Ana Sayfa ›› Dergiler ›› Türk Mikrobiyoloji Cemiyeti Dergisi Eylül 2013 ›› Türk Mikrobiyoloji Cemiyeti Dergisi Mart 2012


Türk Mikrobiyoloji Cemiyeti Dergisi Mart 2012

http://www.tmc-online.org/

    

Türk Mikrobiyol Cem Derg 42(1):1-9, 2012
doi:10.5222/TMCD.2012.001
Derleme
Santral Venöz Kateter ile İlişkili Enfeksiyonlar

Duygu ÖCAL, İştar DOLAPÇI
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı

 
ÖZET
 

İlk defa 1945 yılında Meyer tarafından kullanılmaya başlanan santral venöz kateterler (SVK), günümüz tıp uygulamalarında özellikle anestezi ve yoğun bakım ünitelerinde pek çok amaç için (ilaçlar, kan ürünleri, sıvılar, parenteral besinlerin verilmesi; hemodinamik izleme; tetkik amacıyla kan alınması gibi) sıklıkla kullanılmaktadır. Bununla birlikte, SVK komplikasyonları oldukça fazladır ve önemli bir morbidite ve mortalite nedeni olarak karşımıza çıkar. Lokalize selülit, septik trombofilebit, apse oluşumu, aletle ilişkili bakteriyemi, endokardit ve metastatik enfeksiyonlar (osteomiyelit, endoftalmit, artrit, akciğer apsesi, beyin apsesi) kateterlerin önemli enfeksiyöz komplikasyonları arasındadır. Bu derlemede SVK enfeksiyonlarının patogenezi, etkenleri ve görülme sıklığı özetlenmeye çalışılmıştır.

Anahtar kelimeler: Santral venöz kateter, kateter ilişkili enfeksiyonlar, kan dolaşım enfeksiyonları

 

 

Türk Mikrobiyol Cem Derg 42(1):10-15, 2012
doi:10.5222/TMCD.2012.010
Araştırma
İshalli Olgularda Clostridium difficile Toksin Pozitifliğinin Retrospektif Analizi

Ayşe Oğuz AYARCI *, Cüneyt ÖZAKIN **, Barbaros ORAL **, Ali Rıza İLBAŞI *, Melda SINIRTAŞ **, Deniz SIĞIRLI ***, Halis AKALIN *
Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji *, Tıbbi Mikrobiyoloji **, Biyoistatistik ***, Anabilim Dalları

 
ÖZET
 

Amaç: Antibiyotikle ilişkili ishal ve nozokomiyal ishal olgularında en sık etken Clostridium difficile olarak belirlenmektedir. Bu etkeni araştıracak çeşitli yöntemler kullanılmakla birlikte en sık tercih edilen yöntem ELISA ile toksin saptanması yöntemidir. Bu çalışmada Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne başvuran ve 2008-2011 yılları arasında antibiyotikle ilişkili ishal ön tanısı ile merkez mikrobiyoloji laboratuvarına gönderilen örneklerdeki C. difficile toksin pozitifliği ve yatan hasta sayısı/yatılan gün sayısı arasındaki ilişkinin araştırılması amaçlanmıştır.

Gereç ve Yöntem: Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Merkez Mikrobiyoloji Laboratuvarı’na 2008-2011 yılları arasında, ishalli 1829 olgulardan gönderilen toplam 2515 dışkı örneğinin C. difficile toksin sonuçları retrospektif olarak incelenmişti. Bu olgulardaki pozitiflik oranları yıl, erişkin/çocuk, klinik/poliklinik ve yatan hasta sayısı/yatılan gün sayısı olarak belirlenmiştir. Toksin A ve B’nin tespiti ELISA yöntemi (TOX A/B QUIK CHEK, Techlab, ABD) ile yapılmıştır.

