Ana Sayfa ›› Dergiler ›› Çocuk Dergisi Aralık 2013 ›› Çocuk Dergisi Eylül 2005


Çocuk Dergisi Eylül 2005

http://www.cocukdergisi.org/
    
Pediatrik Onkolojide Tümör Belirteçlerinin Klinikteki Yeri, 5(3): 162-165, 2005
Gülnur TOKUÇ, Sedat ÖKTEM, Özlem KETENCI
ÖZET
    Tümör belirteçleri onkolojide gerek tanı, gerek prognoz ve gerekse izlemde sıklıkla kullanılır. Erişkinde kullanım alanları oldukça geniş olmasına karşın pediatride kullanılabildikleri tümör tipleri sınırlı olup, özgüllük ve duyarlılıkları da düşüktür. Bu derleme, pediatrik onkolojide klinik olarak kullanımı uygun ve anlamlı olan tümör belirteçlerini güncel bilgiler ışığında vurgulayarak gereksiz tetkiklerin ya da yanlış yorumların yapılmasını engellemek amacıyla yapılmıştır. 
      Anahtar kelimeler: Onkoloji, pediatri, tümör belirteçleri

 

Çocuk Gelişiminde Müziğin Yeri, 5(3): 166-170, 2005
Coşkun NEHIR, Gülbin GÖKÇAY, Serpil UĞUR BAYSAL
ÖZET
      Son yıllarda müziğin nöropsikolojisi ile ilgili araştırmalar artmaktadır. Bunlar, gelişimsel nöroloji, müziğin nörobiyolojisi ve nöropsikoloji konularının birbiriyle olan ilişkilerinin ortaya konmasına yöneliktir. Bu yazıda, müziğin beyin gelişimini ve işlevlerini nasıl etkileyebildiği, müzik eğitiminin çocuğun gelişimine kazandırdıkları hakkında yapılan son yayınlar yer almaktadır. Intrauterin dönemde fetüse müzik dinletilmesi beyin gelişimini, çocuklarda müzik eğitimi ise, sol temporal lobda nöroanatomik değişiklikler yaparak sözel belleği, zekayı, matematikte başarıyı ve bilişsel işlevleri olumlu yönde etkilemektedir. Ülkemizde de doğum öncesi dönemden başlayarak, müziğin çocuk gelişimindeki yeri çocuk hekimleri, doğum uzmanları, psikologlar, nörologlar, müzisyenler tarafından araştırılmalıdır. 
      Anahtar kelimeler: Beyin, çocuk gelişimi, müzik

 

İnfantil Kolik ve Tedavi Modelleri, 5(3): 171-175, 2005
İbrahim CANER, Handan ALP
ÖZET
        Altı bebekten birinde 2-4 aylık dönem içerisinde görülen infantil kolik, genellikle kendini sınırlayan bir durumdur. Ebeveynleri bebekleri sağlıklı olduğu halde tedirgin eder ve tıbbi yardım almayı zorunlu kılar. Nedenleri konusunda doyurucu bilgiler yoktur ve bu nedenle uygulanacak tedavi yöntemleri de tartışmalıdır. 
      Anahtar kelimeler: Infantil kolik, tedavi

 

Bakteriyel Menenjitli Çocuklarda Beyin Omurilik Sıvısında Ferritin Düzeyi, 5(3): 176-179, 2005

Sedat ÖKTEM, Fatma TAVUKÇU ERGİN, Gülnur TOKUÇ

ÖZET
      Amaç: Beyin omurilik sıvısında (BOS) ferritin düzeyinin bakteriyel menenjit tanısında ve tedaviye yanıtın değerlendirilmesinde bir kriter olarak olup olmayacağını belirlemek. 
      Gereç ve Yöntem: Ocak 2001-Temmuz 2003 tarihleri arasında 16'sı kontrol ve 20'si bakteriyel menenjit olmak üzere 36 vaka prospektif olarak değerlendirildi. Kontrol vakalarından bir kez, bakteriyel menenjitli hastalardan ise, tedavi öncesi ve sonrası olmak üzere 2 kez BOS incelemesi yapıldı. Veriler SPSS 10.0 istatistik programı ile değerlendirildi. 
      Bulgular: Bakteriyel menenjitli vakaların tedavi öncesi BOS ferritin düzeyleri ile kontrol vakaları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptandı. Ayrıca menenjitli vakalarda tedavi öncesi ve tedavi sonrası BOS ferritin düzeyleri arasında da ileri derecede anlamlı fark saptandı. Bakteriyel menenjitli vakaların tedavi öncesi BOS protein düzeyi ve polimorf nüveli lökosit sayısı ile BOS ferritin düzeyi arasında pozitif, BOS şeker düzeyi ile ferritin arasında negatif korelasyon vardı. 
      Sonuç: BOS ferritin düzeyinin bakteriyel menenjit tanısı ve tedavi yanıtının değerlendirilmesinde kullanılabilecek bir parametre olduğu düşünülmektedir. 
      Anahtar kelimeler: Bakteriyel menenjit, beyin omurilik sıvısı, ferritin

