Ana Sayfa ›› Dergiler ›› Çocuk Dergisi Aralık 2013 ›› Çocuk Dergisi Eylül 2010


Çocuk Dergisi Eylül 2010

http://www.cocukdergisi.org/
    

Çocuk Dergisi 10(3):110-115, 2010
doi:10.5222/j.child.2010.110
Çocuklarda Öksürük

Tayfur GİNİŞ *, Mahmut DOĞRU *, Serap ÖZMEN *, İlknur BOSTANCI **

ÖZET

Öksürük, akciğerleri aspirasyondan koruyan, hava yolarındaki sekresyonların atılmasını sağlayan ve solunum hastalıklarında sık görülen semptom olan korucuyucu bir reflekstir. Çocuklarda öksürük nedenleri, öksürük süresi, prezentasyonu ve alta yatan nedenler yönünden erişkinlerden farklıdır. Bu makalede güncel bilgiler eşliğinde çocuklarda öksürüğün önemi incelenmiştir.

Anahtar kelimeler: Öksürük, çocuk, tanı

Çocuk Dergisi 10(3):116-121, 2010
doi:10.5222/j.child.2010.116
Dokuz Ay - 8 Yaş Arası Çocuklarda Hepatit B Seroprevalansı ve Aşılanma Durumları

Burçin NALBANTOĞLU *, Ayşin NALBANTOĞLU **, Nihan Uygur KÜLCÜ **, Aysu SAY ***

ÖZET

Amaç: Sağlık Bakanlığı’nın Hepatit B aşısını rutin aşı takvimine dahil etmesinden sonra, bu tarihten sonra doğan çocuklarda Hepatit B seroprevalansı ve aşılanma durumlarını belirlemeyi amaçladık.

Yöntemler: Vaka grubu hastanemiz çocuk kliniğine getirilen, daha önce hiç sarılık geçirmemiş, kronik bir hastalığı bulunmayan, hiç kan transfüzyonu almamış 302 çocuktan oluşturuldu. Ayrılan serumlarda HBsAg, Anti HBsAg testleri mikroElisa sistemi ile çalışıldı. Hastalara sosyoekonomik düzeyleri ile ilgili sorular soruldu ve aşılanma durumları aşı kartlarına göre belirlendi.

Bulgular: HBsAg pozitifliği: % 1.0 olarak saptandı. Anti- HBsAg pozitifliği: 9 ay-3 yaş arası % 90.4, 3-5 yaş arası % 89.5, 5-8 yaş arası ise % 73.0 olarak saptandı, genel anti-HBsAg pozitifliği ise % 83.1 olarak bulundu. Hepatit B aşılanma durumu: En az 3 doz aşı yapılma oranı 9 ay-3 yaş arası % 88.47, 3-5 yaş arası % 89.48, 5-8 yaş arası ise % 72.96 olarak saptandı.

Sonuç: Bulgular değerlendirildiğinde yaşla beraber aşılanma oranlarının azaldığı, anti HBsAg değerlerinin düştüğü saptandı. Ancak, Hepatit B aşısının rutin aşı takvimine girmesinden önce yapılan çalışmalarla karşılaştırıldığında Hepatit B aşılanma durumu ve anti-HBsAg değerlerinin anlamlı derecede arttığı, HBsAg pozitifliğinin ise anlamlı olarak azaldığı saptandı. Bu bakımdan aşı programının aynı şekilde devam etmesi ve hastaların bu konuda bilinçlendirilmesi zorunludur.

Anahtar kelimeler: Hepatit B, seroprevalans, aşılanma durumu, çocuklar

Çocuk Dergisi 10(3):122-125, 2010
doi:10.5222/j.child.2010.122
Diyabetik ve Diyabetik Olmayan Annelerden Doğan Makrozomik Bebeklerde Neonatal Morbidite

Şükran YILDIRIM *, Zeynep İNCE **, Asuman ÇOBAN **, Sait DURMUŞ ***, Atalay DEMİREL *. Gülay CAN **

ÖZET

Diyabetik ve Diyabetik Olmayan Annelerden Doğan Makrozomik Bebeklerde Neonatal Morbidite

Amaç:Annesi diyabetik olan makrozomik bebeklerle, annesi diyabetik olmayan makrozomik bebeklerin erken neonatal sorunlarını karşılaştırmak.

