Ana Sayfa ›› Dergiler ›› Çocuk Dergisi Aralık 2013 ›› Çocuk Dergisi Eylül 2011


Çocuk Dergisi Eylül 2011

http://www.cocukdergisi.org/
    

Derleme
Çocuk Dergisi 11(3):97-101, 2011
doi:10.5222/j.child.2011.097
Down Sendromu ve Trombositopeni

Belma SAYGILI KARAGÖL *, Arda KARAGÖL **

ÖZET

Down sendromu, birçok doğumsal anomalilerle birlikte hematolojik bozuklukların eşlik edebildiği genetik bir hastalıktır. Lösemi benzeri geçici proliferatif bozukluk, lösemi insidansında artış, izole trombositopeni ve trombositoz gibi değişik hematolojik bozukluklar Down sendromunda sıklıkla gözlenmektedir. Down sendromunda görülen trombositopeninin etiyolojisi tam olarak bilinmemekte ve bu konu ile ilgili sınırlı sayıda veri bulunmaktadır. Bu makalede Down sendromu kliniğinin trombositopeni ve diğer hematolojik parametreler üzerine etkisinin değerlendirilerek, Down sendromu ve trombositopeni yaklaşımında gerekli bilgilerin vurgulanması amaçlanmıştır.

Anahtar kelimeler: Down sendromu, trombositopeni


Klinik Araştırma
Çocuk Dergisi 11(3):102-107, 2011
doi:10.5222/j.child.2011.102
Çocuklarda Demir Eksikliği Anemisi Tedavisinde Ağızdan Günde Tek, İki veya Üç Doz Ferröz Sülfat 
Verilmesinin Karşılaştırması

Resul Yılmaz *, Yusuf Ziya Aral **, Yıldız Dallar ***

ÖZET

Amaç: Bu çalışmada demir eksikliği anemisi tanısı konulan altı yaşından küçük çocuklarda 6 mg/kg/gün dozunda günde tek doz, iki doz ve üç dozda üç ay süreyle verilen iki değerlikli oral demirin (ferroz sülfat) etkinliği karşılaştırılması amaçlandı.

Yöntemler: Ardışık 156 anemik çocuk yaş ve cinsiyeti uygun olacak şekilde 3 gruba rastgele dağıtıldı. Başvuruda, 1. ay ve 3. ay sonunda hematolojik parametreler ölçüldü. İstatistiksel değerlendirmede X2 testi, tek yönlü varyans analizi ve tekrarlı ölçümler varyans analizi kullanıldı.

Bulgular: Yüz elli altı vakanın 90’ı araştırmayı tamamladı. Her 3 grupta grup içi başlangıç, 1. ay ve 3. ay ortalama hemoglobin, ortalama eritrosit hacmi, serum demiri ve ferritin düzeyinde istatistiksel olarak anlamlı artış ve eritrosit dağılım genişliği ve total demir bağlama kapasitesinde de azalma saptandı, ancak gruplar arasında fark yoktu. Her üç grupta da hafif ishal, kabızlık, bulantı gibi gastrointestinal yan etkiler görüldü. Yan etki açısından gruplar arasında fark gözlenmedi.

Sonuç: Günlük tedavi önerilen vakalarda günde tek doz uygulama günde 2 ve 3 doz uygulama kadar etkili olup, yan etki açısından da fark gözlenmemiştir. Bu nedenle tek doz tedavinin hasta uyumunu arttırabileceğinden tercih edilebileceğini önermekteyiz.

Anahtar kelimeler: Demir eksikliği anemisi, günlük tedavi, çocuk, demir tedavisi, yan etki, ferröz sülfat


Klinik Araştırma
Çocuk Dergisi 11(3):108-113, 2011
doi:10.5222/j.child.2011.108
Sivas İl Merkezinde Dokuz-On Altı Yaş Grubu Çocuklarda Kızamık, Kızamıkçık ve Kabakulak Seroprevalansının Araştırılması

Sibel Çelik *, Nurullah Çelik *, Asım Gültekin *, Fadime Okur YÜKSEL *, Semra Kara *, Füsun Dilara İçağasıoğlu *, Ömer Cevit *
Sivas İl Merkezinde Dokuz-On Altı Yaş Grubu Çocuklarda Kızamık, Kızamıkçık ve Kabakulak Seroprevalansının Araştırılması

ÖZET

Amaç: Aşı ile önlenebilir hastalıkların seroprevalansının belirlenmesi immünizasyon programlarının değerlendirilmesinde oldukça önemlidir. Bu çalışmanın amacı, Sivas’ta adolesan popülasyonda, yaşa spesifik kızamık, kızamıkçık ve kabakulak (KKK) seroprevalansını belirlemek ve bunu etkileyen risk faktörlerini tanımlamaktır.