 

İlköğretim Okulu Öğrencilerinde Anlatsal Eğitimin Ağız-Diş Sağlığı Bilgi Düzeyine Etkisi, 5(3): 180-183, 2005
Necmi NAMAL, Hayriye ERTEM VEHID, Günay CAN, Suphi VEHID, Ayşe KAYPMAZ
ÖZET
       Amaç: Bir ilköğretim okulunun birinci ve ikinci kademe öğrencilerine öğretmen ve hekim tarafından uygulanan anlatsal ağız-diş sağlığı eğitimi arasında bilgi düzeyini etkileyen bir fark olup olmadığını araştırmak. 
      Gereç ve Yöntem: Çalışma Istanbul'un Kocamustafapaşa Hekimoğlu Ali Paşa Ilköğretim Okulu'nda ilk kademe ve ikinci kademe sınıflarda eğitim görmekte olan toplam 283 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Ilk kademe öğrencilerine 8 soruluk, ikinci kademe öğrencilerine 7 soruluk anket eğitim öncesi ve sonrası uygulanmıştır. İki kademedeki öğrenciler rastgele olarak ikiye ayrılmış, bir grubu diş hekimleri, diğer grubu ise öğretmenler eğitmiştir. 
      Bulgular: Öğretmen tarafından verilen eğitimle bilgi düzeyi 4 ve 5. sınıf öğrencilerinde % 80.6'dan % 81.5'e; 6 ve 7. sınıf öğrencilerinde % 46.0'dan % 55.4'e çıkmıştır. Dişhekimi tarafından verilen eğitimle bilgi düzeyi 4 ve 5. sınıf öğrencilerinde % 85.2'den % 88.5'e; 6 ve 7. sınıf öğrencilerinde %58.5'den % 59.7'ye yükselmiştir. 
      Sonuç: Araştırma sonucu öğrencilere uygulanan anlatsal eğitimin yeterli olarak bilgi düzeyini artıramayacağını, zorunluluk durumunda ise, eğitimin öğretmenler tarafından yapılmasının daha uygun olacağını göstermektedir. 
      Anahtar kelimeler: Ağız sağlığı, bilgi düzeyi, öğrenciler

 

Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne Başvuran Çocuklarda Demir Eksikliği Anemisi Sıklığı ve Beslenme Durumu ile İlişkisi, 5(3): 184-189, 2005
Cihat ŞANLI, Ülker KOÇAK, Meryem ALBAYRAK, Ayla OKTAY, Didem ALİEFENDİOĞLU, Selda HIZEL
ÖZET
     Amaç: Daha önce bu konu ile ilgili çalışma yapılmamış Kırıkkale ilinde demir eksikliği anemisinin sıklığı ve beslenme durumu ile ilişkisinin araştırılması. 
      Yöntem: Ocak 2001-Temmuz 2001 tarihleri arasında herhangi bir nedenle Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları polikliniklerine başvuran 1,362 çocuk arasından demir eksikliği anemisi saptanan yaşları 4 ay ile 16 yıl arasında değişen 126'sı erkek (% 55.3), 102'si kız (% 44.7) toplam 228 çocuk (% 16.7) retrospektif olarak değerlendirildi. Çocuklar yaşlarına göre 4-23 ay (Grup 1, n:167), 2-6 yaş (Grup 2, n:50), 7-11 yaş (Grup 3, n:7) ve 12-16 yaş (Grup 4, n:4) olarak 4 gruba ayrıldı. Çalışmaya alınan çocukların dosyalarından antropometrik ölçümleri, beslenme durumları, solukluk, halsizlik, semptomları, pika, hemoglobin, eritrosit sayısı, hematokrit, ortalama eritrosit hacmi, ortalama eritrosit hemoglobini, eritrosit dağılım genişliği, serum demiri, serum demir bağlama kapasitesi ve serum ferritin düzeyleri kaydedildi. Yaş grubuna uygun Hb değeri - 2 SD altında, serum ferritin düzeyi 12 ng/ml altında olan vakalar demir eksikliği anemisi olarak kabul edildi. 
      Bulgular: Anemi saptanan çocukların yaş gruplarına göre dağılımı incelendiğinde, 4-23 ay grubu çocuklarda demir eksikliği anemisinin daha sık olduğu saptandı (% 73). Bu yaş grubundaki çocukların % 43'ünün demirden fakir diyetle beslendiği, % 67'sinin 1 yaş altında inek sütü aldığı, % 19.6'sının malnütrisyonlu olduğu saptandı. 
      Sonuç: Psikomotor gelişim ve zihinsel işlevleri etkileyen demir eksikliği anemisinin Kırıkkale ilinde de özellikle 4-23 ay arası çocuklarda oldukça sık görüldüğü ve bu yaş grubunda uygun beslenme önerileri yönünden dikkatli olunması gerektiği vurgulanmıştır. 
      Anahtar kelimeler: Beslenme, çocukluk çağı, demir eksikliği anemisi 
 

