Ana Sayfa ›› Dergiler ›› Türk Mikrobiyoloji Cemiyeti Dergisi Eylül 2013 ›› Türk Mikrobiyoloji Cemiyeti Dergisi Mart 2013


Türk Mikrobiyoloji Cemiyeti Dergisi Mart 2013

http://www.tmc-online.org/

    

Türk Mikrobiyol Cem Derg 43(1):1-11, 2013
doi:10.5222/TMCD.2013.001
Derleme
Hastane Su Sistemlerinde Legionella Araştırılmasında Temel Prensipler

Efsun Akbaş
Serbest Uzman-Proje Danışmanı

 
ÖZET
 

Hastaneler Lejyoner hastalığı için önemli risk çevreleridir. Hastalığın önlenmesi, sistematik bir program yürütülmesini ve hastanede risk değerlendirilmesi ile birlikte aktif olgu sürveyansı yapılmasını gerektirmektedir. Su sisteminde Legionella varlığının aranması hastanelerde risk değerlendirmesinin bir bileşeni olarak kabul edilir. Legionella incelemesinden anlamlı bir sonuç elde edilebilmesi su örneklerinin tesisatı iyi temsil edecek şekilde alınması ile başlayan bir süreçtir. Laboratuvarda örneklerin incelenmesinde kullanılan prosedürler ise bakterinin başarılı bir şekilde izolasyonuna izin vermelidir. Bu makalede, hastane kaynaklı Lejyoner hastalığının kontrolü temelinde, su sistemlerinde Legionella incelemesinin belli başlı prensipleri özetlenmiştir.

Anahtar kelimeler: Lejyoner hastalığı, nozokomiyal enfeksiyon, su mikrobiyolojisi

 

 

Türk Mikrobiyol Cem Derg 43(1):12-16, 2013
doi:10.5222/TMCD.2013.012
Araştırma 
Aminoglikozit Dirençli Gram Negatif Bakterilerde Plazmid Aracılı Metilaz Genlerinin Araştırılması

Şafak Ermertcan*, Fethiye Ferda Yılmaz*, Hüseyin Taşlı*, Ayşe Nur Yurtman*, 
Sabire Şöhret Aydemİr**, Mine Hoşgör Lİmoncu*
Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi, Farmasötik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı*, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi, 
Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı**

 
ÖZET
 

Amaç: Aminoglikozitler hem gram negatif hem de gram pozitif organizmalardan kaynaklanan enfeksiyonların tedavisinde halen kullanılmakta olan önemli bir antibiyotik grubudur. Bakterilerde diğer antimikrobiklere karşı olduğu gibi aminoglikozitlere karşı da direnç artışı önemli bir sorundur. Plazmid aracılı 16S rRNA metilaz enzimleri aminoglikozitlere karşı yüksek düzey direnç gelişimine neden olan farklı bir mekanizmadır. Bu çalışmada, gram negatif klinik izolatlarda 16s rRNA metilazlardan kaynaklanan plazmid aracılı yüksek düzey aminoglikozit direncinin araştırılması amaçlanmıştır.

Gereç ve Yöntem: Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Bakteriyoloji Laboratuvarı’nda izole edilen ve disk difüzyon yöntemi ile amikasin direnci saptanan 59 gram negatif klinik izolat çalışmaya alındı. İzolatların amikasin minimum inhibitör konsantrasyon (MİK) değerleri mikrodilüsyon yöntemi ile belirlendi. Yüksek amikasin MİK değerleri (MİK?128 mg/L) saptanan suşlarda 16S rRNA metilaz genlerinin varlığı klasik polimeraz zincir reaksiyonu yöntemi ile araştırıldı.

Bulgular: Yüksek amikasin MİK değeri 37 izolatta saptandı. Bu izolatlarda yüksek düzey aminoglikozit direncinden sıklıkla sorumlu olan armA, rmtA, rmtB genlerine ait bölgelere rastlanmadı.

Sonuç: Test edilen gram negatif organizmalardaki aminoglikozit direncinin farklı metilaz genleri veya direnç mekanizmalarından kaynaklandığı düşünüldü. Ülkemizde yapılacak benzer çalışmalar, metiltransferazlardan kaynaklanan aminoglikozit direncinin izlenmesi ve bu enzimleri kodlayan genlerin yayılımının önlenmesi bakımından önem taşımaktadır.

