Çocuk Dergisi Haziran 2014

http://www.cocukdergisi.org/

    
DERLEME
1.
Boğmaca enfeksiyonunun epidemiyolojisi
The epidemiology of pertussis infection
doi: 10.5222/j.child.2014.043  Sayfalar 43 - 51
Gülçin Otar, Ayşe Kılıç, İsmail Yıldız, Muhammet Ali Varkal, Esra Devecioğlu

Boğmaca akut bulaşıcı solunum yolu enfeksiyonudur. Bebeklik döneminde rutin aşılamaya rağmen, aşısı ile önlenebilir hastalıklar içinde ölümün önde gelen nedenlerinden biridir.

Anahtar Kelimeler: Boğmaca, çocuk, epidemiyoloji

2.
Boğmacada korunma Prensipleri
Principles of pertussis protection
doi: 10.5222/j.child.2014.052  Sayfalar 52 - 59
Gülçin Otar, İsmail Yıldız, Ayşe Kılıç, Muhammet Ali Varkal, Esra Devecioğlu

Boğmaca, bulaşıcı olan ve yaşamı tehdit edebilen bir solunum yolu hastalığıdır. Aşılamaya rağmen tüm dünyada sütçocukları, çocuklar ve ergenlerde önemli oranda morbidite ve mortaliteye neden olmaya devam etmektedir. Bu yazıda boğmaca hastalığının korunma stratejileri gözden geçirilmiştir.

Anahtar Kelimeler: Boğmaca, öksürük, çocuk, boğmaca aşısı

3.
Nitel Verilerin Değerlendirilmesinde Uygulanan İstatistiksel Yöntemler
Statistical Methods Used For Groups With Qualitative Data
doi: 10.5222/j.child.2014.060  Sayfalar 60 - 61
Hayriye Ertem Vehid, Gökalp Eral

Nitel verilerin yer aldığı grupların karşılaştırılmasında uygun olan biyoistatistiksel yöntemleri kullanmak için takip edilmesine yardımcı bilgilerin yer aldığı derleme.

Anahtar Kelimeler: Nitel veri, ki kare, Mc Nemar ki kare, Cohen ?, appa katsayısı, Kendall Tau c testi, Kendall W testi, Cochran Q testi

4.
Çocuklarda immun yetmezliklere yaklaşım
Approaches to diagnosis of immunodeficiency diseases in children
doi: 10.5222/j.child.2014.062  Sayfalar 62 - 65
Murat Sütçü, Ayper Somer

Primer immün yetmezlikler fırsatçı enfeksiyonlar, malignite ve otoimmuniteye eğilim yaratan genetik geçişli hastalıklardır. Bu hastalıkların çoğu otozomal resesif geçişli olup akraba evliliğnin sık olduğu bölgelerde daha fazla görülmektedir. Çoğu immün yetmezlikler sürecin başlangıcından itibaren dikkatli bir öykü ve fizik muayene ile tanı konulabilir. Akılcı laboratuar incelemeleri ayırıcı tanıda yardımcı bilgiler sağlar. Primer immün yetmezliklerde ciddi enfeksiyonlar ortaya çıkmadan önce tanı konulması, prognoz ve aileye zamanında genetik danışma verilebilmesi için önemlidir. Aile hikayesinin ve klinik özelliklerin iyi değerlendirilmesi hastalığın erken tanısı için çok önemlidir.

Anahtar Kelimeler: İmmun yetmezlik, enfeksiyon, çocuk

5.
Obezite Tanılı Çocuklarda Yeme Davranışının Değerlendirilmesi
Evaluation of Eating Behaviour in Obese Children
doi: 10.5222/j.child.2014.066  Sayfalar 66 - 71
Samet Özer, Hasan Bozkurt, Ergün Sönmezgöz, Serap Bilge, Resul Yılmaz, Osman Demir

