Ana Sayfa ›› Dergiler ›› Çocuk Dergisi Aralık 2013 ›› Çocuk Dergisi Aralık 2012


Çocuk Dergisi Aralık 2012

http://www.cocukdergisi.org/
    

Çocuk Dergisi 12(4):153-158, 2012
doi:10.5222/j.child.2012.153
Derleme
Akut Miyeloid Lösemi (AML)

Sema ANAK *, Ezgi UYSALOL *

ÖZET

Akut miyeloid lösemi (AML) çocuklarda ikinci en sık lösemi türüdür. AML tanısı için kemik iliğinde % 30’un üstünde blast varlığı gereklidir. Destekleyici bakımdaki iyileşmelerle birlikte yoğunlaştırılmış konvansiyonel kemoterapi çocukluk çağı AML prognozunu iyileştirmiştir. AML olan çocukların tedavisinde gelişmeler, lökomogenezin ve ilaç direncinin altında yatan genetik anormallikler dikkate alınarak hastalığın biyolojisinin daha iyi anlaşılmasını gerektirir. Bu yazımızda AML genetik ve biyolojisine yeni bir bakış açısı sağlayan son çalışmaları, hastalık için risk sınıflaması ve tedavi tartışmalarını ve halen araştırılmakta olan terapötik ajanları özetledik.

Anahtar kelimeler: Akut miyeloid lösemi, AML, çocukluk çağı lösemisi

Çocuk Dergisi 12(4):159-163, 2012
doi:10.5222/j.child.2012.159
Derleme
Tamamlayıcı Beslenme

Esra DEVECİOĞLU * Gülbin GÖKÇAY **

ÖZET

Bilimsel araştırma sonuçlarına göre yaşamın ilk yıllarındaki en sağlıklı beslenme biçimi “ilk altı ay tek başına anne sütü ile beslenme ve 6. ayda uygun tamamlayıcı besinlere başlanarak emzirmenin en az iki yaşına kadar sürdürülmesi” olarak kabul edilmektedir. Bu makalenin amacı bilimsel veriler eşliğinde tamamlayıcı beslenme konusundaki son gelişmeleri değerlendirip tartışmaktır.

Anahtar kelimeler: Tamamlayıcı beslenme, ne zaman, nasıl


Çocuk Dergisi 12(4):164-168, 2012
doi:10.5222/j.child.2012.164
Araştırma 
Emzirme Danışmanlığı Birimine Başvuran Annelerin ve Bebeklerin İncelenmesi

Müge KEPEKÇİ *, Nilgül YALÇINOĞLU **, Esra DEVECİOĞLU *, Tijen EREN ***, 
Gülbin GÖKÇAY ****

ÖZET

Amaç: Çocukların sağlıklı büyümesinde en önemli unsurlardan biri, bebeklerin emzirilmesidir. Emzirme danışmanlığı başarılı emzirmenin sağlanmasında önemli rol oynar. Bu araştırmada ailelerin bir emzirme danışmanlığı birimine başvurma nedenleri ve sonuçları irdelenmiştir.

Gereç ve Yöntemler: Bir emzirme danışmanlığı birimine başvuran 90 anne ve bebeğe ait dosya retrospektif olarak değerlendirildi. Doğum kliniğinde doğum yapan annelere haftada 2 gün hizmet veren bu birim hakkında bilgi verilmekte, gerektiğinde başvurabilecekleri belirtilmekteydi. Her başvuru sırasında doldurulan emzirme danışmanlığı formları incelenerek anne ve bebeklerin bazı özellikleri, emzirme danışmanlığı alma nedenleri, emzirme danışmanlığında saptanan sorunlar ve öneriler değerlendirildi.

