Ana Sayfa ›› Dergiler ›› Türk Mikrobiyoloji Cemiyeti Dergisi Eylül 2013 ›› Türk Mikrobiyoloji Cemiyeti Dergisi Aralık 2011


Türk Mikrobiyoloji Cemiyeti Dergisi Aralık 2011

http://www.tmc-online.org/

    

Türk Mikrobiyol Cem Derg 41(4):131-138, 2011
doi:10.5222/TMCD.2011.131
Derleme
Bitkilerden Elde Edilen Anti Quorum Sensing Bileşikleri ve Yeni İlaç Geliştirmedeki Potansiyelleri

Elif ÇEPNİ *, **, Filiz GÜREL * 
* İstanbul Üniversitesi, Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü, ** Ebittek Biyoteknoloji Araştırma Geliştirme Tic. Ltd. Şti. İstanbul Teknokenti

 
ÖZET
 

Quorum sensing (QS) bakteri hücreleri arasındaki iletişimin, sinyal molekülleri tarafından sağlanması ve bu sayede bazı özel fonksiyonların gerçekleşmesidir. Bu fonksiyonlar arasında virülansla ilişkili proteinlerin sentezi, biyofilm oluşumu ve DNA taşınması gibi patojenite özellikleri de bulunmaktadır. Günümüzde bakteri enfeksiyonlarının tedavisinde en önemli sorun bakterilerin antibiyotiklere direnç geliştirmeleri ve antibiyotik tedavisi ile dirençli suşların seçilmesidir. Yalnızca QS mekanizmasını bloke ederek enfeksiyonun kontrol altına alınması ilk kez Pseudomonas aeruginosa’da gösterilmiştir. Sonraki yıllarda bitki türlerinde anti-QS etkili bileşiklerin varlığı sayısı artan araştırmalarla gösterilmiştir. Bu bitkiler arasında ender bulunan türlerin yanı sıra antibakteriyel etkili tıbbi bitkiler ve yaygın türler de vardır. Anti-QS aktivite Chromobacterium violaceum’da pigment üretimindeki azalmanın yanı sıra, virülans faktörlerin üretimi ve biyofilm oluşumunun inhibisyonu gösterilerek ya da rekombinant bakteri suşları kullanılarak belirlenebilir. İncelenen bitkilerin çok azında QS’in hangi yolla baskılandığı belirlenebilmiştir. Anti-QS etkili ekstrelerden saf maddelerin elde edilmesi ve bunların etki mekanizmalarının aydınlatılması yeni nesil ilaç geliştirme çalışmalarına önemli katkı sağlayacaktır.

Anahtar kelimeler: Quorum sensing, ilaç, biyomonitör

 

 

Türk Mikrobiyol Cem Derg 41(4):139-142, 2011
doi:10.5222/TMCD.2011.139
Araştırma
İdrar Örneklerinden İzole Edilen Gram Negatif Bakteriler ve Antibiyotiklere Direnç Oranlarının Retrospektif Olarak Değerlendirilmesi

Murat ARAL, Ekrem KİREÇCİ, Serpil Şeriban DOĞAN
Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı

 
ÖZET
 

Amaç: Bu çalışmada, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniver-sitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Laboratuvarı’na gönderilen idrar örneklerinden en sık izole edilen bakteriler ve bu bakterilerin antibiyotiklere direnç oranlarının belirlenmesi amaçlanmıştır.

Gereç ve Yöntem: Çalışmada Ocak 2008-Ocak 2011 tarihleri arasında gönderilen 624 idrar örneği retrospektif olarak incelenmiştir. İzole edilen suşların antimikrobiyal duyarlılık testleri, VİTEK 2 (bioMerieux, Fransa) sistem ile CLSI standartlarına uygun olarak yapılmıştır.