 

Çocuklarda Özofagus Yabancı Cisimlerine Yaklaşım, 5(3): 190-194, 2005
Mustafa İNAN, Çağatay Yalçın AYDINER, Burhan AKSU, Mehmet PUL
ÖZET
         Amaç: Çocuklardaki özofagus yabancı cisimlerinin klinik özellikleri ve tedavi yaklaşımlarının değerlendirilmesi. 
      Yöntem: Kliniğimizde Haziran 1994 ile Eylül 2004 arası dönemde özofagus yabancı cismi nedeniyle takip ve tedavi edilen 38 hasta geriye dönük bir çalışmayla incelendi. Tanı amacıyla öykü, orofarenks ve hipofarenks fizik bakısı ile radyolojik değerlendirmeden yararlanıldı. Tedavi amacıyla Magill pensi, özofagoskopi ve foley kateter uygulaması gibi yöntemler kullanıldı. 
      Bulgular: Yaşları 5 gün ile 15 yaş arasında (medyan 2 yaş) olan 26 erkek ve 12 kız çocuğu tedavi edildi. Hastaların en yaygın şikayetleri yutma güçlüğü, salya artışı ve öksürüktü. Yabancı cisimlerin yerleşimi 25 vakada servikal özofagus, 6 vakada torasik özofagus ve 7 vakada kardioözofageal bileşke olarak saptandı. Çıkarılan nesneler arasında madeni cisimler önemli yer tutmaktaydı (n=27). Vakaların 34'ünde yabancı cisimler genel anestezi altında, 4'ünde ise, hasta uyutulmadan foley kateter aracılığı ile çıkartıldı. Hiçbir vakada yabancı cismi çıkartmak için açık cerrahi girişim gerekmedi. Yalnız bir vakada rijit özofagoskopi uygulaması sırasında pnömomediasten gelişti. 
      Sonuç: Servikal özofagus ve farenks yerleşimli olan yabancı cisimler başka bir işleme gerek kalmadan Magill pensi ile çıkartılabilir. Düzgün yüzeyli cisim yuttuğu bilinen ve seçilmiş bazı vakalarda yabancı cismin çıkarılması için foley kateter uygulaması yapılababilr. Özofagoskopi, özofagus yabancı cisimlerinin tanı ve tedavisinde kullanılan güvenilir bir yöntemdir. 
      Anahtar kelimeler: Çocuk, özofagus, özofagoskopi, yabancı cisim

 

Yenidoğan Kliniğine Sevk ve Transport Edilen Hastaların İrdelenmesi, 5(3): 195-200, 2005