Bulgular: Annelerin % 39’u bebeğin emmemesi, % 28’i bebeğin doymadığı konusunda endişe etmesi, % 20’si bebeğinde yetersiz kilo alımı, % 10’u bebeğindeki ağlama ve huzursuzluk yakınması ile başvurmuşlardı. Annelerin % 95.6’sı emzirmenin nasıl olduğu, anne sütünün yapısı, meme bakımı, emzirme tekniği, fincanla besleme tekniği, elle süt sağma ve saklama teknikleri hakkında bilgilendirilmiş; % 94,4’üne elle süt sağma, fincanla besleme, emzirme ekleyicisiyle besleme, bebeği memeye yerleştirme hakkında beceri kazandırılmıştır. Annelerin % 84,4’ü kendine güven kazanması için desteklenmiştir. Başvuranların % 44,9’u bir kez, % 55,1’i en az iki kez izleme alınmıştır. Takip edilen annelerin % 35,2’sinin bebeğini başarı ile emzirdikleri kaydedilmiştir.

Sonuç: Emzirme danışmanlığı hizmetleri anne sütü ile beslenme sırasında karşılaşılan sorunların çözümüne katkıda bulunmaktadır.

Anahtar kelimeler: Emzirme, emzirme danışmanlığı, laktasyon


Çocuk Dergisi 12(4):164-168, 2012
doi:10.5222/j.child.2012.164
Araştırma
Emzirme Danışmanlığı Birimine Başvuran Annelerin ve Bebeklerin İncelenmesi

Müge KEPEKÇİ *, Nilgül YALÇINOĞLU **, Esra DEVECİOĞLU *, Tijen EREN ***, 
Gülbin GÖKÇAY ****

ÖZET

Amaç: Çocukların sağlıklı büyümesinde en önemli unsurlardan biri, bebeklerin emzirilmesidir. Emzirme danışmanlığı başarılı emzirmenin sağlanmasında önemli rol oynar. Bu araştırmada ailelerin bir emzirme danışmanlığı birimine başvurma nedenleri ve sonuçları irdelenmiştir.

Gereç ve Yöntemler: Bir emzirme danışmanlığı birimine başvuran 90 anne ve bebeğe ait dosya retrospektif olarak değerlendirildi. Doğum kliniğinde doğum yapan annelere haftada 2 gün hizmet veren bu birim hakkında bilgi verilmekte, gerektiğinde başvurabilecekleri belirtilmekteydi. Her başvuru sırasında doldurulan emzirme danışmanlığı formları incelenerek anne ve bebeklerin bazı özellikleri, emzirme danışmanlığı alma nedenleri, emzirme danışmanlığında saptanan sorunlar ve öneriler değerlendirildi.

Bulgular: Annelerin % 39’u bebeğin emmemesi, % 28’i bebeğin doymadığı konusunda endişe etmesi, % 20’si bebeğinde yetersiz kilo alımı, % 10’u bebeğindeki ağlama ve huzursuzluk yakınması ile başvurmuşlardı. Annelerin % 95.6’sı emzirmenin nasıl olduğu, anne sütünün yapısı, meme bakımı, emzirme tekniği, fincanla besleme tekniği, elle süt sağma ve saklama teknikleri hakkında bilgilendirilmiş; % 94,4’üne elle süt sağma, fincanla besleme, emzirme ekleyicisiyle besleme, bebeği memeye yerleştirme hakkında beceri kazandırılmıştır. Annelerin % 84,4’ü kendine güven kazanması için desteklenmiştir. Başvuranların % 44,9’u bir kez, % 55,1’i en az iki kez izleme alınmıştır. Takip edilen annelerin % 35,2’sinin bebeğini başarı ile emzirdikleri kaydedilmiştir.

Sonuç: Emzirme danışmanlığı hizmetleri anne sütü ile beslenme sırasında karşılaşılan sorunların çözümüne katkıda bulunmaktadır.