Yöntem: Son 3 yılda hastanemizde doğan, doğum ağırlığı ?4000 g olan 220 bebeğin dosyası retrospektif olarak incelendi. Veri eksikliği olan bebekler çalışma dışı bırakıldı (n=61). Diyabetik annelerden doğan 63 bebeğin ve diyabetik olmayan annelerden doğan 96 bebeğin dosyaları incelendi (n=159). Annelerin yaşı, gravida ve paritesi, doğum şekli; bebeklerin gestasyonel yaşı, cinsiyeti, antropometrik ölçümleri, doğum travması sıklığı, kordon kan gazı değerleri, Apgar puanı, solunum sorunları, hipoglisemi, polisitemi, tedavi gerektiren hiperbilirubinemi varlığı, patolojik kilo kaybı olup olmadığı ve hastanede yatış süreleri kaydedildi. İstatistiksel değerlendirme Windows SPSS programı ile yapıldı. P<0.05 olması anlamlı kabul edildi.

Bulgular: Diyabetik grupta gravidanın daha yüksek (2.8’e 2.2), paritenin benzer olduğu görüldü. Gestasyonel yaş (39’a 39 5/7) ve pH (7.29’a 7.31) diyabetik grupta daha düşük, hematokrit ( %59’a %56) daha yüksekti. Patolojik tartı kaybı diyabetik olmayan grupta daha fazlaydı (%42’ye %27) . Diyabetik grupta hipoglisemiye daha sık rastlandı (%31’e %15). Diğer değişkenler açısından gruplar arasında fark yoktu.

Sonuç: Diyabetik annelerden doğan makrozomik bebeklerde hipoglisemi, diyabetik olmayan annelerden doğan makrozomik bebeklerle karşılaştırıldığında, daha sıktır. Ancak diyabetik olmayan annelerden doğan makrozomik bebeklerde de normal doğum ağırlığı ile doğan bebeklere göre hipoglisemiye daha sık rastlanmaktadır. Diğer komplikasyonlar açısından her iki grup arasında fark bulunamamıştır. Bu nedenle annenin diyabet durumuna bakılmaksızın tüm makrozomik bebeklerde benzer izlem ve tedavi ilkeleri uygulanmalıdır.

Anahtar kelimeler: Neonatal morbidite, makrozomi

Çocuk Dergisi 10(3):126-132, 2010
doi:10.5222/j.child.2010.126
Renal Hiperkalsiürili Çocuklar ve Ebeveynlerinde Hipertansiyon Riski

Dicle ŞENER *, Şeyma EKMEKÇİ **, Ahmet NAYIR ***, Sema CANTEZ ****

ÖZET

Amaç: Hiperkalsiürili çocuklar ve ebeveynlerinde sessiz seyreden hipertansiyon riskini araştırmak.

Gereç ve Yöntem: Hiperkalsiüri tanısıyla takipli, 3-10 yaş arası 20 çocuk ve ebeveynleri çalışmaya kabul edildi. Çocukların ve ebeyenlerinin 24 saatlik arteriyel kan basınçları holter cihazı ile ölçüldü. Vakaların böbrek fonksiyon testleri, serum elektrolitleri, serum alkalen fosfataz, kalsiyum, fosfor, parathormon, osteokalsin, kalsitriol düzeyleri, idrar kalsiyum/kreatinin, 24 saatlik idrar kalsiyum atılımları incelendi. Çocukların ve ebeyenlerinin kemik yoğunluk ölçümleri yapıldı.