Füsun OKAN, Sinan USLU, Asiye NUHOĞLU

ÖZET
        Amaç: Istanbul'da yenidoğan sevk ve transportunun mevcut durumunun incelenmesi. 
      Yöntem: Nisan 2003-Eylül 2003 tarihleri arasında Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yenidoğan Kliniği'ne sevk edilen yenidoğanlar prospektif olarak klinik özellikleri, sevkin yapıldığı coğrafi bölge ve kurum, sevk nedeni, transport şekli ve özellikleri, bebeklerin sonuçları açısından değerlendirildi. 
      Bulgular: Sevk edilen 240 bebeğin 201'i (% 84) miyadında doğmuş, 39'u (% 16) pretermdi. Bebeklerin yatış sırasında aldıkları tanılar: hiperbilirubinemi 86 (% 36), sepsis şüphesi (% 20), akciğer hastalığı 28 (% 12), prematürite 20 (% 8), cerrahi girişim gerektiren hastalıklar 8 (% 3), perinatal asfiksi 8 (% 3), terk edilme 8 (% 3), konjenital kalp hastalığı 5 (% 2), diğer hastalıklar 28 (% 13) idi. Hastaların 124'ü (% 52) Sağlık Bakanlığı, 94'ü (% 39) özel, 22'si (% 9) üniversite hastanelerinden sevk edildi. Sevk edilen bebeklerin 60'ı (% 25) hastanemize yakın bulunan semtlerden, 180'i (% 75) ise uzak ilçe ve illerden gönderilmişlerdi. Sadece 27 bebek (% 11) ambulans ile getirildi. Sevk edilen bebeklerin 156'sının (% 65) ailesine yazılı bir sevk bilgisi verilmişti, ancak bunların 7'sinde (% 4) de yeterli bilgi vardı. 
      Sonuç: Istanbul'da yenidoğan yoğun bakım birimlerinin sayısı son yıllarda artma gösterirken, yenidoğan sevk ve transportu uygunsuz koşullarda yapılmaktadır. Çalışmamız hastanelerin yenidoğan yatak kapasiteleriyle, sevk ve transport kurallarının perinatal bakımın bölgeselleştirilmesi ilkelerine dayanarak düzenlenmesi gerektiğini göstermektedir. 
      Anahtar kelimeler: Perinatal bakımın bölgeselleştirilmesi, yenidoğan sevki, yenidoğan transportu

 

Tek Başına Anne Sütü ile Beslenen Term Yenidoğanlarda İlk Üç Günde Tartı Kaybı Oranı ve Hipernatremi Sıklığı, 5(3): 201-204, 2005
Fatma NARTER, Zeynep İNCE, Asuman ÇOBAN, Leyla KARADENİZ, Gülay CAN
ÖZET
        Amaç: Tek başına anne sütü alan sağlıklı term yenidoğanlarda ilk üç günde, günlük ortalama tartı kayıplarını, tartı kaybını etkileyen faktörleri ve patolojik tartı kaybedenlerde hipernatremi sıklığını saptamak. 
      Gereç ve Yöntem: Istanbul Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniğinde 1 Ocak-30 Haziran 2004 tarihleri arasında annesinin yanında izlenen ve tek başına anne sütüyle beslenen term yenidoğanların dosyaları retrospektif olarak değerlendirildi. 
      Bulgular: Çalışmaya alınan toplam 460 term yenidoğanın % 57'si vajinal, % 43'ü sezaryen ile doğmuştu, % 55'i erkek % 45'i kızdı. Ortalama gestasyon yaşı 38 ±1 (37-42) hafta, ortalama doğum kiloları 3,309±418 (2,230-4,500) g bulundu. Ortalama yaşları 28 ±5 (17-47) olan annelerin %47'si multipar, %53'ü primipardı. Doğum tartısına göre ilk 24 saatte, ilk 48 saatte ve ilk 72 saatteki tartı kaybı ortalamaları sırasıyla %2.7 ±1.7 (0-9.7), % 4.6±2.0 (0-10.7) ve % 4.7±2.4 (0-10.6) saptandı. En fazla tartı kaybı ilk 24 saatte olup ilk 48 saatte primipar annelerin ve sezaryenle doğum yapan annelerin bebeklerinde tartı kaybı daha fazlaydı (p<0.05). Çalışmaya alınan 460 vakanın 124'ünde (% 27) fazla tartı kaybı nedeniyle serum sodyum düzeyine bakılmıştı. Bu vakalardan 32'sinde (% 26) hipernatremi (serum sodyumı 145mEq/L) saptandı. Saptanan en yüksek sodyum değeri 154 mEq/L idi. 
      Sonuç: Sağlıklı yenidoğanlar ilk üç gün mutlaka tartı ile izlenmeli ve tartı kayıpları patolojik ise elektrolit bakılmalıdır. Iyi bir emzirme danışmanlığı verilen bebeklerde ilk üç gündeki patolojik tartı kayıpları ve hipernatremiler önlenebilir. 
      Anahtar kelimeler: Anne sütü, dehidratasyon, hipernatremi