Anahtar kelimeler: Emzirme, emzirme danışmanlığı, laktasyon


Çocuk Dergisi 12(4):169-176, 2012
doi:10.5222/j.child.2012.169
Araştırma
Yenidoğan Yoğun Bakımında Yedi Yıllık Diyabetik Anne Bebeği Deneyimi

Belma SAYGILI KARAGÖL *, Nilgün KARADAĞ *, Ayşegül ZENCİROĞLU *, 
Ahmet Afşin KUNDAK *, Nurullah OKUMUŞ *

ÖZET

Amaç: Diyabet, gebelik süresince fetal gelişimi olumsuz etkileyen, yenidoğanlarda metabolik bozukluklara yol açan önemli bir hastalıktır. Çalışmamızda, diyabetik anne bebeklerinde gelişen metabolik ve sistemik komplikasyonların gebelik takipleri ile birlikte değerlendirilmesi amaçlanmıştır.

Gereç ve Yöntem: Ocak 2005-Aralık 2011 yılları arasında kliniğimizde diyabetik anne bebeği (DAB) tanısı ile izlenmiş yenidoğan bebeklerde klinik bulgular ve laboratuvar verileri, annelere ait demografik özellikler incelendi.

Bulgular: Çalışma süresi içerisinde 86 yenidoğan DAB tanısı aldı. Bu bebeklerin annelerinde gestasyonel (% 84,9) veya  insüline bağımlı diabetes mellitus (GDM) (İDDM) (% 15.1) saptandı. Annelerin ortalama yaşı 31,2 (19-42) yıl, glikolize hemoglobin (HbA1c) median değerleri ise 5,9 % (5,0-7,9%) idi. Gebelik süresi içerisinde annelerin % 11,6’sında hipertansiyon, % 5,8’inde preeklampsi ve % 3,5’inde polihidroamniyoz gözlenirken, % 60,8’inde ek bir komplikasyon saptanmadı. Annelerin ortalama gebelik süresi süresi 37,9±1,9 (27-41) haftayken, doğumların % 82,6 (n=71)‘sı zamanında, % 17,4 (n=15)’ü ise preterm olarak gerçekleşti. Sezaryen doğum oranı % 31,4, bebeklerin ortalama doğum ağırlığı 3500 gr (1200-5259) bulundu. Çalışmada bebeklerin 44 (% 51,2)’ü, erkek, 42 (% 48,8) ’si kız cinsiyetinde iken, makrozomi sıklığı % 34,9 idi. Bebeklerde RDS % 4,6 (n=4), konjestif kalp yetmezliği % 10,4 (n=9), hipoksik iskemik ensefalopati % 10,4 (n=9), brakiyal pleksus paralizisi % 3,5 (n=3), hipoglisemi % 32,5 (n=28), polisitemi % 27,9 (n=24), indirekt hiperbilirubinemi % 25,5 (n=22) ve hipokalsemi % 11,6 (n=10) oranında bulundu. Tromboz 14 (% 16,2) vakada saptandı. Annenin HbA1c düzeyi ile RDS, hipoglisemi, hipokalsemi ve polisitemi gelişimi arasında bir ilişki saptanmazken (p>0,05), HbA1c düzeyi arttıkça majör anomali sıklığında artış görüldü (p<0,05). Majör kardiyak anomali 48 (% 55,8), gastrointestinal anomali 11 (% 12,7), santral sinir sistemi malformasyonu ise 5 (% 5,8) vakada gözlenirken çalışmada DAB’de malformasyon görülme oranı % 27, mortalite oranı ise % 5,8 olarak tespit edildi. 

Sonuç: Diyabetik annelerin hamilelik süresince metabolik kontrolleri dikkatli olarak yapılmalıdır. Uygun medikal, obstetrik bakım ve neonatal yaklaşım ile diyabetik anne bebeklerinde görülebilecek komplikasyonların büyük çoğunluğunu tedavi etmek mümkündür. Hiperglisemiyi zamanında tanıma ve tedavi etme, bu annelerin bebeklerinde görülebilecek metabolik sorunların yanısıra, doğumsal anomalilerin ağır şekillerinin önlenmesi açısından da önemli bir hedef olmalıdır.