Bulgular: Çalışmada 87 olguda (%4.8) toksin pozitif bulunmuş ve toksin pozitif olgu sayısının yıllara göre istatistiksel olarak anlamlı şekilde azaldığı saptanmıştır. Olguların %77’sinin yatan hastalar ait olduğu ve yatan hastalarda pozitifliğin %5.4 olduğu görülmüştür. C. difficile’ye bağlı ishal insidansı, 1000 hastanede yatış günü için 0.07 ve 1000 hasta kabulü için 0.5 olarak tespit edilmiştir.

Sonuç: Önemli bir nozokomiyal gastroenterit etkeni olan C. difficile sıklığı, yeterli enfeksiyon kontrol önlemlerinin alınması ve uygun antibiyotik kullanım politikaları ile azaltılabilir. Bununla birlikte hastalara uygun tedavi için C. difficile tanısının doğru ve hızlı şekilde yapılması gerekmektedir.

Anahtar kelimeler: Clostridium difficile, antibiyotikle ilişkili ishal, ELISA

 

 

Türk Mikrobiyol Cem Derg 42(1):16-20, 2012
doi:10.5222/TMCD.2012.016
Araştırma
Çocukluk Yaş Grubu Gastroenteritlerde Rotavirus ve Adenovirus Sıklığı

Bilge GÜLTEPE *, Görkem YAMAN **, Aytekin ÇIKMAN ***, Hüseyin GÜDÜCÜOĞLU *
Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi, Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı *, Düzen Laboratuvarlar Grubu, Mikrobiyoloji ve Tüberküloz Birimi **, Mengücek Gazi Eğitim Araştırma Hastanesi, Mikrobiyoloji Laboratuvarı ***

 
ÖZET
 

Amaç: Virüslere bağlı gastroenteritlerin sıklığının özellikle gelişmiş ülkeler başta olmak üzere giderek arttığı gözlenmektedir. Viral gastroenterit etkenlerinden rotavirus ve enterik adenovirusler, çocuklarda akut gastroenteritlerin en sık görülen etkenleridir. Bölgemizde rotavirus ve adenovirus enfeksiyonlarının epidemiyolojisi çok iyi bilinmemektedir. Bu çalışmada da, bölgemizdeki akut gastroenterit olguları arasında viral enfeksiyon etkenlerinden rotavirus ve adenovirus sıklığının incelenmesi amaçlanmıştır.

Gereç ve Yöntem: Çalışmamızda; Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Acil Servisi’ne, 01.01.2009-30.12.2009 tarihleri arasında akut gastroenterit nedeniyle başvuran 0-5 yaş arası 200 hastadan gönderilen dışkı örneği gastroenterit etkenleri açısından incelenmiştir. Bakteri ya da parazitlere ait etken saptanmayan 180 dışkı örneği, lateks aglütinasyon yöntemi ile rotavirus ve adenovirus antijenleri açısından değerlendirilmiştir.

Bulgular: İncelenen 180 örneğin 80’inde (%44) bir ya da birden fazla viral antijen saptanmış; 100 (%56) hastada ise viral antijene rastlanmamıştır. Viral antijen saptanan hastalardan 74’ünde (%41) rotavirus, 30’unda (%17) ise adenovirus antijeni tespit edilmiştir. Yirmi dört hastada (%13) ise, rotavirus ve adenovirus antijenleri birlikte saptanmıştır. Sıfır-2 yaş aralığında rotavirus pozitifliği %69, adenovirus pozitifliği %70 oranında görülmüştür. Rotavirus için en yüksek pozitiflik Haziran (%71), Temmuz (%59) ve Mayıs (%56) aylarında görülürken, adenovirus antijenine en çok Haziran (%41), Mart (%33) ile Temmuz ve Kasım (%24) aylarında rastlanılmıştır.

Sonuç: Bölgemizde adenovirus ve rotavirus insidansı yüksek bulunmuştur. Ayrıca diğer bölgelerin aksine, bölgemizde ilkbahar-yaz aylarında görülen gastroenterit olguları içerisinde rotavirus ve adenovirus gastroenteritleri ile sık karşılaşıldığının bilinmesi önemlidir.