 

C-Reaktif Proteine Göre Hastalıklar, 5(3): 205-210, 2005
Saadet AKARSU, Mustafa AYDIN, Erdal YILMAZ, Abdullah KURT, Gamze POYRAZOĞLU, A. Neşe ÇITAK KURT
ÖZET
       Amaç: C-reaktif protein (CRP) hastalıkların hızlı tanı ve prognozunu belirlemede kullanılmaktadır. Kliniğimizde tanısı kesin olarak konulmuş hastalarımızdaki CRP değerlerini tespit etmek istedik. 
      Yöntem: Çalışma prospektif olarak 12 aylık sürede ve toplam 534 hastada yapıldı. 
      Bulgular: Infeksiyöz nedenli 261 (% 48.9) ve infeksiyöz olmayan nedenli 273 (% 51.1) vaka vardı. Infeksiyöz nedenlilerde CRP değeri 29.1 (bakteriyel 39.3, viral 6.4) mg/L ve infeksiyöz olmayan nedenlilerde 3.7 mg/L olarak saptandı. Infeksiyöz nedenliler ile infeksiyöz olmayan nedenliler arasında istatistiksel fark vardı (p<0.05). Infeksiyöz nedenlilerden bakteriyel ve viral etkenler arasında da istatistiksel fark saptandı (p<0.05). 
      Sonuç: CRP tanıyı desteklemek, seri ölçümlerle hastalığın seyrini ve tedaviye cevabı belirlemek için kullanılabilir. 
      Anahtar kelimeler: C-reaktif protein, çocukluk dönemi, hastalık

 

Kızamık Aşısı Sonrası Ensefalopati: Nedensel Bir İlişki Olmayabilir, 5(3): 211-215, 2005
Özlem KOCABAŞ, Çiğdem ECEVİT, Aysel AYDOĞAN, Tülay KAVAKLI, Ülkü ÜLKER, Fatih SUN
ÖZET
     Güvenli ve etkin bir aşı bulunmasına rağmen, kızamık, gelişmekte olan ülkelerde her yıl 800,000 çocuğu tehdit etmektedir . Ülkemizde de 1990'lardan beri her yıl 15,000 - 30,000 kızamık vakası bildirilmekte ve 3-4 yılda bir epidemiler olmaktadır. Bu epidemilerde vakaların % 90'dan fazlası 15 yaş altındadır. Epidemilerin nedeni, aşılamanın ülke genelinde % 84'te kalması (2001), ilk dozun ülkemizde 1 yaş altında yapılması ve 1998'den beri ilkokul birinci sınıf öğrencilerine yapılan ikinci dozun, kızamık hastalığını kontrol altına almak için gerekli immuniteyi sağlayamamasındandır. 
      T.C. Sağlık Bakanlığı, 2002-2010 yılları içinde kızamık eliminasyonunu sağlayacak bir program başlatmıştır. Bu programda 9 ay-14 yaş arasındaki çocuklara 2 doz olmak üzere % 95 oranında aşılama planlanmıştır. 
      Kızamık aşısının yan etki oranı oldukça düşüktür. Aşı sonrası ateş, döküntü, A vitamini düzeyinde düşme, ensefalit/ensefalopati, nöbetler, subakut sklerozan panensefalit (SSPE), Guillain-Barré Sendromu, Reye Sendromu, oküler motor paralizi, optik nörit, retinopati, işitme kaybı, serebellar ataksi, artralji, artrit, allerjik reaksiyonlar, trombositopeni, toksik epidermal nekroliz dahil cilt ve yumuşak doku reaksiyonları gibi yan etkiler bildirilmiştir. Tüm bu bulgular aşıya bağlı olabileceği gibi rastlantısal da olabilir. Aşı sonrası ensefalit aşıdan sonra 30 gün içinde ortaya çıkar ve 3.6 milyonda bir görülür. Bu oran aynı yaş grubunda ve aşılanmamış çocuklarda görülen santral sinir sistemi (SSS) bozukluğu oranından düşüktür 
      Ülkemizdeki kızamık aşı kampanyası sırasında aşılanan ve aşı sonrası viral ensefalit olarak izlenen iki vaka bildirilmiştir. 
      Anahtar kelimeler: Aşı, ensefalit, kızamık