Anahtar kelimeler: Diyabetik anne bebeği, komplikasyonlar, morbidite, mortalite


Çocuk Dergisi 12(4):177-181, 2012
doi:10.5222/j.child.2012.177
Araştırma
Antenatal Pelvik Dilatasyon Saptanan Bebeklerin Postnatal Değerlendirilmesi

Sevinç EMRE *, Ilmay BİLGE *, Zeynep YÜRÜK YILDIRIM *, Alev YILMAZ *, Haluk ANDER **, Bağdagül AKSU *, Aydan ŞİRİN *

ÖZET

Amaç: Antenatal ultrasonografi (USG) sırasında en sık olarak konjenital üriner sistem anomalileri görülür; bunlardan en sık saptananı ise antenatal pelvik dilatasyondur. Bu retrospektif çalışmanın amacı antenatal renal pelvik dilatasyon saptanan bebeklerin postnatal tanısı ve prognozunun değerlendirilmesidir.

Gereç ve Yöntem: Çalışma grubu Ocak 1997 ve Aralık 2010 tarihleri arasında antenatal renal pelvik dilatasyon (RPD) tanısı almış 280 yenidoğandan oluşmaktaydı. Hastaların dosyaları tüm laboratuvar ve görüntüleme yöntemleri sonuçları ve prognozları retrospektif olarak değerlendirildi. Renal Pelvis antero-posterior çapı (APD) <15 mm olanlar hafif, 15-20 mm olanlar orta ve >20 mm olanlar ağır dilatasyon olarak kabul edildi. Fonksiyonel lateralizasyon, sintigrafide bir böbreğin total renal fonksiyona katkısının %44’ten az olması olarak tanımlandı.

Bulgular: Hastaların 70 (% 25)’i kız, 210 (% 75)’u erkekti. Ortalama izlem süresi 16.3±18.6 aydı (6-127 ay). Postnatal olarak 350 renal ünitede RPD tespit edildi. Bunlardan 197 (% 56,3)’si hafif, 84 (% 24)’ü orta ve 69 (% 19,7)’u ağır olarak değerlendirildi. Hafif dilatasyonu olan hastalarda non-obstrüktif dilatasyon (n= 95: % 70,4), vesikoüreteral reflü (VUR) (n= 14: % 10,4) üreteropelvik bileşke obstrüksiyonu (UPBO) (n=12: % 8,9),  üreterovesikal bileşke obstrüksiyonu (UVBO) (n= 3: % 2,2) ve posterior üretral valv (PUV) (n= 1: % 0.7) saptandı.Orta dilatasyonu olan hastalarda ise  non-obstrüktif dilatasyon (n= 29: % 44.7), VUR (n= 15: % 23), UPBO (n=12: % 18,59, UVBO (n=1: % 1,5) ve  PUV (n=3) görüldü. Ağır dilatasyonu olanlarda , non-obstrüktif dilatasyon (n= 10: % 13,2), VUR (5: % 9,6), UPBO (n=18: % 3 4,6), UVBO (n=1: % 1,9) ve PUV (n=5: % 9,6) gözlendi. İzlemde hafif dilatasyonların % 34,9’u kayboldu, % 26,4’ü azaldı, % 9’unda artış görülürken, % 29,7’sinde stabil kaldı. VUR’un spontane düzelme oranı % 34 olarak saptandı. Renal fonksiyonlarda bozulma PUV tanısı olan 1 hastada saptandı.

Sonuç: Hafif ve orta dereceli antenatal RPD’nin en sık nedenleri non-obstrüktif dilatasyon ve VUR olarak saptandı. Antenatal USG üriner sistem anomalilerini saptamada oldukça duyarlı olduğu görüldü, yanlış pozitiflik oranı yalnızca % 10’du.