Anahtar kelimeler: Gram negatif bakteri, plazmid aracılı metilaz genleri, yüksek düzey aminoglikozit direnci

 

 

Türk Mikrobiyol Cem Derg 43(1):17-21, 2013
doi:10.5222/TMCD.2013.017
Araştırma 
Klinik Örneklerden İzole Edilen Candida glabrata Suşlarında Salgısal Asit Proteinaz, Fosfolipaz, Esteraz Aktivitelerinin ve Biyofilm Oluşumunun Araştırılması

Berna Gültekİn*, Yasin Tİryakİ**, Neriman Aydın*
Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi, Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı*, Aydın Devlet Hastanesi, Mikrobiyoloji Bölümü**

 
ÖZET
 

Amaç: Kandidozlardan izole edilen türler arasında Candida glabrata’nın sıklığının giderek arttığı bildirilmektedir. Bu çalışmada C. glabrata’nın virülansı ile ilişkili olabilecek salgısal asit proteinaz (SAP), fosfolipaz, esteraz aktivitelerinin ve biyofilm oluşumunun araştırılması amaçlanmıştır.

Gereç ve Yöntem: Laboratuvarımızda çeşitli klinik örneklerden izole edilen C. glabrata suşları saklama ortamından canlandırılarak kullanılmıştır. Suşların doğrulanması morfolojik testler ve polimeraz zincir reaksiyonu ile yapılmıştır. Suşların SAP aktivitesi, sığır serum albumini içeren agarda; esteraz aktivitesi, Tween-80 içeren agarda; fosfolipaz aktivitesi, yumurta sarılı agarda; biyofilm oluşturma özelliği ise mikroplak yöntemi ile araştırılmıştır.

Bulgular: Çalışmaya alınan toplam 83 C. glabrata suşunun 65’i vajinal örnekten, 10’u kandan, dördü idrardan, ikisi pü ve ikisi ağız içi sürüntü örneğinden izole edilmiştir. Test edilen suşların ikisinde (%2,4) biyofilm oluşumu (kandan ve vajinal örnekten izole edilen suşlar) saptanmıştır. Suşların hiçbirinde SAP, esteraz, fosfolipaz aktivitesine rastlanmamıştır.

Sonuç: Çalışmamızda alınan sonuçlar, C. glabrata’nın virülansında araştırdığımız faktörlerin çok önemli olmadığını akla getirmekle birlikte, bu konunun aydınlatılması için kapsamlı çalışmalara gereksinim olduğu düşünülmüştür.

Anahtar kelimeler: Candida glabrata, virulans

 

 

Türk Mikrobiyol Cem Derg 43(1):22-25, 2013
doi:10.5222/TMCD.2013.022
Araştırma
Stenotrophomonas maltophilia Klinik Suşlarında Antimikrobiyal Direnç

Yeliz Tanrıverdİ Çaycı*, Adil Karadağ**, Hava Yılmaz***, Keramettin Yanık**, 
Murat Günaydın**
Ankara Meslek Hastalıkları Hastanesi, Mikrobiyoloji Laboratuvarı*, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi, Tıbbi Mikrobiyoloji** ve Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji*** Anabilim Dalları

 
ÖZET
 

Giriş: Stenotrophomonas maltophilia önemi gittikçe artan fırsatçı bir patojendir. Birçok enfeksiyona neden olabilmekte ve sıklıkla solunum yolları, kan, yara ve üriner sistem örneklerinden izole edilmektedir. Antimikrobik ajanların büyük bir çoğunluğuna karşı intrinsik dirence sahip olması nedeniyle tedavisi oldukça zordur. Bu çalışmanın amacı, yedi yıllık süre boyunca izole edilmiş S. maltophilia suşlarının dağılımı ve antibiyotik duyarlılıklarını incelemektir.

Gereç ve Yöntem: Çalışmamızda, yedi yıllık süreçte izole edilmiş olan 566 S. maltophilia suşunun dağılımı ve antimikrobik duyarlılığı retrospektif olarak incelenmiştir. Suşların tanımlama ve antibiyotik duyarlılıklarına, Vitek2 Compact (Biomeriux, France) ve Phoenix (BD, USA) otomatik cihazları ile bakılmıştır.

Bulgular: Suşlar en sık olarak dâhiliye kliniğinden (n=141) izole edilmiştir. Solunum yolu örnekleri (n=283) suşların en sık izole edildiği örnek türü olmuştur. Suşların, %7,2’si (n=41) trimetoprim-sulfametoksazol’e, %11,5’i (n=65) levofloksasine ve % 53,5’i (n=303) seftazidime orta duyarlı veya dirençli olarak saptanmıştır.

Sonuç: Antimikrobik direnç oranları merkezler arasında farklılık göstermektedir. Değişen direnç oranları göz önüne alındığında aktif ve geniş kapsamlı surveyans sistemlerine gereksinim olduğu düşünülebilir.