GİRİŞ ve AMAÇ: Bu çalışmanın amacı obez çocukların beslenme davranışı özelikleri ile normal kilolu çocukların yeme davranışı özellikleri arasındaki farklılıkların belirlenmesidir.
YÖNTEM ve GEREÇLER: Yaşları 8-17 arasında değişen kliniğimizde takip ettiğimiz 217 obez çocuk ve adölesan hasta ve çocuk sağlığı ve hastalıkları polikliniğine herhangi bir nedenle başvurmuş 149 çocuk ve adölesanın ebeveynleri katılmıştır. Tüm katılımcılara yüz yüze görüşme yöntemi ile Wardle ve ark.’nın geliştirdiği çocuklarda yeme davranışı anketi (ÇYDA) uygulanmıştır. ÇYDA gıda heveslisi (GH), duygusal aşırı yeme (DAY), gıdadan keyif alma (GKA), içme tutkusu (IT), tokluk heveslisi (TH), yavaş yeme (YY), duygusal az yeme (DAZ) ve yemek seçiciliği (YS) olmak üzere 8 farklı yeme davranışı hakkında bilgi vericidir. İştah göstergeleri olan gıda heveslisi, duygusal aşırı yeme, gıdadan keyif alma, içme tutkusu ve iştahsızlık göstergeleri olan tokluk heveslisi, yavaş yeme, duygusal az yeme ve yemek seçiciliği davranış şekilleri değerlendirilmiştir. Araştırmaya katılanlara 35 soru yöneltilmiştir. 
BULGULAR: İştah göstergeleri olan gıda heveslisi, duygusal aşırı yeme, gıdadan keyif alma ve içme tutkusu alt boyutlarında obez çocuklarda istatistiki olarak anlamlı yükseklik saptandı (p<0,001). İştahsızlık göstergeleri olan tokluk heveslisi, yavaş yeme ve yemek seçiciliği alt boyutları normal kilolu çocuklarda obez çocuklara göre istatistiki olarak anlamlı şekilde daha düşük saptandı (p<0,001).
TARTIŞMA ve SONUÇ: Obez çocuklarla normal kilolu çocukların yeme davranışları arasında çok önemli farklılıklar vardır. Yeme davranışı tarzı obezite gelişmesinde kolaylaştırıcı bir faktör gibi görünmektedir. 

Anahtar Kelimeler: Çocuk, Obezite, Yeme davranışı,

ARAŞTIRMA
6.
Çocuklarda obezitenin astıma etkisi
The effect of obesity on asthma in children
doi: 10.5222/j.child.2014.072  Sayfalar 72 - 77
Mahmut Doğru, İlknur Bostancı, Serap Özmen, Handan Duman Şenol, Gülay Başarır

GİRİŞ ve AMAÇ: Astım ve obezite sıklığı son yıllarda artmaktadır. Obezite astım açısından bir risk faktörüdür. Astımlı hastalarda obezite varlığı hastalığı klinik seyrini etkileyebilmektedir. Astım tanısı olan hastalarda obezitenin astımın klinik seyri ve solunum fonksiyon testleri üzerine etkisini saptamak amacıyla bu çalışma yapılmıştır. 
YÖNTEM ve GEREÇLER: Çalışmaya Çocuk İmmünolojisi ve Allerji Polikliniği‘de astım tanısı ile takip edilen 160 çocuk (18 yaş altı) hasta alındı. Hastalar Ocak 2011 - Haziran 2011 arasında prospektif olarak değerlendirildi. Hastaların ayrıntılı allerjik hastalık öyküsü, yaş, akraba evliliği, ailede atopi öyküsü, sigara dumanına maruziyet, son 1 yıldaki atak sayısı ve sistemik steroid alma sıklığı sorgulandı. Astım kontrol testi solunum fonksiyon testleri, deri prick testleri, eozinofili ve total immunglobulin E ölçümü yapıldı. Bel çevresi 90.p’in üstündeki hastalar obez olarak kabul edildi.
BULGULAR: Hastaların 96’sı (%60) normal kilolu, 64’ü (%40) obez idi. İki grup arasında yaş, cinsiyet, akraba evliliği, ailede atopi öyküsü, sigara, atopi açısından anlamlı farklılık bulunmadı. Obez olan astımlıların son 1 yıldaki atak sayıları ve sistemik steroid ihtiyaçları, normal kilolulara göre anlamlı olarak fazlaydı (p <0.05). Obez olan astımlılarda astım kontrolü anlamlı olarak daha kötüydü (p <0.05). Gruplar arasında serum total IgE, eozinofili varlığı ve solunum fonksiyon parametreleri açısından istatistiksel olarak anlamlı değildi (p>0.05). Astım kontrolü üzerinde etkili olan değişkenlerin araştırıldığı binary logistic regresyon analizinde (yaş, ailede astım, VKİ, BÇ, atak sayısı, sistemik steroid kullanımı, FEV1, FVC, FEV1/FVC, PEF, MEF 25-75’e göre yapılan) VKİ‘nin etkisinin daha büyük olduğu saptandı (OR: 39 CI: (.36, 4435))
TARTIŞMA ve SONUÇ: Astımlı hastalarımızda obezite astım kontrolünü kötüleştirmekte, atak sayısı ve sistemik steroid kullanımını arttırmaktadır. Uygun tedavi, alerjenden korunma önlemleri yanında kilo kaybedilmesi ile hastaların astım kontrolünde iyileşme sağlanabilir.