Anahtar kelimeler: Antenatal dilatasyon, antenatal ultrasonografi, üriner sistem anomali


Çocuk Dergisi 12(4):182-185, 2012
doi:10.5222/j.child.2012.182
Araştırma
Çocukluk Çağının Akut Tonsillofarenjitinde A Grubu Olmayan Beta Hemolitik Streptokokların Rolü

Ramazan GÖZÜKÜÇÜK *, İzlem GÖÇMEN *, Mehmet KILIÇ *, Ece ARSLAN *, Yunus NAS *, Birol SARAL *, Fazlı YILMAZER *, Bekir Sami UYANIK **, Emin ÜNÜVAR ***

ÖZET

Amaç: Çocuklarda akut tonsillofarenjit vakalarında boğaz kültüründe A grubu olmayan beta hemolitik streptokok izole edilen vakaların klinik ve laboratuvar özelliklerinin belirlenmesi amaçlandı.

Gereç ve Yöntem: Bu klinik retrospektif vaka dosyası değerlendirme araştırması 2010-2011 döneminde akut tonsillofarenjit tanısı alan 2679 vakanın hastane kayıtlarının geriye dönük değerlendirilmesi ile yürütüldü. Vakaların hepsinden boğaz kültürü alınmıştı.

Bulgular: Vakaların (n:1017) % 38,0’inden boğazdan olası patojen bakteriyel etken izole edilmişti. Boğaz kültüründen grup A streptokok izole edilenler Grup 1‘i (yaş ortalaması 6,59 yıl; n:729; % 27,2), boğaz kültüründen A grubu olmayan beta hemolitik streptokok izole edilenler Grup 2’yi (yaş ortalaması 5,04 yıl; n: 288, % 10,8) normal boğaz florası izole edilenler de (viral etiyolojisi olanlar) Grup 3’ü (yaş ortalaması 5,6 yıl; n:1662; % 62) oluşturdu. Centor skorlama sisteminin ?3 olması Grup 1 vakalarında % 47 iken, Grup 2’de % 34 ve Grup 3’te ise % 19 idi (<0,01). Hızlı streptokok antijen testi Grup 1’de % 64 oranında pozitif sonuç verirken Grup 2’de pozitif olan vaka yoktu.

Sonuç: Sonuç olarak, çocukluk çağı tonsillofarenjitinde A grubu olmayan beta hemolitik streptokokların izole edilme oranı % 10,8 idi. Bu vakalarda Centor skoru değerinin ?3 olması % 34 oranındadır.

Anahtar kelimeler: Çocuk, infeksiyon, tonsillit, streptokok

Çocuk Dergisi 12(4):186-188, 2012
doi:10.5222/j.child.2012.186
Vaka Sunumu
Kronik Tübülointerstisyel Nefrit: Vaka Sunumu

Gönül Parmaksız *, Nurcan Cengiz *, Tuba Canpolat **, Esra Baskın *, Aytül Noyan *

ÖZET

Kronik tübülointerstisyel nefrit son dönem böbrek yetmezliğinin önemli nedenlerinden biridir. Patolojik bulgu olarak tübüler atrofi ve interstisyel fibrozis ile karakterizedir. Etiyolojide çok sayıda faktörler yer almakla beraber en sık suçlanan ajanlar analjezik ilaçlardır. Bu makalede kronik analjezik kullanımına bağlı gelişen kronik tübülointerstisyel nefrit vakası sunuldu. Analjezik ilaçların bilinçsizce tüketilmesi önemli bir sağlık sorunu olan böbrek yetmezliğine yol açabildiği vurgulandı.