Bulgular: İzole edilen bakteriler arasında ilk sırayı Escherichia coli alırken (%77.7), bunu sırasıyla Klebsiella pneumoniae (%10.6), Pseudomonas aeruginosa (%4.3), Proteus mirabilis (%2.2), K. oxytoca (%1.8), Enterobacter cloacae (%1.1), E. aerogenes (%0.6), Citrobacter freundii (%0.6), Acinetobacter baumannii (%0.5), Morganella morganii (%0.3) ve Serratia marcescens (%0.2) takip etmiştir. Gram negatif bakterilere en etkili antibiyotiklerin karbapenemler olduğu belirlenmiştir.

Sonuç: Gram negatif bakterilere karşı artan oranda antibiyotik direnci görülmekte olup, bu bakteriler ülkemizdeki tüm hastanelerde önemli bir sağlık sorunu oluşturmakta ve bu nedenle antibiyotiklerin rasyonel kullanımı büyük önem taşımaktadır.

Anahtar kelimeler: İdrar, üriner sistem enfeksiyonları, gram negatif bakteriler

 

 

Türk Mikrobiyol Cem Derg 41(4):143-148, 2011
doi:10.5222/TMCD.2011.143
Araştırma
Ülkemizde Hepatit A Enfeksiyonunun Değişen Epidemiyolojisi

Kamuran TÜRKER *, Elçin BALCI **, Sema BATI ***, Medine HASÇUHADAR ****, Eda SAVAŞ *****
* İstanbul Bağcılar Eğitim Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Bölümü
** Kayseri Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı
*** Ankara Dr. Abdurahman Yurtarslan Eğitim ve Araştırma Onkoloji Hastanesi Mikrobiyoloji Bölümü
**** Ankara Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Bölümü
***** Gaziantep Ünaldı Aile Sağlığı Merkezi

 
ÖZET
 

Amaç: Hepatit A virüsü (HAV) tüm dünyada yaygın olup, fekal oral yolla bulaşan enfeksiyon hastalığına neden olmaktadır. Yaş ilerledikçe enfeksiyonun belirgin hale geçtiği ve komplikasyonların arttığı kabul edilir. Daha önceki verilere zıt olarak ülkemizde ve çevre ülkelerde hepatit A enfeksiyonunun görülme oranları azalmakta, enfekte olma yaşı ileri yaşlara kaymakta böylece toplumda hepatit A enfeksiyonuna duyarlı büyük bir kesim ortaya çıkmaktadır. Ülkemizdeki ilerleyen medeniyet seviyesinin hepatit A seropozitifliği üzerine olan etkilerini ve toplumuzun hepatit A enfeksiyonuna duyarlılığını belirlemek amacıyla bu çalışma planlanmıştır.

Gereç ve Yöntem: Bu çalışmada, 03.01.2008-08.03.2010 tarihleri arasında Ankara Dr. Abdurahman Yurtarslan Eğitim ve Araştırma Onkoloji Hastanesi Mikrobiyoloji Laboratuvarı’nda anti-HAV IgG testi bakılan hastaların özellikleri retrospektif olarak incelendi. Anti-HAV IgG testi, serum örneklerinde Abbott Architect 2000 cihazı (Abbott Laboratories, Illinois, USA) ile kemilüminesans yöntemiyle çalışıldı.

Bulgular: Çalışmaya alınan 4606 hastanın 2113’ü (%45.9) erkek, 2493’ü (%54.1) kadın idi. Yaş ortalaması 35.1 yıl (aralık=0-110 yaş) olarak bulundu. Hastaların 3721 (%80.8) tanesinde anti-HAV IgG pozitif bulundu. Anti-HAV IgG negatif 885 hastanın 391’i (%44.2) erkek ve 494’ü (%55.8) kadındı. Yaş ile beraber artan anti-HAV IgG seropozitifliği tespit edilmesine rağmen, 0-14 yaş arasındaki hastaların %73’ü, 0-19 yaş aralığındaki hastaların %66.1’i ve hatta 0-24 yaş arası baş vuran hastaların %60.1’i anti-HAV IgG negatifti.

Sonuç: Çocuk, adolesan ve genç erişkin dönemde hepatit A enfeksiyonuna duyarlı büyük bir kesimin olduğunu, okul, askerlik, iş nedenleriyle toplu yaşam ortamlarında bulunan bu duyarlı kesimde olası salgınların yıkıcı etkisinin olabileceği ve kitlesel aşılamaların önem kazanacağı bu çalışma ile vurgulandı.

