Türk Mikrobiyoloji Cemiyeti Dergisi Sayı-2 2014

http://www.tmc-online.org/

 

    
Orijinal Araştırma
Çeşitli Klinik Örneklerden İzole Edilen Vankomisin Dirençli Enterokokların Antibiyotik Duyarlılıkları 
Neval AĞUŞ, Mümtaz Cem ŞİRİN, Nisel YILMAZ, Pınar ŞAMLIOĞLU, Yeşer KARACA DERİCİ, Sevgi YILMAZ HANCI, Arzu BAYRAM
Amaç: Vankomisin dirençli enterokoklar, son yıllarda giderek artan bir sıklıkla izole edilen ve çoklu ilaç dirençleri nedeniyle ciddi enfeksiyonlara yol açabilen önemli bir nozokomiyal enfeksiyon etkenidir. Bu çalışmada, 2011-2014 yılları arasında çeşitli klinik örneklerden izole edilen vankomisin dirençli enterokok suşlarının servislere, yaşa, örneklere göre dağılımı ve diğer antibiyotiklere duyarlılıklarının araştırılması amaçlanmıştır.

Gereç ve Yöntem: Suşların tür tanımlamaları ve antibiyotik duyarlılık testleri, İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Mikrobiyoloji Laboratu-varı’nda, VITEK 2 compact otomatize sistemi (bioMérieux, Fransa) ile yapılmıştır. Vankomisin, teikoplanin ve linezolid direnci E-test yöntemi (bioMérieux, Fransa) ile de test edilmiştir.

Bulgular: Vankomisine dirençli olarak saptanan 139 enterokok suşunun 126’sı (%91) Enterococcus faecium, 13’ü (%9) Enterococcus faecalis olarak tanımlanmıştır. Suşların büyük bir kısmı idrar örneklerinden (%60) elde edilmiştir. İzolatların %50’sinin yoğun bakım ünitesinden, %63’ünün 60 yaş ve üzeri hastalardan üretilmiş olduğu ve yaş ile birlikte VRE görülme sıklığının arttığı belirlenmiştir. Vankomisin dirençli enterokokların ampisiline %98, siprofloksasine %97, yüksek düzey gentamisine %90, yüksek düzey streptomisine %98, teikoplanine %94 ve linezolide %6.5 dirençli olduğu saptanmıştır.

Sonuç: İzole ettiğimiz vankomisin dirençli enterokoklarda yüksek oranda ampisilin, siprofloksasin, yüksek düzey gentamisin, yüksek düzey streptomisin ve teikoplanin direnci görülmüştür. Diğer çalışmalarla kıyaslandığında linezolid direncimiz yüksek bulunsa da linezolidin hastanemizde üretilen vankomisin dirençli enterokoklara karşı en etkili antibiyotik olduğu saptanmıştır.

Anahtar Sözcükler: Antibiyotik direnci, Enterococcus spp, vankomisin dirençli enterokoklar


Klinik Örneklerden Tüberküloz Tanısı ve Hızlı Rifampisin Direnci Saptanmasında GeneXpert MTB/RIF Testinin Performansının Değerlendirilmesi 
Cengiz ÇAVUŞOĞLU, Mehmet SOYLU
Amaç: GeneXpert MTB/RIF testi (Cepheid, Sunnyvale, Kaliforniya, ABD) tek bir işlem döngüsünde örneğin işlenmesi ve semi-nested gerçek zamanlı PCR işlemini kullanıcının müdahalesine gerek kalmadan kapalı sistem içinde gerçekleştirebilmektedir. Bu çalışmada, yayma-negatif, yayma-pozitif solunum ve solunum dışı örneklerden tüberküloz tanısı ve hızlı rifampisin (RİF) direncini saptamada GeneXpert MTB/RIF testinin performansının belirlenmesi amaçlanmıştır.

Gereç ve Yöntem: Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi, Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, Mikobakteriyoloji Laboratuvarı’na rutin inceleme için yollanan 633 solunum ve 608 solunum dışı örnek çalışmaya alındı. Örnekler Löwenstein-Jensen katı besiyerine ve MGIT 960 sıvı besiyerine (Becton Dickinson Microbiology System, Sparks, NV, ABD) inoküle edildi. Tanımlama GenoType MTBDR plus (Hain Lifescience GmbH) ile yapıldı. “Mycobacterium tuberculosis complex” olarak tanımlanan suşların ilaç duyarlılık testleri MGIT960 yöntemi ile çalışıldı. GeneXpert MTB/RIF (Cepheid, Sunnyvale, Kaliforniya, ABD) testi üretici önerisine göre çalışıldı.