Yöntemler: Bu çalışma, Şubat 2006 ile şubat 2007 tarihleri arasında Sivas il merkezinde, yaşları 9-16 arası değişen 401 okul çağı çocuğu ile yapılmıştır. Bu çocukların 205 (% 51.1)’i erkek, 196 (% 48.4)’sı kızdı. Her bir katılımcı için anket dolduruldu ve kızamık, kızamıkçık ve kabakulak için IgG antikor titresi kantitatif olarak Enzim-Lınked İmmunosorbent Assay (ELİSA) yöntemi ile çalışıldı.

Bulgular: Dokuz-16 yaş grubu çocuklarda kızamık, kızamıkçık ve kabakulak seroprevalansı sırası ile % 82,5, % 85.5 ve % 72,5 olarak bulundu. Seropozitiflik oranını yaş, cinsiyet, anne ve babanın eğitim durumu, sosyoekonomik durum, evde yaşayan kişi sayısı, konut tipi ve kreşe gidip gitmeme durumu etkilemiyordu.

Sonuç: Bu seroprevalans çalışması kızamık, kızamıkçık ve kabakulak aşılarının rutin aşı takviminde yer alması ve rapel doz gerekliliği vurgulamaktadır.

Anahtar kelimeler: Aşı, KKK, seroprevalans

Klinik Araştırma
Çocuk Dergisi 11(3):114-121, 2011
doi:10.5222/j.child.2011.114
Çocuk Acil Ünitesine Febril Konvülziyon Tanısıyla Başvuran Beş Ay-Beş Yaş Arasındaki Çocukların Retrospektif Olarak İncelenmesi

Berkant Öztürk *, Burçin Nalbantoğlu **, Eda ÇELİK Güzel ***, Sami Hatipoğlu ****, Ayşin Nalbantoğlu *****

Çocuk Acil Ünitesine Febril Konvülziyon Tanısıyla Başvuran Beş Ay-Beş Yaş Arasındaki Çocukların Retrospektif Olarak İncelenmesi

ÖZET

Amaç: Bu çalışmamızda acil çocuk ünitesine başvurarak febril konvülziyon (FK) tanısı alan hastaların özelliklerini saptayarak, hastaların FK tanısı alırken yapılan hataları ve izlemde değişik tedavi alternatiflerinin etkinliklerini değerlendirmeyi amaçladık.

Yöntemler: Bir yıllık zaman dilimi içinde çocuk acil ünitesine FK nedeniyle başvurmuş ve müşahadeye alınmış 326 çocuk çalışmaya alındı. Çalışmaya alınacak olan çocukların yaş sınırı 5 ay - 5 yaş (60 ay) olarak belirlendi. Daha önceden bilinen konjenital sorunları, kafa travması öyküsü, mental retardasyonu olan vakalar çalışmaya alınmadı. Vakalar yaş, cinsiyet, ateş düzeyi, sodyum ve kalsiyum düzeyi, CRP düzeyi, Lökosit sayısı, serum Glukoz düzeyi, aile öyküsü, yapılan tedavi, müşahade altında kalış süresi ve sonrasında yapılan yatış yönünden incelendi. İstatistiksel analizler için SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 13.0 programı kullanıldı. Bu çalışma Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Etik Kurul tarafından onaylandı.

Bulgular: Vakaların ortalama yaşı 25.0±15.3 aydır. Vakaların 147 (% 45.1)’si kız, 179 (% 54.9)’u ise erkektir. Çocukların 29 (% 8.9)’unda aile öyküsü görülmekteydi. Ateş düzeyleri 36.8 ile 41 derece arasında değişmekte olup, ortalama 38.49±0.64’tür. ÜSYE % 75.8’lik oranla konvülziyona en sık neden olan infeksiyon olarak bulunmuştur. Konvülziyon tipine göre tedavi şekilleri arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık görülmektedir (p<0.01); basit konvülziyonda parasetamol kullanım oranı yüksekken; komplike konvülziyonda midazolam kullanımı anlamlı düzeyde yüksek bulunmuştur. Konvülziyon tipine göre gözlem sonrası yatış oranları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık vardır (p<0.01); komplike konvülziyonlarda gözlem sonrası yatış oranı anlamlı düzeyde yüksek olarak saptanmıştır.

Sonuç: İyi seyirli olarak belirtilen FK’ların yüksek oranda rekürrens göstermesi ve genel popülasyona göre yüksek epilepsi riski olması nedeniyle takip edilmesinin önemli olduğu görülmektedir.