Bulgular: Çocuklar sistolik kan basınçlarına göre; %15 hipertansif, %60 prehipertansif; diyastolik kan basınçlarına göre %30 prehipertansif bulundu. Annelerin %15’i prehipertansif, babaların da %10’u hipertansif, %40’ı prehipertansifti. Çocuklarda hipertansiyon riskinin, hiperkalsiüri derecesinden bağımsız olarak arttığı görüldü. Hiperkalsiürili çocuklarda ve ebeveynlerinde, kemik yoğunlukları incelendiğinde babaların femur boynu kemik mineral yoğunlukları ile gündüz ortalama sistolik, sabah erken ortalama sistolik, sabah erken ortalama diyastolik kan basınçları arasında negatif yönde ilişki saptandı. Hipertansiyon ve kemik metabolizması arasındaki bu ilişki, çocuklarda osteokalsin düzeyleri ile desteklendi.

Sonuç: Hiperkalsiüri sistemik bir hastalık olarak kabul edilmeli, hastalar hipertansiyon ve osteoporoz riski açısından da yakından izlenmelidir.

Anahtar kelimeler: Hiperkalsiüri, hipertansiyon, osteoporoz, osteokalsin, kalsiyum, fosfor, sodyum, urolithiazis


Çocuk Dergisi 10(3):133-138, 2010
doi:10.5222/j.child.2010.133
Kliniğimizde 2010 Kış-Sonbahar-Yaz Döneminde Yatırılarak İzlenmiş Boğmaca Vakalarının Sunumu

Selda HANÇERLİ TÖRÜN *, Bahar BUDAN ÇALIŞKAN *, Nuran SALMAN **, Lütfiye ÖKSÜZ ***, Ayper SOMER **, Nezahat GÜRLER ****

ÖZET

Amaç: Çocuk infeksiyon servisinde 2010 yılı şubat-temmuz döneminde boğmaca tanısı yatırılarak izlenmiş, hastaların epidemiyolojik verilerinin sunulması amaçlanmıştır.

Gereç ve Yöntem: Şubat 2010-Temmuz 2010 tarihleri arasında İstanbul Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları polikliniklerine boğmaca benzeri klinik tablo ile başvurmuş ve yatırılmış 26 hastanın tümünden nazofarenks sürüntü örneği alındı. Bu örnekler Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı laboratuvarında gerçek zamanlı  polimeraz zincir  reaksiyon  (RT-PCR) yöntemi kullanılarak B.pertussis açısından tarandı.

Bulgular: On iki hastada (% 46) boğmaca PCR pozitif saptandı. En küçük hasta 40 günlük, en büyük hasta 28 aylık (ort. 7 ay) idi. Hastaların % 50’si (n=6) kız, % 50’si erkek (n=6) idi. Hastaların başvuru tarihlerinin çoğunlukla mayıs ve haziran aylarında olduğu saptandı. Hastaların lökosit ve lenfosit sayıları sırasıyla 7.200-43.000/mm3 (ort. 17.200±11.700/mm3) ve 3.200-36.000/mm3 (ort. 11.310±9.500/mm3) idi. İki hastanın CRP değeri > 5 mg/dL’nin üzerindeydi. Kalan hastaların tümümünde CRP negatif saptandı. Boğmaca tanılı vakalar ile aile içinde temas eden bireylerde en az 2 hafta süren öksürük olup olmadığı sorgulandı. Üç hastanın babasında, 4 hastanın annesinde, 2 hastanın hem anne hem babasında, 3 hastanın da kardeşinde öksürük öyküsü mevcuttu. On sekiz aylık bir hasta derin apne nedeni ile mekanik ventilatör desteği aldı. Üç aylık bir diğer hasta da tedavi bitiminden 2 hafta sonra hemiparezi ile acil polikliniğimize başvurdu ve akut dissemine ensefalomiyelit (ADEM) tanısı aldı. İki aylıktan küçük olmaları nedeniyle 3 hastaya henüz DBT (difteri-boğmaca-tetanos) aşısı yapılmamıştı. Beş hastada tek doz, iki hastada 3 doz, 2 hastada dört doz DBT yapıldığı öğrenildi.