Bulgular: GeneXpert MTB/RIF testinin RİF direnci ve tüberküloz tanısı için performansı 633 solunum ve 608 solunum dışı örnekte değerlendirildi. Değerlendirilen 633 solunum örneğinin 48’inde Mycobacterium tuberculosis üremesi saptandı. Tüm solunum örnekleri değerlendirildiğinde testin duyarlılığı % 93.8 özgüllüğü % 98.8 olarak bulundu. Duyarlılık yayma pozitif 30 örnekte %100 iken, yayma negatif 18 örnekte % 83.3 olarak saptandı. Değerlendirilen 608 solunum dışı örneğin 32’sinde M. tuberculosis üremesi saptandı. Tüm solunum dışı örnekler değerlendirildiğinde testin duyarlılığı ve özgüllüğü sırasıyla % 71.9 ve % 99.3 olarak bulundu. Duyarlılık yayma pozitif 12 örnekte %100 iken, yayma negatif 20 örnekte % 55 olarak bulundu. Solunum dışı örneklerde MTB/RIF testi RİF dirençli dört ve RİF duyarlı 76 örneği saptadı ve sonuçlar ilaç duyarlılık testi (İDT) ile doğrulandı.

Sonuç: MTB/RIF testi özellikle yayma pozitif klinik örneklerden ve yayma negatif solunum örneklerinden RİF dirençli M. tuberculosis’in hızlı tanısında yararlıdır. Buna karşın, test sonuçları daima kültür ve İDT sonuçlarıyla doğrulanmalıdır.

Anahtar Sözcükler: GeneXpert MTB/RIF, hızlı tanı, Mycobacterium tuberculosis, rifampisin direnci


Klinik Örneklerden İzole Edilen Acinetobacter baumannii Türlerinin Antibiyotiklere Duyarlılıklarının Araştırılması
Ekrem KİREÇCİ, Murat KİREÇCİ, Mehmet AKSU
Amaç: Bu çalışmada, Mart 2012-Mayıs 2013 tarihleri arasında Kahramanmaraş Necip Fazıl Şehir Devlet Hastanesi Mikrobiyoloji Laboratuvarı’nda izole edilen 47 Acinetobacter baumannii suşunun, gönderildiği klinikler ve örneklerin dağılımı ile çeşitli antibiyotiklere duyarlılıkları incelenmiştir.

Gereç ve Yöntem: Suşların izolasyon ve identifikasyonlarında, klasik yöntemler ve VITEK 2 (bioMérieux, Fransa) otomatize sistemi kullanılmıştır.

Bulgular: A. baumannii suşları, balgam (%40.4), yara materyali (%36.2), idrar (%17) ve kan (%6.4) örneklerinden izole edilmiştir. A. baumannii izolatları başlıca, yoğun bakım (%49) ve cerrahi kliniklerden (%13) gelen örneklerde saptanmıştır. İzole edilen suşların %100.0’ı kolistin, %21.3’ü netilmisin, %19.2’si imipenem, %14.9’u tigesiklin, %12.7’si sefepim ve meropenem, %10.6’sı piperasilin-tazobaktam ve levofloksasin, %8.5’i gentamisin, siprofloksasin ve sefoperazon-sulbaktam, %6.4’ü ampisilin-sulbaktam ve seftiriaksona duyarlı olarak saptanmıştır.

Sonuç: Çalışmamızda, hastanemizde izole edilen Acinetobacter suşlarına in-vitro etkinliği en duyarlı antibiyotik kolistindir. İzolatların, beta laktam grubu antibiyotiklere, karbapenemlere ve diğer antibiyotiklere direnç oranlarının yüksek olduğu belirlenmiştir.

Anahtar Sözcükler: Acinetobacter, antimikrobiyal direnç, nozokomiyal patojenler


Beş Yaşın Altında Akut Gastroenteritli Çocuklarda Rotavirüs ve Enterik Adenovirüs Sıklığının Araştırılması 
Barbaros Şahin KARAGÜN, Hazım Alper GÜRSU, Özlem KORKMAZ, İlkay BOZDAĞ, Mürşit HASBEK
Amaç: Akut gastroenteritler çocuklarda morbidite ve mortalitenin önemli nedenlerindendir. Rotavirüs ve enterik adenovirüsler enfeksiyöz gastroenteritlerin en önemli etkenleridir. Sivas Numune Hastanesi pediatri polikliniğine başvuran hastalarda rotavirüs ve adenovirüs antijenlerinin sıklığını retrospektif olarak tarayarak belirlemeyi amaçladık.