Anahtar Kelimeler: Obezite, astım, çocuk

OLGU SUNUMU
7.
Öz kıyım amaçlı kullanılan bir bakterisidal ajan: İzoniazid
A bactericidal agent used in attempts suicide: İsoniazid
doi: 10.5222/j.child.2014.078  Sayfalar 78 - 80
Deniz Özçeker, Fatih Haşlak, Aylin Yetim, Agop Çıtak, Firdevs Baş, Zeynep Tamay

İzoniazid çocukluk çağı tüberkülozunun tedavi ve profilaksisi için en sık kullanılan ilaçlardan biridir. Yaygın bir şekilde kullanılmasına paralel olarak kaza veya kasıtlı olarak zehirlenme olguları görülmektedir. Konvülziyon, metabolik asidoz ve koma üçlemesi ile başvuran hastalarda INH zehirlenmesi düşünülmeli ve hızla piridoksin tedavisi başlanmalıdır. Özkıyım özellikle ergenlik döneminde sık karşılaşılan durumlardan birsidir. Bu yazıda öz kıyım amaçlı isoniazid zehirlenmesi ile gelen ergen bir olgu sunularak, izoniazid zehirlenmesine ve ergenlerin öz kıyım girişimlerine yaklaşım değerlendirilecektir.

Anahtar Kelimeler: ergen, izoniazid, öz kıyım

8.
Stereotipik hareket bozukluğu olan sütçocuğunda unutulmaması gereken ayırıcı tanı: Gelişimsel Koordinasyon Bozukluğu
A case with stereotyped movement disorder
doi: 10.5222/j.child.2014.081  Sayfalar 81 - 84
Aylin Yetim, Esin Karakılıç, Melike Mete, Büşra Gürpınar, Burak Tatlı, Gülbin Gökçay

Amaç: Hareket bozuklukları çocukluk çağında birçok neden ile gelişebilen bir durum olup, ayırıcı tanıda yön gösterici bir fizik muayene bulgusu olabilmektedir. Özellikle stereotipik hareketleri fark edilip erken dönemde tedavi şansı yakalanan bireylerde tedavi süreçleri daha olumlu seyredebilmektedir. Bu yazıda stereotipik hareketleri fark edilen ve ailevi davranışsal düzenlemeler ile düzelen gelişimsel koordinasyon bozukluğu ön tanılı bir sütçocuğu anlatılmıştır. 
Olgu: Sekiz aylık kız hasta Çocuk Sağlığı İzlem Polikliniğine rutin takipleri yapılmak üzere getirildi. Ailenin belirttiği bir şikayeti olmamakla beraber olguda fizik muayene sırasında el ve ayaklarda dans eder tarzda hareketler dikkat çekti. Geç preterm ve dikoryonik diamniyotik ikiz eşi olarak dış merkezde doğan olgunun nörolojik gelişimi normal, özgeçmiş ve soygeçmişinde özellik yoktu. Biyokimyasal, hormonal veya metabolik tetkiklerinde özellik saptanmayan hastanın sosyal ve motor gelişimsel testleri de normaldi. Video kayıtlarının ayrıntılı değerlendirilmesi sonucunda ayırıcı tanıda ön planda gelişimsel koordinasyon bozukluğu düşünüldü. Ebeveynlerine, olguya yönelik ilginin arttırılması, onunla daha çok oyun oynanması önerildi ve uygun oyuncak seçimi konusunda aile bilgilendirildi. Ailede yapılan davranışsal düzenlemeler ile olgudaki hareket bozukluğunun gerileyerek kaybolduğu gözlendi. 

