Ana Sayfa ›› Dergiler ›› Çocuk Dergisi Aralık 2013 ›› Çocuk Dergisi Mart 2011


Çocuk Dergisi Mart 2011

http://www.cocukdergisi.org/
    

Çocuk Dergisi 11(1):1-4, 2011
doi:10.5222/j.child.2011.001
Çocuk Hastaların Hastane Yatışları Sırasında Gelişimlerinin Desteklenmesi

Gülsüm ATAY *, Zeynep ERAS **, İlgi ERTEM ***

ÖZET

Hastalık ve hastaneye yatış süreci çocukların gelişimini olumsuz etkileyen biyolojik ve psikososyal strese neden olmaktadır. Çocukların gelişiminin desteklenebilmesi için bu stresin azaltılması önemlidir. Yazımızda hastanede yatan çocukların gelişimlerini destekleyici yöntemler anlatılmaktadır.

Anahtar kelimeler: Hastanede yatan çocuk, gelişimin desteklenmesi, çocuk gelişimi, sağlık hizmeti

Çocuk Dergisi 11(1):5-13, 2011
doi:10.5222/j.child.2011.005
İlk Altı Ayda Anne Sütü ile Beslenmeye Etki Eden Faktörler

Fatih BOLAT *, Sinan USLU *, Güher BOLAT **, Ali BÜLBÜL *, Selda ARSLAN *, 
Muhittin ÇELİK *, Serdar CÖMERT *, Asiye NUHOĞLU *

ÖZET

Amaç: Anne sütüne başlama zamanına etki eden faktörlerin altıncı ayda sadece anne sütü ile beslenme üzerine etkilerinin incelenmesi.

Yöntemler: Çalışma Ocak 2009-Eylül 2009 tarihleri arasında yapıldı. Doğumdan sonra, sağlıklı bebekler 6. aya kadar aylık izlendi. Altıncı ayda sadece anne sütü ile beslenme durumu tek değişkenli ve çok değişkenli lojistik regresyon analizi ile değerlendirildi.

Bulgular: Çalışmaya 246 bebek alındı. Bebeklerin 140’ının (% 56.9) ilk bir saat içinde (erken emzirme), 106’ının (% 43.1) bir saatten sonra (geç emzirme) emzirildiği saptandı. Erken emzirmeye başlama oranının normal ve yüksek doğum tartılı bebek doğuranlarda, 500-2.000 TL arasında aylık geliri olanlarda, gebelikte emzirme eğitimi alanlarda, Doğu Anadolu kökenli ve eğitim seviyesi yüksek olanlarda daha fazla olduğu saptandı (p<0.05). Geç emzirmeye başlayanların üçüncü aydan sonra, ek beslenmeye daha fazla başladıkları görüldü. Bu fark 6. aya kadar anlamlıydı (p<0.05). Altı aylık olduğunda bebeklerin 130’u (% 52.8) sadece anne sütü alıyordu. Altıncı ayda sadece anne sütü ile beslenme oranı, erken emzirmeye başlayanlarda (RR: 1.8; % 95 güven aralığı: 1.1-3.1) ve gebelikte emzirme eğitimi alanlarda (RR: 1.7; % 95 güven aralığı: 1,05-2,9) daha yüksek, preterm doğuranlarda ise daha düşük (RR: 0.2; % 95 güven aralığı: 0.1-0,6) olarak bulundu.

Sonuç: Gebelikte verilen emzirme eğitimi hem erken emzirmeyi hem de emzirmenin devamlılığını sağlaması nedeniyle çok önemlidir. Emzirme eğitimi sayesinde ilk 6 ay sadece anne sütü ile beslenme oranları belirgin şekilde artmıştır.

Anahtar kelimeler: Anne sütü, emzirme, ilişkili faktörler

Çocuk Dergisi 11(1):14-18, 2011
doi:10.5222/j.child.2011.014 
Yenidoğanın Geç Başlangıçlı Sepsisi

Muhittin ÇELİK *, Emrah CAN *, Fatih BOLAT *, Serdar CÖMERT *, Ali BÜLBÜL *, Sinan USLU *

ÖZET

Amaç: Yenidoğan yoğun bakım ünitesine geç başlangıçlı sepsis tanısıyla yatırılan yenidoğanlarda kanıtlanmış sepsis ve klinik sepsis vakaları arasındaki farklılıkların değerlendirilmesi amaçlandı.