Gereç ve Yöntemler: Sivas Numune Hastanesi’ne, 01.01.2013-01.01.2014 tarihleri arasında ishal yakınması ile başvuran 2988 olgunun dışkı örneklerine ait kayıtlar retrospektif olarak incelenmiştir. Taze dışkı örneklerinde rotavirüs ve enterik adenovirüs antijenlerinin varlığı immü-nokromatografik test (ABON Biopharm Rota/Adeno, Çin) ile araştırılmıştır.

Bulgular: Dışkı örneklerinin 1082’sinde viral antijenler saptandı. Bu 1082 örneğin %25.9’unda rotavirüs, % 8.4’ünde adenovirüs ve %1.9’unda hem rotavirüs hem de adenovirüs tespit edildi. Viral gastroenterit olguları en sık sonbahar ve kış döneminde görüldü.

Sonuç: Çocuklarda sonbahar ve kış dönemlerinde de viral gastroenteritler görülebilir. Sık görülen viral gastroenterit etkenlerini rutin tanıda tespit edecek tanı sistemleri hastane laboratuvarlarında bulunmalı ve gastrointestinal enfeksiyonların tanısında kullanılmalıdır.

Anahtar Sözcükler: Adenovirüs, enfeksiyon, ishal, rotavirüs


Çeşitli Klinik Örneklerden Beş Yılda İzole Edilen Stenotrophomonas maltophilia Suşlarının Dağılımı ve Antimikrobiyal Duyarlılıkları 
Asuman GÜZELANT, Meral KAYA, Hülya İren GÜVENÇ, Oya AKKAYA, Şerife YÜKSEKKAYA, Ayşegül OPUŞ, Muhammet Güzel KURTOĞLU
Amaç: Stenotrophomonas maltophilia günümüzde gittikçe daha sık izole edilen, fırsatçı bir nozokomiyal enfeksiyon etkenidir. Doğada yaygın olarak bulunduğu gibi, erişkinlerin orofarinks ve balgamlarından sıklıkla izole edilebilir. Nozokomiyal Stenotrophomonas maltophilia pnömonisi özellikle obstrüksiyon ve bakteremi ile beraber olduğunda yüksek mortalite ile birliktedir. Stenotrophomonas maltophilia, çoğu β-laktam, β-laktam inhibitörleri ve aminoglikozitlere dirençlidir. Düşük direnç görülmesinden dolayı enfeksiyonlarının tedavisinde trimetoprim sulfometoksazol yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu çalışma, hastanemizde izole edilen S. maltophilia suşlarının duyarlılık oranlarını saptamak ve sonraki çalışmalara katkı sağlamak amacıyla planlanmıştır.

Gereç ve Yöntem: Çalışma, Konya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Mikrobiyoloji Laboratuvarı’na 1 Ocak 2009 - 31 Aralık 2013 tarihleri arasında gönderilen örneklerden retrospektif olarak yapılmıştır. Bakterilerin tanımlanması ve antibiyotik duyarlılıkları Phoenix (Becton Dickinson, Sparks, ABD) tam otomatik tanımlama sistemi ve klasik yöntemlerle yapılmıştır.

Bulgular: Laboratuvarımıza gönderilen çeşitli materyallerden izole edilmiş 121 S. maltophilia suşu çalışmaya alınmıştır. 2009 yılında 13, 2010 yılında 23, 2011 yılında 23, 2012 yılında 28 ve 2013 yılında 34 adet suş izole edilmiştir. En fazla sayıda suş yoğun bakım ünitelerinden izole edilirken (67; %51.9), bunu servis hastaları (56; %43.4) ve poliklinik hastalarından izole edilen suş sayıları (6; %4.6) takip etmiştir. S. maltophilia suşları en çok balgam, pevral sıvı ve bronkoalveolar lavaj gibi solunum sistemi örneklerinden elde edilirken, en az kulak akıntısında üretilmiştir. En duyarlı olduğu antimikrobiyal ajanın trimethoprim sulfametoksazol (%84.8) olduğu saptanmıştır. Levofloksasin ve seftazidim’e duyarlılık %76.2 ve %22.3’tür.

Sonuç: Sonuç olarak, S. maltophilia enfeksiyonlarında ampirik tedavilerin uygulanmaması ve antibiyogram sonuçlarına göre tedavinin düzenlenmesi önemlidir.