Anahtar kelimeler: Hepatit A virüsü, halk sağlığı, salgın

 

 

Türk Mikrobiyol Cem Derg 41(4):149-154, 2011
doi:10.5222/TMCD.2011.149
Araştırma
Rize 82. Yıl Devlet Hastanesi’nde Çeşitli Klinik Örneklerden İzole Edilen Escherichia coli ve Klebsiella Suşlarının Genişlemiş Spektrumlu Beta-Laktamaz Üretimleri veAnti-mikrobiklere Direnç Oranları

Ayşegül Çopur Çİçek *, Zeynep Şentürk Köksal **, Ayşe Ertürk ***, Seher Aziret Getİr **, Osman Birol Özgümüş *
* Rize Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji ve *** Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalları, ** Rize 82. Yıl Devlet Hastanesi Klinik Mikrobiyoloji Laboratuvarı

 
ÖZET
 

Amaç: Bu çalışmada, Rize 82. Yıl Devlet Hastanesi Klinik Mikrobiyoloji Laboratuvarı’na Şubat 2010-Mart 2011 tarihleri arasında çeşitli kliniklerden gönderilen örneklerde üreyen Escherichia coli ve Klebsiella suşlarının anti-mikrobik duyarlılıkları retrospektif olarak incelenmiştir.

Gereç ve Yöntem: Laboratuvarımıza gönderilen idrar, balgam, yara yeri ve diğer klinik örnekler kanlı ve eozin metilen blue (EMB) agara; kan örnekleri bifazik Rosmedia (GBL) besiyerine ekilmiş ve rutin prosedürlerine uygun olarak koyun kanlı ve EMB agara pasajlanmıştır. Üreme sonucunda mikroorganizmalar konvansiyonel yöntemler ile biyokimyasal özelliklerine göre tanımlanmıştır. Tanımlama sonrasında antibiyotik duyarlılık testleri Kirby-Bauer disk difüzyon yöntemi ile Clinical Laboratory Standards Institute (CLSI)’nin kriterlerine göre yapılmıştır. E. coli ve Klebsiella izolatlarının genişlemiş spektrumlu beta-laktamaz (GSBL) üretimi çift disk sinerji yöntemi ile araştırılmıştır.

Bulgular: Laboratuvara gelen klinik örneklerden 501 E. coli, 90 Klebsiella suşu izole edilmiştir. E. coli’de GSBL pozitiflik oranı %17 (n=85), Klebsiella suşlarında %21.1 (n=19) olarak saptanmıştır. Her iki bakteride de GSBL üretimi poliklinik hastalarında klinik hastalarına göre daha yüksek bulunmuştur. GSBL üreten izolatların GSBL üretmeyenlere göre özellikle amoksisilin-klavulanik asit, ampisilin ve üçüncü kuşak sefalosporinlerden seftriakson ve sefazoline yüksek oranlarda dirençli oldukları bulunmuştur. GSBL oluşturan ve oluşturmayan E. coli ve Klebsiella izolatlarında en etkili anti-mikrobiklerin karbapenemler ve amikasin olduğu saptanmıştır.

Sonuç: Poliklinik hastalarından izole edilen suşlarda da artan oranlarda GSBL üretimi olduğundan akılcı antibiyotik kullanım politikaları hızla yaygınlaştırılmalıdır.

Anahtar kelimeler: Escherichia coli, Klebsiella türleri, genişlemiş spektrumlu beta-laktamazlar

 

 

Türk Mikrobiyol Cem Derg 41(4):155-161, 2011
doi:10.5222/TMCD.2011.155
Araştırma 
Kısa Süreli Kuruluk ve Sıcaklık Değişiminin Şebeke Suyuyla Beslenen Model Su Borusu Sistemindeki Mikrobiyal Biyofilm Oluşumuna Etkisi

Duygu BAŞ *, İrfan TÜRETGEN **
* Merck Sharp Dohme İlaçları Ltd. Şti.
** İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü, Temel ve Endüstriyel Mikrobiyoloji Anabilim Dalı