Yöntemler: Vakalar klinik sepsis ve kanıtlanmış sepsis olarak iki gruba ayrılarak prospektif olarak incelendi.

Bulgular: Çalışmaya 65 vaka dahil edildi. Vakaların 38’i klinik sepsis, 27’si kanıtlanmış sepsisti. Başvuru yakınmaları; vakaların 34’ünde (% 52.3) ateş, 6’sında (% 9.2) öksürük, 6’sında (% 9.2) beslenme intoleransı, 5’inde (% 7.7) huzursuzluk, 2’sinde (% 3.1) gözde şişlik, 2’sinde (% 3.1) sulu dışkılama, 2’sinde (% 3.1) morarma, 1’inde (% 1,5) kulakta akıntı, 1’inde (% 1.5) uykuya meyil ve 1’inde (% 1.5)vucutta kasılmaydı. İki grup arasında cinsiyet, tartı, boy, baş çevresi, anne eğitimi, anne yaşı, hastaneye getirilme zamanı ve antibiyotik duyarlılığı açısından fark saptanmadı (p>0,05). Ancak, gruplar arasında CRP düzeyi, pnömoni varlığı, hemokültürde üreme ve tedavi günü arasındaki fark anlamlıydı (p<0.05). Risk faktörü olarak vakaların 33 (% 51.5)’ünde hiperbilirubinemi, 20’sinde (% 30.8) maternal infeksiyon ve 33’ünde (% 51.5) annede sigara alışkanlığı öyküsü tespit edildi. Geç başlangıçlı sepsis vakalarında; lökositoz, akciğer grafisinde patolojik bulgu, Tam İdrar Tahlili (TİT) ve Beyin Omurilik Sıvısında (BOS) menenjit bulguları kanıtlanmış sepsis ile hafif düzeyde ilişki bulundu (r²=0,35). Vakalarda sepsis varlığının menenjit olasılığını 3,6 kat (GA 1,04-12,04) artırdığı saptandı.

Sonuç: Kanıtlanmış sepsis vakalarında laboratuvar testleri klinik sepsis vakalarına göre daha anlamlıdır, kanıtlanmış sepsisin menenjit olasılığını 3,6 kat arttırmaktadır.

Anahtar kelimeler: Yenidoğan, geç sepsis, infeksiyon, menenjit

Çocuk Dergisi 11(1):19-25, 2011
doi:10.5222/j.child.2011.019
Astım Tanısı Alan Beş-On Beş Yaş Arası Çocuklarda Anne Sütü ile Beslenme Süresi ve İnek Sütüne Başlama Zamanının Astım Gelişimi Üzerine Etkisi

Betül POLATDEMİR EMEK *, Lida GÜNEŞ BÜLBÜL *, Nazan ALTINEL *, Sami HATİPOĞLU *, Ali BÜLBÜL **

ÖZET

Amaç: Çalışmamızda 5-15 yaş arasındaki astım tanılı çocuklarda, anne sütü ile beslenme süresinin ve inek sütü başlama yaşının hastalık oluşumu üzerine olan etkisinin araştırılmasını amaçlandı. ?

Yöntemler: Hastanemiz astım polikliniğinde takip edilen, 5-15 yaşları arasında yakınmaları başlayan ve astım tanısı konulan hastalar (astım grubu, n: 120) ile aynı yaş grubunda astım dışı nedenlerle çocuk polikliniğe başvuran hastalar (kontrol grubu, n: 98) çalışmaya alındı. Her iki grupta anne sütü ile beslenme süresi, inek sütüne başlama yaşı, cinsiyet, ısınmada kullanılan yakıt türü, sigara kullanımı ve evde allerjen varlığı durumları aile görüşmesi yapılarak kaydedildi ve karşılaştırıldı. ?

