Ana Sayfa ›› Dergiler ›› Çocuk Dergisi Aralık 2013 ›› Çocuk Dergisi Haziran 2013


Çocuk Dergisi Haziran 2013

http://www.cocukdergisi.org/
    

Çocuk Dergisi 13(2):55-60, 2013
doi:10.5222/j.child.2013.055
Derleme
Çocuklarda Besin Allerjisi ve D Vitamini İlişkisi

Serap Özmen *, Şennur Keleş *

ÖZET

Allerjik hastalıkların prevalansının son yıllarda tüm dünyada artışının yanı sıra D vitamini eksikliği veya yetersizliği de yaygın olarak görülmektedir. Vitamin D eksikliğinin atopik dermatit, astım ve yineleyen vizing ile ilişkisi çeşitli çalışmalarla araştırılmıştır. Besin allerjisi ile vitamin D arasındaki olası birliktelik ilk kez epidemiyolojik çalışmalarda dikkati çekmiştir. Gebelikte D vitamini alımı, maternal veya kordon kanında vit D düzeyinin besin allerjisi üzerinde koruyucu, arttırıcı veya etkisiz olduğuna sonuçlar elde edilmiştir. Çocuklarda yapılan az sayıdaki çalışmada vit D eksikliğinde besin (yerfıstığı ve yumurta) allerjisinin arttığı saptanmıştır. Besin duyarlanması-vitamin D ve gen etkileşimi incelendiğinde, vit D eksikliğinin belirli genotiplerde besin duyarlanmasını arttırdığı bulunmuştur. Sonuç olarak, besin allerjisi ve vit D arasındaki ilişkiyi araştıran çalışmalar olmasına rağmen, sonuçları çelişkilidir. Bu nedenle çocuklardaki besin allerjisinde çocuk sağlığındaki geçerli bilgiler eşliğinde doğru vitamin uygulaması yapılmalıdır.

Anahtar kelimeler: Besin allerjisi, besin duyarlanması, çocuk, vitamin D, vitamin D eksikliği

Çocuk Dergisi 13(2):61-64, 2013
doi:10.5222/j.child.2013.061
Araştırma
Koruyucu Demir Tedavisi Her Çocuk İçin Gerekli mi?

Fırat ERDOĞAN *, İlke ÖZAHİ İPEK *, Mustafa ELİAÇIK *, Vural KARTAL **, Yakup PAÇAL *

ÖZET

Amaç: Demir eksikliği gelişim çağındaki çocukları ciddi şekilde etkilemektedir. Buna bağlı olarak fiziksel ve bilişsel gelişimde geri dönüşümsüz kayıplar olabilmektedir. Yenidoğanların serum demir düzeylerini etkileyen en önemli faktör, annenin demir durumudur. Doğurganlık çağındaki kadınlarda sık görülen demir eksikliği gebelikle birlikte ağırlaşmakta, sonuç olarak yenidoğanlar düşük demir düzeyleri ile hayata başlamaktadır. Bu olumsuzluğu engellemek için ülkemizde dört ayını doldurmuş bebeklere koruyucu demir tedavisi başlanmaktadır.Oral yoldan verilen demir preparatları hasta uyumu düşük ilaçlardır. Bu çalışmamızda yenidoğanlarda ve dördüncü ayda alınan kan örneklerinde demir düzeylerini karşılaştırdık. dördüncü ayda koruyucu tedavi gerektirmeyecek demir düzeyini garanti edebilecek kord kanı demir düzeyini tespit etmeye çalıştık. Koruyucu tedavinin sadece riskli hastalara verilmesi bu şekilde tedavi maliyetlerinin düşürülmesi ve hasta uyumunun artırılmasına katkıda bulunmayı amaçladık.

Gereç ve Yöntemler: İleriye dönük olarak planlanan bu çalışmaya 11.02.2013-16.03.2013 tarihleri arasında hastanemizde doğmuş bebekler dâhil edilmiştir. Bebeklerden doğumda ve dördüncü ayda kan alınarak serum demir düzeyi tespit edildi. Korelasyon testleri kullanılarak kord kanı demir düzeyi ve dördüncü ay kan demir düzeyi arasındaki korelasyon varlığı araştırıldı.

Bulgular: Kord kanı demir düzeyi ile dördüncü ay serum demir düzeyi arasında pozitif doğrusal ilişki tespit edilmiştir (r=0.910). Bu ilişki p<0.005 seviyesinde istatistiksel olarak anlamlıdır. Buna göre kord kanı demir düzeyi 130.8 µg/dL ve üzerinde olan çocuklarda dördüncü ay demir düzeyi, normalin alt sınır değeri olan 84 µg/dL ve üzerinde olacaktır. ROC analizinde testin duyarlılığının % 91.1 özgüllüğünün ise % 11 olduğu görülmüştür. Kord kanı demir düzeyi 105,5 µg/dL’in altında kalan yenidoğanlar da dördüncü ayda kan demir düzeylerinin normalin altında tespit edileceği öngörülmüştür.