Anahtar kelimeler: Viral gastroenteritler, rotavirus ve adenovirus, lateks aglütinasyon

 

 

Türk Mikrobiyol Cem Derg 42(1):21-26, 2012
doi:10.5222/TMCD.2012.021
Araştırma
Kayseri Bölgesinde Hepatit C Virüs Enfeksiyonunun Genotip Dağılımı

Tuba KAYMAN *, Çiğdem KARAKÜKÇÜ **, Ahmet KARAMAN ***, Funda GÖZÜTOK ****
Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Mikrobiyoloji *, Tıbbi Biyokimya **, Gastroenteroloji ***  ve Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji **** Bölümleri

 
ÖZET
 

Amaç: Hepatit C virüs (HCV) enfeksiyonlarının yönetiminde, tedavi öncesi genotip tayininin yapılması önerilmektedir. Bu çalışmada da, Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Mikrobiyoloji Laboratuvarı’na gönderilen HCV RNA pozitif 375 kan örneğinde, HCV genotip dağılımının belirlenmesi amaçlanmıştır.

Gereç ve Yöntem: HCV genotiplendirme “real-time polimeraz zincir reaksiyonu” yöntemiyle Abbott m2000r (Abbott Molecular Diagnostic, ABD) sisteminde yapılmıştır.

Bulgular: Hastaların 234’ü (%62.4) genotip 1, 12’si (%3.2) genotip 2, dördü (%1.1) genotip 3, 120’si (%32) genotip 4 olarak belirlenmiştir. Beş (%1.3) örnekte miks enfeksiyon saptanmıştır (1+3, 1+1b+3, 1+1b+3, 1+1b+4, 1+1a+2). Genotip 1 grubu içinde dokuzu (%2.4) alt tip 1a, 216’sı (%57.6) alt tip 1b bulunurken, dokuz (%2.4) örnekte alt tip belirlenememiştir.

Sonuç: Kayseri’de HCV genotip 4 prevalansının ülkemiz genelinden daha yüksek oranda bulunması, bu konuda daha kapsamlı çalışmalara gereksinim olduğunu göstermektedir. Bu çalışmada elde edilen sonuçların, HCV enfeksiyonunun klinik tedavi yönetimi ve epidemiyolojisine yönelik katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

Anahtar kelimeler: Hepatit C virüsü, genotip, epidemiyoloji

 

 

Türk Mikrobiyol Cem Derg 42(1):27-31, 2012
doi:10.5222/TMCD.2012.027
Araştırma
Konya Bölge Tüberküloz Laboratuvarı’nda 2001-2008 Yılları Arasında Soyutlanan Mikobakteri Suşlarının Birinci Seçenek Anti-tüberküloz İlaçlara Direnci

İnci TUNCER *, Hatice TÜRK DAĞI*, Gülkan SOLGUN **, Şerife YÜKSEKKAYA ***, Oya AKAYA ****, Uğur ARSLAN *, Duygu FINDIK *
Selçuk Üniversitesi Selçuklu Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı *, Etlik İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi Mikrobiyoloji Laboratuvarı **, Konya Eğitim Araştırma Hastanesi Mikrobiyoloji Laboratuvarı ***, Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı ****

 
ÖZET
 

Amaç: Tüberküloz tarih boyunca bilinen en eski hastalıklardan biridir. Son yıllarda ilaca dirençli Mycobacterium tuberculosis suşlarının etken olduğu enfeksiyonlar önemli bir halk sağlığı sorunu oluşturmaktadır. Bu çalışmanın amacı, çeşitli klinik örneklerden izole edilen M. tuberculosis kompleks suşlarında izoniyazit, rifampisin, streptomisin ve etambutol direnç oranlarının belirlenmesidir.

Gereç ve Yöntem: Laboratuvarımıza gönderilen farklı klinik örnekler 2001-2006 yıllarında BACTEC 460 TB kültür sistemine, 2007-2008 yıllarında BACTEC MGIT 960 (Becton Dickinson, ABD) sistemine ve Löwenstein-Jensen besiyerine ekilmiştir.