Bulgular: Toplam anne sütü alma süresine göre gruplar arasında anlamlı farklılık bulunmadı. Astım grubundaki çocukların yalnızca anne sütü alma süreleri, kontrol grubundan anlamlı olarak uzundu (p: 0,002). Astım grubundaki çocukların inek sütüne, kontrol grubuna göre erken zamanda başladığı bulundu (p <0,001). Astım grubundaki anne ve babaların sigara kullanımı ile evde ısınma amacıyla kömür kullanılma oranının, kontrol grubuna göre anlamlı düzeyde yüksek olduğu saptandı (sırasıyla p: 0,001 ve p: 0,04).

Sonuç: Astım bronşiyale üzerine anne sütü ile beslenmenin toplam süresinin etki etmediği, ancak erken başlanan inek sütünün yatkınlık yarattığı görüldü. Yalnızca anne sütü ile beslenmenin altı aya tamamlanmasının inek sütüne başlama yaşının geciktirilmesinin 5-15 yaşları arasında ortaya çıkan astım bronşiyale riskinin azaltılması açısından önemli olduğu belirlendi.

Anahtar kelimeler: Anne sütü, çocukluk çağı astım, inek sütü


Çocuk Dergisi 11(1):26-28, 2011
doi:10.5222/j.child.2011.026
Uzun Süreli Total Parenteral Beslenme Sonrası Wernicke Ensefalopatili Bir Vaka Sunumu

Mustafa KÖMÜR *, Gökhan GÜNDOĞDU **, Dinçer AVLAN **, Çetin OKUYAZ *

ÖZET

Wernicke ensefalopatisi, tiamin eksikliğine bağlı gelişen akut nörolojik bir durumdur. Klinik olarak ataksi, oftalmopleji ve bilinç bozukluğu ile karakterizedir. Alkolizm ve ciddi malnutrisyon en sık nedenler arasında olmakla birlikte uzun süreli parenteral beslenme sonucu da görülebilir. Bu makalede apandektomi operasyonu sonrası dönemde tiamin desteği olmaksızın uzun süreli total parenteral beslenme alan, taşikardi, horizontal nistagmus, ataksi ve bilinç bulanıklığı gelişen ve tiamin tedavisine yanıt veren Wernicke ensefalopatili bir vaka sunulmuştur.

Anahtar kelimeler: Dismotilite, total parenteral nutrisyon, Wernicke ensefalopatisi

Çocuk Dergisi 11(1):29-31, 2011
doi:10.5222/j.child.2011.029
Non-Ketotik Hiperglisinemi: Vaka Sunumu

Mehmet MUTLU *, Yakup ASLAN *, Berna SAYGIN *

ÖZET

On sekiz günlük erkek bebek; hareketlerinde azlık, emmeme, havale geçirme ve ciddi apne nedeni ile ünitemize sevk edildi. Alınan öyküsünden, yakınmaların üç günlük iken başladığı öğrenildi. Laboratuvar analizlerinde; amonyak yüksekliği, hipoglisemi, ketozis ve asidoz gibi metabolik hastalığı düşündüren bulgular gözlenmedi. Tandem mass spektrometrik incelemesinde, plazma glisin seviyesinin yüksek olduğu saptandı. Beyin omurilik sıvısı/plazma glisin oranı 0.115 idi. Hastaya non-ketotik hiperglisinemi tanısı konuldu. Bu vaka, ender görülen ve rutin tarama testleri ile tanınması güç olan non-ketotik hiperglisineminin tanı ve tedavi yaklaşımlarını vurgulamak amacı ile rapor edildi.