 

Çocuklarda Üreteral Obstrüksiyonun Ender Bir Nedeni: Retrokaval Üreter, 5(3): 222-224, 2005
İ. Onur ÖZEN, M. Meral GÜÇLÜ, Arzu DEMİRTOLA, Barış BAĞBANCI, Ramazan KARABULUT, Billur DEMİROĞULLARI, Nuri KALE
ÖZET
        Retrokaval (sirkumkaval) üreter, ender görülen bir genitoüriner sistem anomalisidir. Venöz sistemin embriyolojik gelişiminde ortaya çıkan bir duraklamaya bağlı olarak üreterin, normal anatomik seyrinden farklı bir şekilde vena kava inferiorun posteriorundan veya çevresinden dönerek ilerlemesine bağlı olarak gelişmektedir. Tanısı genellikle üçüncü ve dördüncü dekatlarda konulabilmektedir. Semptomları, üreteral obstrüksiyonun ve buna bağlı gelişen hidronefrozun derecesine bağlı olup, semptomatik vakalarda cerrahi müdahaleye ihtiyaç duyulmaktadır. 
      Anahtar kelimeler: Çocukluk çağı, retrokaval üreter, üreteral obstrüksiyon

 

Milroy Hastalığı: Vaka Sunumu, 5(3): 219-221, 2005
Nalan KARABAYIR, Sultan KAVUNCUOĞLU, Leyla B. AKIN, Pınar TURHAN, Sibel ÖZBEK, Mustafa Ali AKIN
ÖZET
       Lenfatik damarların gelişimsel anomalisine bağlı olarak doğumda ortaya çıkan Milroy hastalığı her iki ayak sırtından başlayıp alt ekstremiteye doğru ilerleyen ödem ile karakterizedir. 
      Vaka 1: 23. gebelik haftasında nonimmun hidrops fetalis tanısı alan, 36 haftalıkken sezaryen ile doğan hastanın fizik muayenesinde taşipne ve ayak sırtlarında ödem saptandı. Toraks ultrasonografisinde minimal sıvısı olan hastanın kan biyokimyasında total protein: 4.6 g/dL, albumin: 3.2 g/dL, tam idrar tetkikinde protein negatif bulundu. Ayak sırtındaki ödemi giderek proksimale doğru artan hastanın alt ekstremite dopler, batın ve kraniyal ultrasonografisinde özellik saptanmadı. TORCH serolojisi negatif bulunan hastaya Milroy hastalığı ve şilotoraks tanısı kondu. Postnatal 25. günde taburcu edilen hastanın 15 gün sonra yapılan kontrolünde plevral sıvıda artış olmadığı, ancak alt ekstremitede ödemin sağda daha belirgin olmak üzere devam ettiği görüldü . 
      Vaka 2: 1 aylık erkek bebek ayak sırtlarında şişlik olması nedeniyle kliniğimize getirildi. Fizik muayenesinde her iki ayak sırtı ve bacakların alt kısımlarında gode bırakan ödemi dışında özellik saptanmadı. Tam idrar tetkikinde protein negatif, 24 saatlik idrarda protein/kreatinin: 0.24, kan biyokimyasında total protein: 5.6 g/dL, albümin: 3.8 g/dL olan hastanın alt ekstremite Doppler ultrasonografisinde vasküler patoloji saptanmadı. Milroy hastalığı tanısı konan hasta ayaktan takibe alındı. 
      Sonuç: Doğumda alt ekstremitelerde ödemi olan ve/veya şilotoraks tanısı alan vakalarda ayırıcı tanıda Milroy hastalığı da düşünülmelidir. 
      Anahtar kelimeler: Lenfödem, nonimmun hidrops fetalis, primer lenfödem, şilotoraks

2019

2018

2017

2016

2015

2014

2013

2012

2011

2010

2009

2008

2007

2006

2005

2004

2003

2002

Logos Tıp Yayıncılığı
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36
D.63-64 Gayrettepe 34349 Istanbul
 
Fax :
(212) 288 0541
(212) 288 5022
(212) 211 6185
  E-mail
logos@logos.com.tr
  Google Maps için tıklayın