Sonuçlar: Boğmaca aşısı rutin aşı programında yer almasına rağmen,boğmaca  halen önemli bir sağlık sorunu olmaya devam etmektedir İlk aylarında bebeğin boğmacaya yakalanmaması için bebeğin  annesi, babası, kardeşi ve bebeklerle teması olan diğer kişilerin boğmacaya karşı bağışıklıklarının tam olması gerekir.

Anahtar kelimeler: Boğmaca, DBT aşısı

Çocuk Dergisi 10(3):139-143, 2010
doi:10.5222/j.child.2010.139
Romatolojik Acil (Yumuşak Damak Felci) Gelişen Jüvenil Polimiyozit ve Diğer Jüvenil Polimiyozit ve Dermatomiyozit Vakaları

Müferet ERGÜVEN *, Mehtap HAKTANIR ABUL **, Mehmet MALÇOK **, Asuman KIRAL ***, Elif ÖZTÜRK **, Yasemin AKIN ****

ÖZET

Dermatomiyozit ve polimiyozit çocukluk çağında en sık görülen inflamatuvar kas hastalıklarındandır. Çocuklarda nadir olarak görülmesine karşın ciddi morbidite ve mortalite nedenidir. Son yıllardaki tedavi için pek çok yeni ilaç geliştirme çabaları ve yeni ilaçlarla ilgili çalışmalar yayınlanmakta ise de, tedavisinde diğer romatolojik hastalıklarda kullanılan ilaçlar ve onkolojik ilaçlar kullanılmaktadır. Kliniğimizde izlenen vakalarımız, Ender olarak görülmelerine karşın morbiditesi ve mortalitesi ağır olan bu hastalıkları hatırlatmak, tüm özellikleriyle tartışmak ve seyirleri sırasında romatolojik acil bir durum gelişebileceğini vurgulama amacıyla kliniğimizde izleyenenen vakalar  sunuldu.

Anahtar kelimeler: Juvenil polimiyozit, juvenil dermatomiyozit, romatolojik acil

Çocuk Dergisi 10(3):144-148, 2010
doi:10.5222/j.child.2010.144
Fraser Sendromlu Bir Vaka Sunumu

Dilek DİLLİ *, H. Gözde KANMAZ *, Ş. Suna OĞUZ *, Uğur DİLMEN **

ÖZET

Fraser sendromu kriptoftalmus, kulak ve burun anomalileri, kütanöz sindaktili, larengeal, renal ve genital anomalilerle karakterize otozomal resesif geçişli ender görülen bir hastalıktır. Bu makalede, bilateral kriptoftalmus, basık burun kökü, hipoplastik burun ve kulaklar, mikrostomi, bifid uvula ve yarık damak, larengeal stenoz, sindaktili, kuşkulu genital yapı, perineal fistül ve anal atrezi saptanan bir erkek vaka sunuldu. Bu bulgulara ek olarak vakamızın fetal ultrasonografisinde infantil tip polikistik böbrek saptandı. Fenotipik özellikleriyle Fraser sendromu tanısı konulan vaka literatürler ışığında tartışıldı.