Anahtar kelimeler: Ateş, konvülziyon, çocuklar

Araştırma 
Çocuk Dergisi 11(3):122-125, 2011
doi:10.5222/j.child.2011.122
Çocuk Nörologlarının Antiepileptik Tercihi: İstanbul Çocuk Nörolojisi Grubu Anket Çalışması

Burak Tatlı *, Barış Ekici *

ÖZET

Amaç: Çocuk nörologlarının ilaç tercihlerini anket çalışmasıyla ortaya koymak.

Yöntemler: Anket yenidoğan nöbetleri ve 10 farklı epileptik durum işaret eden vaka sunumlarını içermekteydi. Katılımcılardan bu durumlardaki ilk ilaç tercihleri, tedavi başarısızlığı durumunda ilaç ekleme veya ilaç değiştirme yaklaşımları sorgulandı.

Bulgular: Yenidoğan nöbetlerinde tüm katılımcılar ilk tercih olarak fenobarbitali seçmişlerdi. Valproik asit katılımcıların miyoklonik astatik epilepside % 100’ünün, foto sensitif epilepside % 85’inin, absans epilepside % 74’ünün, uykudaki elektriksel statusta % 73’ünün ilk tercih ettikleri ilaç olmuştu. Kompleks parsiyel nöbetlerde valproik asit, karbamazepin ve okskarbazepin eşit oranda tercih edilmişti.

Sonuç: Anket sonuçları çocuk nörologlarının fenobarbital, valproik asit ve karbamazepin gibi uzun yıllardır kullanılan antiepileptikleri daha çok tercih ettiklerini gösteriyor.

Anahtar kelimeler: Epilepsi, antiepileptik ilaç, çocuk nöroloğu

Vaka Sunumu 
Çocuk Dergisi 11(3):126-129, 2011
doi:10.5222/j.child.2011.126
Nadir Bir Herpes Virüs İnfeksiyon Formu Olarak Herpetik Dolama: Vaka Sunumu

İhsan Esen *, Ümmü Aydoğmuş *, Tuncer Gürler *, Fatma Demirel *, Can Naci Kocabaş *

ÖZET

Herpetik dolama herpes simpleks tip 1 veya tip 2’nin neden olduğu bir çeşit parmak infeksiyonudur. Çocuk ve ergenlerde ender görülen herpetik dolama, eritem ve ağrılı nonpürülan veziküler ile karakterizedir. Bakteriyel infeksiyonlar ile karıştığından sıklıkla yanlış tanı ve uygunsuz tedavilere neden olmaktadır. Doğru tanı ve uygun tedavi için çocuk hekimleri bu konuda bilgi sahibi olmalıdır. Ayrıca çocuk hekimleri muhtemelen her gün herpes simpleks virüsü ile enfekte birçok çocuğun oral salgısı ile temas etmektedir. Bu nedenle herpetik dolama sağlık personeli için bir mesleki risk olarak da akılda tutulmalıdır. Bu makalede herpetik dolama tanısı ile tedavi edilen dokuz aylık bir kız hasta sunulmuştur.

Anahtar kelimeler: Herpetik dolama, herpes simpleks virüs, çocuk

Vaka Sunumu
Çocuk Dergisi 11(3):130-132, 2011
doi:10.5222/j.child.2011.130
Brusellozun Ender Bir Komplikasyonu: 
Psödotümör Serebri

Yasemin KENDİR DEMİRKOL *, Nihal OLGAÇ DÜNDAR **, Metehan ÖZEN ***

ÖZET

Bruselloz tüm dünyada yaygın olup, nörobruselloz vakaları, merkezi ve periferik sinir sisteminin tutulumuna bağlı olarak çok farklı klinik bulgularla karşımıza gelebilmektedir. Vakalar, ender olarak artmış kafaiçi basıncı bulguları ile de başvurabilmektedir. Enfeksiyoz veya postenfeksiyoz durumların psödotümör serebriye neden olduğu bilinmektedir. On altı yaşında erkek hasta on gündür olan baş ağrısı ve çift görme yakınması ile başvurdu. Ailesinde pastörize edilmemiş süt içme öyküsü vardı. Sağ gözde dışa bakış kısıtlılığı izlendi. Yapılan tetkikler sonucu psödotümör serebri tanısı konularak asetazolomid başlandı. Bu vakanın, artmış kafaiçi basıncının aktif Brucella infeksiyonuna değil, postenfeksiyöz duruma bağlı olduğu kabul edilip tedavi verilmemesi nedeni ile sunulması amaçlanmıştır.

