vakaya da 9. ay ve ilkokul birinci sınıfta iki doz kızamık aşısı yapılmıştı. Kızamık tanısı kanıtlanmış 12 vakanın kızamık aşısı bulunmamaktaydı (% 24). 
      Sonuç: Polikliniğimizde klinik olarak kızamık tanısı alan çocukların % 68.4'ü serolojik olarak kesin kızamık tanısı almıştı. Serolojik olarak kızamık tanısı kesinleşen çocukların % 64'ü tam aşılı ve % 16'sına ise iki doz kızamık aşısı yapılmıştı. Bu durum kızamık tanısında serolojinin önemini ve kızamığın önlenmesinde 2. hatta 3. bir doz kızamık aşısı uygulamanın önemini göstermektedir. 
      Anahtar kelimeler: Antikor, aşı, kızamık 
 

 

Çocuk Dergisi 5(4):259-263, 2005 
Sağlıklı Çocuklarda Penis Uzunluğu ve Testis Çapı
Saadet AKARSU, Cesur ÖCAL, Abdullah KURT, Erdal YILMAZ A.Neşe ÇITAK KURT, A. Denizmen AYGÜN
ÖZET
         Amaç: Ergenlik yaşının öne doğru kayması ile birlikte, yaşa göre erkek dış genitalyası ölçümlerinde de değişiklik olabileceği düşünülebilir. Bu çalışma, bölgemiz sağlıklı çocuklarında penis ve testislerin ölçümlerini değerlendirmek için yapıldı. 
      Yöntem: Çalışma Ocak 2003 ve Aralık 2003 tarihleri arasında yapıldı. Yaş ve antropometrik ölçümlerine göre 0-18 yaş arası 1522 erkek vakanın çocuk kliniğinde kullanılmak üzere dış genital organlarının boyutları belirlendi. 
      Bulgular: Ortalama penis boyları normal/gergin durumda sırası ile 0-28 gün 3.2/3.5 cm, 1-5 ay 3.7/4.0 cm, 6-12 ay 3.9/4.2 cm, 1-2 yaş 4.3/4.7 cm, 2-3 yaş 4.8/5.0 cm, 3-4 yaş 5.1/5.5 cm, 4-5 yaş 5.3/5.7 cm, 5-6 yaş 5.6/6.0 cm, 6-7 yaş 5.7/6.1 cm, 7-8 yaş 5.9/6.2 cm, 8-10 yaş 5.7/6.2 cm, 10-11 yaş 6.3/6.9 cm, 11-12 yaş 7.6/8.5, 12-13 yaş 10.8/11.8, 13-14 yaş 10.8/11.9,14-15 yaş 11.3/12.2, 15-16 yaş 10.8/12.0, 16-17 yaş 11.2/12.2, 17-18 yaş 12.8/14.2 cm olarak ölçüldü. Çalışmaya alınan çocukların ortalama sol testis uzun çapı 0-28 gün 1.1 cm, 1-5 ay 1.2 cm, 6-12 ay 1.4 cm, 1-2 yaş 1.4 cm, 2-3 yaş 1.3 cm, 3-4 yaş 1.5 cm, 4-5 yaş 1.7 cm, 5-6 yaş 1.8 cm, 6-7 yaş 1.9 cm, 7-8 yaş 2.3 cm, 8-10 yaş 2.3 cm, 10-11 yaş 2.7 cm, 11-12 yaş 3.7 cm, 12-13 yaş 4.6 cm, 13-14 yaş 4.2 cm, 14-15 yaş 4.9 cm, 15-16 yaş 4.3 cm, 16-17 yaş 5.4 cm, 17-18 yaş 4.7 cm olarak ölçüldü. 
      Sonuç: Penis ve testis boyutlarında daha önceleri belirtilen yurtdışı ve Türk toplumu normal standartlarına göre değişiklik görülmemiştir. 
      Anahtar kelimeler: Çocuk, penis boyu, testis çapı

 