Bulgular: Çalışma döneminde 1039 M. tuberculosis kompleks suşu izole edilmiş ve her hasta için tek bir suş çalışmaya alınmıştır. Soyutlanan suşların 905’ine duyarlılık testi yapılmıştır. M. tuberculosis kompleks suşlarının %84.7’si (767/905) dört anti-tüberküloz ilaca da duyarlı bulunurken, %15.2’sinde (138/905) ise en az bir anti-tüberküloz ilaca, %0.5’inde (5/905) ise tüm ilaçlara direnç saptanmıştır. İzoniyazit, rifampisin, streptomisin ve etambutole toplam direnç oranları sırasıyla %11.7, %5.7, %5.2 ve %4.9 olarak belirlenmiştir. Çok ilaca direnç oranı ise %4 (36/905) olarak tespit edilmiştir. Tek ilaç direnç 2006 yılında %25.6 iken, 2007 yılında %6.7’ye düşmüştür. Bu azalma istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur. Çok ilaca direnç oranı 2006 yılında %4.3 iken, 2007 yılında %2.2’ye düşmüştür. Bu azalma ise istatistiksel olarak anlamlı değildir.

Sonuç: Bulgularımız Sağlık Bakanlığı Verem Savaş Daire Başkanlığı raporlarında belirtilen Türkiye ortalamaları ile benzerdir. Bu çalışmanın sonuçları, bölgenin direnç durumunu yansıtması yanında daha kapsamlı incelemeler için başlangıç ve yol gösterici olması açısından önemlidir.

Anahtar kelimeler: Mycobacterium tuberculosis, ilaç direnci, birincil anti-tüberküloz ilaçlar

 

 

Türk Mikrobiyol Cem Derg 42(1):32-38, 2012
doi:10.5222/TMCD.2012.032
Araştırma
Klinik Örneklerden İzole Edilen Çoğul Dirençli Acinetobacter baumannii Suşlarında Kolistin, Polimiksin B ve Tigesiklinin İn Vitro Etkinliği

Lütfiye ÖKSÜZ, Nezahat GÜRLER
İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı

 
ÖZET
 

Amaç: Acinetobacter baumannii doğada yaygın olarak bulunmakta ve sert yüzeylerde uzun süre yaşamını sürdürebilmektedir. Farklı antibiyotik sınıflarına direnç kazanma yeteneğine sahip olup, bu özellik çoğul direnç olarak tanımlanır ve tedavi seçeneklerini kısıtlar. Son 10 yıldır çoğul dirençli A. baumannii (MDRAB) suşları artan şekilde bildirilmeye başlanmıştır. Bu çalışmada da, son dört yılda çeşitli klinik örneklerden izole edilen 75 MDRAB suşunun kolistin, polimiksin B ve tigesiklini kapsayan çeşitli antibiyotiklere in vitro aktiviteleri değerlendirilmiştir.

Gereç ve Yöntem: Suşların tanımlanması otomatik sistemlerle yapılmıştır. Antibiyotik duyarlılık deneyleri kolistin, polimiksin B ve tigesiklin için Etest, diğer antibiyotikler için disk difüzyon yöntemiyle yapılmıştır. Tigesiklin için MİK değerlerini yorumlamada Food and Drugs Administration (FDA) kriterleri, diğer antibiyotikler için Clinical and Laboratory Standarts Institute (CLSI) kriterleri esas alınmıştır.

Bulgular: Suşların tamamı MDRAB olarak tanımlanmış ve tamamı en az üç antibiyotik sınıfına dirençli, %95’i de en az bir karbapeneme dirençli olarak bulunmuştur. Tüm suşlar kolistin ve polimiksin B’ye duyarlı bulunmuştur. Suşların %60’ı ampisilin-sulbaktam, amikasin, imipenem üçlüsüne dirençli bulunmuştur. Suşların üçü imipenem ve meropenemden yalnızca birine duyarlı, dördü her ikisine de duyarlı ve kalanı (%91) ise her iki karbapeneme de dirençli bulunmuştur. Suşların 46’sı (%61) tigesikline duyarlı, 27’si (%36) orta duyarlı ve ikisi (%3) dirençli bulunmuştur. Karbapenemlere dirençli suşların %38’i tigesikline dirençli veya orta duyarlı bulunmuştur. Kolistin, polimiksin B ve tigesiklin için MİK50 ve MİK90 değerleri sırasıyla 0.19-0.50µg/ml; 0.38-0.50µg/ml; 2-3µg/ml olarak bulunmuştur.