Anahtar kelimeler: Yenidoğan, non-ketotik hiperglisinemi, metabolik hastalık


Çocuk Dergisi 11(1):32-35, 2011
doi:10.5222/j.child.2011.032
Hipofosfatemik Raşitizm ile Gelen Herediter Tirozinemili On Beş Yaşında Erkek Hasta: Ender Bir Vaka Sunumu

Murat SÜTÇÜ *, Ayşe KILIÇ **, Emin ÜNÜVAR **, Nelgin GERENLİ ***, 
Muhammet Serdar CANTEZ ***, Işıl ÖZER ****, Fatma OĞUZ **, Müjgan SIDAL **, 
Gülden GÖKÇAY ****, Özlem DURMAZ ***

ÖZET

Tirozinemi, tirozin aminoasidi metabolizmasındaki herediter bozukluktur Herediter tirozineminin çeşitli klinik formları olmakla birlikte, en sık tip 1 herediter tirozinemi diğer adıyla hepatorenal tirozinemi görülür. Bu durum tirozin aminoasidinin yıkımından sorumlu fumaril asetoasetat hidrolaz enzim defektinden kaynaklanır. Ön planda etkilenen organlar karaciğer, böbrek ve sinir sistemidir. Böbrekte tubulopati sonucu fanconi sendromuna neden olarak hipofosfatemik raşitizme yol açabilir. Bacaklarda eğrilik ve yürümede güçlük yakınması ile başvuran ve herediter tirozinemi tanısı alan ender bir vaka sunulmuştur.

Anahtar kelimeler: Herediter tirozinemi, hipofosfatemik raşitizm, fanconi sendromu

Çocuk Dergisi 11(1):36-38, 2011
doi:10.5222/j.child.2011.036
Akut Romatizmal Ateşte Görülen Ender Bir Ritim Bozukluğu: Supraventriküler Taşikardi

Yakup ERGÜL *, Hülya MARAŞ *, Kemal NİŞLİ *, Ümrah AYDOĞAN *, Aygün DİNDAR *, 
Rukiye EKER ÖMEROĞLU *

ÖZET

Akut Romatizmal Ateş (ARA) seyrinde en sık I. derece atriyoventriküler blok olmak üzere farklı türlerde ritim ve ileti bozuklukları görülebilmektedir. Çoğu bradiaritmi olan bu bozukluklar kapak tutulumundan bağımsız görünmekte ve genellikle akut dönemle sınırlı seyretmektedir. Bu makalede gezici poliartrit ve kardit nedeniyle ARA tanısı alan ve izleminin ikinci gününde supraventriküler taşikardi atağına giren 14 yaşında bir kız hasta sunuldu. İntravenöz adenozin ile durdurulan atak antiinflamatuvar tedavi ve sonrasında yinelendi.

Anahtar kelimeler: Romatizmal ateş, supraventriküler taşikardi, çocuk


Çocuk Dergisi 11(1):39-42, 2011
doi:10.5222/j.child.2011.039
Hipohidrotik Ektodermal Displazi ve Gastroözofageal Reflü Hastalığı: Vaka Sunumu

Hipohidrotik Ektodermal Displazi ve Gastroözofageal Reflü Hastalığı: Vaka Sunumu

ÖZET

Ektodermal displaziler ektodermal orijinli dokuları etkileyen bozukluklardır. Hipohidrotik Ektodermal Displazi (HED) X’e bağlı resesif geçiş gösteren, ender görülen herediter bir hastalıktır. Vakalarda ter bezlerinin kısmi veya tam kaybı, dental anomaliler ve hipotrikozla birlikte tipik bir yüz görünümü mevcuttur.

Gastroözofageal Reflü (GÖR) gastrik içeriğin özofagus içine hareketidir. GÖR, semptomatik olur, yaşam kalitesini etkiler ve morbiditeye neden olursa Gastroözofageal Reflü Hastalığı (GÖRH) olarak tanımlanır.

Bu vaka HED olan hastalarda GÖRH’nın gözardı edilmemesi için sunulmuştur.

Anahtar kelimeler: Ektodermal displazi, gastroözofageal reflü, çocuk

2019

2018

2017

2016

2015

2014

2013

2012

2011

2010

2009

2008

2007

2006

2005

2004

2003

2002

Logos Tıp Yayıncılığı
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36
D.63-64 Gayrettepe 34349 Istanbul
 
Fax :
(212) 288 0541
(212) 288 5022
(212) 211 6185
  E-mail
logos@logos.com.tr
  Google Maps için tıklayın