Sonuç: Koruyucu amaçlı demir tedavisini her çocuğa vermek yerine çalışmamızda belirlediğimiz kord kanı demir düzeyi eşik değeri olan 130.8 µg/dL’nin altında olan çocuklara vermek, gerek tedavi maliyeti gerekse hasta uyumu açısından daha yararlı olacaktır.

Anahtar kelimeler: Yenidoğan, demir, anemi, koruyucu tedavi


Çocuk Dergisi 13(2):65-69, 2013
doi:10.5222/j.child.2013.065
Araştırma
Gaziantep Çocuk Hastanesi Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi’nde İzlenen Doğumsal Kalp Hastalıkları Vakalarının İncelenmesi

Evrim Kıray Baş *, Yusuf Ünal Sarıkabadayı *, Mehmet Karacan *, Ayşe Demirçubuk *, Metin Karçin *, Selda Arslan *

ÖZET

Amaç: Hastanemiz yenidoğan yoğun bakım ünitesinde izlenen bebekler arasında doğumsal kalp hastalığı tanısı alanların sıklık, risk faktörleri ve tanısal ipuçları açısından geriye dönük değerlendirilmesi.

Gereç ve Yöntemler: Ocak 2012-Aralık 2012 tarihleri arasında Gaziantep Çocuk Hastanesi Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi’nde izlenen 2005 bebek arasında doğumsal kalp hastalığı tanısı alan 21 vaka geriye dönük olarak değerlendirildi.

Bulgular: Doğumsal kalp hastalığı sıklığı % 1.04 bulundu. Doğumsal kalp hastalığı tanısı alan yenidoğanlardan en sık kardiyoloji konsültasyonu istenme nedeni üfürümdü. Siyanotik olmayan kalp hastalıkları % 62, siyanotik kalp hastalıkları % 38 sıklıkta gözlendi. En sık saptanan izole siyanotik olmayan kalp hastalığı atrioventriküler septal defekt (% 23.3) iken, en sık saptanan siyanotik hastalık Fallot tetralojisi (% 9,5) idi. Hastaların % 71.5’i matür, % 28.5’i prematürdü. Doğumsal kalp hastalığı tanısı alan bebeklerin % 66.6’sı solunum sıkıntısı nedeniyle yatmaktaydı. Ortalama anne yaşı 24.2 (17-41) olarak bulundu. Ailelerin % 43’ünde akraba evliliği söz konusuydu. Hastaların 8’ine cerrahi tedavi önerildi. Üç hasta cerrahi öncesi kalp yetersizliğinden öldü.

Sonuç: Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde izlenen bebekler arasında doğumsal kalp hastalığı sıklığı tüm canlı doğanlara göre daha yüksektir. Yenidoğanların kardiyak hemodinamiği farklı olduğu için yatırılan her hastaya belirgin kardiyak semptom olmasa bile dikkatli kardiyak muayene ve değerlendirme yapılması önemlidir.

Anahtar kelimeler: Yenidoğan, doğumsal kalp hastalığı, yoğun bakım ünitesi

Çocuk Dergisi 13(2):70-72, 2013
doi:10.5222/j.child.2013.070
Vaka Sunumu
Hidrops Fetalis ile Birlikte Nedeni Bilinmeyen Doğumsal Şilotoraks

Yalçın ÇELİK *, Barış AKBAŞ **, Esra MİMAROĞLU **, Hakan TAŞKINLAR ***, Ali Ertuğ ARSLANKÖYLÜ **, Olgu HALLIOĞLU ****

ÖZET

Doğumsal şilotoraks 10.000-15.000 doğumda bir görülür ve hidrops fetalisin ender nedenlerinden biridir. Bununla birlikte doğumsal şilotoraks yenidoğanda ve fetusta plevral sıvı birikiminin en sık nedenidir. Doğumsal şilotoraks hidrops fetalis ile birlikte olduğunda ölüm oranı oldukça yüksektir. Doğumsal şilotoraks tek başına olabileceği gibi lenfatik sistemin diğer bozuklukları, doğumsal kalp hastalıkları, Down, Turner, Noonan sendromu, pulmoner lenfanjiektazi, kistik higroma ve H tipi trakeoözefageal fistül gibi diğer bozukluklarla birlikte de olabilir. Burada hidrops fetalis ile birlikte nedeni bilinmeyen doğumsal şilotoraks tanısı alan bir vaka sunulmuştur. Hidrops fetalisli bebeklerde ayırıcı tanıda doğumsal şilotoraks akla gelmelidir. Hidrops fetalis ile birlikte olan doğumsal şilotoraksın erken tanısı ve tedavisi bu bebeklerin sağ kalım oranlarını arttıracaktır.