 
ÖZET
 

Amaç: Akuatik mikroorganizmalar yüzeylere yapışarak biyofilm tabakası oluştururlar. Biyofilm tabakası, bakterileri kısa süreli kurumaya, dezenfektanlara, besin azlığına, pH dalgalanmalarına, anti-mikrobik ajanlara, toksinlere ve virüslere karşı koruyabilmektedir. Şebeke suyu dağıtımında farklı nedenlerle su kesintileri olabilir. Su kesintileri esnasında suyun çekilmesiyle borularının iç yüzeyi kurumaya başlar. Bu çalışmada şebeke suyu ile beslenen model boru sisteminde mikrobiyal biyofilm gelişimi üzerine sıcaklık değişimi ve kısa süreli kuruluğun etkisinin incelenmesi hedeflenmiştir.

Gereç ve Yöntem: Bu çalışmada evsel su borusu model sistemi üzerinde sekiz ay boyunca biyofilm tabakasının oluşumuna olanak sağlanmıştır. Aylık olarak alınan boru kesitlerindeki biyofilmler üzerine 6, 24, 48, 72 saatlik kurumanın aerobik mezofilik heterotrofik bakterilerin (AMHB) üremesine etkisi izlenmiştir ve epifloresan mikroskopta ölü/canlı mikroorganizma sayıları kayıt edilmiştir. Boru yüzeylerinde oluşan biyofilm miktarı kantitatif olarak da ölçülmüştür.

Bulgular: Bu çalışmada oluşturulan 6, 24, 48, 72 saatlik kuruluğun ve sekiz aylık süreçteki (Ağustos-Mart) su sıcaklığının düşmesinin biyofilm tabakasındaki AMHB üremesini anlamlı olarak azalttığı ancak biyofilmin kantitatif ölçümünde ve epifloresan mikroskopta incelen ölü/canlı mikroorganizma sayılarında anlamlı fark oluşmadığı tespit edilmiştir.

Sonuç: Bu çalışma ile mikroorganizmaların kısa süreli kuruluğa ve sıcaklık düşüşüne karşı biyofilm tabakası tarafından korunabildikleri ancak kültürlerinin yapılamadığı tespit edilmiştir. Klasik kültür yöntemi ile yapılan sayımlar hataya neden olabileceğinden farklı yöntemlerle canlı bakteri sayılarına bakmak doğru olacaktır.

Anahtar kelimeler: Biyofilm, şebeke suyu, epifloresan mikroskobik inceleme

 

 

Türk Mikrobiyol Cem Derg 41(4):162-167, 2011
doi:10.5222/TMCD.2011.162
Araştırma
Vankomisine Dirençli Enterokokların İzolasyonunda Değişik Besiyerlerinin Araştırılması

Defne GÜMÜŞ *, Deniz SERTEL ŞELALE **, Yaşar NAKİPOĞLU **, Mine ANĞ KÜÇÜKER *
* Yeni Yüzyıl Üniversitesi Tıp Fakültesi, Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı
** İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi, Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı

 
ÖZET
 

Amaç: Vankomisin dirençli enterokokların (VRE) etken olduğu hastane enfeksiyonları ve salgınlarında, rezervuar olarak önemli rol oynayan VRE kolonizasyonlu hastaların hızlı ve güvenilir şekilde belirlenmeleri büyük önem taşır. Bu amaçla, özellikle belirli bazı kliniklerdeki hastalar periyodik olarak yapılan sürveyans çalışmalarıyla olası VRE kolonizasyonu açısından taranırlar. Bu çalışmada, VRE kolonizasyonunun saptanmasında kullanılabilecek farklı besiyerleri ve yöntemlerin karşılaştırılması amaçlanmıştır.