Çocuk Dergisi 5(4):264-266, 2005 
Guillain Barre Sendromlu Vakalarımızın Özellikleri
Müferet ERGÜVEN, Banu BAL, Sare Gülfem ÖZLÜ, Sema SALTIK, Meltem PELİT
ÖZET
        Guillain Barre Sendromu (GBS); periferik sinirlere karşı immun cevabın geliştiği, akut monofazik demiyelinizan bir polinöropatidir. Klinik belirtiler çoğunlukla bir üst solunum yolu infeksiyonu veya gastroenteritten bir ile 3 hafta sonra ortaya çıkar. Alt ekstremitelerden başlayarak değişen sürelerde üst ekstremiteye yayılan simetrik güçsüzlük hastalığın karakteristik klinik özelliğidir. Tanı büyük ölçüde klinik bulgulara dayanır; elektrofizyolojik incelemeler ve BOS incelemeleri ile kesinleştirilir. Tedavide hızlı ilerleyen vakalarda plazmaferez kullanılabileceği bildirilse de daha yaygın ve efektif olarak intravenöz immunglobulin (IVIG) kullanılmaktadır. Çalışmamızda Ocak 2000-Ocak 2004 tarihleri arasında İstanbul Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde izlemiş olduğumuz 13 GBS vakasının klinik, laboratuvar, tanı ve prognoz özellikleri retrospektif olarak değerlendirildi. 
      Anahtar kelimeler: Guillain Barre Sendromu, polinöropati, tedavi

 

Çocuk Dergisi 5(4):267-274, 2005 
Lökosit Yüzey Moleküllerinin İnfeksiyon Belirteci Olarak Kullanımı
Bilal YILDIZ, Işık YALÇIN, Nuran SALMAN, Ayper SOMER
ÖZET
        Amaç: Bu çalışma bakteriyel infeksiyonların tanısında 7 lökosit yüzey molekülünün (CD11 A,B,C, CD15, CD18, CD23, CD25 ve CD45) yerini araştırmayı amaçlamaktadır. 
      Gereç ve Yöntem: Sepsis, bakteriyemi, pnömoni ve ampiyem tanılı 25 hasta ile kontrol grubu olarak 25 sağlıklı çocuk araştırıldı. Bütün çocuklar sepsis açısından tarandı. Lenfosit alt grupları, C-reaktif protein (CRP), prokalsitonin, lökosit sayısı ve eritrosit sedimantasyon hızı (ESH) standart biyokimyasal yöntemler ve flow sitometri ile tedavi öncesi ölçüldü. Tanısal amaçla duyarlılık ve özgüllük ölçümleri yapıldı. 
      Bulgular: İnfeksiyonların tanısında, prokalsitonin en duyarlı ve özgül belirteç olarak belirlendi (sırasıyla % 91.7 ve 84.6). Bir infeksiyon belirteci olarak, 7 lökosit yüzey molekülü içinde, yalnızca CD45, kültürle kanıtlanmış infeksiyonlarda istatistiksel olarak en duyarlı ve özgül belirteç olarak saptandı. CD 45'in duyarlılığı % 100, özgüllüğü ise %53.8 idi. Hastalarda CD11 B, CD19, CD25 ve CD19 düzeyleri de kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı derece yüksekti (p<0.05). Fakat bu düzeyler kültürle kanıtlanmış infeksiyonlarda anlamlı bir farklılık göstermiyordu. 
      Sonuç: Bu çalışmada prokalsitonin, kültürle kanıtlanmış infeksiyonlarda en özgül ve duyarlı belirteç olarak saptandı. Ayrıca, CD45 de kullanılabilir bir belirteç olarak saptandı. Fakat bu bulguların desteklenmesi için farklı hastalıklar (viral, bakteriyel ve fungal) ve daha büyük hasta gruplarında prospektif çalışmalar yapılması gereklidir. 
      Anahtar kelimeler: CD11 A,B,C, CD15, CD18, CD25, CD45, CRP, prokalsitonin, sepsis

 

Çocuk Dergisi 5(4):275-277, 2005 
Karaciğer Fosforilaz Eksikliği: İnfeksiyonlar Sırasında Hayatı Tehdit Edebilen Bir Hastalık
Yasemin GÖKDEMİR, Gülden GÖKÇAY
ÖZET
       Karaciğer Fosforilaz Eksikliği: İnfeksiyonlar Sırasında Hayatı Tehdit Edebilen Bir Hastalık 
      Amaç: Karaciğer fosforilaz eksikliğine bağlı iyi seyirli bir hastalık olarak tanımlanan glikojen depo hastalığı tip VI'nın hafif infeksiyonlar sırasında yaşamı tehdit eden tabloya neden olabildiğini vurgulamak. 
      Yöntem: Karaciğer fosforilaz eksikliği tanısıyla polikliniğimizden izlenen 9 ve 6.5 yaşındaki kız hastalarda izlem sırasında gözlenen, hastane yatışı gerektiren akut metabolik dekompansasyona neden olan epizotlar değerlendirildi. 
      Bulgular: Hastalarda infeksiyon hastalıkları sırasında ağır hipoglisemi, metabolik asidoz, ketonüri, transaminaz düzeylerinde artma, hiperlaktemi ve hiperürisemi gözlendi. Metabolik ataklar nedeniyle 5 kez hastane yatışı yapıldı.
      Sonuç: İyi seyirli bir hastalık olarak bilinen karaciğer fosforilazı eksikliği olan hastaların uzamış açlığa ve katabolizmaya neden olan infeksiyonlar sırasında metabolik atak riski nedeniyle özel olarak izlenmeleri gereklidir. 
      Anahtar kelimeler: Glikojen depo hastalığı tip VI, karaciğer fosforilazı eksikliği, metabolik atak