Anahtar kelimeler: Doğumsal şilotoraks, hidrops fetalis, yenidoğan


Çocuk Dergisi 13(2):73-76, 2013
doi:10.5222/j.child.2013.073
Vaka Sunumu
Henoch-Schönlein Vaskülitinde Şiddetli Gastrointestinal Tutulum: Vaka Sunumu

Belde KASAP DEMİR *

ÖZET

Henoch-Schönlein purpurası (HSP) ile ilişkili gastrointestinal sistem bulguları karın ağrısından obstrüksiyona dek değişebilmektedir. Tedavide oral ya da intravenöz steroid kullanılabilmekte, yanıt alınamadığında puls metilprednizolon (PMP), intravenöz immunglobulin ya da plazmaferez gibi tedavi seçeneklerine geçilebilmektedir. Altı yaşında erkek vaka bilateral alt ekstremitelerde palpabl purpura, bileklerde artrit, lomber ve frontal bölgelerde ağrılı yumuşak doku ödemleri, skrotal ekimotik görünüm bulguları ile HSP tanısı aldı. İzleminde şiddetli karın ağrısı ve kanlı dışkılama yakınmaları gelişti. İki mg/kg dozunda başlanan steroid tedavisine yanıt alınamayarak PMP tedavisine geçildi. Tedavinin ilk dozunda epididimit gelişen ve üçüncü dozunda halen kanlı dışkılama izlenen vakada üçüncü dozdan sonra yakınmalerde gerileme saptandı.

Anahtar kelimeler: Henoch-Schönlein purpurası, gastrointestinal sistem; puls metilprednizolon


Çocuk Dergisi 13(2):77-80, 2013
doi:10.5222/j.child.2013.077
Vaka Sunumu
Yenidoğan Bir Bebekte Warfarin İlişkili İntrakranial Kanama: Vaka Sunumu

Mehmet SARIAYDIN *, Şebnem KADER *, Mehmet MUTLU *, Yakup ASLAN *

ÖZET

Warfarin, özellikle mekanik prostetik kalp kapağına sahip kişilerde tromboembolik olayların önlenmesinde yaygın olarak kullanılan bir antikoagülandır. Gebelik sırasında warfarin kullanımı konjenital anomali ve intrakranial kanama gibi ciddi komplikasyonlara neden olabilmektedir. Yenidoğanda warfarin ilişkili kanama, ender görülen bir komplikasyondur. Bu vaka sunumunda, mitral kapak replasmanı nedeni ile yedi yıldır warfarin kullanan 29 yaşındaki bir annenin bebeğinde meydana gelen intraventriküler ve subaraknoid kanama rapor edilerek gebelikte warfarin kullanımına dikkat çekilmek istendi.

Anahtar kelimeler: Yenidoğan, warfarin, intrakranial kanama

Çocuk Dergisi 13(2):81-84, 2013
doi:10.5222/j.child.2013.081
Vaka Sunumu
Yenidoğan Döneminde Adrenal Hemorajik Kist

Hüseyin Tatar *, Selçuk Bilgi **, Murat Şanal *

ÖZET

Adrenal kistler ender görülen ve genellikle insidental olarak saptanan lezyonlardır. İnsidansı % 0.06-0.18 olarak bildirilmiştir. Adrenal kistler, tüm yaş gruplarında görülebilmekledir; çocukluk ve yenidoğan döneminde ise çok daha ender rastlanmaktadır.

Burada antenatal dönemde batın içi kitle nedeniyle takip edilen yenidoğan dönemindeki hemorajik adrenal kist vakasu sunulacaktır.

Anahtar kelimeler: Adrenal gland, yenidoğan, hemorajik kist


Çocuk Dergisi 13(2):85-88, 2013
doi:10.5222/j.child.2013.085
Vaka Sunumu
Lokal Anestezik Uygulamasının Ender Bir Komplikasyonu: Methemoglobinemi

Selçuk UZUNER *, Mehmet KÜÇÜKKOÇ *, Emel TORUN *, Murat KARDAŞ *, Selim GÖKÇE **

ÖZET

Hemoglobinin çeşitli oksidatif streslerle oksitlenmesi sonucu, içeriğindeki iki değerli demirin, üç değerli ferri haline dönüşmesine methemoglobinemi denir. Dokularda hipoksiye yol açan bu durum, konjenital ve edinsel nedenlere bağlı olarak oluşabilir. Bu makalede sünnet öncesi bupivakain uygulanan ve sonrasında akut methemoglobinemi gelişen bir yenidoğan ile, karaciğer biyopsisi sırasında prilokain uygulanan ve methemoglobinemiye bağlı siyanoz gelişen üç aylık kolestaz vakası sunularak hastalığın ayırıcı tanısı ve tedavi yöntemlerinin tartışılması amaçlanmıştır.

Anahtar kelimeler: Methemoglobinemi, lokal anestezikler, siyanoz

2019

2018

2017

2016

2015

2014

2013

2012

2011

2010

2009

2008

2007

2006

2005

2004

2003

2002

Logos Tıp Yayıncılığı
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36
D.63-64 Gayrettepe 34349 Istanbul
 
Fax :
(212) 288 0541
(212) 288 5022
(212) 211 6185
  E-mail
logos@logos.com.tr
  Google Maps için tıklayın