Anahtar Sözcükler: Antimikrobiyal, duyarlılık, Stenotrophomonas maltophilia


Derleme
Antibiyotik Kombinasyonları ve Sinerjistik Etkileşimleri 
Gülseren AKTAŞ
Antibiyotikler ilk ortaya çıktığı zamanlarda henüz direnç sorunu yoktu ve bu nedenle tedavilerde başarıyla kullanılmışlardı. Tüm dünyada patojen bakterilerdeki çoğul antibiyotik direnci tedavi zorluklarında önemli artışlara neden olmuştur. Hızla artan antibiyotik direnci ve yeni antimikrobiyal ilaç gelişimindeki yetersizlikten dolayı, mevcut antibiyotiklerin etkisinin devamlılığının sağlanması ve korunması önem kazanmıştır. Böylece, yeni ilaç geliştirme çalışmalarında veya tedavi stratejilerinde antibiyotik direnci ile bir tek ilaçtan ziyade birkaç ilacın birlikte mücadele etmesi gerekmiştir.

Antibiyotik kombinasyon çalışmaları her bir ilacın farklı hedef molekülüne bağlanmasını ve böylece daha geniş etki spektrumu oluşumlarının ortaya çıkarılmasına olanak sağlar. Kombinasyonlarda sinerjist etki; farklı hedefleri farklı yollardan ya da aynı yoldan, aynı hedefi farklı yollardan inhibe ederek meydana gelir. Kombinasyonlar, sinerjist etkisi, ilaç direncinin gelişimini engellemesi, toksik etkiyi azaltması ve geniş antimikrobiyal etki spektrumu gibi farklı üstünlüklere sahiptir.

Antibiyotik direnci, doğada izole edilen pek çok bakteri suşunda bulunur. Günümüzde, antibiyotik direncinin doğadaki mikroorganizmalar arasında yaygın olmasından dolayı, klinik direnç mekanizmalarının çevre mikroorganizmalarında bulunan direnç mekanizmalar ile sıkı bir ilişki içinde olduğu bulgusu giderek artmaktadır.

Bu derlemede, sinerjistik aktivitesi olan antibiyotik kombinasyonları ile ilgili veriler değerlendirilmiştir.

Anahtar Sözcükler: Antibiyotik kombinasyonları, bakterilerde direnç, sinerjist etki


Olgu Sunumu
Araç Dışı Trafik Kazası Sonrası Peritonda Halteria sp Olası Kontaminasyonu 
Mustafa ŞENGÜL, Burhan KABAY, Mustafa DURAN, Sırma ÇAPAR DİNÇER, Çağrı ERGİN
Halteria sp. çevresel su kaynaklarında yaşayan apatojen kirpikli bir protozoadır. Bu olguda, araç dışı trafik kazası sonrası peritoneal lavaj sıvısında beklenmedik bir şekilde saptanan Halteria sp sunulmaktadır.

Araç dışı trafik kazası sonrası hastane acil servisinde, periton lavaj sıvısını da içeren rutin laboratuvar ve fizik muayene yapıldı. Periton lavaj sıvısının rutin laboratuvar incelemesinde yüksek lökosit sayısı saptandı. Periton lavaj sıvısının nativ mikroskopik değerlendirmesinde, yaklaşık 20-40 μm çapında, siliyar sıçrayıcı hareketli ve sitoplazmasının içinde yeşil granülleri olan çok sayıda kirpikli protozoa görüldü. Kan transfüzyonu dışında hastaya özgün tedavi uygulanmadı. Hasta bir hafta içinde sağlıklı olarak taburcu oldu.

Protozoanın tanımlanması için May-Grunwald boyası kullanıldı. Halteria sp’nin doğal ortamında olduğu çevresel sulak bölgelerden genital yolda kolonize olma potansiyeli nedeni ile, araç dışı trafik kazası sırasında oluşan künt travmanın, organizmanın peritonda bulunması için major faktör olduğu öne sürülebilir.

Anahtar Sözcükler: Halteria sp, periton lavajı, künt travma, kirpikli protozoon

2019

2018

2017

2016

2015

2014

2013

2012

2011

Logos Tıp Yayıncılığı
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36
D.63-64 Gayrettepe 34349 Istanbul
 
Fax :
(212) 288 0541
(212) 288 5022
(212) 211 6185
  E-mail
logos@logos.com.tr
  Google Maps için tıklayın