Anahtar kelimeler: Tübülointerstisyel nefrit, analjezik ilaçlar, böbrek yetmezliği


Çocuk Dergisi 12(4):189-192, 2012
doi:10.5222/j.child.2012.189
Vaka Sunumu
Donohue Sendromu (Leprechaunism): Vaka Sunumu

Engin Tutar *, Ayşe Karakaş **, Perran Boran *, Berkin Berk **, Serçin Bayar Güven **

ÖZET

Donohue sendromu (Leprechaunism) çok ender görülen ve otozomal resesif olarak kalıtılan genetik bir hastalıktır. Fetal yaşam ve sonrasını da etkileyen insülin reseptör genindeki mutasyona bağlı olarak görülür. Melek yüzü, hipertrikoz, akantozis nigrikans, ciltaltı yağ dokusunda azalma, intrauterin ve postnatal büyüme geriliği ile karakterizedir. Tanı klinik muayene ve destekleyici laboratuvar tetkikleri ile konulur. Kesin tanı ise insülin reseptör geninde ilişkili mutasyonların gösterilmesi ile olasıdır. Genellikle prognozu kötüdür, hastalar erken yaşta kaybedilir.

Bu makalede, çok ender gözlenmesi nedeniyle, glukoz metabolizması bozukluğu yanında diğer endokrin patolojilerin de eşlik ettiği Donohue sendromu tanısı alan 57 günlük bir erkek bebek sunulmuştur.

Anahtar kelimeler: Donohue sendromu, Leprechaunism, insülin reseptör geni, hiperinsülinemi


Çocuk Dergisi 12(4):193-197, 2012
doi:10.5222/j.child.2012.193
Vaka Sunumu
Konjenital Kistik Adenomatoid Malformasyon: Bir Vaka Sunumu

Şenol Bozdağ *, Şirin Güven *, Çiğdem Yanar Ayanoğlu *, Hülya Yavuz **, 
Müferret Ergüven *

ÖZET

Konjenital kistik adenomatoid malformasyon, hamartamatöz veya displastik akciğer dokusunun, immatür bronş ağacından anormal dallanmasıyla oluşan, ender görülen konjenital bir pulmoner anomalidir. Bu lezyonların çoğunun tanısı prenatal ultrasonografi ile konulur. Yenidoğan döneminde en sık akut solunum sıkıntısı semptomları ile ortaya çıkar ve anormal akciğer grafi bulgusu veya bilgisayarlı toraks tomografisi ile doğrulanır. Burada prenatal tanısı olmayan ve yaşamın ilk günlerinde solunum sıkıntısı semptomları ile kliniğimize başvuran bu vaka sunularak, ender görülen konjenital kistik adenomatoid malformasyonun tartışılması amaçlandı.

Anahtar kelimeler: Konjenital kistik adenomatoid malformasyon, prenatal ultrasonografi, yenidoğan


Çocuk Dergisi 12(4):198-201, 2012
doi:10.5222/j.child.2012.198
Postaksiyel Polidaktili ve Yarık Dudak-Damak Birlikteliği Olan Trizomi 18 Vakası

Gonca Sandal *, Halime Yücel *, Sıtkı Öztaş **, Metehan Özen *, Ahmet Rifat Örmeci *

ÖZET

Edwards sendromu olarak bilinen trizomi 18, canlı doğumlarda, Down sendromundan sonra ikinci sıklıkta gözlenen otozom kromozom anomalisidir (1,2). Trizomi 18’li vakalarda postaksiyel polidaktili ve yarık damak-dudak birlikteliği literatürde daha önce tanımlanmadığı için, bu ender birlikteliğin gözlendiği Trizomi 18’li bir yenidoğan sunulmaktadır.

Anahtar kelimeler: Trizomi 18, postaksiyel polidaktili, yarık dudak, yarık damak

2019

2018

2017

2016

2015

2014

2013

2012

2011

2010

2009

2008

2007

2006

2005

2004

2003

2002

Logos Tıp Yayıncılığı
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36
D.63-64 Gayrettepe 34349 Istanbul
 
Fax :
(212) 288 0541
(212) 288 5022
(212) 211 6185
  E-mail
logos@logos.com.tr
  Google Maps için tıklayın