Sonuç: MDRAB suşlarında kolistin ve polimiksin B’nin, tigesikline göre daha iyi in vitro aktiviteye sahip olduğu saptanmıştır. Tigesikline direncin görülmeye başlanması, gelecekte direncin artacağı endişesini ortaya çıkarmaktadır.

Anahtar kelimeler: Çoğul dirençli Acinetobacter baumannii, tigesiklin, kolistin

 

 

Türk Mikrobiyol Cem Derg 42(1):39-42, 2012
doi:10.5222/TMCD.2012.039
Araştırma
Genişlemiş Spektrumlu Beta-Laktamaz Üreten Escherichia coli ve Klebsiella pneumoniae İzolatlarının Tanımlanmasında ChromID ESBL Agar Besiyerinin Değerlendirilmesi

Duygu DAĞLAR *, Zübeyde ERES SARITAŞ **, Betil ÖZHAK BAYSAN **, Gözde ÖNGÜT **, Dilara ÖĞÜNÇ **, Dilek ÇOLAK **
Serik Devlet Hastanesi Mikrobiyoloji Laboratuvarı *, Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı **

 
ÖZET
 

Amaç: Bu çalışmada genişlemiş spektrumlu beta laktamaz (GSBL) üreten Escherichia coli ve Klebsiella pneumoniae izolatlarının tanımlanmasında ChromID ESBL agar (bioMérieux, France) besiyerinin performasının değerlendirilmesi amaçlanmıştır.

Gereç ve Yöntem: GSBL üretimi doğrulanmış 90’ı E. coli ve 25’i K. pneumoniae olmak üzere toplam 115 izolat, ChromID ESBL agara seçiciliğinin ve kromojenik özelliklerinin değerlendirilmesi için ekilmiştir.

Bulgular: Doksan E. coli izolatının 83’ü (%92.2) ChromID ESBL agarda beklenildiği gibi pembe-bordo renkli koloni oluşturmuş, beşi (%5.6) açık kahverengi koloni oluşturarak üretici firma tarafından tanımlanan kromojenik özelliklere göre PMP (Proteus / Morganella / Providencia) grubunda yer alan tür olarak değerlendirilmiştir. İki E. coli suşu besiyerinde ürememiştir. Yirmi beş K. pneumoniae izolatının 24’ü (%96) beklenildiği gibi yeşil renkli koloni oluşturmuş, bir izolat besiyerinde ürememiştir. E. coli izolatlarında GSBL üretiminin saptanmasında ChromID ESBL agarın duyarlılığı %97.8, doğru tür tanımı ile birlikte GSBL üretiminin saptanmasında duyarlılık ise %92.2 olarak bulunmuştur. K. pneumoniae izolatlarında doğru tür tanımı ile birlikte GSBL üretiminin saptanmasında ChromID ESBL agarın duyarlılığı %96 olarak bulunmuştur.

Sonuç: ChromID ESBL agar, GSBL üreten E. coli ve K. pneumoniae izolatlarının hızlı tanımlanmasında duyarlılığı yüksek yararlı bir besiyeridir.

Anahtar kelimeler: ChromID ESBL agar, E. coli, K. Pneumoniae

2019

2018

2017

2016

2015

2014

2013

2012

2011

Logos Tıp Yayıncılığı
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36
D.63-64 Gayrettepe 34349 Istanbul
 
Fax :
(212) 288 0541
(212) 288 5022
(212) 211 6185
  E-mail
logos@logos.com.tr
  Google Maps için tıklayın