Anahtar kelimeler: Bruselloz, psödotümör serebri, merkezi sinir sistemi

Vaka Sunumu 
Çocuk Dergisi 11(3):133-137, 2011
doi:10.5222/j.child.2011.133
Metilmalonik Asidüri ve Prepilorik Perde Birlikteliği: Vaka Sunumu

Muhittin ÇELİK *, Emrah CAN *, Fatih BOLAT *, Sinan USLU *, Nihat SEVER **, Hasan ÖNAL ***

ÖZET

Metilmalonik asidüri (MMA) otozomal resesif kalıtımlı, Metilmalonil-CoA’nın, suksinil-CoA’ya dönüşemeyip metilmalonik aside hidrolize olması ile kanda, idrarda ve beyin omurilik sıvısında metilmalonik asidin yükselmesi ile karakterize metabolik bir hastalıktır. Üç günlük kız bebek şiddetli kusma, uykuya meyil ve solunum sıkıntısı yakınmaları ile acil polikliniğe getirildi. Fizik muayenesinde, % 12,3 tartı kaybı, ağır metabolik asidoz, pansitopeni ve hiperamoyemi tespit edildi. Amonyak düzeyinin yüksek olması, idrar organik asit ve açil karnitin incelemesi sonucunda metilmalonik asidüri düşünüldü. Karın grafisinde mide distaline geçişin olmadığı görüldü. Laparotomi sonucunda prepilorik perde saptandı. Kusma, metabolik hastalıklarda genellikle hastalığın ilk semptomudur, ancak ısrarcı kusmalarda mekanik nedenler de düşünülmelidir.

Anahtar kelimeler: Metilmalonik asidemi, prepilorik perde, yenidoğan


Vaka Sunumu 
Çocuk Dergisi 11(3):138-142, 2011
doi:10.5222/j.child.2011.138
Ender Embolik Fenomenler ile Seyreden İnfektif Endokardit Vakası

Yakup ERGÜL *, Edibe Pembegül YILDIZ *, Kemal NİŞLİ *, Ümrah AYDOĞAN *, Aygün DİNDAR *, Nur AYDINLI **, Rukiye Eker ÖMEROĞLU *

ÖZET

İnfektif endokardit çocukluk çağında ender olarak karşımıza çıksa da önemli bir morbidite ve mortalite nedeni olmaya devam etmektedir. Doğumsal kalp hastalıkları ve romatizmal kapak hasarları infektif endokardit için en önemli risk faktörleri olup, yapılan kardiyak cerrahi ve girişimsel müdahaleler riski daha da artırmaktadır. Hastalığın en önemli komplikasyonları konjestif kalp yetersizliği ve embolik fenomenlerdir. Bu makalede aort koarktasyonu nedeniyle balon anjioplasti yapıldıktan iki ay sonra akut iskemik inme nedeniyle başvuran ve endokardit tanısı alan 4 yaşında erkek hasta sunuldu. İzlemde tedavi altındayken septik embolilere bağlı parotit ve kas içi abse komplikasyonları da gelişti.

Anahtar kelimeler: İnfektif endokardit, inme, çocuk

Vaka Sunumu 
Çocuk Dergisi 11(3):143-146, 2011
doi:10.5222/j.child.2011.143
Doğumsal Dev Boyun Lenfanjiomunda Bleomisin Tedavisinin Etkinliği: Vaka Sunumu

Sinan Uslu *, Fatih Bolat *, Ali Bülbül *, Demet Demirkol **, Fatima Moustafa *, 
Çetin Vural ***

ÖZET

Lenfanjiom yenidoğan döneminde baş ve boyun bölgesinin en sık görülen konjenital kistik malformasyonlarındandır. Nörovasküler yapıların infiltre olduğu durumda eksizyonu zor ve nüks oranı oldukça yüksektir. Bu durumda en yaygın olan alternatif tedavi yöntemi intralezyonel sklerozan madde enjeksiyonudur. Bu makalede yenidoğan döneminde cerrahi eksizyon sonrası nüks eden konjenital dev boyun lenfanjiomunda, tek doz intralezyonel bleomisin uygulamasının etkinliği literatür bilgileri eşliğinde tartışıldı.

Anahtar kelimeler: Yenidoğan, lenfanjiom, bleomisin

2019

2018

2017

2016

2015

2014

2013

2012

2011

2010

2009

2008

2007

2006

2005

2004

2003

2002

Logos Tıp Yayıncılığı
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36
D.63-64 Gayrettepe 34349 Istanbul
 
Fax :
(212) 288 0541
(212) 288 5022
(212) 211 6185
  E-mail
logos@logos.com.tr
  Google Maps için tıklayın