Anahtar kelimeler: Antibiyotik, direnç, Stenotrophomonas maltophilia

 

 

Türk Mikrobiyol Cem Derg 43(1):26-35, 2013
doi:10.5222/TMCD.2013.026
Araştırma
Çeşitli Gıda Atıklarından Selüloz Üreten Asetik Asit Bakterilerinin İzolasyonu ve Tanımlanması

Yaşar Andelİb Aydın, Nuran Devecİ Aksoy
İstanbul Teknik Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümü

 
ÖZET
 

Amaç: Bu çalışmada, çürük meyvelerden ve organik sirkelerinden mutasyona dirençli selüloz üretebilen asetik asit bakterilerinin izolasyonu, tanımlanmaları ve kültür koleksiyonlarına kazandırılmaları amaçlanmıştır.

Gereç ve Yöntem: Kalsiyum karbonat (CaCO3)-etanol besiyerinde asetik asit üreten ve Hestrin-Schramm (HS) besiyerinde selüloz oluşturabilen suşlar, biyokimyasal testlerle tanımlanmıştır. Selüloz üretim miktarı, hücre sayısı ve glukoz derişim analizleri ile saptanmış; selüloz yapısı ise Dearing metodu, X-ışınları kırınımı (XRD) ve elektron mikroskobi ile gösterilmiştir. Selüloz üretim kapasitesi yüksek ve uzun dönemli saklama koşullarına dayanıklı suş, 16S rRNA dizi analizi yöntemi ile tür düzeyinde tanımlanmıştır.

Bulgular: Çoğunluğu (%63,4) meyvelerden olmak üzere asetik asit bakterilerinin koloni morfolojilerine uyan toplam 112 koloni elde edilmiş, bunlar arasında asetik asidi okside eden 35 izolattan altı tanesinin selüloz ürettiği saptanmıştır. Biyokimyasal test sonuçları, izolatların, Gluco-nacetobacter türüne ait olduklarını ortaya koymuştur. Bu izolatların, 0.56-4.7 g/l aralığında selüloz üretebildikleri saptanmıştır. XRD analizi, yalnız bir suşun tipik “Selüloz I kristal” yapıda selüloz sentezleyebildiğini göstermiş, ancak asit hidrolizinin %95,14-%98,57 geri kazanım oranları sağlaması, tüm numunelerin selüloz yapısında olduğunu doğrulamıştır. Pasajlar ve stoklanma sırasında selüloz üretim kapasitesini koruyabilen tek suş, çürük erikten izole edilen P2A olmuştur. 16S rRNA dizisinin birincil veri tabanlarındaki sekanslar ile kıyaslanması sonucunda elde edilen %99,8 benzerlik nedeniyle bu izolat, G. hansenii P2A olarak adlandırılmıştır.

Sonuç: Çalışma sonucunda, yüksek miktarda (1.275±0.15 g/l) bakteriyel selüloz sentezleyebilen ve uzun dönem saklama koşullarına dirençli bir suş (G. hansenii P2A) elde edilmiştir. Bu suş, KUEN 1606 referans numarası ile İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesi, Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, “Mikroorganizma Kültür Koleksiyonları Araştırma ve Uygulama Merkezi” koleksiyonuna alınmış olup, bakteriyel selülozun ticari boyuttaki üretimine olanak sağlayabilecek nitelikte olduğu düşünülmektedir.

Anahtar kelimeler: Asetik asit bakterileri, Gluconaceto-bacter türleri, bakteriyel selüloz

 

 

Türk Mikrobiyol Cem Derg 43(1):36-38, 2013
doi:10.5222/TMCD.2013.036
Olgu Sunumu
Elizabethkingia meningoseptica ile Gelişen Yoğun Bakım Enfeksiyonu

Fulya Bayındır Bİlman*, Mine Turhanoğlu*, Şafak Kaya**
Diyarbakır Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Mikrobiyoloji Laboratuvarı* ve Enfeksiyon Hastalıkları

 
ÖZET
 

Elizabethkingia meningoseptica (Chryseobacterium meningosepticum) toprakta, suda, çevresel yüzeylerde ve hastane ortamlarında bulunabilen, çoklu ilaç direnci ve neden olduğu enfeksiyonlarla zaman zaman gündeme gelen ve ender görülen bir hastane enfeksiyonu etkenidir. Yeni doğan ünitelerinde salgınlara yol açtığı ve yoğun bakımlarda bağışıklığı baskılanmış erişkin hastalarda da etken olduğu gösterilmiştir. Subaraknoid kanama nedeniyle beyin cerrahi yoğun bakımda postoperatif takip edilen pnömonili bir hastanın balgam kültüründe E. meningoseptica üremesi üzerine ender görülen bu etkeni tartışmak üzere bu olgu sunulmuştur.

Anahtar kelimeler: Elizabethkingia meningoseptica, pnömoni, nozokomiyal

2019

2018

2017

2016

2015

2014

2013

2012

2011

Logos Tıp Yayıncılığı
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36
D.63-64 Gayrettepe 34349 Istanbul
 
Fax :
(212) 288 0541
(212) 288 5022
(212) 211 6185
  E-mail
logos@logos.com.tr
  Google Maps için tıklayın