Anahtar kelimeler: Fraser sendromu, kriptoftalmus, sindaktili, kuşkulu genitalya

Çocuk Dergisi 10(3):148-151, 2010
doi:10.5222/j.child.2010.148
Çocukta Romatolojik Acil Bir Durum: Akut Bilinç Değişikliği ile Başvuran Bir Henoch Schönlein Vakası

Müferet ERGÜVEN *, Mehmet MALÇOK **, Öznur YILMAZ ***

ÖZET

Henoch Schönlein Vasküliti (HSP) artrit, artralji, karın ağrısı, gastrointestinal kanama ve glomerülonefrit ile karakterize çocukluk çağında en sık görülen lökositoklastik vaskülittir. Merkezi Sinir Sistemi (MSS) tutulumu ender görülen komplikasyonlarından birisidir. Ani bilinç kaybı, konvülziyon ile başvuran altı yaşındaki HSP’li kız hastamız, acil romatolojik bir vaka olması nedeniyle sunuldu. Yapılan görüntüleme yöntemleri ile HSP’nin MSS tutulumunun geliştiği tespit edilen hasta, 3 ay önce HSP geçirmiş ve oluşan böbrek tutulumu nedeniyle steroid ve siklofosfamid tedavisi almıştı. Acilen 3 gün ardışık yüksek doz intravenöz steroid tedavisi uygulanan hasta, yatışının ikinci haftasında şifa ile taburcu edildi.

Anahtar kelimeler: Henoch Schönlein Vasküliti, Merkezi Sinir Sistemi Vaskuliti, nörolojik tutulum

Çocuk Dergisi 10(3):152-155, 2010
doi:10.5222/j.child.2010.152
Topikal Steroide Bağlı İyatrojenik Cushing Sendromu

Veysel Nijat BAŞ *, Semra ÇETİNKAYA **, Sebahat YILMAZ AĞLADIOĞLU *, 
Havva Nur PELTEK KENDİRCİ *, Zehra AYCAN **

ÖZET

Topikal steroidler diyaper dermatit gibi birçok deri hastalığının tedavisinde dermatologlar ve doktorlar tarafından yaygın olarak kullanılmaktadır. Burada yalnızca 3 gün gibi kısa sürede güçlü topikal steroid (diflukortolon valerat) kullanımı sonucu Cushing sendromu gelişen 4 aylık erkek hasta sunulmuştur. Bölgesel obezite yakınması olan hastalarda Cushing sendromunun bulguları ve sütçocukluğu döneminde topikal steroid reçete edilirken doktorların dikkatli olmasını, kremin kullanım şekli ve süresinin anlatılmasının önemini vurgulamaya çalışılmıştır.

Anahtar kelimeler: Topikal steroid, iyatrojenik Cushing sendromu

Çocuk Dergisi 10(3):156-158, 2010
doi:10.5222/j.child.2010.156
Puberte Gecikmesinin Bir Nedeni: Boş Sella Sendromu

Ayhan ABACI *, Aydın ÇELİK **, Zülfikar AKELMA ***, Zekai AVCI ***, Cem Hasan RAZİ ***, 
Osman ÖZDEMİR ***

ÖZET

On dört yaşında kız hasta meme gelişiminin olmaması ve adet görmeme nedeniyle başvurdu. Bazal hormonal değerlendirme sonuçları hipogonadotropik hipogonadizm ile uyumluydu. Over ve uterus volümleri prepubertal boyutlarda ve karyotipi 46 XX olarak saptandı. Hipogonadotropik hipogonadizm etiyolojisi nedeniyle yapılan hipofiz görüntülemesinde boş sella saptandı. Bu vaka sunumu ile puberte gecikmesiyle başvuran kız hastalarda hipogonadotropik hipogonadizm ayırıcı tanısında özellikle boş sella sendromu olmak üzere organik patolojilerin göz önüne alınması gerekliliğini ve bu vakalarda görüntüleme çalışmalarının önemini vurgulamak istedik.

Anahtar kelimeler: Gecikmiş puberte, hipogonadotropik hipogonadizm, boş sella sendromu

2019

2018

2017

2016

2015

2014

2013

2012

2011

2010

2009

2008

2007

2006

2005

2004

2003

2002

Logos Tıp Yayıncılığı
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36
D.63-64 Gayrettepe 34349 Istanbul
 
Fax :
(212) 288 0541
(212) 288 5022
(212) 211 6185
  E-mail
logos@logos.com.tr
  Google Maps için tıklayın