Gereç ve Yöntem: VRE kolonizasyonunun saptanmasında kullanılmak üzere tarafımızdan farklı oran ve kombinasyonlarda eskülin, vankomisin, teikoplanin, azid glikoz buyyon (AGB), beyin kalp infüzyon agar ve NaCl içeren 29 katı besiyeri direkt kültürde denenmiş, seçici besiyeri olarak başarılı bulunan dört kombinasyon, bakterinin klinik örneklerden izolasyonları açısından rutin olarak kullanılan zenginleştirme yöntemiyle karşılaştırılmıştır. Ayrıca iki farklı zenginleştirme kültür yöntemi (rutin yöntem ve modifiye yöntem), rektal sürüntü örneklerinden VRE izolasyon başarısı açısından karşılaştırılmıştır. AGB ve vankomisin (6µg/ml) ilavesiyle modifiye edilen vankomisinli AGB (AGBV) besiyerine rektal sürüntü örnekleri inoküle edilmiş; sonrasında AGB’den vankomisin ilave edilmiş Triptik Soy Agar (VTSA) besiyerine ve AGBV’den TSA besiyerine pasaj yapılarak izolasyon oranları karşılaştırılmıştır.

Bulgular: Hazırlanan 29 besiyeri arasından NaCl ve teikoplanin içermeyen, 8µg/ml vankomisin ile AGB içeren dört tanesi en iyi olmakla birlikte, 20 rektal sürüntü örneğinden VRE izolasyonunda, rutinde kullanılan çoğaltma yöntemine göre daha başarısız bulunmuştur. Hastanede yatan 109 hastadan alınan ve iki farklı çoğaltama besiyerine (AGB ve AGBV) ekilen rektal sürüntü örneklerinde VRE izolasyonu açısından AGBV daha başarılı olsa da, istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır (AGB %17.4, AGBV %26.6).

Sonuç: VRE izolasyonunda sıvı besiyerinde yapılan çoğaltmanın üretme şansını arttırdığı görülmüştür

Anahtar kelimeler: Vankomisine dirençli enterokok, kolonizasyon, besiyeri

 

 

Türk Mikrobiyol Cem Derg 41(4):168-171, 2011
doi:10.5222/TMCD.2011.168
Olgu Sunumu
Beyin Cerrahisi Sonrası Çok İlaca Dirençli Acinetobacter baumannii’ye Bağlı Nozokomiyal Menenjit Gelişen Olguda İntratekal Netilmisin Tedavisi

Salih CESUR *, Nilgün ALTIN *, Göknur YAPAR TOROS *, Mehmet KALAN **, Fatih AYVALIK **, Kamer KOLDAŞ ***, İrfan ŞENCAN ****
* Etlik İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Enfeksiyon Kontrol Komitesi, ** Nöroşirürji Kliniği, *** Mikrobiyoloji Laboratuvarı, **** Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Kliniği

 
ÖZET
 

Bu makalede; araç dışı trafik kazası nedeniyle subdural hematom ve subaraknoid kanama ile opere edilen, eksternal ventriküler drenaj takılan ve çok ilaca dirençli Acinetobacter baumannii’nin etken olduğu nozokomiyal menenjit gelişen 54 yaşında bir erkek hasta sunuldu. Hastaya intravenöz meropenem ve kolistin tedavisine ilaveten intratekal netilmisin tedavisi uygulandı. İntratekal netilmisin tedavisi sonrası beyin omurilik sıvısı bulgularında belirgin düzelme saptandı. Beyin cerrahisi sonrası çok ilaca dirençli A. baumannii’ye bağlı olarak gelişen nozokomiyal menenjitlerin mortalite oranları yüksek, tedavi seçenekleri kısıtlı olduğundan bu hastalarda intratekal netilmisin ve kolistin gibi güncel tedavi seçeneklerinin de akılda tutulması gerektiği vurgulanmaya çalışıldı.

Anahtar kelimeler: Acinetobacter baumannii, menenjit, intratekal netilmisin tedavisi

2019

2018

2017

2016

2015

2014

2013

2012

2011

Logos Tıp Yayıncılığı
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36
D.63-64 Gayrettepe 34349 Istanbul
 
Fax :
(212) 288 0541
(212) 288 5022
(212) 211 6185
  E-mail
logos@logos.com.tr
  Google Maps için tıklayın