 

Çocuk Dergisi 5(4):278-282, 2005 
Amiodaronun Tiroid Fonksiyonları Üzerine Etkisi Vaka Sunumu
Erdal ADAL, Hasan ÖNAL, Zerrin ÖNAL, Elif TOROS
ÖZET
     Amiodaron benzofuran türevi, iyot içeriği yüksek bir ilaçtır. Yaygın olarak taşiaritmi ve daha az sıklıkta iskemik kalp hastalıklarında kullanılır. Amiodaron alan hastaların % 14-18'inde tiroid disfonksiyonu gelişir. Bu amiodaronun indüklediği tirotoksikoz (AIT) ya da hipotiroidi (AIH) şeklinde olabilir. Çocuklarda amiodaron kullanımına bağlı tiroid disfonksiyonu ile ilgili fazla yayın bulunmamaktadır. 
      Konjenital kalp hastalığı nedeniyle opere edilen bir vakanun postoperatif dönemde aritmileri gözlenmiştir. Gelişen aritmi nedeniyle amiodaron tedavisi başlanan hastada tiroid disfonksiyonu gelişmiştir. 
      Anahtar kelimeler: Amiodaron, taşiaritmi, tiroid disfonksiyonu

 

Çocuk Dergisi 5(4):283-286, 2005 
Bir Vaka Nedeniyle Çocukluk Çağında Takayasu Arteriti
Hasan GÜVEN, Mustafa DİLEK, A.Rahmi BAKİLER, Meral KOZAN, Coşkun DORAK, Mehmet TÜRE
ÖZET
         Takayasu arteriti kronik, inflamatuvar segmental bir panarterittir. Nabızsızlık hastalığı, aortik ark sendromu, idiyopatik mediyal aortopati, karotis ve subklavian arterlerin obliteratif arteriti gibi isimlerle de bilinmektedir. En sık olarak aort ve ana dallarında mediya ve adventisya tabakalarını tutar. Çocukluk çağında semptom vermesi son derecede enderdir. Bu çalışmada Takayasu arteriti tanısı alan ondört yaşında bir vaka sunulmuştur. 
      Anahtar kelimeler: Çocuk, Takayasu arteriti, vaskülit

 

Çocuk Dergisi 5(4):287-290, 2005 
İlk Bulgusu İkinci Derece Atriyoventriküler Blok Olan Akut Romatizmal Ateş Tanılı Bir Vaka
Zülal ÜLGER, Engin ÇAĞLAYAN, Bedir AKYOL, Dolunay GÜRSES, Ertürk LEVENT, A.Ruhi ÖZYÜREK
ÖZET
       Akut romatizmal ateş A grubu b hemolitik streptokokların neden olduğu kalbi, eklemleri, merkezi sinir sistemi ve deri-deri altı dokuları tutabilen sistemik, otoimmun kökenli olduğu düşünülen bir hastalıktır. Akut romatizmal ateşte birçok çeşit ileti kusurunun gözlenebileceği bildirilmiştir. En sık birinci derece atrioventriküler blok saptanırken, az sayıda vakada ikinci derece atriyoventriküler blok, nodal taşikardi, atriyoventriküler tam blok ve ventriküler taşikardi saptanmaktadır. İlk başvuru bulgusu aritmi olan vakalar literatürde oldukça ender olarak bildirilmektedir. 
      Bu vaka sunumunda göğüs ağrısı yakınmasıyla başvuran, ikinci derece atrioventriküler blok saptanan ve yatışı sırasında akut romatizmal ateş tanısı alan on yaşında bir vaka sunulmaktadır. 
      Anahtar kelimeler: Akut romatizmal ateş, AV blok, kardit

2019

2018

2017

2016

2015

2014

2013

2012

2011

2010

2009

2008

2007

2006

2005

2004

2003

2002

Logos Tıp Yayıncılığı
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36
D.63-64 Gayrettepe 34349 Istanbul
 
Fax :
(212) 288 0541
(212) 288 5022
(212) 211 6185
  E-mail
logos@logos.com.tr
  Google Maps için tıklayın