Tartışma: Başlangıcı neonatal, sütçocukluğu veya çocukluk döneminde olabilen gelişimsel benign hareket bozuklukları, genellikle nörolojik sorunların eşlik etmediği ancak gelişimsel problemlerin ortaya çıkabildiği durumlardandır. Çeşitli klinik bulgular ile başvurabilen, epizodik ve intermittan hareketleri olabilen bu hastalarda dikkatli alınan öykü, özenle yapılan fizik muayene ve çekilen video kayıtları ile detaylı değerlendirme tanının konulabilmesi için yeterli olabilmektedir.

Anahtar Kelimeler: Stereotipik hareket bozukluğu, sütçocuğu, gelişimsel koordinasyon bozukluğu

9.
Biyopsi ile Tanı Konulan bir Merkezi Sinir Sistem Tüberkülozu Olgusu
A case of central nerves system tuberculosis diagnosed by biopsy.
doi: 10.5222/j.child.2014.085  Sayfalar 85 - 88
Manolya Acar, Murat Sütçü, Ayper Somer, Aslı Toros, Nur Aydınlı, Mine Çalışkan, Çiçek Bayındır, Nuran Salman

Giriş: Merkezi sinir sistemi (MSS) tüberkülozu, tüberkülozun en ciddi formu olup, etkili biçimde tedavi edilmediğinde ölümcül olabilir. Klinik ve radyolojik olarak pek çok enfeksiyöz ve enfeksiyon dışı hastalıkla karışabilmektedir. Ayırıcı tanıda, gerekli olgularda kesin ayrım için cerrahi girişim gerekebilir.
Olgu: Bir sene önce herpes ensefaliti tedavisi alan altı yaşında erkek hasta, kliniğimize on beş gündür devam eden baş ağrısı, kusma ve son birkaç gündür eklenen uyuklama şikayeti ile getirildi. Fizik muayenesinde ve ilk basamak laboratuvar incelemelerinde özellik saptanmayan hastanın beyin manyetik rezonans (MR) incelemesinde sağ temporoparitooksipital bölgede şifte yol açan, çevresi ödemli, hipodens alan mevcuttu. Lezyondan alınan biyopsi materyalinde nekrotizan granülomatöz iltihap ve aside dirençli bakteriler saptanması üzerine hastaya antitüberküloz ve kortikosteroid tedavi başlandı. Tedavisi 18 aya tamamlanan hastanın nöromotor gelişimi yaşına uygun seyretti. 
Sonuç: Klinik ve radyolojik bulgularla intrakraniyal yer kaplayıcı lezyonun ayırıcı tanısının yapılamadığı durumlarda, vakamızda olduğu gibi cerrahi yöntemlerle bir an önce kesin tanıya varılmalıdır.

Anahtar Kelimeler: Biyopsi, çocuk, merkezi sinir sistemi tüberkülozu

2019

2018

2017

2016

2015

2014

2013

2012

2011

2010

2009

2008

2007

2006

2005

2004

2003

2002

Logos Tıp Yayıncılığı
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36
D.63-64 Gayrettepe 34349 Istanbul
 
Fax :
(212) 288 0541
(212) 288 5022
(212) 211 6185
  E-mail
logos@logos.com.tr
  Google Maps için tıklayın